Dört İncil Yazarı Yortusu vesilesiyle, 17 Ekim Cumartesi günü, Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi’nde dinî törenler yapıldı Hagop Cololyan-Siruni’nin “ Hasta, Dahi Delikanlı” adlı Ermenice kitabının tanıtım töreni düzenlendi. Tören, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan’ın himayelerinde gerçekleşti. Şair Misak Medzarents’in hayatına eserine adanmış olan çalışma, uzun yıllar önce Beyrut’ta dergide tefrika edilmişti. Kitap olarak Yerevan’ Antares Yayınevi tarafından yayımlanan çalışmayı, Amerika’ yaşayan filolog tarihçi. Vartan Matteosyan İstanbul Patrikhanesi ruhanilerinden filolog. Der Narek Değirmenciyan yayına hazırladı. Peder. Der Narek Değirmenciyan " Hasta, Dahi Delikanlı" kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirdik.
Siz Getronagan Lisesinin öğrencilerindensiniz. Okul döneminizden Misak Medzarents hakkında neler duymuştunuz? Hayatından hiç etkilendiniz ?
Getronagan’daki okul yıllarımda, edebiyat ders kitabımız ‘Nor Tankaran’ Medzarents’ten ‘Kulübe’ şiiri vardı; onu okur, ezberlerdik. Elbette herkesçe bilinen ‘Sirerk’ini (Aşk Şarkısı) tanırdık onu söylerdik. Böylece Medzarents gençliğimizde hem okumayla hem şarkıyla hep yanımızdaydı. Ancak edebiyatıyla asıl derin tanışıklığım üniversite yıllarında. dönemde sonelerine dair çalışma yaptım. Medzarents, söylemek gerekir ki, en iyi sone şairlerimizden biridir. Şiirlerindeki duygusal zenginliğin yanı sıra, çalışma bana sanatının titizliğini gösterdi: sözcük seçiminde, imge kurmada şiirsel biçimi işlemede büyük ustaydı.
Peki hayatından etkilendim ? Genç olduğunuzda, kadar kısa hayatla kadar unutulmaz mirasla karşılaşıp etkilenmemek neredeyse imkânsızdır. Hastalığın erken ölümün gölgesinde böyle güzelliği yaratabilmiş, neredeyse yaşıtınız genç, kaçınılmaz olarak sizi duygulandırır. Yıllar geçtikçe ise duygu derinleşir; şiirlerinde ne kadar çok hayat, ışık insanlara duyulan şefkat bulunduğunu daha iyi hissetmeye başlarsınız.
Bugün ise din adamı olarak, kısa hayatta bize verilen zamanın lütufların değerini hissetmeye çağıran davet görüyorum. Medzarents’i okumak, aldığımızı nasıl işlediğimizi başkalarına ne aktardığımızı düşünmeye yöneltiyor. Onun durumunda aktarım hâlâ sürüyor.
Hagop Cololyan-Siruni hakkında ilk kez şey okuduğunuzda, okuduğunuz neydi?
Siruni’nin adını elbette dört ciltlik ‘Bolis Rolü’ (İstanbul Rolü) çalışmasından biliyorduk. Ancak bugün ondan okuduğum ilk yazının hangisi olduğunu belirlemek. Şahsı eseriyle daha derin tanışıklığım yine üniversite yıllarında. dönemde onu Azadamard’ın yazarlarından biri, özellikle edebî sohbetleriyle tanınan Esayan Mezunlar Birliği’nin kurucularından biri genel olarak dönemin edebî hayatının önemli simalarından biri olarak tanıdım.
tanışıklık, ‘Navasard’ dergisine adadığım bitirme tezi sayesinde özel seyir kazandı; derginin iki editöründen biri oydu, diğeri ise Taniel Varujan’dı. Dolayısıyla Siruni’yle karşılaşmam araştırma çalışmasına bağlandı: Derginin doğmasını sağlayan ortamı, edebî sanatsal arayışları, editörlerin hedeflerini anlamak gerekiyordu.
çalışma sırasında Siruni’nin portresi edebî hayatın içinde etkin olan, inisiyatif alan örgütleyen aydın olarak önümde yavaş yavaş belirdi: ‘Bolis Rolü’nün yazarında tarihçinin yanı sıra, çağdaşlarıyla birlikte kültürümüzün geleceğini düşünen geleceğe hizmet eden işe girişen genç yazarı görüyordum.
durum, Siruni’nin sonraki yazılarını değerlendirmek için önemli. Varujan’dan, Medzarents’ten ya dönemin edebî hayatından söz ederken, dünyayı içeriden tanıyan biri olarak konuşuyor. Sayfalarında araştırmacının bilgisi, katılımcının görgü tanığının belleğiyle birleşiyor. Tanıklıklarını benim için özellikle değerli kılan şey, ikisinin buluşmasıdır.
Benim için belleği korumaya yönelik çalışma aynı zamanda minnettarlık ifadesidir. Bizden önce yaşamış yaratmış insanlara karşı borcumuz var; adlarını anmanın yanı sıra bıraktıklarını tanımalı yaşatmalıyız. Siruni’nin kitabını yayına hazırlarken borç duygusunun elbette payı.
" Hasta, Dahi delikanlı"ya, yani Misak Medzarents’in yaşam öyküsüne baktığınızda ne hissediyorsunuz?
Medzarents’in hayatına baktığımda önce derin hayıflanma hissediyorum. kadar genç yaşta yaşamdan kesilmiş, içinde henüz dile gelmemiş pek çok imkân taşıyan hayat. Şunu düşünüyorsunuz; zaman ona biraz daha cömert davransaydı, edebiyatımıza daha neler verebilirdi! Ancak bıraktığı eseri okudukça hayıflanmaya hayranlık eşlik ediyor. kadar kısa sürede, diliyle, müziğiyle hayata bakışının kendine has biçimiyle bütünlüklü şiir dünyası yaratabilmiş.
Beni en çok etkileyen, ruhunun açık kalmasıdır. Hastalık, hasret ona yöneltilen eleştiriler onu bütünüyle kendi acısına kapatabilirdi. Ama şiirlerinde öyle aydınlık tutkusu, insanlara duyulan şefkat başkasına yararlı olma özlemi var ki! ‘Kulübe’ olma arzusu ya ‘Ver bana, Rab, bencil olmayan sevinci!’ yakarışı bakımdan beni derinden etkiler. Kendisi bakıma teselliye muhtaçken, başkası için sığınak sevinç olmak istiyor.
rahip olarak duruşta, yakınımıza duyulan Hıristiyan sevgisiyle derin akrabalık hissediyorum. Kendi acısında bile başkasının acısını görmek, onun sevincini dilemek büyük ruhsal olgunluk ister. Medzarents’in dizelerini okurken kendime, başkası için teselli edici varlık olmayı ne ölçüde başarabildiğimi soruyorum. Böylece şiiri bana kişisel sorgulama vesilesi veriyor.
nedenle Medzarents’in hayatı benim için aynı zamanda içsel büyüklüğün tanıklığıdır. Acısı gerçektir, ama acının içinde sevme yeteneği yaşamaya devam. Onu düşündüğümde hayranlığıma minnet karışıyor. Kısa ömründen bize ulaşan hâlâ içimizde şeyleri değiştirebilecek olan güzellik şefkat.
Kitapta, 1900’lerin başında Abdülhamid’in baskı rejimi altında faaliyet gösteren Ermeni eğitim ocakları anlatılıyor. konuya biraz değinebilir miyiz?
Siruni eğitim ocaklarını onları içeriden tanıyan biri olarak anlatır. Abdülhamid istibdadı koşullarında, korkunun, sansürün jurnalcilik havasının Ermeni hayatı üzerine çöktüğü dönemde okullar, zihinsel ruhsal soluk alınan hayati yerlerdi. Orada dil edebiyat öğrenmenin yanı sıra gençler halklarının geçmişini tanıyor, kültürüne bağlanıyor ne yapmaları gerektiğini düşünmeye başlıyorlardı.
Siruni, Berberyan’ı, Mıkhitaryan okullarını özellikle Getronagan’ı. Getronagan hakkında anlattıklarında çok dikkat çekici ayrıntı vardır. Resmî müfredat kitaplarının yanında, öğrencilerin ceplerinde dolaşan tür gizli kütüphane. Yurt dışından gelen kitaplar gazeteler elden ele geçiyordu. görüntü, neslin zihinsel susuzluğu hakkında çok şey söyler. Dış baskı, okuma, öğrenme daha geniş dünyayla iletişim kurma arzusunu söndürememişti.
Medzarents ortamda yetişti. Siruni, Getronagan’ı onun ‘ruhsal beşiği’ olarak adlandırır. Okul ona eğitim, arkadaş çevresi ilk edebî denemelerini geliştirebileceği ortam verdi. Hastalık nedeniyle eğitimine ara verdikten sonra okulla arkadaşlarıyla bağını sürdürdü. durum, eğitim kurumunun gencin iç dünyasında ne kadar derin yer tutabileceğini gösterir.
Getronagan’ın eski öğrencisi, Ermenice öğretmeni din adamı olarak benim için sayfalar, bugüne yöneltilmiş soru içeriyor. Okullarımız tür zihinsel merak yaratma arzusunu uyandırmada ne ölçüde başarılı oluyor? Siruni’nin anlattığı koşullar ağırdı, ama koşullarda bile Ermenice kitaba, eğitime kültürün gücüne inanmış öğretmenler öğrenciler vardı. Onların emeğinin meyvelerinden biri kuşkusuz Medzarents’ti. miras bizim için gurur olduğu kadar sorumluluktur.
Eğitimin sorumluluğunun ruhsal yüzü vardır. Gence bilgi aktarmanın yanında, vicdanını geliştirmesine, başkasının onuruna saygı duymasına yeteneklerini hizmete dönüştürmesine yardımcı olmalıyız. bakımdan okul kilise arasındaki canlı iş birliğini çok önemli görüyorum. Çocuklarımızın, aynı anda sorular sorabilecekleri, köklerini tanıyabilecekleri, iman deneyimi yaşayabilecekleri cemaatin sevilen sorumlu üyeleri olduklarını hissedebilecekleri ortamlara ihtiyacı.
Biraz ‘Masis’ten söz edelim. ‘Masis’ neydi? Süreli yayın dergi günlük gazete ? Kimler yazdı?
‘Masis’, İstanbul Ermeni basınının en önemli uzun ömürlü süreli yayınlarından biriydi. 1852’ Garabet Ütücyan tarafından kuruldu 1908’e kadar yayımlandı. Uzun yayın hayatı boyunca haftalık, günlük aylık olmak üzere farklı periyotlarda çıktı. Dolayısıyla sorunun cevabı, hangi dönemden söz ettiğimize bağlıdır. Medzarents’in edebî faaliyet yıllarında ‘Masis’ edebî haftalık gazeteydi.
Sayfalarında farklı yıllarda edebiyatımızın önemli isimleri yazılarıyla yer aldı: Baronyan, Zohrab, Odyan, Sibil, Demirciyan, Haruthunyan daha niceleri. Bunlardan bazıları editör olarak yayın sorumluluğunu üstlendi.
Medzarents açısından ‘Masis’in ayrı önemi. Şiirleri orada yayımlandı genç yazar, okuruyla orada buluşma fırsatı buldu. Siruni süreli yayına katkıda bulundu. Ancak sonraları aynı ‘Masis’, Yenovk Armen Paylak’ın rolüyle Medzarents’e yöneltilen saldırıların başlıca sahnelerinden biri olacaktı.
İşte Siruni karmaşık tarihi anlatıyor. Büyük edebî mirası olan süreli yayın, tarihinin belirli evresinde yeni yeteneği anlamayabilir, hatta ona karşı haksız davranabilir. Ama evre ‘Masis’in bütün emeğini gölgelememeli. Sayfalarını bugün karıştırdığımızda edebiyatımızın oluşumunu, keşifleri, arayışları çelişkileriyle görüyoruz.
Önceki hafta sonu Büyükdere’ Surp Badarak Ayini'ni icra ettiniz Misak Medzarents Hagop Cololyan-Siruni için ayin- i ruhani duaları gerçekleştirdiniz. Siruni’nin ‘ Hasta, Dahi Delikanlı’ kitabının tanıtımı gerçekleşti. Nasıl geçti?
Büyükdere’ çok sıcak başarılı gün geçirdik. Dört İncil Yazarı Yortusu vesilesiyle Surp Badarak ayini düzenledik, ardından Medzarents Siruni’nin ruhları için dua ettik. Sonrasında, Ermeni Kültür Haftası vesilesiyle, Büyükdere Kilisesi Yönetim Kurulunun girişimiyle, Patrik Hazretleri’nin yüksek himayesindeki yeni kitabın tanıtım etkinliği gerçekleşti.
Dualar sırasında yazarlarımızı, dirilişin umuduyla Tanrı’nın merhametine emanet ettik. Ardından onların sözünü dinledik emekleri için şükranımızı ifade ettik. buluşma, aldığımız mirası yaşatmak gelecek nesillere aktarmak yönündeki sorumluluğumuzu düşünmek için vesile.
Benim için özellikle sevindirici olan, katılanların ilgisi Boğaz’ın uzak mahallesindeki kilise salonunda oluşan samimi, sıcak atmosferdi. Şair Zareh Khırakhuni’nin 100. yıl dönümü vesilesiyle Ermenistan’dan gelen edebiyatçı akademisyen konuklar bizimleydi varlıkları araya gelişimize ek sıcaklık kattı.
Tanıtım sırasında Siruni’nin tanıklığının değerini anılarında ortaya çıkan canlı Medzarents’i sunmaya çalıştım. Edebî söze şiir okuma, solo şarkı ayrıca katılanların içten konuşmaları eşlik.
Benim için günün en güzel yanı, birliktelik samimi katılımdı. Gönüllü mugannilerden, şiir okuyanlara dinleyicilere kadar herkes payına düşeni getirdi. Sanırım tür buluşmaların asıl değeri burada. Kitap, insanların araya gelmesine, yazarlarımızın sözünü dinlemesine onlarla bağlarını yenilemesine vesile oluyor.
tür etkinliklerin kiliselerimizin çevresinde gerçekleşmesini çok önemli buluyorum. Kilise her şeyden önce Tanrı’yla buluşmanın, duanın kutsal sırların mekânıdır. ruhsal yaşam, birbirimizle ilişkilerimizde sürmelidir: birbirimizi dinleyerek, gözeterek, birbirimizden öğrenerek birlikte yaratarak.
İşte kiliselerimiz yüzden vazgeçilmezdir. Orada insan acısını sevincini Tanrı’nın huzuruna getirebilir yanında dua eden, şefkatle ilgilenen insanlar bulabilir. Özellikle küçülen mahalle cemaatlerimiz için varlık hayatidir. Kilisenin kapısını açık tutmak, aynı zamanda böyle hayatı sürdürme taahhüdüdür: sorumluluğu hepimiz ıyoruz. Din adamı, mahalle sorumlusu, muganni, ebeveyn Büyükdere’deki gün bize, herkes katkısını getirdiğinde nasıl sıcaklık oluşabileceğini gösterdi.