Kamu kurumlarını hedef alan fidye yazılımı saldırıları, 2026’nın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 91 artarak 132 vakaya ulaştı. Comparitech araştırmasına göre saldırı sayısı ikinci çeyrekteki 90 vakadan üçüncü çeyrekte 132’ye yükselirken dünya genelinde kamu kuruluşları günde ortalama 1,4 saldırıyla karşı karşıya kaldı. Artan tehditler, kurumların veri yedekleme sistemlerini güçlendirmesini, saldırı sonrası kurtarma planları hazırlamasını olası veri ihlallerini gecikmeden duyurmasını gündeme taşıdı.

Comparitech Verileri Kamu Kurumlarına Yönelik Tehdidin Büyüdüğünü Gösteriyor

Siber güvenlik araştırma şirketi Comparitech’in verileri, kamu kurumlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 2026’nın üçüncü çeyreğinde belirgin biçimde arttığını ortaya koydu. Şirketin tiği saldırı sayısı, ikinci çeyrekte kaydedilen 90 vakadan üçüncü çeyrekte 132 vakaya çıkarak üç aylık dönemde yüzde 47 artış gösterdi. Geçen yılın aynı dönemiyle yapılan karşılaştırma ise saldırı hacmindeki yükselişin yüzde 91’e ulaştığını gösterdi.

Comparitech Veri Araştırmaları Başkanı Rebecca Moody, kamu kuruluşlarının sahip olduğu veriler hizmetlerin kesintiye uğramasının yaratabileceği sonuçlar nedeniyle siber saldırganlar açısından cazip hedefler arasında yer aldığını belirtti. Fidye yazılımı saldırıları, kurumların sistemlerini şifreleyerek hizmetleri durdurabiliyor; saldırganlar çaldıkları verileri fidye talebinde bulunmak veya daha sonra kötüye kullanmak için değerlendirebiliyor.

Moody, saldırı sayısındaki yükselişin tüm kamu kuruluşlarını kapsayan risk yönetimi yaklaşımını gerekli kıldığını vurguladı. Daha önce saldırıya uğramış olsun ya olmasın, küçük belediyelerden büyük devlet kurumlarına kadar hiçbir kuruluşun tehdide karşı tamamen güvende kabul edilemeyeceğini ifade.

Comparitech’in kaydettiği 132 saldırının 41’i ABD’deki kamu kuruluşlarını hedef. ABD’deki saldırı sayısı, önceki karşılaştırma dönemine göre yüzde 78 yükseldi. Almanya ise en fazla saldırıya uğrayan ülkeler arasında ikinci sırada yer. Veriler, fidye yazılımı tehdidinin belirli ülkeyle sınırlı kalmadığını farklı bölgelerdeki kamu hizmetlerini etkilediğini ortaya koydu.

Saldırıların etkisi yalnızca sistemlere erişimin kesilmesiyle sınırlı kalmadı. Angola’daki devlet telekomünikasyon şirketi Unitel, fidye yazılımı saldırısının ardından üç hafta boyunca hizmet kesintisi yaşadı. ABD’nin Coweta kentinde hizmetlerin yeniden sağlanması iki hafta sürdü. İspanya’daki Collado Villalba Belediyesi ise sistemleri yeniden devreye almak için hafta boyunca günde 16 saatlik çalışmalar yürüttü.

ABD’nin Merrimack County bölgesindeki kurumlar ise düzenli veri yedekleri sayesinde fidye ödemeden ciddi hizmet kesintisinin önüne geçebildi. örnek, saldırıların ardından sistemleri yeniden çalışır hâle getirmek için güncel güvenilir yedeklerin kritik rolünü gösterdi.

Fidye yazılımı saldırılarının maliyeti, kamu kurumlarının karşılaştığı önemli risk olarak öne çıktı. Comparitech’in araştırmasına göre saldırganların talep ettiği ortalama fidye miktarı 500 bin doların üzerinde kaldı. Beaver County Behaviour Health adlı kuruluş ise kimliği açıklanmayan saldırganlara 175 bin dolar ödeme yaptı.

Bazı saldırılarda talep edilen tutar çok daha yüksek seviyelere çıktı. ABD’deki Anne Arundel County, saldırganların 2 milyon dolarlık fidye talebiyle karşılaştı ancak tutar ödenmedi. Rhysida adlı fidye yazılımı grubuyla ilişkilendirilen saldırıda saldırganlar, kurumdan 2,6 terabayt veri çaldı. Çalınan bilgiler arasında tıbbi kayıtlar, Sosyal Güvenlik numaraları bordro verileri gibi hassas bilgiler yer.

Anne Arundel County’deki olay, kurumun son buçuk yıl içinde yaşadığı ikinci fidye yazılımı saldırısı olarak kayda geçti. Comparitech’in aktardığı bilgilere göre Şubat 2025’teki ilk saldırıdan etkilenen kişilere gönderilmesi gereken resmî bildirim mektupları ancak yakın zamanda ulaştırıldı. Geciken bildirimler, kişisel bilgileri çalınan kişilerin dolandırıcılık girişimlerine karşı zamanında önlem almasını zorlaştırabiliyor.

Comparitech, kamu kurumlarının fidye yazılımı saldırılarına karşı hazırlıklarını yalnızca sistemleri yeniden çalıştırma hedefiyle sınırlamaması gerektiğini belirtti. Kurumların düzenli yedekleme yapması, saldırı sonrasında hangi sistemlerin hangi sırayla kurtarılacağını önceden belirlemesi olası veri hırsızlığını planın temel unsurlarından biri olarak kabul etmesi gerekiyor.

Rebecca Moody, saldırıların büyük bölümünde verilerin çalınmış olabileceği varsayımıyla hareket edilmesini önerdi. Kurumların olayın ardından etkilenen kişileri zamanında bilgilendirmesi, kişisel bilgilerin dolandırıcılık amacıyla kullanılmasına karşı alınabilecek önlemler açısından önem taşıyor. Verilerin çalınmadığı daha sonra kesinleşirse ilk uyarı geri çekilebiliyor; ancak aylar sonra yapılan bildirim, karanlık ağda dolaşıma girmiş kişisel bilgilerin yaratabileceği riskleri azaltmakta yetersiz kalabiliyor.

Kamu kurumları açısından önümüzdeki dönemin önceliği, saldırı gerçekleşmeden önce hazırlık yapmak kadar saldırı sonrasında şeffaf hızlı hareket etmek olacak. Fidye yazılımı vakalarının artması, teknik yedekleme çözümlerinin yanı sıra olay müdahale süreçlerinin, veri ihlali bildirimlerinin vatandaşların kişisel bilgilerini korumaya yönelik uygulamaların güçlendirilmesini gerektiriyor.