Artı Gerçek - 4 Kasım 2016’ HDP’nin eş genel başkanları, milletvekilleri belediye başkanlarının tutuklanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Tutuklanan isimlerden Figen Yüksekdağ, İlke TV’den Sevda Çetinkaya yaptığı söyleşide geceyi, tutuklamaların Türkiye siyasetinde yarattığı kırılmayı Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürecin bugünkü aşamasını değerlendirdi.
Yüksekdağ, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başlayan 4 Kasım tutuklamalarıyla yeni aşamaya geçen süreci “apoletsiz darbe” olarak nitelendirdi. dönem “Bugün bize, yarın herkese” dediklerini hatırlatan Yüksekdağ, “Cehennemin kapısı açılıyor dedik, maalesef haklı çıktık. Bazıları duydu, çoğunluğu duymadı” diye konuştu.
OHAL döneminde başlayan operasyonların bugün sürdüğünü belirten Yüksekdağ, baskı hukuksuzlukların muhalefetin farklı kesimlerine yayıldığını söyledi. “Bunun başlangıcı dokunulmazlıkların kaldırılması 4 Kasım darbesidir”.
'İLK DÜŞÜNDÜĞÜM ŞEY ‘DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ’ OLDU'3 Kasım’ı 4 Kasım’a bağlayan gece gözaltına alınmasını beklediğini anlatan Yüksekdağ, kapısının saat 01.00’i geçtikten sonra çalındığını söyledi. Siyasi linç kampanyasının, kara propagandanın parti yöneticileri üyelerine yönelik gözaltıların yaklaşan müdahalenin işaretleri olduğunu belirtti.
Polisler eve geldiğinde ilk düşündüğü şeyin “Direne direne kazanacağız” olduğunu söyleyen Yüksekdağ, gözaltına alınırken sözleri yüksek sesle dile getirdiğini aktardı.
“Biz neyi mücadele etmeden, direnmeden kazandık ki” diyen Yüksekdağ, “Bugün barış hakkını kazanmak için bile direnmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Tutukluluğunun ne kadar süreceğine ilişkin hiçbir zaman süre biçmediğini belirten Yüksekdağ, yaşananların hayallerini ortadan kaldıramadığını söyledi:
“Ben hâlâ hayal kuruyorum. Sokakta kime sorsanız en darda olanı bile hayal kuruyordur. Bizim hayallerimizi öldüremediler. Beni 10 yıl boyunca ayakta tutan.”
'SOMUT ADIMLAR ATILMASI GEREK'Ağustos ayından yana süreci nasıl değerlendirdiği sorulan Yüksekdağ, Abdullah Öcalan’ın sürecin başından beri “buzkıran rolü” oynadığını kendi sözünün arkasında durduğunu söyledi.
Süreçte donma yaşandığı yönündeki değerlendirmelere işaret eden Yüksekdağ, başta Cumhur İttifakı olmak üzere bütün muhatapların sözlerinin arkasında durması somut adımlar atması gerektiğini belirtti.
Çerçeve yasanın kabul edilmesinin ardından atılan adımları sorgulayan Yüksekdağ, “ boş çerçevenin içini doldurmak için neden bekleniyor?” diye sordu. Yasanın koordinasyon kurullar olmadan anlamlı olup olmayacağını gündeme getiren Yüksekdağ, Barış Siyasallaşma Kurulu’nun henüz çalışmaya başlamamasını eleştirdi.
Yüksekdağ, sürecin ilerlemesi için yanıt bekleyen soruları şöyle sıraladı:
“Kurullar olmadan çalışmaya başlamadan, ‘beni uygulayamazsın’ diyor AİHM AYM kararları neden uygulanmıyor? Kayyımlar neden çekilmedi? Cezaevlerindeki hasta mahpuslar, politik tutsaklar neden serbest kalmıyor? Gazeteciler neden hâlâ tutuklanıyor?”
'BARIŞIN AKLI İRADESİ KADINDIR'31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara’ düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansına gönderdiği mesajın kendisi için önemli olduğunu belirten Yüksekdağ, cezaevinde İlke TV’yi izleyemediklerini dile getirdi. İstedikleri kanalı izleyebilmek için süredir talepte bulunduklarını söyleyen Yüksekdağ, cezaevindeki gündelik ihtiyaçların dahi mücadele gerektirdiğini ifade.
Konferansı kadınların yan yana gelerek çoğalması mücadeleyi genişletmesi açısından önemli başlangıç olarak değerlendiren Yüksekdağ, kadınların barış demokratik toplum mücadelesindeki rolüne dikkat çekti:
“Barışın demokratik toplumun kurucu aklı iradesi kadındır.”
dinamiğin yaşamın bütün alanlarında kolektifleşmesi gerektiğini belirten Yüksekdağ, mahallelerden fabrikalara, atölyelerden okullara sokaklara uzanan mücadele çağrısı yaptı.
Dışarıdaki insanlara mesajı sorulduğunda ise Yüksekdağ, herkesin bugüne geleceğe güvenle bakmasını istedi:
“Kendi gücümüzün farkında olalım, kopmayalım. Bütün gadre uğrayanlar, ezilenler, itirazı olanlar… Ne kadar bağ kurabilirsek, çukurdan kadar hızlı çıkabiliriz.”