Röportaj: Firdevs Aktaş Ünüvar

Dededen Dedektif: Dikkat, Dünya Çıkabilir, macerası ele aldığı konularla okurken keyif aldığım, aynı zamanda üzerine düşündüğüm kitap. Hikâyenin başında karakterlerle tanışmak, maceraya daha kolay katılmamı sağladı. Olaylar başladığında kimin kim olduğunu bilmek, karakterleri meyi onlarla bağ kurmayı kolaylaştırıyor. Çocukların hikâyeye başlamadan önce karakterleri tanımasının, serüvene daha rahat eşlik etmelerine yardımcı olacağını düşünüyorum.

Dünya haritasının kaybolmasıyla başlayan macera; yapay zekâ, uzay dünyayı kurtarma fikriyle çocukların hayal gücünü harekete geçiriyor. Çocuklar olayların peşinden giderken uzay, haritalar dünyamız hakkında yeni bilgilerle karşılaşıyor. Bilginin hikâyeye doğal biçimde yerleştirilmesini özellikle sevdim. Çocukların karavanlarda sürdürdüğü kamp hayatı dikkatimi çeken ayrıntılardandı. Elektriklerini güneş panellerinden sağlamaları, sularını kuyudan almaları, tarım yapmaları hayvanlarla iç içe yaşamaları, doğayla uyumlu hayatı görünür kılıyor. Tüketimin öne çıktığı dönemde üretmenin, doğayla uyum içinde yaşamanın sahip olduklarımızın kıymetini bilmenin önemini çocuklara göstermek çok değerli.

anne çocuk kitabı okuru olarak, kitabın çocuğun kalbinde ne bıraktığını önemsiyorum. hikâyede sevgi, arkadaşlık, yardımlaşma, dayanışma hoşgörü güçlü biçimde hissediliyor. Çocukların zor durumda kalan arkadaşlarının yanında durması birlikte çözüm araması kitabın etkileyici yanlarından.

Dünyayı kurtarma fikri, kitabın üzerinde düşündüren taraflarından. Okurken insanın aklından “Keşke gerçekten uzay gemisi gelse dünyayı kurtarsa,” diye geçiyor. Belki hikâyenin hatırlattığı şey, dünyayı korumak için birilerinin gelip bizi kurtarmasını beklememek; bunu kendi seçimlerimiz davranışlarımızla mümkün kılabileceğimiz.

Benim için kitap, hayal gücünü genişleten, çocuklara yeni bilgiler sunan sevgi, dayanışma doğaya karşı sorumluluk duygusunu öne çıkaran keyifli macera.

‘Çocuklara yaşamsal ihtiyaçlara ulaşmanın zor olmadığını göstermek istedim’

Dededen Dedektif – Dikkat Dünyaya Çıkabilir’ sevgi, arkadaşlık dayanışma önemli yer tutuyor. Özellikle çocukların zor durumlarda birbirlerine destek olması dikkat çekiyor. değerleri hikâyenin merkezine yerleştirmenizin özel nedeni var mıydı?

Evet, elbette… Dayanışma toplum değerlerinin içinde çok önemli yer tutar. Yalnız tüm karakterlerin her konuda hemfikir olduklarını göstermez. Tam tersine, birbirinin zıttı karakterler her ne kadar farklılık gösterseler ortak paydada buluşabilir uzlaşıya varabilirler. toplum içinde öğrenilen duruş. Gerçekçi, yapaylıktan uzak… Çocuklar tür kurgulara denk geldiklerinde ilişkileri açısından ister istemez sanal laboratuvarın içinde buluyorlar kendilerini. Hikâyenin gözlemcileri daha sonra takipçileri oluyorlar.

Çocukların karavanlarda yaşaması, enerjilerini güneş panellerinden sağlamaları, tarım hayvancılıkla iç içe olmaları oldukça dikkat çekici. Tüketimin öne çıktığı günümüzde çocuklara böyle yaşam biçimi sunmak istemenizin nedeni neydi?

Açıkçası ben kampçıyım. Doğa iç içe olmak insanı sağaltıyor. Orada yaşamaya çalışmıyor insan. Oranın koşullarına ayak uyduruyor. Derler ki, okul önce öğretip sonra sınav yaparken, tabiat önce sınav yapıyor sonra öğretiyor yolla öğrendiklerimiz içselleşiyor. Yargılamadan adapte olmayı öğretiyor tabiat. Bunun ötesinde dediğiniz gibi tüketmemeyi, boş yere harcamamayı kendi kendine yetmeyi gösteriyor kamp hayatı. Ayrıca paranın tanrılaştığı günümüzde çocuklara kendilerini ekolojik yaşama bıraktıklarında yaşamsal ihtiyaçlara ulaşmanın kadar zor olmadığını göstermek istedim. Karavan konusu serinin sonraki kitaplarında daha çok yer alacak. Şimdilik sadece başlangıç.

Kitapta dünyanın geleceğine ilişkin önemli uyarılar bulunuyor. Özellikle dünyanın yaşanması zor yer hâline gelebileceğine dikkat çekiyorsunuz. Sizce dünyamızı korumak için neleri değiştirmeliyiz?

Hepsini yazmaya kalksam bitmez sanırım. Ama çok kısa cevabı var bunun. İnsan kendisini evrende merkeze koydu rasyonalite her şeyin üstesinden gelebileceğini düşündü. Oysa tarih bunun tam tersini gösterdi. İnsan evrenin sadece parçası, hakimi değil. Değiştirmemiz gereken kendini öncelikli sayan insan artık merkezde olmadığını anlamalı. Kitaptaki harita ilgili olaylar zinciri aslında bunu konu alıyor.

‘İmge, nesnel bağlılaşım kahramanın deneyimlediği aşamalar, bunlar uyumlu hareket etmeli’

Dünya haritasının kaybolmasıyla başlayan macera nasıl ortaya çıktı? Haritanın hikâyede kadar önemli rol üstlenmesinin özel nedeni var ?

Elbette. önceki soruya verdiğim cevabın sonunda konuya hafiften göz kırpmıştım, detaylandırayım: kitapta haritalar insanların farkında olmadan kendilerini nasıl evrenin merkezine koyduklarını gösteriyor. Dili merkeziyetçi bakış açısıyla üretiyoruz. Sözgelimi, “Uzak Doğu” sözü grup insanı merkeze koyup diğerlerini ötekileştiren söylem içeriyor. Japon biri kendisine “Ben Uzak Doğuluyum.” demez hiçbir zaman. Ama söylemini Avrupa merkezli haritadan yaratmış kültür kavramı sorgulamadan kullanır. Harita meseleyi kurguya taşımam için çok uygun sembol.

harita fikri aslından benim üniversitede verdiğim dersin kısmından ortaya çıktı. Merkez kavramını yapı söküm teorisi incelerken harita örneği kullanıyordum. Buradan esin geldiği şüphesiz. Hatta daha geriye gidersek, İlber hoca (İlber Ortaylı) Topkapı Sarayı’nın müdürüyken kendisiyle yayınevinin kitap gazetesindeki köşem için röportaj yapmıştım. Burada Mercator’un Avrupa merkezli haritası hakkında konuşmuştuk. “meyen gider kendi haritasını yapar,” demişti konuşmanın yerinde. Sanırım bunun etkisi.

Kitabın başında karakterleri kendilerine özgü özellikleriyle tanıyoruz. Özellikle Furkan’ın haylaz meraklı kişiliği dikkat çekiyor. Karakterlerinizi oluştururken nelerden ilham aldınız?

Kısaca gözlem diyebilirim. Çocukluğumdan yaşıma kadar tanıdığım insanlar hatta romanlardaki kurgu karakterler… Bunların hepsi benim için birer Mesela, romanımda Taşbaş Teyze adında karakter.strong>Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır adlı romanındaki karaktere gönderme. Furkan karakteri için tek karakterden esinlendiğimi söyleyemem. daha çok arketipsel karakter. Her sınıfta onun gibi çocuk.

Uzay, yapay zekâ haritalar gibi pek çok konu hikâyenin içinde yer alıyor. Çocuklara yeni bilgiler sunarken maceranın sürükleyiciliğini korumak için nelere dikkat ettiniz?

Öncelikle güncel konu çocukların ilgisi için gayet uygun zemin hazırlıyor. Yapay zeka karakterin olması mesela aktüel boşluğu kapatıyor. Bunun dışında maceranın sürekliliğini korumak için açıkçası Joseph Campell’ın kahramanın yolculuğu adlı yapısal kuramından yararlandım. Birçok eser, yazar farkında olsa olmasa yoldan geçiyor gerçi ama akademik araştırmalarım beni kuramla çok önceleri tanıştırmıştı.

Her ne kadar yazarların kendilerine has kalemi olsa yapısal anlamda kurguyu diri tutabilmek için elimizdeki malzemeler bellidir. Ironi, imge, nesnel bağlılaşım kahramanın deneyimlediği aşamalar, bunlar hep uyumlu hareket etmeli. Bilgiyi aktarmanın dozu. Sınırı biraz aşsanız didaktik kurguyla karşı karşıya kalırsınız. Yazarken hikayenin kendisine odaklanıyorum. Bilgi onun içinde eriyor. Derinlerde yerde olaylar örgüsüyle beraber geliyor.

Gizemi geçmişten gelen karakter

Uzay gemisindekilerin dünyaya zarar vermek yerine onu kurtarmaya çalıştığını öğreniyoruz. Hikâyedeki beklenmedik gelişmeyi kurgularken nasıl düşünceden yola çıktınız?

Mevcut, basmakalıp, klişeleşmiş olguları tepetaklak etmeyi çok seviyorum. Ayrıca buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Insan çok kolay “öteki” yaratıyor. Dışlama, yargılama, etiketleme peşi sıra geliyor. “Uzaylı eşittir zarar veren” imgesini kırmak istedim. İlk kıran ben değilim elbette ama dünyaya yardım için gelmeleri olayı biraz daha ileri götürüyor sanki. arada biz onlar için uzaylıyız, bunu unutmayalım.

Müdür Hamsi, ismi hikâyesiyle kitabın en eğlenceli karakterlerinden. karakteri oluştururken gerçek hayattan esinlendiniz ? Kitaptaki isimlerin özel hikâyeleri var ?

karakter için gerçek karakter hem yok hem. Genelde öğrenciler müdür gibi otoriteyi temsil eden karakterleri kendi aralarında eleştirirler. Yeri gelince dalga geçerler. Bilinçaltlarında otoriteye karşı direniş olarak okurum. Haliyle benzeri karakterler arketipsel örnektir. Çok ilgi çeker tür karakterler. Hayatın içinden karakterlerdir. Gerçektirler.

Ayrıca isimlerin karakterlerle uyumlu olmasına özen gösterdim. Komik karakterin ismi komik olursa bütünlüğü sağlarım diye düşündüm. isimlerde özeni gösterdim. Mesela Adem Yazero… Adem ilk insana gönderme yaparak yapay zekanın ilk olduğunu vurguluyor. Yazero kitapta açıklandığı gibi Yapay Zeka Robotu sözünün ilk hecelerinden oluşuyor. Dededen Dedektif ise aliterasyon yani ses yinelemesi akılda kalsın istedim. Gizemi geçmişten gelen karakter fonetik olarak estetik. Umarım olmuştur.

Dededen Dedektif’in macerası devam edecek ? Yeni kitapta Furkan’ı, Dededen Dedektif’i karakterleri neler bekliyor? Okurlarınıza küçük ipuçları verebilir misiniz?

Kesinlikle edecek. Bundan sonraki kitaplarda farklı türlerin ögelerini denemek istiyorum. Mesela sonraki korku içerikli olabilir. Karavan kampını işlemek istiyorum. Ama önce romanın sonunda yaşanan beklenmedik olayı çözümlememiz gerek. Şimdilik kadar ipucu vereyim.