Andrei Tarkovsky’nin sinema okulundan mezuniyet projesi olarak çektiği The Steamroller and the Violin (Katok i skripka), adamın ileride ne devasa estetik inşa edeceğinin adeta küçük taslağı, ilk fragmanı. Koca koca Tarkovsky filmlerine dalmadan önce yönetmenin saf, dokunulmamış sinema dilini görmek için şahane durak.
Sokakların Arasında Keman Sesi Sınıf SınırlarıFilm bize ilk bakışta Moskova’nın gri, inşaat halindeki sokaklarında geçen tatlı dostluk hikayesi gibi görünür. tarafta elinde kemanıyla her gün ezbere disipline, sokaktaki zorbalara direnmeye çalışan narin çocuk Sasha; tarafta kocaman, kaba saba yol silindiriyle asfaltı ezen işçi Sergey.
İlk başta ikisi tamamen zıt dünyalardan geliyor gibi durur. Sasha’nın dünyası üst sınıf sanat disiplini, kibir korunaklı çocukluk provasıdır; Sergey’in dünyası ise sokağın tozu, emeğin sertliği hayatın ta kendisidir. Ama Tarkovsky aradaki duvarı çok doğal yerden eritir. Sergey koca silindirin içinden çıkıp Sasha’ya kol kanat gerdiğinde, aralarındaki yaş farkı sınıf farkı uçup gider. İkisi aslında büyük şehrin içinde kendi alanlarında sıkışıp kalmış iki ruh gibidir.
Daha ilk işinde bile adamın derdinin düz hikaye anlatmak olmadığını hemen çakıyorsun. Şehrin gri, kasvetli, yıkılıp yeniden yapılan sokakları arasında geçen sahnelerde bile görsel şiirsellik kendini gösteriyor. Güneşin asfaltın üzerindeki yansımaları, su birikintileri, rüzgârın sokaklardaki hareketi… Tarkovsky kamerayı sıradan kayıt cihazı gibi değil, adeta tuval gibi kullanıyor.
Özellikle Sasha’nın mahalledeki çocuklarla olan ilişkisinde küçük kız çocuğuna hava atmaya çalışıp bozulguna uğradığı sahnelerde hayatın tatlı, acı-tatlı doğallığı. Ne yapay dram var ortada ne gözümüze sokulan mesaj; hayat akıp gidiyor, onlar akıntının içinde birbirlerine tutunuyorlar.
Masalsı Final Gerçeğe DönüşGünün sonunda akşam olur, hayatın acı gerçeği kapıyı çalar Sasha’nın annesi onu eve çağırır. Ayrılış anındaki hüzün çok gerçektir. Ama Tarkovsky filmi kuru gerçekçilikle bitirmez; Sasha’nın hayalinde (ya rüyasında) koca yol silindirinin arkasından neşeyle koştuğu, gökyüzüne doğru süzüldüğü masalsı finalle noktalar.
The Steamroller and the Violin, ustanın ellerini ısıtma turu gibi görünse insanın içini ısıtan, sinemanın sihirli dilini küçük masala çeviren enfes ilk.