Her şey 1970'lerin ortalarında, Ermenistan Komünist Gençler Birliği ya kısa adıyla Ermenistan Komsomol lideri Stepan Poğosyan’ın vizyoner fikriyle başladı. Sovyet cumhuriyetlerinde, gençlerin tanışıp fikir alışverişinde bulunması amacıyla birer "Gençlik Sarayı" yükseliyordu. Klişelere meydan okuma projesi Artur Tarhanyan, Spartak Haçikyan Hraç Poğosyan’a emanet edildi. Mimarlar, şehir plancısı Alexander Tamanyan'ın Yerevan ana imar planının kuzey sınırındaki Kanaker Tepesi'ni seçtiler. Şehre amfitiyatro açısıyla yukarıdan bakan dominant tepedeki inşa için gerekli fon doğrudan Moskova'dan tahsis edildi.

İnşaat parça parça ilerledi kapılarını açtığı 1979 yılında tüm SSCB’nin diline düştü. silindirik kulenin fütüristik hatlarına bakıp ona sevecenlikle "Kukuruznik/Mısır Koçanı” adını koydu. Sovyet modernizminin dünyadaki en özgün şaheserlerinden biri kabul edilen yapı, mimarlarına SSCB'nin en prestijli ödüllerinden Komsomol Lenin Birlik Ödülü'nü (Всесоюзная премия Ленинского комсомола) getirirken, New York’ta basılan seçkin mimarlık kitaplarında yer buldu.

Saray, gençlerin buluşabileceği sempozyum festivaller düzenleyebileceği, spor yapıp bünyesindeki otelde konaklayabileceği çok işlevli merkezdi. İçindeki yaşam, dönemin katı Sovyet sınırlarının ötesinde, özgür vaha gibiydi. 18. kattaki kendi ekseni etrafında saatte tam tur dönen kafesi, şehri 360 derece izlemek isteyenlerin sıra beklediği cazibe merkeziydi. Olimpik yüzme havuzu 1980'lerde Ermeni rock hareketinin kalbinin attığı "Ayas" rock kulübüyle kompleks, gençliğin kahkahalarıyla çınlıyordu. Üstelik fütüristik dans alanı, tüm Sovyetler Birliği’nin resmi olarak tescillenen ilk yasal diskoteği yerli yabancı gençlere sabahlara kadar özgürce dans ettikleri mekandı.

Binanın içi ise anlamda canlı müzeydi. Bar kısmında heykeltıraş Mıgırdiç Mazmanyan'ın "Adem Havva" heykeli, bekleme salonunda Tom Gevorgyan'ın "Bahar" heykeli yer alıyordu. Kompleks, Armine Kalents'in Ermenistan ruhunu tuvale döken duvar resimleri, Neli Asatryan'ın ince işlenmiş duvar halıları, Martin Zakaryan'ın ışık oyunları saçan vitray pencereleri Zorik Stepanyan'ın oyduğu ahşap Ermenistan haritasıyla süslenmişti. Ne yazık ki binanın yıkımıyla birlikte paha biçilemez sanat eserlerinin akıbeti karanlığa gömüldü.

Estetiğin zirvesinden felaketin karanlığına

Gençlik Sarayı’nın içindeki yaşam tam zarafet senfonisiydi. Geniş fuayede gazete kitap okuyan, modern sanat sergileri seyreden, restoranlarda Yerevan’a kuş bakışı bakan gençlerin kendilerine ait eviydi Kukuruznik. Alt kattaki nikah salonunda ise genç çiftler, ulusal motifli kemerli tavanın devasa metal avizenin altında hayatlarını birleştirirdi. Her şey sade, ölçülü huzur içindeydi.

Ancak takvimler 7 Aralık 1988'i gösterdiğinde pürüzsüz huzur korkunç gürültüyle kesildi. Spitak Depremi, Ermenistan'ı saniyeler içinde yerle On binlerce insan can verdi, yüz binlercesi kış soğuğunda evsiz kaldı. İşte an Yerevan'ın en şatafatlı binası, kapılarını hayatta kalma mücadelesine. Neşeli şarkılarla çınlayan koridorlar, anda evini kaybetmiş ailelerin feryatlarıyla yankılanan devasa insani yardım merkezine sığınağa dönüştü. Yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla buraya sığınan depremzedeler için Kukuruznik artık lüks değil, donmaktan kurtuldukları son kaleydi. Saray, en karanlık günde halkının yaralarını saran dilsiz kahraman.

Vahşi sermaye, şaibeli raporlar

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından gelen zorlu kriz dolu yıllarda, Gençlik Sarayı payına düşen bakımsızlığı yaşayarak kendi kaderine terk edildi. Ancak asıl darbe yıpranmışlıktan değil, sermaye hırsından gelecekti. Takvimler 2004 yılını gösterdiğinde yapı, şaibeli özelleştirmeyle Avangard Motors şirketinin sahibi iş insanı. Avetisyan’a satıldı. Yeni malik Yerevan Belediyesi, "güvenli olmadığı modern lüks standartları karşılamadığı" iddiasıyla hızla yıkım süreci organize.

Mimarlar, uzmanlar halk karara karşı infial yarattı. Mimar Artur Tarhanyan'ın kızı Anahit Tarhanyan, şirketin taahhüt ettiği yatırımları yapmadığını, binanın sahte mühendislik standartlarına uymayan raporlarla tamamen yasa dışı şekilde yıkılmak istendiğini haykırdı. Ancak gözünü rant bürüyen zihniyet kulaklarını tıkadı. Hatta iş insanı Avetisyan, mirası küçümseyerek, "Eğer 600 yıl önce yapılmış tarihi bina olsaydı korurdum ama burada sadece 70'lerde yapılmış binadan bahsediyoruz" savunmasını yaptı. sığ bakış açısı galip geldi 2006 yılında kepçeler tepeye çıktı. Gençlik Sarayı’nı acımasızca yıktılar. "Yerine dünya çapında Japon mimarın projesi yapılacak" vaatleri ise fiyaskoyla sonuçlandı. Kanaker Tepesi, 20 yıldır şehrin göbeğinde rant hırsının açık yarası gibi boş çorak arazi olarak kaldı.

Atıl bırakma politikası

Kukuruznik’in hoyratça yıkılması yerel ihanet değildi, bağımsızlık sonrası Ermenistan’ın kendi devasa potansiyeline, mimari bilimsel mirasına karşı giriştiği büyük "atıl bırakma yok etme" politikasının sembolüydü. Bugün taşraya bakıldığında, dönem binlerce insana ekmek kapısı olmuş onlarca eski Sovyet fabrikasının nasıl paslanmaya terk edildiği görülür.

Sadece sanayi değil, Aragats Dağı eteklerinde 1986' açılan 70 mikron hassasiyetli 3600 paneli elle parlatılan dünyaca ünlü Orgov Radyo-Optik Teleskobu (ROT-54) bile bütçesizliğe kurban edildi. 2012' durdurulan bugün atıl klip mekânına dönüşen uzay devini çürüten zihniyetle, Kukuruznik’i yıkan zihniyet aynıydı.

öngörüsüzlüğün bedelini yine en savunmasız insanlar ödedi. 2020 yılındaki 44 Günlük Savaş’ta Karabağ’dan Yerevan’a akın eden on binlerce mülteci, dondurucu soğukta büyük barınma kriziyle karşılaştı. İşte an gözler, şehrin göbeğindeki boş, çorak tepeye çevrildi. Eğer Gençlik Sarayı 2006' hoyratça yıktırılmasaydı, yüzlerce odası sıcak salonlarıyla, tıpkı 1988'deki depremzede kardeşlerine yaptığı gibi binlerce çaresiz mülteciye kucak açacak, büyük koordinasyon krizini tek merkezden göğüsleyecekti. Fabrikaları işlevsizleştiren, bilim merkezlerini atıl bırakan sarayı yıkan zihniyet, aslında sadece betonu değil Ermenistan’ın en büyük dayanışma kalelerini yok etmişti. Bugün boş tepeye bakan her yurttaş, sadece feda edilen ikonik binanın değil, kriz anlarında binlerce insanı tek çatı altında kenetleyebilecek muazzam kurumsal sığınağın kolektif dayanışma merkezinin yokluğunu görüyor.