Zela Kuyumculuk Limited Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Norayr İşler, Kumkapı’ “Papaz Evleri” olarak bilinen Kumkapı Meryem Ana Kilisesi Vakfı’na ait binanın restorasyonunu yapmak işletmek üzere 2013 yılında sözleşme imzaladı. Sözleşme kapsamında İşler, binayı restore ederek otel haline getirdi. Ancak Kumkapı Meryem Ana Kilisesi Vakfı, sonraki süreçte kiranın ödenmesinin sık sık ihlal edildiği gerekçesiyle ihtarnameler gönderdi, son ihtarnameden sonra oteli mahkeme kararıyla tahliye ettirdi. İşler yaptığı masrafları gerekçe göstererek vakfı dava. Yargıtay, İşler’i haklı buldu ancak yandan hukuki süreç devam ediyor. 26 Ekim’ Kumkapı Meryem Ana Patriklik  Kilisesi’ne gelen icra memurları, vakıf sekreteryasında bulunan bazı malları haczetti.  Ermeni toplumunda yankı yaratan gelişmenin ardından Kumkapı Vakfı, tahliye dava sürecine dair ilk defa külliyehaberajansı’a kapsamlı açıklama yaptı. Sorularımıza yazılı olarak yanıt veren vakıf yöneticileri, uzlaşmaya kapalı olmadıklarını, talep edilen bedelin hesaplanma biçimine itiraz ettiklerini belirttiler.

Zela Kuyumculuk dava süreciniz 2021’ başladı. Mahkeme, 2024’te İşler’in lehine kararını açıkladı. Sonraki İstinaf Yargıtay süreçleri İşler’in lehine kararlarla devam. Temyiz süreçleriniz aleyhinizde sonuçlandı. Yargılamada gerekçe olarak imzaladığınız sözleşmenin 3’üncü maddesine vurgu yapılıyor. Sonuca göre vakıf olarak İşler’e faizle birlikte 155 milyon TL ödeme yapmanız gerekiyor. Ödeme yapmadığınız süre boyunca faiz işlemeye devam ediyor. Yargı süreci böyleyken neden ödemeyi yapmamayı tercih ettiniz?

Ödemenin yapılmaması, davacı tarafı mağdur etmek amacı taşıyan tercih değildir. Vakfımız, hükme esas alınan taleplerin değerlendirmelerin hukuki maddi açıdan yeniden incelenmesi gerektiği kanaatindedir. nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesi uyarınca Şubat 2026’ yargılamanın iadesi başvurusunda bulunduk. Başvurumuz henüz karara bağlanmamış, inceleme aşamasındadır.

Uyuşmazlığın önemli bölümü, kamuoyunda Papaz Evleri olarak bilinen taşınmazlardaki inşaat çalışmaları davacının talep ettiği masraflarla ilgilidir. Taşınmazlar 1996’daki yangında kullanılamaz hâle gelmiş vakfımızın girişimleriyle tek tapu altında toplanmıştır. 2006’ hak kaybını önlemek amacıyla kaba inşaatın tamamlanmasına karar verilmiş; çalışmalar 2007’ çatının kapatılmasıyla bitirilmiştir. Binanın betonarme karkası çatısı, kira sözleşmesinden yıllar önce vakfımız tarafından yaptırılmıştır. Buna rağmen imalatların maliyeti davacının talepleri arasındadır.

uyuşmazlık, otelin restoranı olarak bilinen yapıyla ilgilidir. İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı doğrultusunda 2024’te yıkılan yapının inşaat bedeli değer artışı talep edilmektedir. Yapının yıkıldığı mahkemeye bildirilmediğinden bilirkişi hesaplamalarının yapı hâlen mevcutmuş gibi yapıldığı kanaatindeyiz. Davacıya ait eşya donanımlar kira borcu nedeniyle icra dairesince satılmış, bedeli borcundan düşülmüştür. Buna rağmen aynı eşyalar, hükme esas hesaplamalarda vakfımızda bulunuyormuş gibi değerlendirilmiş icra dairesinin kesinleşmiş kıymet takdirinin on katı üzerinden bedellendirilmiştir. Dava konusu taşınmazların kira gelirleri hâlen davacı tarafından tahsil edilmektedir. husus ayrıca ele alınmalıdır.

2024 yılı Ekim ayında vakfınızın avukatı Ömer Kantik, Bezciyan madağında açıklama yapmış Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü’nün İşler’in kirasını ödemediği için tahliye edilmesi gerektiğine ilişkin yazısını okumuştu. Ancak VBM’nin İşler’in zorunlu olarak tahliye edilmesini şart koşmadığı bilgisi. Sözleşmenin üçüncü maddesinde yer alan ’30 yıldan önce tahliye edilmesi halinde yapılan harcamalar vakıf tarafından ödenir’ şartını imzalamanıza rağmen tahliye gerçekleştirildi. Müdürlük tarafından gelen yazıda zorunlu tahliye ibaresi var mıydı? Tahliye işlemi yapılmadan farklı anlaşma yapmak düşünülmedi ?

Tahliye kararı ani veya keyfî yönetim tercihi değildi. Süreç, davacının kira yükümlülüklerini uzun süre yerine getirmemesi, sözleşmeye aykırılıklar Vakıflar Genel Müdürlüğü yapılan yazışmalar birlikte değerlendirilerek gelişti.

Davacı 2016’ ödeme güçlüğü nedeniyle kira indirimi istedi. Vakfımızın başvurusu üzerine alınan görüş doğrultusunda Ocak 2017’den itibaren kira bedelinde yüzde 25 indirim uygulandı. Buna rağmen ödemeler düzenli yapılmadı. Kira alacakları için noter aracılığıyla altı ihtarname gönderildi; hiçbirinde tahliye uyarısı bulunmuyordu. 20 Mart 2018’ icra takibi başlatıldı. 13 Nisan 2018’ ödeme protokolü yapılınca takip durduruldu. Borçların yeniden ödenmemesi üzerine 14 Kasım 2019’ yaklaşık 13 aylık, 311 bin 400 TL tutarındaki alacak için yeni takip başlatıldı. Buna rağmen tahliye davası açmadık; çözüm yollarını denedik.

Sözleşmenin 3. maddesi, 30 yıldan önce tahliye hâlinde yapılan masrafların vakıfça karşılanmasını öngörüyor. Vakfımız sözleşmeden doğabilecek yükümlülüklerini ilke olarak reddetmiyor. Kira borçlarını ödemeyerek tahliye sürecine yol açan kiracının hükme dayanarak masraf istemesinin dürüstlük kuralı bakımından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Talep edilen bedelin kapsamına hesaplanma biçimine ciddi itirazlarımız.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik Teftiş Başkanlığı, 20 Kasım 2020 tarihli yazısında kira borçlarına rağmen tahliye icra işlemlerinin neden zamanında başlatılmadığını sordu belgelerin sunulmasını istedi. Yazıda zorunlu tahliye emri yoktu; ancak vakfın alacaklarını koruması gerekli hukuki işlemleri yürütmesi yönünde idari beklenti vardı. Vakfımızın icra takibinde ilk kez tahliye talep etmesi yazışmanın ardından gerçekleşti.

Davacı, sözleşmenin 6. maddesinde öngörülen yıllık kira bedeli tutarındaki banka teminat mektubunu ilk yıldan sonra sunmadı. Yönetim kurulumuz tahliyeyi son çare olarak gündeme. Davacı, tahliye talepli takibe itiraz etmedi, 30 gün içinde ödeme yapmadı tahliye kararına karşı istinafa başvurmadı. Karar kesinleşti.

Sözleşmenin 3. maddesi, 30 yıldan önce tahliye hâlinde yapılan masrafların vakıfça karşılanmasını öngörüyor. Vakfımız sözleşmeden doğabilecek yükümlülüklerini ilke olarak reddetmiyor. Kira borçlarını ödemeyerek tahliye sürecine yol açan kiracının hükme dayanarak masraf istemesinin dürüstlük kuralı bakımından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Talep edilen bedelin kapsamına hesaplanma biçimine ciddi itirazlarımız.

Norayr İşler, dava süresince külliyehaberajansı’a verdiği beyanatlarda vakfa elden para verdiğini öne sürmüştü. Ancak vakıf olarak bunu reddettiniz konuya ilişkin açılan davanın lehinize sonuçlandığını beyan etmiştiniz. İşler ise iddiasını sürdürüyor. iddialara  ilişkin rapor bulunuyor ?

Norayr İşler’in vakfa elden para verdiği paranın kendisinden önceki kiracının borcuna usulsüz biçimde mahsup edildiği iddiaları, 2021’ açılan davada incelendi. Mahkeme vakfın muhasebe kayıtlarını davacının dayandığı Vakıflar Bölge Müdürlüğü müfettiş raporunu değerlendirdi.

Kararda, davacının ileri sürdüğü ödemelere ilişkin makbuz veya dekont sunamadığı, ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmediği belirtildi. Mahkeme, ödemelerin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini vurgulayarak iddianın ispatlanamadığı sonucuna vardı davayı reddetti.

Dolayısıyla elden ödeme yapıldığı veya paranın önceki kiracının borcuna usulsüz aktarıldığı iddiaları yargı kararıyla doğrulanmış değildir; ispatlanamamıştır. Vakfın muhasebe kayıtlarını sunmadığı ya iddiaların incelenmediği yönündeki açıklamalar kararın içeriğiyle örtüşmemektedir. Söz konusu belge genel denetim raporu değil, davacının dayandığı Vakıflar Bölge Müdürlüğü müfettiş raporudur.

Tahliye işlemi gerçekleştikten sonra otelin restoranı kaçak olduğu gerekçesiyle yıkıldı. Ancak İşler, restoranın kaçak olmadığını, sözleşmede restorana dair kroki planların olduğunu izinlerin vakıf tarafından alınacağını belirtiyor. Otelin açılışında vakıf yönetim kurulu olarak yer aldınız. Plan krokisi belirtilen restoran nasıl kaçak yapı oluyor? Burayı açar mısınız?

Restoran yapısının izinsiz olduğuna ilişkin tespit kaldırma kararı vakfımızın yönetim kurulu tarafından verilmedi. Tahliye sonrasında Fatih Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü, kilisenin

Papazevleri kaba inşaat, 15 Mart 2007

arka bahçesindeki izinsiz uygulamaları tespit ederek koruma kuruluna bildirdi. İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 5 Temmuz 2022 tarihli kararıyla uygulamaları gerçekleştirenler hakkında 2863 sayılı Kanun kapsamında suç duyurusunda bulunulmasına yapının KUDEB (Koruma Uygulama Denetim Büroları) denetiminde kaldırılmasına karar verdi. Yapı 2024’te yıkıldı.

İlk kira sözleşmesine konu otel taşınmazı yaklaşık 400 metrekareydi. Restoranın inşa edildiği kiliseye ait parseldeki alan ise ek protokolle, bedelsiz olarak bahçe kullanımı amacıyla kiracıya tahsis edildi. alanda yapılacak yapıların yasal gerekliliklerini yerine getirme izinleri me sorumluluğu kiracıya aitti. Sözleşmede plan veya kroki bulunması, gerekli resmî izinlerin alındığını tek başına göstermez; izinlerin vakıfça alınacağının ileri sürülmesi yapının ruhsatlı olduğunu kanıtlamaz.

Yönetim kurulu üyelerimizin açılışa katılması veya restoranda fotoğraflarının bulunması, yapının hukuki statüsünün bilindiği ya onaylandığı anlamına gelmez.

Geçtiğimiz hafta icra memurları Kilise’ye hacze geldi. Hatta kilise içerisindeki tablolar haczedilmek istendi. Vakıf sekreterliğindeki bazı eşyalar yediemine bırakıldı. Haciz tutanağında alacaklı taraf sonraki haciz işlemini saklı tuttuğunu ifade. Bezciyan Okulu’nun Türkiye Ermeni Patrikliği vakfa ait yapılara haciz işlemi yürütülmesi riski. Toplumda ciddi rahatsızlık var vakfa yönelik sert eleştiriler mevcut. Tüm bunlara baktığımızda vakıf olarak uzlaşma zemini yaratmayı düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız sebebi nedir?

Haciz işlemi sırasında görev yapan memurların, özellikle ibadethane bölümüne hassasiyetle yaklaştıklarını belirtmek isteriz. Kiliseye yönelik saygısızlık veya olumsuz tutum sergilenmedi. Tabloların haczi konusu, davacı taraf avukatlarının kilisede çok değerli tablolar bulunduğu yönündeki beyanları üzerine gündeme geldi. Yüksek maddi değere sahip tablolar bulunmadığı bildirildi; resmî envanterimiz bunu gösteriyor.

Bezciyan Okulu kilisenin bulunduğu taşınmazlar hakkında davacı tarafın talebiyle verilmiş ihtiyati tedbir kararları bulunmaktadır. Patrikhane binası bakımından benzer hukuki durum söz konusudur. Tedbir kararları fiilî haciz işlemiyle karıştırılmamalı; taşınmazların durumu devam eden süreçte değerlendirilmelidir.

Toplumumuzun endişesini anlıyor ıyoruz. yapılar ortak hafızamızın tarihî, kültürel manevi parçalarıdır; onları hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız.

Uzlaşmaya kapalı değiliz. Vakfımız sözleşmeden doğabilecek yükümlülüklerini ilke olarak reddetmiyor; ancak talep edilen bedelin kapsamına, masraf kalemlerine hesaplanma biçimine itiraz ediyor. Yargılamanın iadesi başvurumuzda ortaya koyduğumuz hususların değerlendirilmesini istiyoruz. itirazlar ele alınmadan, kabul edilemeyecek tutar üzerinden uzlaşma sağlanması mümkün değildir. Amacımız, hukuki hakların toplumumuzun hassasiyetlerinin gözetildiği adil makul çözüme ulaşmaktır.

Dava sürecindeki masraflar nasıl karşılandı süreç nasıl işledi?

Vakfımızın süreçteki yaklaşımı, iyi niyet, karşılıklı anlayış hukuka saygı çerçevesinde hareket etmek. Amacımız haklarımızı toplumumuzun ortak değerlerini gözeterek kalıcı çözüm bulmaktır. Pandemi dönemindeki birkaç aylık gecikmenin tahliyeye yol açtığı yönündeki açıklamalar, sürecin bütününü yansıtmıyor. Kira borçları, indirim, ödeme protokolü, ihtarnameler resmî yazışmalar birlikte ele alınmalıdır.

İyi niyetli çözüm arayışımızın somut örnekleri vardır: Davacının talebi üzerine kira bedelinde yüzde 25 indirim yaptık; 12-13 aya varan gecikmelerde gönderdiğimiz ihtarnamelerde tahliye talep etmedik. Sözleşmenin 6. maddesindeki teminat mektubu yükümlülüğü yerine getirilmediği hâlde sözleşmenin feshini istemedik. Patrik Hazretleri’nin huzurunda işletmenin devri konusunda anlaşma önerdik. Patrik Hazretleri toplumumuzda saygın kişilerin uzlaşma girişimlerine açık olduk.

Yönetim kurulu üyelerimiz, süreç boyunca ortaya çıkan dava harçlarını, avukatlık ücretlerini, harç teminat bedellerini, icra müdürlüklerine yapılan ödemeleri sair masrafları şahsen karşıladı. giderlerin hiçbiri vakfımızın 2026 yılı madağında açıklanan bütçe açığına yansıtılmadı.

Hukuki haklarımızı korurken uzlaşma imkânını açık tutuyoruz. Taleplerin somut belgelere hakkaniyetli hesaplamaya dayanması gerektiğine inanıyoruz. Vakfımız adil çözüm için sorumluluğunu yerine getirmeye hazırdır. Söyleşide dile getirdiğimiz tüm hususlara ilişkin resmî evrak belgeler yönetim kurulumuzda mevcuttur. Şeffaflık ilkesi doğrultusunda, bilgi almak isteyen tüm cemaat üyelerimizi her salı günü Vakıf Merkezimizde gerçekleştirdiğimiz toplantılara davet ediyoruz.