Her gün, geleceğin biraz daha iyi olacağına dair küçük umutlarla yaşıyoruz. Farkında olarak ya olmayarak; içinde doğruyu, güzeli iyiyi barındıran şarkının, tarifin, görüntünün ya sözün peşine düşüyoruz. Ben tam arayışın izinde, eserlerinde gelecekte yapacaklarının vaadini taşıyan; rengi taşan, titreşimi yayılan, hareketi sükûnetle buluşturan ressamla tanıştım.
30 Ekim Cumartesi günü, arkadaşımla Harbiye’den yürüyerek vardığımız İMÇ binası, bizi sütliman açık hava koridorlarından alıp Kirkor Dabanyan’ın sergisinin tatlı gürültüsüne taşıdı.
İlk kişisel sergi
Resim yapmaya duyduğu isteği, kararlılığı uğraşın içten gelen otantik ihtiyacını fark etmemek mümkün değil. Kirkor’un ilk kişisel sergisi, yalnızca eserlerin kendisine ait olmasıyla değil, bütün tasarımı yerleşimiyle kişisel alan açıyor. Süreci sonuca dahil eden sergileme düzeni; dipnotları, bağlantıları, kitap alıntıları, zihnindeki sorular, Zaven Biberyan, boya bakırla birlikte düşünce dünyasını sergi alanına taşıyor.
Kirkor sorular soruyor. Kendine, bize, hepimize… Kalabalıklarla, yetişmeler yetişememelerle ilgili… Aktarmak biriktirmekle, kalmak terk etmekle ilgili sorular bunlar. Serginin başlığı olan ‘Sütliman Gürültü’, tekinsiz tehlikeli olduğu kadar huzurlu ahenkli dünya sunuyor. Kendi içinde ritmi. ritmi keşfetmek ise sergi gezgininin en büyük keyfi.
Birbirinden güzel renkler etkileyici kompozisyonlar arasında dolaşırken izleyici resimden diğerine sıçrıyor. Birinin içine yakın plan girip detayını büyütürken, başkasında merceği uzaklaştırıyor, bütün resmi görüyor. Eserler arasındaki hareket, Kirkor’un resim değil, titreşim olarak tanımladığı hızlı hareketleri kalabalıkları birbirinden güzel tablolara dönüştürüyor.
yıl önceki atölye ziyaretimde, bugün sergide gördüğüm tabloların kısmıyla karşılaşma fırsatım olmuştu. Özellikle Zıvartnots Korosu konserini konu alan tablo aklımda kalmıştı. Kumkapı’ gerçekleşen konserin izleyicileri arasında ben vardım. unutulmaz gecenin tabloya dönüşmesi, bana Sureniants’ın tarihe not düşen tablolarını hatırlattı. Sergide, eserin yanı sıra, yakın plana alınmış detayların ayrı tablolarda yeniden ele alınarak daha zenginleştiğini görmek ayrıca güzeldi.
Kirkor Dabanyan, Sarem Külegeç Şeşetyan.Maviye dair pasaj
Sergide dikkatimi çeken kitap alıntılarından biri maviye dair pasajdı. Uzaktan yoğun görünen rengin ya duygunun, yaklaştıkça yok oluşuna; denizin mavisine, gökyüzünün mavisine, bulutun beyazına arzunun seyrelmesine. Mesafeden bakıldığında yoğunlaşan, güçlenen renk ya duygu, içine girdikçe görünmez olabilir ? Belki serginin kendi içindeki çelişkilerinden, güzelliklerinden biri tam burada saklı.
Kirkor’la ilk kez Larissa Araz’ın ‘In Hoc Signo Vinces’ sergisinin duvarlarında karşılaştım. Kömürle çizdiği doğa, manzara, tepeler kiliseler hemen dikkatimi çekmişti. günden beri Tokatlıyan Han Tütün Deposu gibi mekânlarda katıldığı karma sergileri küratörlük deneyimlerini meye çalışıyorum.
Atölye ziyaretimde Kirkor’un çalışma pratiğini, dönemdaşlarıyla etkileşimini, en önemlisi arayışını sorgulayışını yakından görmüştüm. Giderek dijitalleşen, yerleştirme kavramsal sanata evrilen güncel sanat ortamında; konvansiyonel tekniği, boyayı, boyamayı, çizimi kalemi seven genç sanatçıyla karşılaşmak ayrıca mutluluk verici.
Duvarlara yansıyan tanıklıklar
İnsan sergi alanına girdiği ilk andan çok kişisel alana girdiğini hissediyor. İstanbullu Ermeni genç ressamın hayatı, tanıklıkları duvarlara yansımış: Ada, doğa, aile, kilise, konser edebiyat arada. Bazen kâğıt, bazen tuval, bazen bakır plakalar üzerinde hayat bulan renkler desenler, zihne olduğu kadar göze sesleniyor. Estetik, sanki kendiliğinden ortaya çıkmış gibi; oysa önümüzde duran, çok çalışmanın arayışın doğal sonucu.
İstanbul’daki Hay hamaynk (Ermeni toplumu) sanat ortamının ressam sanatçılara daha fazla destekle, daha çok merak istekle yaklaşması dileğiyle… Kirkor’a güzel ilk kişisel sergi için içten tebrikler.
Not: Sütliman Gürültü sergi 5 Aralık 2026’ya kadar ziyaret edilebilir.
(Adres: İMÇ 5. Blok no:5556 / Fatih)