İsmail SARIÜç yıl önce bugün, ülkemiz derin acıyla sarsıldı. Sadece dokuz saat arayla, Kahramanmaraş’ın Pazarcık Elbistan ilçelerinde meydana gelen iki büyük deprem, geniş coğrafyada yıkım yarattı. Depremlerin yaşandığı bölge çevresindeki faylardaki aktif çalışmalarda yer alan. Kenan Akbayram, Hürriyet.tr’ye elde ettikleri çarpıcı bulguları sismik hareketliliğe dair dikkat çeken gözlemlerini tı. Veriler, sadece geçmişi anlamamıza değil, gelecekte yaşanabilecek riskleri önceden görmemize ışık tutuyor.class='medyanet-inline-adv'>

6 Şubat 2023 sabahı saat 04.17’ meydana gelen Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi merkezli 7,7 büyüklüğündeki deprem, ülkemizi derinden sarsan büyük felaketi başlattı.

yıkıcı sarsıntının etkisi henüz tam anlaşılmadan, dokuz saat sonra Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde ikinci deprem meydana geldi. iki güçlü sarsıntı, Kahramanmaraş Hatay başta olmak üzere Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Şanlıurfa Elazığ gibi pek çok şehrimizi etkisi altına.

Depremin hemen ardından, etkilenen bölgelerde üç ay süreyle olağanüstü hâl ilan edildi kayıplarımız için yedi günlük ulusal yas uygulandı. Dünyanın dört yanından gelen yardım ekipleri, arama kurtarma çalışmalarında seferber.

Resmî kayıtlara göre, depremler sonucunda en az 50 bin 783 vatandaşımız hayatını kaybetti, 122 binden fazla kişi yaralandı.

35 binden fazla bina tamamen yıkıldı, yaklaşık 300 bin bina ise ağır hasar. Ayrıca tarihî eserlerimiz kültürel miraslarımız zarar gördü.

Gözden Kaçmasın04.17' zaman durdu, Türkiye durmadı! Asrın felaketinin üzerinden 3 yıl geçti.Haberi görüntüle

Bugün, acı olayın üçüncü yıldönümünde, kaybettiklerimizi saygı rahmetle anıyor, felaketin yarattığı derin izleri yüreklerimizde hissediyoruz.
Depremin üzerinden üç yıl geçmesinin ardından,sarsıntıların yaşandığı bölge çevresindeki faylarda kapsamlı çalışmalara katılan Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre Doğal Afet Araştırmaları Merkezi Müdürü. Kenan Akbayram, Hürriyet.tr’ye çok özel açıklamalarda bulundu.

Fotoğraflar: Anadolu Ajansı
‘ÇARPICI BULGULAR ELDE ETTİK’
“Üç yıl önce yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremler, sadece fiziksel değil, toplumsal olarak çok büyük yaralar. Depremlerin ardından birçok kurum, üniversite araştırmacı gibi ben sürece bilimsel katkı sunmaya çalıştım” diyen. Kenan Akbayram, “ kapsamda odaklandığımız konuların başında fay mekanizmalarının analizi, yüzey kırıklarının haritalanması, zemin-yapı etkileşimi, jeolojik tehlike değerlendirmesi mikro-bölgeleme çalışmaları geldi”.class='medyanet-inline-adv'>Gözden KaçmasınÜç yıl sonra aynı yerdeHaberi görüntüle

Amaçlarının sadece depremin nasıl gerçekleştiğini anlamak değil, aynı zamanda yeniden benzer acıların yaşanmaması için bilimsel veriye dayalı yol haritası ortaya koymak olduğunun altını çizen. Akbayram, şöyle devam etti:

“Çok çarpıcı bulgular elde ettik. En çarpıcı olan ise çok sayıda aktif fay segmentinin eş zamanlı olarak kırılmış olmasıydı. durum, yıkımın neden kadar büyük coğrafyaya yayıldığını açıklıyor. Ayrıca, bazı bölgelerde zeminin yapılar üzerindeki etkisinin, beklenenden çok daha büyük olduğunu gördük. Yani sadece fayın geçtiği yerler değil, zemin özelliklerinin zayıf olduğu alanlar ciddi zarar gördü.”


‘YILDA ORTALAMA YAKLAŞIK 15 BİN 74 DEPREM OLURKEN, 2023 ŞUBAT’TAN YANA SAYI YAKLAŞIK 43 BİN SEVİYELERİNDE’

önemli tespitin ise Kahramanmaraş depremleri sonrası uzak bölgelerde dahi stres transferinin gerçekleşmiş olması olduğunu söyleyen. Kenan Akbayram, “ durum, sadece bölgesel değil, ulusal ölçekte sismik aktivitenin etkilendiğini gösteriyor. Nitekim 2013-2023 Şubat arasında Türkiye’ yılda ortalama yaklaşık 15 bin 74 deprem (bütün büyüklüklerde) meydana gelirken, 2023 Şubat’tan yana sayı yıllık ortalama yaklaşık 43 bin seviyelerine çıktı. depremlerin tetikleyici etkisinin ne denli geniş uzun süreli olabileceğini açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Uzman isim tüm sonuçlara bakarak değerlendirmede bulundu:

“Bilimsel veriler elimizde oldukça güçlü. Fakat verilerin uygulamaya geçirilmesi, planlama süreçlerine entegre edilmesi sürekli güncellenmesi gerekiyor. Depremi önleyemeyiz ama etkilerini en aza indirecek bilgiyi artık daha fazla görmezden gelemeyiz. Dayanıklı kentler inşa etmek için yer bilimlerini merkeze alan planlama anlayışını benimsemek zorundayız.”

Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilen
olarak ekleyin

HÂLÂ 4 BÜYÜKLÜĞÜNE KADAR DEPREMLER OLUYOR, BUNLAR ARTÇI SARSINTILAR ?

Kahramanmaraş çevresinde hâlâ 4 büyüklüğüne varan depremler hissediliyor. sarsıntılar 6 Şubat’taki iki büyük depremin artçıları yoksa artık bağımsız depremler ? Örneğin artçı depremlerin -iki yıl sürebileceği söyleniyor; süre bilimsel olarak normal yoksa artçılar daha uzun yıllara yayılabilir ?

Dr. Kenan Akbayram, tür depremlerin tamamını tek kategoriye sokmanın kolay olmadığını çünkü sarsıntıların hem 6 Şubat’taki büyük depremlerin artçıları, hem bazı bölgelerde stres transferiyle tetiklenmiş bağımsız depremler olabileceğini söyledi. 

“Depremlerin oluş yerlerine mekanizmalarına baktığımızda, özellikle kırılan fay segmentlerinin uç noktalarında yeni stres alanlarının oluştuğunu alanlarda bağımsız sayılabilecek depremlerin gerçekleştiğini görüyoruz” diyen. Akbayram, “Yani bazıları gerçekten artçı, bazıları ise artık bağımsız sismik olaylar olarak değerlendirilebilir”.



‘25 YIL SÜREN ARTÇILAR VAR’

Uzman isim “Şunu unutmamak gerekir” diyerek önemli bilgiler tı:

-- Artçı sarsıntılar hâlâ devam ediyor. normal durum çünkü büyüklükteki depremlerin artçıları kısa sürede bitmez. Literatüre baktığımızda, örneğin Alaska 1964 depremi sonrası artçıların 25 yıl boyunca sürdüğü, Japonya Güney Amerika’daki büyük depremlerden sonra 20-30 yıl süren artçı dizilerinin gözlendiği raporlanmış durumda.

-- Bugün hâlâ hissedilen 4 büyüklüğü civarındaki depremlerin çoğu, uzun süren artçı dizisinin parçası olarak değerlendirilebilir. Elbette artçıların sayısı büyüklüğü zamanla azalıyor, nitekim AFAD Kandilli’nin yayınladığı grafiklerde düşüş net şekilde görülüyor. İlk haftalarda 5,5-6 büyüklüğüne ulaşan artçılar varken, zamanla büyüklükteki depremler seyrekleşti. Ama tamamen sona ermiş değil. Bugün yaşanan sarsıntıların çoğu hâlâ sürecin parçası ama yeni fay parçalarının devreye girdiği durumlarda bağımsız depremlerle karşılaşmamız mümkün.class='medyanet-inline-adv'>Gözden KaçmasınEnkazdan tıp fakültesine. Kardeşlerinin acısını çalışarak hafiflettiHaberi görüntüle

‘İNSANLARDA HÂLÂ BELİRGİN BİR TEDİRGİNLİK VAR’

Depremlerin yaşandığı bölge çevresine sık sık ziyaretlerinin olduğunu söyleyen. Kenan Akbayram, saha gözlemlerini tı: 

-- ziyaretlerde hem bilimsel gözlem yapıyoruz hem halkla temas kurarak yerel algıyı anlamaya çalışıyoruz. Şunu açıkça söyleyebilirim ki insanlarda hâlâ belirgin tedirginlik. sadece depremin fiziksel etkilerinden değil, bilgi eksikliği belirsizlikten kaynaklanıyor.

-- Bazı insanlar yeni binalara taşınmış olsa bile eskisi kadar güven hissi oluşmamış durumda. Özellikle artçı depremler hissedildikçe, birçok kişi kısa süreli panik yaşıyor. Evlerinde hasar olmasa çevresinde çöken yapıları görmüş olanlar için psikolojik etkiler hâlâ çok. Özellikle geceleri oluşan küçük sarsıntılar bile insanların uyku düzenini etkileyebiliyor.


‘YENİDEN İNŞA EDİLEN ALANLARDA KALICI KONUTLARA GEÇEN İNSANLARDA BİR TOPARLANMA VAR’

Öte yandan, bazı bölgelerde normalleşme eğiliminin gözlemlendiğini sözlerine ekleyen. Kenan Akbayram, “Özellikle yeniden inşa edilen alanlarda kalıcı konutlara geçen insanlarda toparlanma. Ancak kırsal bölgelerde veya geçici barınma alanlarında kalanlarda tedirginlik çok daha güçlü”.

“Deprem bölgesinde sahaya çıktığınızda şunu hissediyorsunuz: İnsanlar sadece faydan değil, bilgiden uzak kalmış olmanın endişesini taşıyor” diyen uzman isim, “ yüzden hem yer bilimcilerin hem kamu kurumlarının sahada daha sık, daha açık şeffaf iletişim kurması hayati önem taşıyor. Ancak yapılırken travma konusunda uzman psikologlardan destek alınmalı. Çünkü yapılacak bilgilendirmelerin travma tetiklememesi gerekli” şeklinde konuştu.

‘İSKENDERUN’A DOĞRU YÖNELEN SİSMİK AKTİVİTE DİKKAT ÇEKİCİ’

6 Şubat depremlerinde en ağır hasarı alan şehirlerimizden biri Hatay oldu yaralar hâlâ sarılmaya çalışılıyor. bölgede halen risk taşıyan özellikle dikkat edilmesi gereken fay hattı var ?

İskenderun’un özel önemi olduğunu vurgulayan. Kenan Akbayram, “Çünkü bölge hem jeolojik konumu hem stratejik altyapısı (liman, endüstri, nüfus yoğunluğu) nedeniyle kritik noktada yer alıyor. İskenderun’u benim için önemli kılan nedenlerden biri, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgeye yönelen sismik aktivitenin dikkat çekici olması”. Akbayram, şöyle devam etti:

-- Özellikle İskenderun Körfezi’nin güneyinde, Akdeniz içerisinde uzanan faylarda belirli depremsellik zaten vardı. Ancak 6 Şubat 2023’teki 7,7 büyüklüğündeki deprem sonrası, burada stres transferi nedeniyle sismik hareketlilikte artış yaşandığı yönünde bilimsel veriler ortaya konmaya başladı. Örneğin, AFAD Kandilli verilerine göre, İskenderun Körfezi güneyinde 2023 Şubat depremlerinden sonra, önceki yıllara göre daha fazla sayıda küçük (M 2,5-3,9) orta büyüklükte (M 4-4,9) deprem kaydedildi. 

-- bölgenin dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Henüz depremler büyük ölçekte olmasa bölgedeki enerji birikimi geçmişte göz ardı edilen bazı fay parçalarının devreye girme olasılığı, jeolojik sismolojik açıdan değerlendirme gerektiriyor. Buna ek olarak, Ölü Deniz Fayı’nın kuzey uzantısının Türkiye sınırlarına çok yakın olması, hattın dikkatli şekilde izlenmesini zorunlu kılıyor. Stres dağılımının bölgesel etkisi bazen yüzlerce kilometrelik alanlarda zaman içinde sonuç verebiliyor.


Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre Doğal Afet Araştırmaları Merkezi Müdürü. Kenan Akbayram

‘BURASI BİZİM İÇİN BİLİMSEL TAKİP DAYANIKLILIK ALANI’

gözlemlerin kesinlikle korku üretme amacı taşımadığının altını çizen. Kenan Akbayram,“Aksine, bilimsel bilgiye dayalı olarak riskleri daha iyi anlayıp, dayanıklılığı artırmak için yapılan çalışmalar bunlar. Bilgiyle yönetilen risk, asla panik oluşturmaz; tam tersine daha sağlıklı kararlar alınmasını sağlar” dedi ekledi:

“İskenderun gibi yerler, sadece yaşadığı yıkımla değil, gelecekteki riskleri öngörerek güçlendirilmesi gereken alanlar olarak karşımıza çıkıyor. yüzden biz yer bilimciler için burası risk noktası değil, bilimsel takip dayanıklılık alanı.”



‘ÇELİKHAN’DAN KARLIOVA’YA KADAR OLAN HAT BOYUNCA ÇOK SAYIDA AKTİF FAY SEGMENTİ VAR’

Hatay’ın kuzeyinin sismik açıdan aktif olduğunu artık biliyoruz. Çelikhan’dan Karlıova’ya uzanan henüz kırılmamış segmentler olduğu söyleniyor; ayrıca Kuzey Anadolu Doğu Anadolu Fay Zonu’nun kesiştiği Karlıova’dan Erzincan’a uzanan Yedisu Fayı oldukça diri yapı olarak değerlendiriliyor. Yedisu Fayı ilgili yürütülen çalışmalar neler faydan beklenen depremlerle ilgili öngörüleriniz nelerdir?

değerlendirmelere ölçüde katıldığını ifade eden. Kenan Akbayram, “Özellikle Doğu Anadolu Fay Zonu boyunca, kırılmamış segmentlerin varlığı uzun zamandır yer bilimcilerin dikkatini çeken konular arasında. Literatürde zaman zaman, ana şokun komşu segmentlerdeki sismik boşlukları tetikleyerek daha geniş alanları kırabileceğine dair örnekler mevcut”.class='medyanet-inline-adv'>Gözden KaçmasınDepremin yaraları bilimle sarıldıHaberi görüntüle

Örnek olarak, 1992 Landers (Kaliforniya) 2001 Kunlun (Çin) depremlerini gösteren. Kenan Akbayram, önemli bilgiler tı:

-- depremler farklı fay segmentlerinin ardışık veya eş zamanlı kırılmasıyla meydana gelmişti. tür örnekler, depremin sadece tek segmentle sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor. Özellikle Çelikhan’dan Karlıova’ya kadar olan hat boyunca çok sayıda aktif fay segmenti. Ancak fayların stres birikimi, yamulma davranışları kırılma dinamikleri henüz tam olarak anlaşılmış değil. Jeolojik paleosismolojik çalışmalar yürütülse tüm segmentler için elimizde yeterli veri olduğunu söylemek.

-- Biz kendi çalışmalarımızda, özellikle Hazar Gölü’nden Bingöl’ün Ilıcalar Mahallesi’ne kadar uzanan kesimde, halen kırılmamış fay zonu bulunduğunu bölgeyi ‘Bingöl Sismik Boşluğu’ olarak tanımladığımızı ifade ettik. Ancak segmentin potansiyel deprem üretmesi durumunda hangi büyüklükte kırılmaya neden olabileceği konusunda henüz net büyüklük aralığı vermek mümkün değil. Zira sadece fay uzunluğuna değil, fayın biriken stres miktarına, segment yapısına çevresel fay etkileşimlerine bağlı.


240 YILDIR KIRILMAMIŞ BİR SEGMENT: YEDİSU FAYI

Yedisu Fayı’nın ise Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun doğu ucunda yer alan yaklaşık 240 yıldır kırılmamış segment olduğunu hatırlatan. Kenan Akbayram, “Yedisu, 1784 yılında en son büyük depremini üretmiş tarihten yana sessizliğini koruyor. fayın üzerinde ciddi sismik boşluk oluşmasına neden olmuş durumda. Elimizdeki tarihsel deprem katalogları paleosismoloji verileri, fayın potansiyel olarak 7’nin üzerinde deprem üretme kapasitesine sahip olabileceğini gösteriyor”.

Ancak burada çok önemli noktanın olduğunu söyleyen. Akbayram, “Biz tür analizleri kamuoyunu korkutmak için değil, risk azaltma politikalarına veri sunmak amacıyla yapıyoruz. Yedisu Fayı üzerinde halen jeodezik (GPS, InSAR) paleosismolojik çalışmalar yürütülüyor. Fayın yüzey izleri detaylı şekilde haritalandı, ancak derin yapı kırılma senaryolarına ilişkin modellemelerin daha geliştirilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

DEPREM RİSKİ YÜKSEK BİNGÖL’ 2023 DEPREMLERİNDEN YANA HAZIRLIKLAR NE AŞAMADA?

“Bingöl’ deprem riskini bütüncül yaklaşımla ele almak amacıyla çok disiplinli akademisyen grubuyla şehirdeki kamu kurumları STK’larında fikirlerini alarak, Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre Doğal Afet Araştırmaları Merkezi olarak, Deprem Master Planı hazırladık” diyen. Kenan Akbayram, sürece dair bilgilerin altını çizdi:

“Projeyi Bingöl Belediyesi'ne teslim ettik. Kısa süre sonra Master Plan kamuya açılacak. plan, kentteki aktif fay hatlarını, yapı stokunun dayanıklılığını, zemin özelliklerini afet sonrası müdahale kapasitesini kapsamlı şekilde değerlendiriyor. Hazırlanan plan hem risk azaltma stratejilerini hem afet öncesi-sırası-sonrasına dair koordinasyon adımlarını içeriyor. Kentin mikro-bölgeleme çalışmaları, tahliye senaryoları, kamu yapılarının durumu eğitim altyapısı analiz edilerek, uzun vadeli afet yönetimi yol haritası oluşturuldu.”



‘JAPONYA MEKSİKA’ UZUN SÜREDİR BAŞARIYLA UYGULANAN SİSTEMİ DEVREYE ALACAĞIZ’

Ayrıca, Bingöl’ olası depremlerde can kaybını azaltmak kritik altyapıyı korumak amacıyla deprem erken uyarı sistemi kurulması için önemli adım attıklarını söyleyen. Kenan Akbayram, “Japonya Meksika’ uzun süredir başarıyla uygulanan sistem, deprem anında oluşan ilk zayıf sarsıntıları algılayarak halkı birkaç saniye ila dakika öncesinden uyarıyor; böylece çök-kapan-tutun refleksi, güvenli tahliye, doğalgaz-elektrik kesintisi tren/asansörlerin durdurulması gibi hayati müdahalelere zaman kazandırıyor”.

‘CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ’A YAPILAN SUNUMDA GELİNEN AŞAMA AKTARILDI’

Meksika’daki SASMEX sistemi (Sistema Alerta Sismica Mexicano) örnek alınarak geliştirilen altyapı için 31 Ağustos-23 Eylül 2025 tarihlerinde Meksikalı uzmanların Bingöl’e davet edildiğini yerli bilim insanlarıyla birlikte sistemin bölgesel uyarlanabilirliği değerlendirdiklerini söyleyen. Akbayram, “Bingöl Valiliği, Belediyesi, Üniversitesi Fırat Kalkınma Ajansı’nın iş birliğiyle yürütülen süreçte, 15 Ekim’ halka açık bilgilendirme toplantısı yapıldı”.

Avrupa Birliği destekli proje başvurusunun tamamlandığını dile getiren. Akbayram, “Dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yapılan sunumda gelinen aşama aktarıldı. Projenin hızla hayata geçirilmesi kapsamının genişletilmesi yönünde yeni adımlar atıldı. Bingöl’ü depreme karşı daha güvenli hazırlıklı şehir haline getirmek” ifadelerini kullandı.