22 yıl önce soğuk İstanbul gecesi rastladığı evsiz adam, taksici Şevket Şahintaş’ın hayatını değiştirdi. geceden sonra sokakta yaşayanların sesini duyurmak için fotoğraflar çekmeye başladı, sonra bunu belgesel projesine dönüştürdü. Kurgu aşamasındaki belgeselden bölümleri YouTube’ izleyebilirsiniz.class='medyanet-inline-adv'>

Beyoğlu sokaklarında uyuyan çocuklar, reklam panolarının vaat ettiği ışıltılı hayatların gölgesinde dışarıda sabahlayan insanlar. Şevket Şahintaş 2004’te ilk kez taksisinin camından gördüğü zor hayatları fotoğraflamaya başladı. kareler zamanla dev arşive dönüştü. ‘Gecenin Öteki Yüzü’ adında sergi açtı, birçok üniversitede söyleşilere katıldı, hatta TEDx’te (TED platformunun yerel etkinliği) konuşma bile yaptı.

Şevket Şahintaş yandan fotoğrafladıktan sonra ardında bıraktığı hayatların zaman içinde neler yaşadığını öğrenmek için sekiz yıldır video kayıtları yapıyor. kayıtlar belgesel olarak gösterilecek, anda kurgu aşamasında. Amacının sadece görmek değil, hatırlatmak olduğunu söyleyen Şevket Şahintaş’la sokaklardaki kimsesiz yaşamları konuştuk.

class='medyanet-inline-adv'>

◊ Evsizlerin fotoğrafını çekme fikri nasıl doğdu?

Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilen
olarak ekleyin

2004’te Tarlabaşı’nda müşteri beklerken sabaha karşı soğukta uyumaya çalışan adam gördüm. Kıştı, çok üzüldüm. an ‘ insanların sesini nasıl duyurabilirim’ diye düşündüm. dönemde herkes çiçek, böcek, doğa fotoğrafları çekiyordu. Sokakta yatan insanları fotoğraflayıp Fotokritik sitesinde (kapandı) ınca dikkat çekti. Sokaktaki çocuğun sıcak el uzatılmadan kurtulması mümkün değil. Fotoğraf çekmeye yetkililerin dikkatini çekmek için başladım.

◊ Nerelerde fotoğraf çektiniz?

Ağırlıklı Tarlabaşı’nda ama gece taksiyle nereye gidiyorsam orada çektim. yıllarda Tarlabaşı’nda gündüz fotoğraf çekmek bile tehlikeliydi. Birkaç riskli durum yaşadım.

 

“SOKAKLAR DAHA RAHAT”

◊ Evsizlerin fotoğrafını çekerken onlarla nasıl iletişim kuruyorsunuz?

Her fotoğrafta farklı stratejiler belirliyorsunuz. Genelde yanına gidip “Ateşiniz var ” diyorum. Sohbet edip güveni sağladıktan sonra fotoğrafını çekiyorum. Yoksa adamın gece yarısı “Hadi fotoğrafını çekeyim” deyip bunu kabul ettirmesi mümkün değil.

class='medyanet-inline-adv'>

◊ Zamanla dostluk kurduğunuz, uzun süre izlediğiniz kişiler oldu ?

Eşref vardı. 5 yıl boyunca otobüs duraklarında uyurken çektim. Fotoğraflarımda arka planı çok kullanıyorum. Mesela reklam panosu var oradaki su reklamında ‘İçinde yaşam var’ diyor. panoyu önünde yatan biriyle beraber çekerek tezat yaratmaya çalışıyorum. Eşref’in saçı, sakalı uzar, sonra kısalırdı ama Eşref hâlâ otobüs durağında vaat edilen hayatların altında yaşamını sürdürüyordu. Sonra kayboldu.

◊ Sokakta yaşayan insanların dikkatinizi çeken ortak özellikleri nelerdi?

Belgesel çekerken gördük; karşılaştığımız çocukların belki yüzde 80’i çocuk yurtlarından kaçmıştı. Çoğu oradaki baskıdan akran zorbalığından kaçıyor. çocuk bana “12 yaşındayız, bizi 15 yaşındakilerle aynı yere koyuyorlar. Onlar bizden parayı alıyor, dövüyorlar” demişti. çocuğa “Bak, soğuk. Sıcacık yeriniz, yemeğiniz var, niye kaçıyorsunuz” diye sorduğumda sokaklar için “Burası daha rahat” demişti. Beni asıl şaşırtan
10 yaşında çocuğun sokakta olmasının kadar kanıksanmış olması. Yanından taksici
geçiyor, hâkimi, savcısı, emniyeti. Kimse durmuyor. Oysa çocuklara gerçekten el uzatılsa, biraz şefkat gösterilse yönlendirilseler kurtulabilirler. Bunun örneğini gördüm, belgesel çekimleri sırasında iki çocuğu kurtarabildik.

class='medyanet-inline-adv'>

◊ Nasıl kurtardınız çocukları?

Muhammed diye çocuk vardı. Gördüğünüzde sokak kedisi dersiniz,
kadar sevimliydi. 11 yaşındaydı. Belgesel çekerken tanıştık bağımız hiç kopmadı. psikolog arkadaşımla tanıştırdım. “Annem, babam yok” diyordu ama sonra ayrıldıklarını öğrendik. Babası ilgilenmemiş, annesi başka hayat kurmuştu. Şimdi Muhammed 19 yaşında, çalışıyor iki kardeşine bakıyor. Kadir vardı. Sokağın en tehlikeli çocuklarından biriydi ama çok zekiydi. Ona kamera verdik “Kendi hayatını çek” dedik. Güven görmek onda büyük değişim yarattı. Çektiği görüntülerle kısa belgesel yaptık ödül. Kadir toparlandı, şimdi evli kızı.

class='medyanet-inline-adv'>

◊ Fotoğraftan belgesele nasıl geçtiniz?

Fotoğraf çekerken söyleşilere çağrıldım, insanlar sokaktakileri bana soruyordu. Oysa insan ne yaşadığını en iyi kendisi anlatır. Ben onların yerine konuşmak istemedim. “Kendi hikâyelerini kendileri anlatsın” dedim. Belgesel fikri böyle doğdu. Şimdi 8’inci yılındayız. Muhammed mesela 11 yaşındaydı, şimdi 19 yaşında. (yönetmen fotoğrafçı Ufuk Kıray’la) şimdi son hallerini çekiyoruz. Kurtarabildiklerimizi, kurtaramadıklarımızı hâlâ sokakta olanları anlatıyoruz.

◊ Sekiz yıldan bahsediyorsunuz. Çektiğiniz görüntüleri daha önce yayımlamadınız ?

Son bölüm çekildikten sonra tüm görüntülerden belgesel sinema yapacağız. Önceki bölümleri ‘Öteki Sokağın Çocukları’ diye YouTube’a yazdığınızda izleyebilirsiniz.

class='medyanet-inline-adv'>

◊ Fotoğraf çekmek hayatınızda ne gibi kapılar açtı?

Çektiğim fotoğraflar tanınmamı sağladı ama beni daha mutlu adam yapmadı. Daha mutlu adam olabilmem için çektiğim fotoğraflardan, çektiğim belgeselden etkilenerek “Daha iyi neler yapabiliriz” diye yetkililerin hareket etmesi gerekiyor. Mesela yıllardır fotoğraf çekiyorsun, tanınıyorsun ama duvarına asılacak tane güzel fotoğrafın.

◊ Sokaklar size ne öğretti?

insanın sıcak yatağında yatarken kadar huzurlu olmaması gerektiğini öğretti. sadece sokak çocukları
için değil, sokak hayvanları için geçerli. Fotoğraf çekince etrafa bakışınız değişiyor. Önceden yanından geçip gittiğin köpeği gördüğünde acaba aç acaba hasta diye düşünüyorsun. Daha duyarlı insan oluyorsun.

◊ Şimdi neler yapıyorsunuz?

Artık ara ara taksiye çıkıyorum, belli yaşa geldim. Emekli oldum, eşimle daha dingin hayat yaşamak istiyoruz. yüzden eğer duyurmak istediğim konu olursa fotoğraf çekerim. Süleymaniye’ Suriyelileri, Tarlabaşı yıkım sürecini yüzden çektim. ‘Tarlabaşı- Düş Gördüm Düşümde’ sergisini açtık, söyleşiler yaptık. Bilgi Üniversitesi’nde TEDx konuşması yaptım.

‘BEYOĞLU KARA DELİK GİBİ’

◊ Sizce İstanbul’un en çok evsizlerin tercih ettiği bölgesi neresi?

Beyoğlu Tarlabaşı. Gece hayatı kalabalığın olması etkili. Beyoğlu adeta kara delik gibi, İstanbul’ kim evsiz kalırsa, mıknatıs gibi şekilde oraya yolları düşüyor. Çok insan olduğu için kendilerini orada daha güvende hissediyor olabilirler.