Erzurum Havzası’nın, daire biçimli volkanik yapı kaldera üzerinde geliştiği belirlendi. Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi kurucusu, Jeoloji Mühendisi. Öğretim Üyesi Mehmet Salih Bayraktutan, yaklaşık 60 kilometre çapındaki kalderanın Doğu Anadolu'nun en büyüğü olduğunu bildirdi. Bayraktutan, Erzurum Havzası’nda 5-6 noktada derin sondajlar yapılması gerektiğini söyledi.class='medyanet-inline-adv'>

Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi kurucusu, Jeoloji Mühendisi. Öğretim Üyesi Mehmet Salih Bayraktutan, Erzurum Havzası'nın uzun yıllar yanlış biçimde 'çek-ayır havza' olarak tanımlandığını, oysa bölgenin jeolojik gerçeklerinin yorumu desteklemediğini söyledi. Bayraktutan, 'sıkışma-kapanma havzası' olduğunu belirttiği Erzurum Havzası’nın oluşumunu tamamen volkanik kökenli kalderaya borçlu bulunduğunu ifade.

İsmini Palandöken olarak belirledikleri kalderaya ilişkin ilk saha tespitlerinin 1985 yılında merhum. Aykut Barka yürütülen arazi çalışmaları sırasında yapıldığını belirten Bayraktutan, “ tarihten yana uydu görüntüleri, uzaktan algılama verileri ayrıntılı arazi incelemeleri, Erzurum çevresinde büyük ölçekli kalderanın varlığını kesinleştirdi. Yaklaşık 6 milyon yıl yaşında, andezitik bazaltların egemen olduğu kaldera, dairesel yapıya sahip. İlk evrelerde lav katmanlarının havza içine doğru eğimli olduğu, merkezde ise derin göl ortamının geliştiği bilinmektedir. Havza kenarlarından merkeze doğru kalınlaşan sedimanların biriktiği, volkanik kökenli ince klastik malzemenin yaygın olduğu tespit edildi” diye konuştu.

class='medyanet-inline-adv'>

60 KİLOMETRE ÇAPLI

Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilen
olarak ekleyin

Kaldera içinde gelişen sedimanter istifin, Gelinkaya Formasyonu; ince konglomera, volkanik arenit, volkan külü, pomza, perlit, obsidiyen mercekleri, gölsel kireçtaşları, fosilli kalker, linyit, diatomit marn gibi kayaçlardan oluştuğunu kaydeden Bayraktutan, son 100 yıl içinde çok sayıda yerli yabancı bilim insanının bölgede çalışmasına rağmen, Palandöken Kalderası'na hiçbir yayında yer verilmediğine dikkat çekti. Kaldera çemberinin güney, doğu, kuzey batı kesimlerinde iç bükey yay parçalarıyla net biçimde izlenebildiğini vurgulayan Bayraktutan, parçaların birleştirilmesiyle yaklaşık 60 kilometrelik tam kaldera çemberinin ortaya çıktığını söyledi. Yapının doğu kesiminin Dumlu fayları tarafından kısmen tahrip edildiği, Ilıca faylarının ise havzayı batı doğu olmak üzere iki alt havzaya ayırdığını belirten Bayraktutan, batı segmentin Daphan Düzü, doğu segmentin ise Karasu Çöküntüsü olarak tanımlandığını kaydetti. Batı kuzeybatı kesimlerde kaldera duvarının depremlerle büyük ölçüde yıkıldığını belirten Bayraktutan, batıdan gelen sel malzemesinin Ilıca yönünde göle taşındığını, malzemenin çok sayıda fan-delta ortamında üst üste birikerek Daphan Düzü'nün altyapısını oluşturduğunu ifade.

class='medyanet-inline-adv'>

Bayraktutan, Erzurum Havzası’nda 5-6 noktada derin sondajlar yapılması gerektiğini söyledi.