Migreni çeken bilir. Ancak migrenin kadar zorladığını yaşam kalitesini nasıl düşürdüğünü anlamak için migreniniz olmasına gerek. Uzmanlar beter hastalığa dair bilgilerimizin artması için çalışmalarını sürdürüyor. Görünen ki migren hastalığına dair bildiklerimiz nihayet değişmeye başlıyor. Semptomlar, tetikleyiciler etkili tedavi geliştirilmesinde beynin hangi bölümlerinin kilit rol oynadığı gibi konularda bildiklerimiz alt üst oluyor.class='medyanet-inline-adv'>

Migren atakları başladığında kafanızı “çürük yumurta gibi” hissedersiniz. Kafanızın tarafı biraz daha ağır gelir kafanızı oynatmak zorunda kalırsanız ağrı sanki döndüğünüz yönde. Beyninizle kafatasınız arasında kocaman boşluk varmış ağrı sıvılaşıp boşluğa dolar gibi hissedersiniz. Yürüdükçe başınız zonklar, sanki kafatasınız beyninize dar geliyormuş gibi sıkışma başlar. Bazen bıçak gibi saplanan ağrı gözünüzün arkasında kendisine yuva yapar, oradan acı çenenize vurur. hastalığı çekenlere göre, migren en inatlaşılmaması gereken ağrı türlerinden. Çünkü ilacınızı ne kadar geç alırsanız ağrı kadar şiddetlenir kadar geç söner.

Dünya çapında 1 milyon 200 binden fazla insan migrenden muzdarip. kadar yaygınlığına yıkıcı etkilerine rağmen migren gizemini hala büyük ölçüde koruyor. Migrenin aslında ne olduğuna, ardında ne tür nedenler yattığına rahatsızlığı hastaların hayatından çıkarmak içi ne yapmak gerektiğine ilişkin hala cevapsız pek çok soru mevcut.

class='medyanet-inline-adv'>

Texas Üniversitesi Davranış Beyin Bilimleri Kürsüsü Başkanı Gregory Dussor, migrene ilişkin değerlendirmesinde, “Migren, en az anlaşılan nörolojik rahatsızlıklardan biri hatta genel anlamda en az anlaşılan hastalıklardan biri olduğunu söyleyebilirim”.

Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilen
olarak ekleyin

Araştırmacılar artık migrene neyin neden olduğunu çözmeye başlıyor. Kısa süre önce, migrenin hastanın beyninde elektrik sinyalleri şeklinde nasıl ortaya çıktığını bile canlı canlı görüntüleyebildiler. Genler, damarlar hastanın beynindeki molekülerin karışımı üzerinde yürütülen çalışmalar neticesinde bilim insanları, migrenin neden ortaya çıktığını, nasıl tedavi edilebileceğini neden “gıcık” baş ağrısı olmaktan öte, tüm vücudu etkileyen kronik deneyim olduğunu anlamaya giderek daha yaklaşıyor.

MİGRENİ ARAŞTIRMAK NEDEN KADAR ZOR?

Migren, 18. 19. yüzyıllarda “kadınsı kapris” olarak damgalandı: Sadece “migren kişiliğine sahip” zeki, çekici güzel kadınları vuran durum olduğuna inanıldı. Migren hastalarının dörtte üçünün kadın olmasından doğan yüzyıllarca yaşayan önyargı, migren çalışmalarının geri kalmasına hastalığa fon ayırılmamasına neden. Miami Sağlık Sistemi Üniversitesi Baş Ağrısı Birimi Başkanı Teshamae Monteith, “İnsanlar migreni histeri hastalığı sanıyordu” diye konuştu. Bugün bile çok az üniversitenin sağlam migren araştırma merkezi var bazı nörolojik hastalıklara kıyasla migrene daha az yatırım yapılıyor.

class='medyanet-inline-adv'>

YENİ MİGREN DİLİ

Uzmanlar, baş ağrıları doğrudan hastalığın kendisi olarak algılandığı için artık “migren” yerine “migren bozukluğu” denmesini istiyor.

“Migren atakları” ifadesinin ise, baş ağrısı dahil olmak üzere hastalığın belirtilerinin alevlenmesi şeklinde kullanılması gerektiğini dile getiriyorlar.

Episodik migren ifadesi ayda 15’ten daha az ağrıların görüldüğü, kronik migren ise 15’ten fazla ağrının görüldüğü migren türü olarak tanımlanıyor.

Teshamae Monteith, BBC’ye verdiği demeçte, migrenin psikolojik, fiziksel ekonomik yükünün gerçek olduğunun altını çizdi. Migren, insan hayatının en verimli olduğu 20’li 50’li yaşların ortalarında göründüğünden ötürü, migreni olan kişiler, işten izin almak zorunda kalıyor, hatta bazen işini kaybediyor veya erkenden emekli oluyor.

Migren çalışmalarındaki en büyük zorluklardan biri, belirtilerin aralığının çok geniş olması. Mesela, üreme çağındaki kadınların kısmı “regl migreni” olarak isimlendirilen migrenden muzdarip. Adet döneminde atakları artan regl migreninin tetikleyicisinin hormonlar olduğu ifade ediliyor.

hastalar ise, baş dönmesi, kusma, vertigo, mide ağrısı, sese ışığa karşı hassasiyet gibi belirtiler yaşıyor. Hastaların yarısından fazlası yorgunluk belirtisi yaşarken, kısmı bazı spesifik yemeklere aşeriyor. Gregory Dussor, bütün migren ataklarının çok karmaşık olduğunu belirterek, “Migren sadece ağrı değil, baş ağrısı başlamadan önce yaşanan olaylar silsilesi”.

class='medyanet-inline-adv'>

Migrenin tetikleyicileri çok çeşitli. Hastalar arasında uykusuzluk açlığın migrenini tetiklediğini söyleyenler var, çikolata, yıllanmış peynir, kahve ya şarabı işaret edenler … Ayrıca, hastaların büyük çoğunluğu stresin atakları tetiklediğini dile getirirken, ilginç şekilde stres boşalması migrenin tetikleyicisi olabiliyor. yüzden klasik hafta sonu ataklarının nedeninin olduğu kaydediliyor.

Gözden KaçmasınElleriniz titremese bile risk var: Parkinson'un belirtilerine çok şaşıracaksınız!Haberi görüntüle

TETİKLEYİCİ Mİ, YOKSA ATAKLARIN BELİRTİSİ Mİ?

Migren çalışan bilim insanları, uzun zamandır tetikleyicilerin çeşitliliği karşısında şaşkınlık yaşarken, bugün artık araştırmalar, bahse konu tetikleyicilerin büyük çoğunluğunun tetikleyiciden çok erken semptomların izi olabileceğini ileri sürüyor.

class='medyanet-inline-adv'>

Otago Üniversitesi’nde farmakoloji toksikoloji çalışmaları yürüten. Debbie Hay, bazı hastaların atakların başında örneğin çikolata ya peynir gibi yiyeceklere aşerdiğini vurgulayarak, “ durumda söz konusu yemekleri atağın tetikleyicisi olarak ilişkilendirmek çok kolay. Ama aslında atak zaten başlamış”.

King’s College’dan nörolog. Peter Goadsby ışığın migrenlerini tetiklediğini düşünen hastaların beyin taramalarını inceledi neticeleri, ışığın ağrılarını tetiklemediğini söyleyen hastaların beyin taramalarıyla karşılaştırdı. Sadece ilk grupta beynin görmekten sorumlu bölgesinde migren atağından önce aşırı aktivite gözlendi. söz konusu kişilerin an biyolojik olarak ışığa karşı hassas olmaya diğerlerinden daha hazır olduğu şeklinde açıklandı. Goadsby, “Biyolojik şeyler olduğu şüphesiz” ifadesini kullandı. Fakat, altta yatan biyolojik mekanizmayı keşfetme meselesi çok uzun süreç.

class='medyanet-inline-adv'>

MİGRENDE GENETİK NE KADAR ETKİLİ?

Öte yandan, ikizlerle yürütülen çalışmalar, migrenin çok güçlü genetik unsuru olduğunu ortaya koydu. Ebeveynlerinizde ya büyük anne büyük babanızda migren varsa, sizin nörolojik hastalığı miras almanızın ihtimali çok yüksek. Queensland Teknoloji Üniversitesi’nden genetik bilimci Dale Nyholt, genetik faktörlerin migreni olan kişilerde ortalama yüzde 30 ila 60 oranında rol oynadığına, geri kalanında hayat hikayesi, çevre davranış gibi unsurların etkili olduğuna işaret.

Nyholt, kontrolden çıkmış genleri tam olarak bulmak için binlerce insanı gözlemledi araştırmanın umduklarından daha kompleks olduğunu vurguladı. 2022’ 100 binden fazla hastanın genlerini tarayan Nyholt elde ettiklerini migreni olmayan 770 bin kişinin taramalarıyla karşılaştırdı. Nyholt, çalışmalarında 123 tane “risk bölgesi”, yani DNA kodlarında farklılık keşfettiğine vurgu yaptı.

Gözden KaçmasınYeni otizm türü mü çıktı? Uzmanlar, kız çocuklarına neden daha az teşhis koyulduğunu çözdü!Haberi görüntüle

VÜCUTTAKİ DAMARLAR MİGRENİ ETKİLİYOR ?

Migren atakları pek çok kişide beyinde “zonklamaya” yol açtığı için migren ataklarının en yaygın şüphelisi olarak genelde beyne giden damarlarının açılması beyne kan akışının artması görülüyor. Fakat bilim insanları kan akışı migren arasında kesin bağ bulmuş değil. Dussor, “Damarlar ‘şöyle şöyle’ şeyler yapar gibi basit olamaz” diyerek, “Dünyadaki her insana kan damarlarının genişlemesine neden olacak ilaç verebilirsiniz ama içen herkes migren olmaz” açıklamasını yaptı.

Ancak durum damarların migrenle hiç ilişkisi olmadığı anlamına gelmiyor. Dale Nyholt, migrenle ilişkili olduğunu keşfettiği riskli genlerin çoğunun, aynı zamanda damarları düzenlemeye yardımcı olan genler olduğunu kaydetti. Ataklar sırasında anormal şekilde genişleyen damarlar, migren ağrısını azaltan ilaçlarla daraltılabiliyorlar. Yani vücudumuzdaki damarlar, kesin olarak migren ataklarına dahil olsalar doğrudan atakların sebebi olmayabilirler. Dussor ise, damarların migrene etkilerinin, damar duvarlarında bulunan ağrıya neden olan moleküllerin anormal derece salınması veya damarlardan beyne çeşitli sinyaller gönderilmesi gibi faktörlerden kaynaklanabileceğini dile getirdi.

PEKİ YA BEYİNDEKİ DALGALAR?

Bilim insanlarının migrenin beyinle ilişkisine dair en sağlam teorisi, migren atağının, beyindeki korteks bölgesinde yayılan yavaş anormal elektrik dalgaları olduğu varsayımı. dalga, beyin aktivitesini bastırıyor, yakınındaki acı sinirlerinin harekete geçerek alarm vermesine enflamasyonu tetiklemesine neden oluyor. Harvard Tıp Okulu’ndan nörolog. Michael Moskowitz, söz konusu beyin dalgalarının “bütün kötü molekülleri beyne boşalttığının” altını çiziyor.

Peki kontrolden çıkan dalgayı ne başlatıyor? Dalga nerelere yayılıyor? elektrik dalgaları nasıl birçok semptomun çıkmasına yol açıyor? Bunları kesin olarak belirlemek hala çok. Ama geçen yıl yaşanan olay, dalgaları anlamamıza yardımcı olabilir. Bilim insanları geçen yıl Mart ayında, ameliyata hazırlanan 32 yaşındaki hastanın beyninde elektrik dalgalarını eş zamanlı gözlemledi. Moskowitz, 80 dakika boyunca devam eden dalgaların hastanın korteksinde yayıldığını, durumun neden bazı hastaların ışığa duyarlı olduğunu açıkladığını söyledi.

Gözden KaçmasınSağlık yetkilileri alarm veriyor: Antibiyotik direnci her geçen gün büyüyor! Her yıl 5 milyon ölümle ilişkilendiriliyorHaberi görüntüle

BEYİN ZARI ALERJİ ETKİSİ

Beyin zarı, beynimizi korumakla yükümlü bağışıklık hücreleriyle. hücreler uyarıldıklarında salgıladıkları moleküller, beyin zarının tarafındaki hücreleri etkileyebilecek enflamasyonu tetikleyebiliyor. Dussor bilim insanları, aşırı aktif bağışıklık hücrelerinin tepkilerinin migreni tetikleyebileceği kanaatinde. hipotez neden migrenin alerjik rinit saman nezlesi olan kişilerde yaygın olduğunu, ayrıca neden alerji mevsiminde daha sık görüldüğünü açıklıyor.

Tüm değişken faktörlerin büyük ihtimalle birbiriyle iç içe geçmiş şekilde etki ettiği düşünülüyor. Washington Üniversitesi Klinik Farmakoloji Merkezi Direktörü Amynah Pradhan, “Bence nihayetinde tek ortak payda olabilir ancak migrene giden birden fazla yol var” diyor. “Hatta belki bundan öte; bireyin kendi içinde bile durum böyle. Migrene yol açan birden fazla yol var herkeste, içinde olup biten şeylerden oluşan kokteyl mevcut.”