İngiltere’ sıradan görünen taş ev, dünya edebiyatının en büyük isimlerinden birinin son nefesine tanıklık. ev, yalnızca yazarın ölümünü değil, hâlâ çözülememiş karanlık gizemi saklıyor. Jane Austen’ın son günlerinde yaşadıkları, mektupları romanları bugün yeniden mercek altında. 41 yaşında hayata veda eden yazarın ardında bıraktığı sır neydi? Cevaplar, yıllar sonra ortaya çıkan şaşırtıcı ipuçlarında gizli…class='medyanet-inline-adv'>

İngiltere’nin Hampshire bölgesinde, Winchester Koleji kampüsünün hemen yanı başındaki 8 numaralı College Street, dışarıdan bakıldığında sıradan taş bina gibi görünebilir.

Ancak ev, dünya edebiyatının en önemli yazarlarından birinin son günlerini geçirdiği yer olması bakımından tarihsel anlam taşıyor. Evde, kapının üzerinde Jane Austen’ın son günlerini mekânda geçirdiği burada 18 Temmuz 1817’ öldüğü yazılı levha yer alıyor.

GİZEMLİ KARANLIK BİR DÖNEM

Ancak evin anlamı, Austen’ın hayranları için çok daha derin. Çünkü mekân, yazarın kısa ama oldukça etkili hayatının en gizemli karanlık dönemine ev sahipliği yapıyor. Hastalığının ne olduğu ölümüne neyin sebep olduğu hâlâ netleşmiş değil.

Şimdi, gizemi çözmeye çalışan akademisyenler, yazarın son dönemine dair ipuçlarını, yazdığı romanlar mektuplar üzerinden keşfetmeye çalışıyor.

class='medyanet-inline-adv'>Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilen
olarak ekleyin

Peki, ana kadar nasıl yol alındı? Dünya edebiyatının en güçlü yazarlarından biri olan Jane Austen neden nasıl öldü?

Jane Austen, dünya edebiyatının en tanınmış en etkili yazarları arasında yer alıyor. Yaşadığı dönemin sosyal yapısını incelikli gözlemlerle aktaran Austen, güçlü karakterleri zarif mizahıyla kaleme aldığı romanlarıyla edebiyat tarihinde kalıcı iz bıraktı.

Eserlerinde insan zaaflarını esprili dille ele alan yazarın romanlarının merkezinde kadın karakterler yer aldı hikâyeleri çoğunlukla mutlu evliliklerle son buldu. İlk romanı Sağduyu Duyarlılık 1811’ yayımlandı; bunu Gurur Önyargı (1813), Mansfield Parkı (1814) Emma (1816) izledi. Northanger Manastırı İkna ise yazarın ölümünden sonra, 1818 yılında okurla buluştu.

SON GÜNLERİNE YOLCULUK
Jane Austen kız kardeşi Cassandra, Austen’ın hastalığının şiddetlendiği dönemde, 1817’nin başlarından itibaren Winchester’daki 8 College Street’te sekiz hafta süresince yaşadılar. Austen, dönemde teşhis konulamayan hastalık nedeniyle tedavi görmekteydi.

Gözlemlenen semptomlar arasında sık sık yorgunluk, eklem ağrıları, ateş, deri döküntüleri birçok sağlık problemi yer alıyordu. Ancak ölümünden önceki süreçte sağlığı birkaç kez iyileşme belirtisi gösterse yazar 41 yaşında hayatını kaybetti.


Austen’ın ölümüne dair ilk spekülasyonlar, 1964 yılında Zachary Cope tarafından yayımlanan makalede yer almıştı. yazarın Addison hastalığından hayatını kaybettiğini öne sürmüştü. Ancak zamanla teoriye karşı başka öneriler dile getirildi: Mide kanseri, tüberküloz veya lenfoma gibi hastalıklar.

Her biri, yazarın hastalığının farklı yönlerini vurguluyor, fakat hiçbiri kesin cevap sunamıyordu. Arizona Eyalet Üniversitesi’nden Devoney Looser, “Austen’ın ölümüne dair kesin cevap. Ancak onun son günlerine dair elde edilebilecek veriler sınırlı olduğu için, yazdığı mektuplar romanları alanda araştırmalar için çok kıymetli. Çoğu aslında açık mesajlar veriyor” diyor.class='medyanet-inline-adv'>

Jane Austen’ın romanları, sinema televizyona uyarlandı. Yazarın eserleri arasında özellikle üçü, külliyehaberajansıde en başarılı yapımlar olarak öne çıktı: Aşk Gurur (1995), Emma İkna (her ikisi 1996’ gösterime girdi). Gurur Önyargı, 1995 yılında yayımlanan televizyon dizisiyle büyük izleyici kitlesine ulaştı kült yapımlar arasına girdi.

Aşk Gurur (Pride and Prejudice) romanı, 2013 yılında yayımlanışının 200. yılı dolayısıyla özel etkinliklerle anıldı. ortalama her on yılda sinema filmi, televizyon filmi ya dizi olarak yeniden uyarlanarak popülerliğini kuşaklar boyunca sürdürdü.

HAYATINA IŞIK TUTAN MEKTUPLAR ROMANLAR

Austen’ın son dönemini anlamak için uzmanlar, özellikle onun yazılı materyallerine başvuruyorlar. Yazarın yazışmalarında, zaman zaman sağlığındaki değişimleri hastalığının belirtilerini görmemiz mümkün. Örneğin, Austen’ın 1816 yılının sonlarına doğru yazdığı mektuplarda sıklıkla şikâyet ettiği ağrılar yorgunluk öne çıkıyor.

Ünlü yazar, özellikle sırt diz ağrılarından, yorgunluk nöbetlerinden bazen yüzünde görülen renk değişimlerinden bahsediyordu. Ayrıca, ateş deri döküntülerinin semptomlar arasında yer aldığını belirtiyordu.


Yazarın mektuplarından birinde, 1817’nin mart ayında, “Hayatımın döneminde hastalık, gerçekten tehlikeli” diyerek durumunun ciddiyetine dair ipuçları veriyordu. Elde edilen metinler, onun içsel dünyasına dair önemli veriler sunuyor, ancak hastalığına dair kesin teşhis koymayı zorlaştırıyor.

ÖLÜMÜNÜN ARKASINDAKİ GİZEM: ADDİSON HASTALIĞI LUPUS ?

1960’lı yıllardan itibaren, Jane Austen’ın ölümünün nedenine dair çeşitli hipotezler ortaya atılmaya başlandı. Bunlar arasında en popüler olanlardan biri, Addison hastalığına sahip olduğuydu.class='medyanet-inline-adv'>

Addison hastalığı, böbrek üstü bezlerinin yeterli hormon üretmemesi sonucu gelişen nadir hastalık. Ancak teori, yazarın mektuplarındaki semptomlarla tam olarak örtüşmüyor. Özellikle cilt döküntülerinin zaman zaman geçici olması, teorinin güçsüz kalmasına yol.


Sonraki yıllarda yapılan araştırmalarda, Austen’ın semptomları lenfoma (kanser) veya tüberküloz gibi başka hastalıklarla ilişkilendirildi. Ancak 2020 yılında. Michael. Sanders meslektaşı. Elizabeth Graham’ın yaptığı araştırmalar, ünlü ismin semptomlarının lupus eritematozus (SLE) adı verilen otoimmün hastalığı işaret ettiğini ortaya koydu. hastalık, genellikle genç kadınlarda görülüyor şiddetli eklem ağrıları, yorgunluk, cilt döküntüleri gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

LUPUS TEORİSİ SONUÇLARI
Sanders Graham, Austen’ın hastalığının lupus olabileceğini öne sürerken, hipotezi pekiştiren bazı yeni bulgular elde ettiler. Austen’ın yaşadığı dönemde, lupus hastalığı henüz tanımlanmamıştı nedenle doktorlar, yazarın hastalığını doğru şekilde teşhis edemediler.

Ancak araştırmacılar, Austen’ın sık sık yaşadığı eklem ağrılarını cilt döküntülerini, lupus hastalığına işaret eden kanıtlar olarak yorumladılar. Ayrıca, lupus hastaları zaman zaman iyileşme dönemleri geçirebilirler, yazarın sağlığındaki dalgalanmalara benzer özellik.



ÖLÜMÜ SON SÖZLERİ
Sağlık durumu, 1817’nin Haziran ayında hızla kötüleşti. 15 Temmuz’ son şiirini yazdırarak, kısa süre sonra bilincini kaybetti. Ölümünden önceki günlerde, Cassandra’ya söylediği son sözleri arasında “Tanrım, bana sabır ver, benim için dua et, ah, benim için dua et!” ifadeleri yer alıyordu. 17 Temmuz’ bilincini kaybeden yazar, 18 Temmuz sabahı saat 4.30’ uykusunda hayatını kaybetti.



ÖLÜMÜNÜN EDEBİYAT TIP DÜNYASI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Austen’ın ölümü, sadece edebiyat dünyasında değil, aynı zamanda tıp alanında büyük etki yaratmış durumda. Hastalığının gizemi, hâlâ çözülemeyen soru olarak kaldı. Ancak durum, araştırmacıları daha fazla bilgi edinmeye tıbbi teşhislerin tarihsel olarak nasıl evrildiğini incelemeye teşvik ediyor.

CNN’in “Jane Austen’s cause of death has remained a mystery. But her letters and books offer clues” haberinden derlenmiştir.