Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyonun süreç raporuna ilişkin, “Türkiye yeni anayasa meselesini hızla gündemine alır mesafe kat.”.class='medyanet-inline-adv'>

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik Demokrasi Komisyonunun çalışmalarına ilişkin, "Türkiye için önemli hayati eşikti, eşiği aştık ama her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Üzerinde sıkı çalışma dönemine ihtiyaç.".

Kurtulmuş, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle araya geldiği İstanbul'daki Filizi Köşk'te dün akşam düzenlenen iftar programı sonrası değerlendirmelerde bulundu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ramazan ayının millet, İslam dünyası insanlık için hayırlar, esenlikler getirmesini dileyen Kurtulmuş, geçen ramazandan yana çok önemli değişiklikler yaşandığına işaret ederek bunlardan birinin Suriye' 61 yıllık Baas rejiminin yıkılarak yerine yeni yönetimin geçmesi olduğunu kaydetti.

class='medyanet-inline-adv'>Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilen
olarak ekleyin

gelişmenin, Suriye'nin yeniden toparlanması Türkiye'yi ilgilendiren terör meselesinin çözümü konusundaki rolüne dikkati çeken Kurtulmuş, "Suriye'deki gelişmeler bizim için fevkalade önemli, fevkalade olumlu şekilde seyrediyor." diye konuştu.

Suriye ilgili üç temel tercihi dile getirdiklerini aktaran Kurtulmuş, "Bunlardan birisi yeni Suriye yönetiminin mutlaka kapsayıcı, kuşatıcı olması, etnik anlamda, mezhebi anlamda Suriye halkını kuşatan anlayışla yönetimi gerçekleştirmesi. İkincisi, Suriye'deki silahlı grupların mevcut yeni yönetimin içerisinde entegrasyonunun sağlanması üçüncüsü Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, sağlanması." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, bölge üzerinde Türkiye'nin emperyal planı olanlardan farkına vurgu yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar bölgenin daha fazla bölünmesini, parçalanmasını istiyor, biz Türkiye olarak bölgenin daha fazla derlenip toparlanmasını, daha fazla entegrasyonunu daha fazla birlik beraberliğini temin etmek için mücadele ediyoruz. Bunu sadece Suriye için söylemiyorum, bütün bölge için söylüyorum. Geçen seneden yana anlamda olumlu gelişmenin yaşandığını hep beraber görüyoruz."

Geçen ramazan ayından yana gerçekleşen ikinci olumlu gelişmenin ise "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda atılan adımlar olduğuna değinen Kurtulmuş, çerçevede 2024 yılının 26 Ağustos'undan yana önemli gelişmeler kaydedildiğini aktardı.

class='medyanet-inline-adv'>

Sürece ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarını anımsatan Kurtulmuş, açıklamalarla yeni dönemin kapısının aralandığını belirtti.

PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın PKK'ya silah bırakma kendini feshetme çağrısında bulunmasıyla örgüt yönetiminin toplanarak kendisini feshettiğini belirten Kurtulmuş, geçen yıl temmuz ayında PKK'dan grubun Irak'ın Süleymaniye kentinde silahlarını imha ettiğini hatırlattı.

gelişmelerin ardından TBMM' "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Milli Dayanışma, Kardeşlik Demokrasi Komisyonunun kurulduğunu anımsatan Kurtulmuş, Komisyonun çarşamba günü nihai raporunu hazırlayarak çalışmalarını tamamladığını dile getirdi.

class='medyanet-inline-adv'>

Yaşanan sürecin kolay süreç olmadığını kaydeden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"5 Ağustos'tan itibaren 21 toplantı yaptık. toplantıların hepsinde partilerin oldukça yapıcı şekilde hareket ettiğini ifade etmek isterim. Her toplantı öncesinde yoğun arka kapı diplomasisiyle toplantılar gerçekleştirildi. Şimdiye kadar rahmetli Demirel'in, Özal'ın, Erdal İnönü'nün, Necmettin Erbakan'ın sorunun çözülmesiyle ilgili çok tasarrufları, teşebbüsleri oldu, hatta birtakım irtibatlar. Fakat onların hiçbirisi gerçekleşmedi. Yine aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde 2009' 2013'te çeşitli teşebbüsler. dönemin şartları içerisinde konuyla ilgili maalesef sonuç alıcı adımlar atmak mümkün olmadı.

class='medyanet-inline-adv'>

İlk defa parlamentoda bütün partiler araya gelerek sorunun Türkiye'nin, Cumhuriyet'imizin ilk asrının 50 yılının heba olmasına neden olan terör meselesinin ortadan kalkması için, on binlerce insanın hayatını kaybettiği, 2 trilyon doların üstünde mali kaybımıza neden olan meselenin çözülebilmesi için herkes siyasi görüşlerini aynı masa etrafında buluşturmaya gayret. Son derece olumlu, son derece zor olmakla birlikte yapıcı süreci geride bıraktık."

"GEREKLİ ADIMLARIN İYİ NİYETLE, SABIRLA KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLMESİ LAZIM"

Kurtulmuş, Komisyon tarafından hazırlanan raporun bundan sonra yapılacaklar konusunda mihenk taşı, çerçeve olduğunu belirterek, " çerçevenin içerisinde gerekli adımların iyi niyetle, sabırla gerçekten kararlılıkla sürdürülmesi lazım. Artık kadar mesafe alınmışken bölgemizdeki şartlar Türkiye'nin güvenliği bakımından kadar olumlu seyrediyorken sorunun tamamıyla Türkiye'nin gündeminden kaldırılması mümkündür adımların atılması gerekir." değerlendirmesini yaptı.

class='medyanet-inline-adv'>

Sürece sağladıkları yapıcı katkıları dolayısıyla bütün siyasi partilere teşekkür eden Kurtulmuş, her partinin görüşünü net olarak söylediğini anlattı.

Kurtulmuş, bunun Türkiye demokrasisi açısından olumlu aşama olduğuna dikkati çekerek, "Hem konunun mahiyeti itibarıyla son derece değerlidir hem içeriğinden uzak şekilde, siyasetin hele kadar gergin olduğu, kadar gerilimlerin yüksek olduğu ortamda farklı partilerin araya gelerek ortak noktada buluşmuş olması, konuşmuş olması son derece değerlidir, önemlidir.".

Komisyonda, belli kuralları ilk toplantıda koyduklarını kararları kurallar çerçevesinde alarak devam ettiklerini bildiren Kurtulmuş, alınan bazı kararları nitelikli çoğunlukla, bazılarını ise ittifakla aldıklarını söyledi.

Kurtulmuş, Komisyon raporunun tavsiye niteliğinde olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Özellikle 6'ncı 7'nci bölümde ortaya konulan teklifler tamamıyla tavsiye niteliğindedir bundan sonra buna imza atmış olan siyasi partiler araya gelerek, özellikle yasal düzenlemeler konusunda neler yapılabileceğini oturup müzakere edecekler, konuşacaklar sonuçta yine ümit ederim ki bütün partilerin altına imza atacağı düzenlemeler gerçekleşir. Komisyonun adından anlaşılacağı gibi mesele, sadece Terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmek üzere terörün ortadan kaldırılmasıyla ilgili çalışmayı ortaya koymamış, Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi, Türkiye demokrasisinin daha ileriye gidebilmesi için teklifler gündeme getirilmiş bunların önemli kısmı kabul edilmiştir."

Sonuçlarının hayırlı olmasını dileyen Kurtulmuş, "Türkiye için önemli hayati eşikti, eşiği aştık ama her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Üzerinde sıkı çalışma dönemine ihtiyaç." diye konuştu.

Kurtulmuş, Komisyonda ortaya konulan demokratik olgunluğun Türkiye' siyaset dilini pozitif anlamda etkilemesini temenni ederek "Türkiye şunu gösterdi, en ağır sorununu bile oturup konuşup çözebiliyor. Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunuyla karşı karşıyaydık. Bunu oturduk, konuştuk nasıl çözülebileceğine ilişkin fikirlerimizi ortaklaştırarak belli noktaya geldik. Ümit ederim bundan sonraki adımlar başarılı şekilde atılır dediğim gibi sorunu tamamıyla artık rafa kaldırmış, tarihin tozlu rafları arasında bırakmış oluruz." ifadelerini kullandı.

Yaşanan uluslararası gelişmelere dikkati çeken Kurtulmuş, dünyanın kural bazlı, ilkelerin olduğu uluslararası sistemden, sadece güçlünün sözünün geçtiği düzene doğru gittiğine işaret ederek durumun tehlikelerine işaret.

Artık gelişmelerin en sakin yerlerden biri olarak düşünülen Grönland'ı bile etkileyecek çerçeveye oturduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Onun için süreçlerde Türkiye hem kendi ayaklarını sağlam şekilde yere basmak zorunda, içerideki bütün farklılıklarını ortak anlayışla bütünleştirmek durumunda hem bölgesinde var olan çatışmaları ortadan kaldırmak için güçlü inisiyatifler kullanmak mecburiyetindedir." diye konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gazze'deki insanlık dışı durumun sürdüğünü, Gazze halkının acı çekmeye devam ettiğini vurguladı.

Gözden KaçmasınSaniyeler içinde oluyor, etkisi yıllarca sürüyor! Trafikte yapılan hata büyük tehdit oluşturuyorHaberi görüntüle

Sadece Gazze' değil Batı Şeria'nın hemen hemen bütün bölgelerinde İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin Filistinlilere zulümlerine devam ettiğini belirten Kurtulmuş, bütün dünyanın ise bunu seyrettiğini dile getirdi.

Kurtulmuş, "İlkeli duruşumuzu asla bozmadan, bütün bölgede barışı, istikrarı sağlayacak tezlerimizi dile getirmek, içeride kendi ayaklarımızın üstünde güçlü durmayı temin etmektir. Bunun için gayret sarf ediyoruz. Hepimizin gayret sarf etmesi lazım." ifadelerini kullandı.

Komisyon çalışmaları çerçevesindeki desteklerinden ötürü basına teşekkür eden Kurtulmuş, basının sürece verdiği pozitif katkıya işaret.

"NET BİR YOL HARİTASI ŞEKLİNDE HENÜZ ORTAYA KONULMADI"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, değerlendirmelerinin ardından soruları yanıtladı.

Komisyon raporunun yasal düzenlemelere evrilmesiyle ilgili sürece ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"İlk sefer belki kadar zor konu, Komisyona havale edildi ilk adımında Komisyon raporu hazırlandı, başarılı sonuç elde edildi. Buradaki tavsiyeler, belki belli süre içerisinde gerçekleşecek tavsiyeler. Bunların öncelik sıralaması yapılır. Bunları yapacak olan yine partilerdir. Partiler araya gelir. Gönlümüz arzu eder ki Komisyon'un altına nasıl milletvekillerinin tamamına yakını imza attıysa, çıkarılacak olan yasa tekliflerine bütün partiler imza atarak müşterek yasa teklifi şeklinde olsun. Bunları temenni olarak konuştuk ama nasıl olacağı, nasıl şekilleneceği net yol haritası şeklinde henüz ortaya konulmadı."

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye siyasetinin üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birisi 12 Eylül darbe anayasasının artık Türkiye için geçerli, yeterli olmadığıdır. Ümit ederim ki konuda anlayış birliği içerisinde çalışma yapılır.".

gazetecinin, son dönemdeki dünya sistemiyle ilgili tartışmaları anımsatarak, "Güçlerin ayrılması değil, hızlı hareket etmek için birleşmesi gerektiği parlamentoların etkisini giderek kaybedeceği düşüncesi yaygınlaşıyor, bazıları bunun artık geri dönülemez noktaya geldiğini söylüyor. Sizin kanaatiniz nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, yanıtı verdi:

"Demokrasiye fazla ihtiyaç olmadığı, artık güçlü olanların sistemi yöneteceği şeklinde algı yayılmaya çalışılıyor. Ben bunun tam tersi kanaatteyim. kadar çok farklılıkları, zorlukları yönetebilmek için dünyada demokratik standartların daha fazla yükseltilmesi gerekir. Bunun için halkın sözünün daha kuvvetli olduğu, güçlü olduğu mekanizmalar geliştirilmelidir. Zaten anlamda parlamentoların görevinin daha sıkı olacağı, daha güçlü olacağı aşikardır."

Dünyanın yeni sistem arayışı içinde olduğunu, herhangi bölgenin, kıtanın tek başına yönetebileceği dünyanın olmadığı kanaatini taşıdığını belirten Kurtulmuş, "Demokrasi otokrasi üzerinde çatışma, önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacaktır. Bizim bugünkü dünya sistemi içinde güçlü demokrasileri savunmaktan başka şansımız yoktur." diye konuştu.

TBMM' kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik Demokrasi Komisyonu Raporu'nda yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Anayasa Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyulmasına ilişkin öneriyle ilgili soru üzerine Kurtulmuş, raporda, Türkiye'nin AİHM kararlarını en fazla uygulayan ülkelerden biri olduğunu, önerinin uygulanmayan bazı mahkeme kararları dolayısıyla uluslararası alandaki eleştirilerin kaldırılması için tavsiye edildiğini belirtti.

Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecinin kaçta kaçını geride bıraktık, ne kadar yol aldık, ne kadar yolumuz var?" sorusu üzerine, süreç ilgili çok mesafe alındığını söyledi.

Süreçte en önemli konulardan birinin terör örgütünün İmralı'dan gelen açıklamaya uyması yeni dönemin gereklerini yerine getirmek için adımlarını atması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Silahların hepsinin teslim edilmediğini biliyoruz, örgüt elemanlarının kısmı başka yerlere belki geçtiler ama onun için biz raporumuza 'kritik eşik' diye ifade koyduk. Örgütün tamamıyla kendisini tasfiye ettiğinin, silahları tamamıyla bıraktığının tespit edilmesi TBMM'nin işi değil. devletin güvenlik birimlerinin yapacağı şey bunu raporlayarak, bununla ilgili yürütmenin içerisinde bunu takip edecek organizasyonun olmasını tavsiye ettik. Bunların gözetimiyle birlikte sürecin iyi şekilde işleyeceğini düşünüyorum."

"Suriye' yeni denklem kuruluyor denklem içerisinde bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi şekilde işliyor" ifadesini kullanan Kurtulmuş, "Suriye' aksi gelişme olsaydı bugün Türkiye' biz belki başka şey konuşuyor olacaktık. Suriye meselesi oradaki entegrasyon iyi gidiyor on yıllardır söylediğimiz, bölge halklarının Kürtleriyle Araplarıyla, Suriyelilerin Iraklıların diğerlerinin hepsinin yüzü Türkiye'ye, İstanbul'a, Ankara'ya dönük olsun. Bunu sağlayabilmek için biz dostluk elimizi uzatıyoruz. Yeni dönemin gereklerine uygun şekilde davranıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Silah bırakan terör örgütü mensuplarına ilişkin yasa süreçlere yönelik soruyu Kurtulmuş, "Burada esas olan, hazırlanacak yasanın geçici özel yasa olması. Başka örgütlere şamil uygulama olmasın. Kendini tasfiye ettiğini, silahlarını bıraktığını ilan eden örgüt. Dolayısıyla yasal çalışma kısmı iyi niyetle, kararlılıkla işin üstüne gidilirse çok kısa süre içerisinde toparlanır uzlaşılır." diye yanıtladı.

Kurtulmuş, kamuoyunda af algısının ortaya çıkmaması gerektiğini vurguladı.

"KALAN YOLU KAZASIZ BELASIZ TAMAMLAYACAĞIZ"

Yeni anayasa çalışmalarına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye terörsüz bölgeye giden yolda yerli, milli yeni anayasayla yolun taçlandırılabileceğini belirtti.

"Türkiye siyasetinin üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birisi 12 Eylül darbe anayasasının artık Türkiye için geçerli, yeterli olmadığıdır. Ümit ederim ki konuda anlayış birliği içerisinde çalışma yapılır" diyen Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Herkesin farklı fikirleri, teklifleri olacak ama Türkiye'nin ihtiyacı olan nedir? 'yeni anayasa' derken neyi kastediyoruz? Bunları tartışarak, daha özgürlükçü, demokrat, katılımcı, kapsayıcı, kuşatıcı anayasanın yapılmasının şart olduğu kanaatindeyim. Türkiye bunu taşımıyor. Ümit ederim Türkiye yeni anayasa meselesini hızla gündemine alır mesafe kateder. Artık Türkiye için çok eskimiş anayasadır. Ne ihtiyacımız varsa onları tespit edip hızlı şekilde sonuç alırız."

Kurtulmuş, başka soruyu Milli Dayanışma, Kardeşlik Demokrasi Komisyonuna toplum desteğine yönelik araştırma yaptırmadıklarını belirterek yanıtladı.

Komisyonda 137 kişiyi dinlediklerini ortak acıların beklentilerin dile getirildiğini aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Toplumun ortak duygusunun olduğu kanaatindeyim. Geri kalan lafügüzaftır. Herkes kendi politik oryantasyonu itibarıyla şey söyleyebilir, bunları saygıyla karşılarız. Zaten öyle olduğu için sonuna kadar geldi. Ama sonuçta artık acıların durması, silahın susması, insanların çocuklarını, evlatlarını toprağa gömmemesi, Türkiye'nin, büyük milletin böylesine ağır bedel ödememesi gerekir. Çok mesafe alındı. Geri kalan yolu kazasız belasız tamamlayacağız. Başka çaremiz yoktur."

Komisyonun en büyük kazanımlarından birinin siyasette herkesin karşı tarafın ne dediğini dinlemeye anlamaya çalışması olduğunu sayede sonuç alındığını vurgulayan Kurtulmuş, "Bundan sonraki süreçte herkesin kendi yankı odasından çıkarak, Türkiye'nin milletin menfaatine olan meseleyi en iyi şekilde anlaması lazım.".

"TOPLUMUN BÜYÜK KESİMİ MEMNUN"

Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yapılacak yasal düzenleme çalışmalarında ortak beklentileri karşılayacak yasaların hazırlanması için tüm partilerin yine araya geleceğini belli uzlaşının ortaya çıkacağını düşündüğünü ifade.

Süreci olumsuz etkileyecek risklerin her zaman olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, açıklamalarda bulundu:

"Özellikle çarşamba gününden yana aldığımız bütün izlenimler, herkeste büyük memnuniyet. birtakım tedirginliklerin çoğunun ortadan kalktığını düşünüyoruz. Toplumun büyük kesimi bundan memnun olmakla birlikte, ' iş sarpa sarsa Türkiye yine çıkmazın içine girse, yine terör şiddet sarmalı içerisinde dolaşsa' diyen karanlık odakların olduğunu biliyoruz. Allah onlara fırsat vermesin provokasyonlardan korusun."

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik Demokrasi Komisyonunun raporundaki önerilere ilişkin, "Ramazan sonrasında yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim.".

"Komisyon çalışmaları sonunda açılım başarıya ulaşırsa muhalif çevrelerin kafasında 'gizli anayasa hazırlığı olacak' şeklinde kuşku. konuda net şey söyleyebilir misiniz?" sorusu üzerine Kurtulmuş, kuşku üzerinden hareket etmenin siyaset için geçerli yol olmadığına işaret.

Kurtulmuş, "Her partinin anayasa hazırlığı olması başka şey, anayasayla ilgili gizli gündem olması başka Benim bildiğim anayasayla ilgili herhangi gizli gündem yoktur. Anayasa konusunda ne yapılacaksa yine açık şekilde halkın önünde olacak çünkü anayasa değişikliğini referanduma götürecekseniz, oyu verecek olan milletten neyi kaçıracaksınız? Bunlar akıl dışı, kuşkuyu siyaset aracı haline getirmiş olan birtakım yaklaşımlardır." ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Genel Kurul'daki yemin sırasında ortaya çıkan arbede görüntülere ilişkin soruya ise Kurtulmuş, görüntülerin Meclis'e yakışmadığını, görüntülerin herkesi yaraladığını, ortaya konulan tavrı asla tasvip etmediklerini söyledi.

Türkiye' kimin nasıl iktidar sahibi olacağı hangi görevlere nasıl atanacağının anayasal olarak belli olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanı daha önce nasıl bakanları atadıysa aynı şekilde anayasaya göre bakanlarını atar sürecin tamamlayıcı unsuru olarak atanan bakanlar gelir, Meclis'te yeminini. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bize söylediği şey. Eleştirebilirsiniz, bakan yapılan kişiyi sevmeyebilirsiniz, onunla ilgili gösteri yapabilirsiniz, Meclis'in içerisinde sözlerinizi söyleyebilirsiniz. Bunların hepsine eyvallah ama 'ben yemin ettirmem' diyemezsiniz. anayasaya aykırıdır, dolayısıyla hiç yakışmadı. Keşke tür görüntüler Türkiye' olmasın. Kendi protestolarını yapıp süreci kayıtlara geçirerek keşke bitirebilselerdi. Maalesef olmadı."

Milli Dayanışma, Kardeşlik Dayanışma Komisyonunun son toplantısı olan 21. toplantısının perde arkasında yaşananlara ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, 21. toplantıya gelinceye kadar çok sayıda arka kapı diplomasisi yaptıklarını, her şeyin öyle kolay şekilde olmadığını söyledi.

Komisyonun çalışmalarında birkaç önemli kritik nokta olduğunu aktaran Kurtulmuş, ifadeleri kullandı:

"Bunlardan birisi CHP'nin özellikle bazı operasyonlardan sonra son derece hassas şekilde komisyona gelmesiydi. Onlara komisyonda istediklerini, dilediği şekilde konuşma imkanını verdik. Böylece onlar yaşadıklarını kayda geçirdiler. başka önemli nokta, İmralı ziyareti meselesiydi. çok şükür önemli, pürüzsüz şekilde geçti CHP'nin oraya gitmemesini krize dönüştürtmedik. Yine en son rapor faslında partilerin muhalefet şerhi koymamasını temin etmek için 21. son toplantıdaki tutanakları raporun sonuna, altıncı ek olarak koyduk. Böylece her parti kendi esas eleştirilerini orada dile getirmiş oldu ama aynı zamanda 'evet' oyu verdi. Böylece süreci böyle rahat şekilde geçmiş olduk."

ABD'NİN İRAN'A OLASI SALDIRISI

ABD'nin İran'a olası saldırısı Türkiye'nin tutumuna ilişkin değerlendirmeler yapan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin konudaki tavrı çok açık Taraflara bunu sürekli telkin ediyoruz. ABD'nin İran'a yapacağı saldırı bölge için felaket. Burada yeni istikrarsızlıklar ortaya çıkar Allah korusun, kısa süreli saldırı diye başlasalar bile uzun sürebilecek nerede duracağının belli olmayacağı çok büyük kırılganlıklara, alt üst oluşlara vesile. Bunu her vesileyle muhataplarımıza anlatıyoruz. Kaldı ki Amerikalıların şunu görmesi lazım, ABD'nin daha evvel uzun süreli işgal ettiği ülkelerin hiçbirisinden kendi milli menfaatleri bakımından yararlanmamıştır.

Ne Afganistan ne Irak ne işgallerden Amerika istediğini alamadı, çok büyük bedeller ödedi. Ben böyle yola tevessül etmeyeceklerini, yani siyasi aklın bunu gerektirdiğini düşünüyorum ama Amerikan yönetimi sadece kendisinden ibaret değil. Oradaki siyonist lobinin ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. Özellikle Netanyahu'yu kurtarmak isteyen siyonist lobinin Amerikan'ın İran siyaseti üzerinde ne kadar etkili olacağı, Amerika'nın saldırıp saldırmayacağını, eğer saldırırsa, boyutlarının ne olacağını belirleyecek ana faktördür. Ümit ederim böyle şey yapmazlar. bölge için büyük felaket. Türkiye bunu önlemek için elinden gelen her türlü imkanı ortaya koyuyor."

Kurtulmuş, "Meclis dönemi kapanmadan komisyonda öngörülen düzenlemeler yetişir ?" şeklindeki soruya ise "Çok uzun süre verdiniz. Ben kadar geçmeden hemen ramazan sonrasında yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim. Türkçede güzel laf var, 'Hayırlı işlerinizde acele ediniz.' yere kadar geldikten sonra böyle ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım." cevabını verdi.

Kurtulmuş, "AİHM AYM kararlarına hemen uyulması gerekecek zaman?" şeklindeki başka soruya ise "Tabi ki yasal düzenlemelerle ilgili kısmı var yargı yürütmeyle ilgili kısmı. Onunla ilgili zaten tavsiyelerin içerisinde herhangi yasal düzenlemeye ihtiyaç olmayan hususlar ayrı Oradaki tavsiyelerin hepsinin süratle uyulmasını temenni ederiz." şeklinde cevap verdi.

"TÜRKİYE'NİN ÜNİTER YAPISINI BOZACAĞINA İLİŞKİN ENDİŞEYİ YERSİZ GÖRÜYORUM"

Kurtulmuş, komisyon raporunda yer alan Türk, Kürt, Arap vurgusunun "anayasa üzerinde eşitlik, yurttaşlık kavramından alınıp etnik çerçevede görüldüğü"ne yönelik bazı eleştirilere ilişkin soruyu cevapladı.

"Raporda Türk, Kürt, Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin endişeyi son derece yersiz olarak görüyorum." diyen Kurtulmuş, raporda iki yerde Türkiye'nin üniter yapısı, anayasal düzeni, bölünmez bütünlüğü laik devlet yapısının çok açık şekilde vurgulandığının, konularda en ufak tartışmanın olmadığını kaydetti.

Siyasi konuları değerlendirirken işin sosyolojisine bakılması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bizim yıllardır söylediğimiz, biz faraziyeden bahsetmiyoruz, asır evvel coğrafyada yine ağırlıklı olarak, etnisiteler var, gruplar var ama ağırlıklı olarak Türkler, Kürtler, Araplar coğrafyada var adamlar geldiler birinci Sykes-Picot' sınırları çektiler aynı aşiretin yarısı Irak'ta, yarısı Suriye' yarısı Türkiye' kaldı." diye konuştu.

Emperyalistlerin Türk, Arap Kürtlerin arasına sınır koymalarına rağmen halkları birbirine düşman yapamadığına dikkati çeken Kurtulmuş, değerlendirmede bulundu:

"Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak anlayışın içine girmeyin. düşmanlaştırıcı anlayıştan kurtaracak olan şey, üç temel halkın arada, dayanışma içerisinde yaşaması, ortak projelerle, ortak anlayışlarla bölgede barış iklimini oluşturmasıdır. Emperyalizmin çanına ot tıkayacak olan budur. Ondan sonra herhangi birisi 'Davut koridoru, buradan şunu açarım yukarıya giderim, Türkiye'yi bölerim' diye rüya görmesin. Bizim söylediğimiz budur. Tabii ki bunun içinde Nusayri'si, Alevi'si, Ezidi'si, Dürzi'si, bütün bölge halkları.

bölge halkları bundan 120 sene evvel tabirlerin hiçbirisini kullanmıyordu. Ne oldu böyle kullanır hale bunu ayrıştırıcı hale getirdiler? eleştiriyi yapanların önce bunu anlamaları lazım. Sosyolojik olarak coğrafyanın insanlarının bütünleşmesinden, birleşmesinden başka şart yoktur. Asla Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne tereddüt dile getirildi ne herhangi birisi böyle teklifte bulundu ne 'böyle şeyi raporda konuşalım, yazalım' diye şey söylendi. Tamamen yanlıştır, yanlış algıdır. Raporun üzerindeki ittifakı gölgelemek için yapılan yanlış yorum olarak görüyorum, doğru bulmuyorum. Açık konudur. Çok net şekilde söylediklerim asla tartışma konusu yapılmadığını, yapılmayacağını raporda bütün partiler belirtti."

Gazze Barış Kurulunun Washington' düzenlenen ilk toplantısına ilişkin ise Kurtulmuş, Gazze'nin artık bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu, Netanyahu çetesinin "biz artık barış yaptık" diyerek ellerini yıkayıp, kanlı sicillerini temizleyemeyeceğini vurguladı.

Kurtulmuş, ifadeleri kullandı:

"Bunu mutlaka mutlaka insanlık bunun hesabını sormak zorundadır. İnsanlık hesabı sormak için sayfayı açmış, Uluslararası Adalet Divanı'nda tutuklama kararını almıştır. 'Efendim uygulanmıyor.' Uygulanmayabilir. Radovan Karadzic için uygulanmıyordu. gün gelir uygulanır. Onun için iki devletli çözüm olmadan, Filistin halkının bütün hakları sağlanmadan Orta Doğu' barış sağlanmaz. Sosyoloji biraz politik tarihle ilgili şeydir. bölgenin tarihi bize şey söylüyor. Kudüs Filistin özgürleşmeden bölgenin özgürleşmesi, bölgenin bağımsız olması, bölgenin esenlik içerisinde olması tarih boyunca mümkün olmamıştır, bundan sonra olmayacaktır. Eğer insanoğlu burada, dünyada barış istiyorsa dünya barışının kapısı Orta Doğu, Orta Doğu barışının anahtarı Filistin'in haklarının verilmesidir."