Hep çok nahif kibar. yanıyla dokunsan kırılacak gibi, yanıyla çok güçlü neşeli duruyor. Kendi ışığına güvenenlerden; “Kendi ışığına güvendiğin ölçüde özsevgin, özsaygın zaten seni çok güzel koruyor, sarıyor, sarmalıyor. seyirde gitmek bana çok iyi hissettiriyor” diyor. Özgü Kaya’yla dünden bugüne muhabbete başlıyoruz.
◊ Seni birçok projede başrollerde izledik. Kendine adım adım kariyer inşa ettin. Sence dönüm noktan ne oldu?
Çok şükür. Aslında müzik hayalleriyle büyüdüm İstanbul’a konservatuvarı kazanarak geldim. Hayatımın yönünü tayin eden kırılma anı tam olarak oydu; kendime ‘ benim yolum’ dediğim ilk eşik konservatuvardı. Oyunculukla karşılaşmam biraz kader gibi. ‘Adı Efsane’ dizisi ilk projemdi ilk set günümde içimde tarif edemediğim aidiyet duygusu hissettim. Ama hem kendime hem oyunculuğa dair birçok keşfim ‘Üç Kız Kardeş’ dizisindeki Türkan karakteriyle.
class='medyanet-inline-adv'>Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilenolarak ekleyin
◊ Sence başarının ne kadarı stratejik, ne kadarı yetenek?
Buna net yüzde veremem. Bazen ne kadar plan yaparsan yap hayat başka türlü akıyor. Bence başarı; emek, potansiyelin doğru zamanın araya gelmesi.
◊ Ekranda ilk göründüğünden beri yeteneğin kadar güzelliğin konuşuluyor. ‘Güzel olduğu için başrolde’ algısını kırdığını düşünüyor musun? Güzellik sence kariyerinde ne kadar etkili oldu?
algının biraz olsa kırılmaya başladığını düşünüyorum. İzleyiciler daha bilinçli, izlediğini analiz eden, eleştirdiğini temellendiren hale geldi. açıdan ‘Güzel olduğu için’ algısının tek başına sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Tabii estetik iş yapıyoruz, güzellik mühim ama ben yalnızca bununla var olmayı seçmedim. Bunu savunduğum için opera öğrencisiyken sektöre girdiğimde oyuncu koçuyla çalışmaya başladım. Güzellik avantaj olabilir ama sürdürülebilir olan şey yeteneğe yapılan yatırım, disiplin istikrarlı.
◊ Dışarıdan bakınca seksi, çekicisin. Ama dizilerde hep nahif yanlarını geride tutan karakterleri canlandırdın. Bunu özellikle tercih ediyorsun?
class='medyanet-inline-adv'>Aslında bilinçli tercih değildi, karşıma daha duygusal yönü güçlü, nahif karakterler çıktı. Ben hikâyelerin içinde yer aldım. Ama oyuncu olarak tek duygunun ya enerjinin içinde kalmayı istemem. Dişil yanımı, daha cesur farklı tonlarımı gösterebileceğim karakter canlandırmayı çok isterim. Sonuçta her insanın içinde katman var katmanların keşfine çok açığım.
◊ Canlandırdığın karakterler kadar gerçekten pozitif iyi biri misin?
Kendimi övmek istemiyorum. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; canlandırdığım nahif, iyi kalpli karakterlerin içinde hep annem, anneannem. Onlardan aldığım parçalar beni karakterlerle buluşturuyor diye düşünüyorum. Ben onlardan gördüğüm sevgiyi, sabrı, şefkati taşıyorum. Belki yüzden karakterlerle aramda doğal bağ kuruluyor. Ekrandan samimi iyilik geçiyorsa, biraz ailemden bana kalan miras.
class='medyanet-inline-adv'>‘IŞIĞINA GÜVENEN, BAŞKASININ PARLAMASINDAN RAHATSIZLIK DUYMAZ’
◊ meslek sana ne öğretti?
Ben işe ‘Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz’ mottosuyla girdim. yaptığın her şey, attığın her adım için geçerli, kendi ışığına güvendiğin ölçüde özsevgin, özsaygın zaten seni çok güzel koruyor, sarıyor, sarmalıyor. seyirde gitmek bana çok iyi hissettiriyor.
◊ Çok rakibin olan iş yapıyorsun. söylediğini uygulamak kolay ?
Evet, çok istediğim ama olmayan işlerde hiç aklımın kaldığı olmadı. Kısmet diye şey.
◊ Hiç kıskançlığın yok mudur?
Kıskançlık çok insani, biraz primitif duygu, hepimizin içinde yerlerde. Önemli olan duygunun seni yönetmesi değil, senin onu yönetebilmen. Yıkıcı yere koymak yerine, ilhama dönüştürmeyi tercih edenlerdenim. Hep kendimin daha iyi versiyonuna ulaşmaya çalışıyorum. Çünkü herkesin yolculuğu çok başka. Herkesin yolculukta önüne çıkan engeller, yaşadığı fırsatlar çok başka, sebeple kendini başkasıyla kıyaslama enerjisi bence insanı köreltiyor.
class='medyanet-inline-adv'>◊ Peki, Özgü olarak nasıl fark yaratmaya çalışıyorsun?
Kendime daha çok insanların ilham duyabileceği haller kazandırarak, kendimin daha iyi versiyonuna ulaşmaya çalışıyorum.
◊ Şöhret hayatında özgürlük mü oldu yoksa kontrollü kafes ?
Kafes kelimesi bana biraz karanlık geliyor. Ben hayatıma ya mesleğime negatif etiketler yapıştırmayı sevmiyorum. Çünkü insan neye inanırsa süre sonra onu yaşamaya başlıyor diye düşünüyorum. Elbette şöhretin getirdiği bazı sınırlar var, her alan eskisi kadar sınırsız olamıyor. Ama yolun ışıltısını sorumluluğunu biz seçtik (gülüyor). yüzden bunu kafes olarak değil, bilinçli tercih beraberinde gelen disiplin olarak görüyorum.
class='medyanet-inline-adv'>◊ Tanınmak seni nasıl biri yaptı?
Sadece kendime karşı değil, insanlara karşı beni daha keşfe açık biri yaptı. Farklı hayatlara, farklı hikâyelere temas ettikçe perspektifim genişledi. Empati duygum güçlendi. İnsanları daha hızlı yargılamak yerine anlamaya çalışmayı öğrendim. beni hem mesleki hem insani olarak büyüttü.
‘DANS ETMEYİ ÇOK SEVİYORUM’
◊ Yeni projelerin neler?
‘Cennetin Çocukları’ devam ediyor. İnsanlara sadece bedenen değil, ruhen dokunabilen doktoru canlandırıyorum. Gönül karakteri bana hayata dair yeni perspektifler kazandırdı. Ya dönüştüğüm yeni ben, Gönül’e daha başka bakmama vesile. Set ekibi gayet keyifli uyumlu insanların araya geldiği atmosferde.
◊ Sen Uşaklısın. Nasıl ailen vardı?
Babam fotoğrafçı, annem ev hanımı. Genç anlayışlı ailem var, bağlarımız çok güçlüdür. Babam aynı zamanda müzisyen. Müzik öyle kanıma girdi zaten. Kardeşim Efe meslek olarak müziğe benden daha çok yöneldi. Yakında şarkılarını çok duyacağınızı düşünüyorum. Benim oyunculuk tutkum sanırım daha ağır bastı.
◊ Peki, oyunculuk nasıl ortaya çıktı?
Konservatuvar yıllarımda sektörden çok insan arayıp çalışmak istiyordu, ben biraz idealisttim açıkçası. sektöre karşı çekindiğim önyargım vardı. İlk projemle yolum kesişip içinde heyecanla var olmak istediğim iş olduğu için tereddüt etmedim. Ailem doğru olduğuna inandığım her şey için her zamanki gibi benim sonsuz destekçim. motivasyonla neden olmasın dedim iyi ki demişim.
◊ 30’a 1 kala gelecek hayallerin neler?
Aklıma ilk gelen, kariyerimde çok kişiye ilham olabileceğim projeyle gerçekleşebilecek yolculuk.
◊ Oyunculuk müzik dışında tutkuların neler?
Dans etmeyi çok seviyorum. Aslında üniversitedeyken tango yapmaya başlamış, ara vermiştim, sonra yaz tekrar başladım. Benim için acayip terapi, kendini en dişil hissettiğin, duygularının oradan oraya sürüklenirken aynı zamanda ayaklarının ritme ayak uydurduğu, muazzam, baştan aşağı tutku.
◊ Tutkulu tip misin?
Çok. Hayata karşı tutkusu yüksek biriyim.
‘AŞK BÜYÜTEN, DÖNÜŞTÜREN BİR DUYGU’
◊ Yaklaşık senedir müzisyen Murat Dalkılıç’la birliktesiniz. Nasıl gidiyor birlikteliğiniz?
Çok güzel gidiyor, birbirimizi beslediğimiz güzel dönemdeyiz.
◊ Yolunuz nasıl kesişti?
Aslında müzik projesi üzerine konuşurken oldu, sonra olay daha romantik yola gitmeye başladı.
◊ proje ne oldu?
En verimli halimle buluşmak üzere rafa kalktı. Aslında hayatımın döneminde müzikle ilgilenmek istiyorum, çocukluğumdan beri hayalim. Projelerimde şarkı söylediğim sahnelerim oldu fakat meslek olarak yapmak bence çok daha başka çaba isteyen Buna oyunculuktan dolayı vakit ayırabileceğim zaman dilimi olmadı. Yarım yapmak yerine öteledim. Zaten müzik konusunda biraz mükemmeliyetçi tarafım. Murat bunu biraz kırmaya çalışıyor. arada müzikal sahneleme girişimim olmuştu. Yine dizi seti yoğunluğundan, hem ekibi yarı yolda bırakmamak hem sahnede izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmamak için daha doğru zamanda olması gerektiğine karar verdim. Ama çok içimde kaldı, doğru zamanda.
◊ Aşk sana ne ifade ediyor?
Aşk cesaret. Kendini savunmasız bırakabilmek, birini gerçekten görebilmek görülmeyi kabul edebilmek. İnsanın kendi sınırlarını aşması gibi geliyor. Büyüten, dönüştüren duygu.
◊ Birlikte şarkınız var ?
Birlikte çok şarkımız var ruh halimize göre ama beraber söylerken birbirimize bakıp en coşkuyla dolduğumuz iliklerimize kadar hissettiğimiz şarkı, Levent Yüksel’den ‘Med Cezir’.
◊ Daha önce röportajlarımız oldu ama sefer gözlerin parlıyor. Aşkın bakışlarından okunuyor.
Aşkı biraz daha cesurca yaşadığım, bundan gurur duyduğum dönemdeyim. an sana anlatırken utangaç tavırlar sergiliyor olabilirim ama benim gerçekten gurur duyduğum yolculuk.