Dokuz yıl önce aynı masada buluştular, bugün Türkiye’nin dört yanında çocukların hayallerini gerçekleştiriyorlar. “Dünyayı güzellik kurtaracak” diyen yedi kadının hikâyesi, ramazan kolilerinden öğrenci burslarına, ihtiyaç sahibi ailelerden afet bölgelerine uzanan iyilik dolu class='medyanet-inline-adv'>

Ortak noktaları belliydi; iyiliğin, güzelliğin çoğalması gerektiğine inanıyorlardı. inanç yedi genç kadını 2017 yılında aynı masa etrafında buluşturdu adını buradan alan girişim doğdu: Dünyayı Güzellik Kurtaracak Derneği. Bugün masada sosyolog Beste Sevde Öztürk Şar (36), insan kaynakları personeli Şule Güloğulları Demir (36), muhasebe sorumlusu Buket Avcı (38), e-ihracat sorumlusu
Gülşah Yavuz (31), dış ticaret sorumlusu Büşra Yartaşı (31), e-ticaret sorumlusu Tuğba Bal Yılmaz (33) seyahat acentesi satış operasyon müdürü Gizem Haytabay (31). Birbirlerinden farklılar: “Kimimiz seküler, kimimiz muhafazakâr; kimimiz Batılı, kimimiz Doğulu. Ama kalbimiz aynı yere bakıyor.”

Derneğin kalbi aslında köy okullarında atıyor. Çünkü onlara göre çocuğun dünyası sabah kapısından girdiği sınıfta başlıyor. Bugüne kadar Türkiye’nin dört yanında 200’den fazla okula ulaştılar. İzmir’den Muş’a, Hatay’dan Ağrı’ya. Kütüphane kurdular, sınıfları boyadılar, raflar yaptılar, oyun alanları tasarladılar. Okula gitmeden önce öğretmenden aldıkları bilgilerle haftalarca süren titiz hazırlık süreçleri. “Biz sadece kitap götürmüyoruz” diyor Gülşah Yavuz: “Gittiğimiz köylerde çoğunun kendine ait odası dahi yok, onların ‘burası benim’ diyebileceği, ait hissedeceği alanlar kuruyoruz.”

class='medyanet-inline-adv'>

hayli emek verilen yenileme sonrası sınıfın kapısı aralandığında yaşananları Büşra Yartaşı şöyle anlatıyor: “Yüzlerinde önce şaşkınlık oluyor, hemen koşmuyorlar. Kitaplara dokunup gerçek diye kontrol ediyorlar. Sonra okul anda bayram yerine dönüyor. bize sarılıyorlar. İşte sarılma her şeye bedel.”

Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilen
olarak ekleyin

Derneğin en özel projelerinden biriyse çocukların hayallerini gerçekleştirmek. Öğretmenler çocuklara şey anlatmadan sadece “Hayalinizi çizin” diyor. Çocuklar bunun sıradan etkinlik olduğunu sanıyor. Kimi bisiklet çiziyor, kimi. Dernek çizimleri inceliyor, mümkün olduğunca çizimdeki objelerin aynısını buluyor.

class='medyanet-inline-adv'>

İhtiyacı olana yardım eli

bisiklet anahtarı küçük avuca bırakıldığında, yıllardır montu olmayan çocuğa kendi çizdiği mont giydirildiğinde yaşananları Buket Avcı şöyle anlatıyor: “Aslında onlara hediye vermiş olmuyoruz. ‘Senin hayalin çok değerli’ diyoruz. En çok cümleyi duyuyoruz: ‘Gerçekten benim çizdiğimin aynısı.’ an anlıyoruz ki çocuğun hayal kurmaya devam etme cesaretini büyütüyoruz.”

Dernek sadece okullara çocuklara yardım eli uzatmıyor. Ramazan ayı geldiğinde İstanbul, Bursa İzmir’ sahaya inip erzak kolilerini, fitre zekât desteklerini götürüyorlar. Afet bölgelerine gidip ihtiyacı olan ailelere yardım ediyorlar. Arkalarında gönül ağı olduğunu anlatıyorlar: “Türkiye’nin neredeyse her yerindeki bağışçılarımız sayesinde ihtiyaç sahiplerine ulaşıyoruz. ‘Ne kadar gönderelim’ diye sorulduğunda şunu söylüyoruz: ‘1 lira olsa, 1.000 lira olsa fark etmez.’ Bizim için destek sadece maddi değil. Bizimle sahaya gelmeleri bizi sosyal medyada maları bile kıymetli.”

class='medyanet-inline-adv'>

Derneğin hedefi araçla Türkiye’nin tüm köylerine sanat götürmek. “Çocukların sadece karnını değil, ruhunu doyurmak istiyoruz” diyor Gizem Haytabay. Yedi kadın çocuğun dünyası değiştiğinde, bunun yarına yayılan dalga olduğuna inanıyor. Belki birbirlerinden farklılar ama fikirde buluşuyorlar: “ çocuğun doğduğu yer, hayallerinin sınırı olmamalı.”

‘Biz sadece köprüyüz’

Yedi kadının girdiği yolda bugüne kadar yaşadıkları onlara çok büyük manevi güç katmış. Her birinin bambaşka anıları. Kadın kapalı cezaevinde anneleriyle kalan çocuklar için yaptıkları kütüphane oyun alanı Beste Sevde Öztürk Şar’ın hafızasında derin iz bırakmış. çocuğun annesine “Koğuşa gitmesek, burada kalsak olur ” demesini ömrü boyunca unutmayacağını söylüyor. Şule Güloğulları Demir’se ihtiyaçla imkânın kesiştiği anlara inanıyor: “Van’daki öğretmen 10 çanta istedi. Evde bekleyen koliden tam 10 çanta çıktı. an anladım, biz sadece köprüyüz.”

class='medyanet-inline-adv'>

30’lu yaşlarının başlarında olan yedi kadın bugün 100’den fazla üniversite öğrencisine burs veriyor, annelere istihdam sağlamaya çalışıyor. Çünkü Tuğba Bal Yılmaz’ın dediği gibi “ kadını ayağa kaldırmak, aileyi ayağa kaldırmak demek”.