Virginia Evans‘ın New York Times Çok Satanlar Listesi’nde 26 hafta boyunca numara olan romanı Muhabbet, dünyayla arasına mektuplar koyarak yaşayan Sybil Van Antwerp’in hikâyesini anlatıyor. Tamamı mektuplardan oluşan incelikli anlatı, April Yayıncılık etiketi Ergin Kaptan çevirisiyle Türkçede.
Ne hakkında? Hikâye ne?
Muhabbet, hayatının son dönemlerini yaşayan yaşlı kadının mektupları etrafında şekilleniyor. İlk bakışta oldukça sakin gündelik görünen hayat anlatılıyor: Eski dostlar, aile üyeleri, kırgınlıklar, küçük dertler sıradan günler… Ancak roman ilerledikçe mektupların arasında bırakılmış boşluklar görünür olmaya başlıyor. Söylenenlerden çok söylenmeyenler önem kazanıyor. Geçmişte verilmiş kararlar, kaçırılmış fırsatlar yıllarca taşınmış yükler yavaş yavaş ortaya çıkarken roman beklenmedik ölçüde iç burkan hâl alıyor.
Zaman dilimi mekân
2012-2022 arasında, büyük ölçüde mektuplar, e-postalar hatıralar aracılığıyla dolanıyoruz. Mekân ise ağırlıklı olarak Maryland.
Okumadan önce bilmemiz gerekenler
Muhabbet, Virginia Evans’ın yaymllanan ilk romanı Aralık 2025 itibarıyla 550 bin kopya satmış, Lionsgate Films tarafından hakları alınmış “çok satan”.
Muhabbet’ten önceki 18 yıl boyunca yedi kitap yazan sadece tanesini kendi cebinden yayımlatabilen Evans, baristalıktan sekreterliğe sürü işte çalışmak zorunda kalmış.
Kitaba dair en çok neyi sevdin?
En çok romanın okuru metnin içine dâhil etme biçimini sevdim. Evans birçok şeyi doğrudan anlatmak yerine boşluklar bırakıyor boşlukları doldurma işini okura bırakıyor. yüzden roman sadece okunmuyor, aynı zamanda tamamlanıyor. Başlarda yaşlı kadının gündelik hayatına tanıklık ediyormuşuz gibi görünürken zamanla işin rengi değişiyor metnin altında çok daha derin hikâye olduğu ortaya çıkıyor. noktadan sonra romanın duygusal etkisi giderek artıyor.
En az neyi sevdin?
Açıkçası sevmediğim ya beni rahatsız eden belirgin şey olmadı.
Yazıma dair neler söyleyebilirsin?
Dil anlatım oldukça. Evans metni büyük dramatik unsurlara ihtiyaç duymadan ilerletiyor. Gücü tam burada yatıyor zaten. Özellikle yazılan ama gönderilmeyen mektuplarla okuru karakterin duygusuna ortak ediyor. Böylece ortaya duygusal sömürüye hiç düşmeden etkileyici olan roman çıkıyor.
Kısa sürede sürüklenerek okudun? Yoksa biraz sürünerek ?
Sürüklenerek okudum. İlk sayfalarda “acaba sevmeyecek miyim?” sorusu peydah olsa sonradan kaptırıp gittim.
Çok etkilendiğin / dönüp tekrar okuduğun bölüm(ler) oldu ?
Bazı mektupların altındaki sessizlik beni mektupların kendisinden daha fazla etkiledi. Özellikle geçmişe dair parçaların görünmeye başladığı bölümlerde tekrar dönüp okuduğum yerler. Aynı şekilde gönderilmeyen mektupların bazıları gerçekten çok etkileyici tekrar okunmayı hak ediyorlar.
Kitap, modunu nasıl etkiledi?
Bitirdiğimde beklediğimden daha hüzünlüydüm. Hayatın açtığı yaraların kişi kaç yaşında olursa olsun sızacak yer bulması insanın içi burkan şey bence. Üstelik her insan için geçerli!
Kitabın ismi hakkında ne düşünüyorsun?
Orijinal adıyla The Correspondent mektup arkadaşı anlamına geliyor bence metni çok güzel özetliyor. Ancak Türkçe için seçilen Muhabbet ismi bence oldukça yerinde. Çünkü roman yalnızca mektuplaşmaları değil; insanın hem kendisiyle hem başkalarıyla arasındaki iletişimi iletişimsizliği anlatıyor. Karakterlerin birbirlerine yazdıkları kadar yazamadıkları şeyler hikâyenin merkezinde yer alıyor. yüzden çok güzel seçim kesinlikle.
kitabı seven şunları sever
Yazarın etkilendiğini söylediği John Williams’ın Stoner’ı hayat dökümü olarak kesinlikle okunmaya değer roman.
Mektuplar demişken, tamamı mektuplardan oluşan Mihail Şişkin’in Mektupların Romanı herkesin şans vermesi gereken çok iyi roman.
Yazara soru soracak olsan soru ne olurdu?
insanın hayatını anlatırken sizin için daha önemli olan nedir: Anlattıkları anlatmamayı seçtikleri ?