2017 hileli referandumunda, önde gelen siyasetçilerin tutuklanması (Demirtaş – Yüksekdağ, Baluken.) mühürsüz oyların geçerli sayılması gibi yöntemlerle tesis edilen Başkancı Rejim, daha 10. Yılında saraya dar gelmeye başladı. nedenle, padişah yetkilerinde başkanın, yasama – yürütme – yargı basını yönetmesinin yanı sıra, ana muhalefet partisinin başkanını belirlediği yeni dönem açıldı. CHP’ye kayyum kararı 21 Mayıs 2026’ Türkiye, Başkancı Rejim’den Sultanlık Rejimine doğru geçişin ilk adımına sahne.

Seçimler göstermelik hale getirildiği, iktidarı yasal yoldan değiştirmenin olanaksız hale getirildiği, muhalefetin rolünün iktidara yardımcılıkla sınırlandırıldığı Sultanlık Rejimi’ne gideni yolda, CHP’ye kayyum atanması, köşe taşıdır.

Kayyum CHP’nin başında kaldığı sürece, Türkiye’ çok partili siyasal düzen askıdadır. Yaşadığımız kriz, CHP içindeki kavga değil, kayyumlar rejimi serbest seçimler arasında kopuş anıdır.

Önce gazete televizyonları iki anlamda ezici çoğunluğunu saraya bağladılar. Sonra yargı erkini siyasi amaçlarının militanı kıldılar. Üniversitelerde rektör seçimlerini kaldırıp kayyum rektörleri getirdiler. Belediyelerde seçilmiş başkanları/eşbaşkanları meclisleri tasfiye dip yerine kayyum atadılar. Şimdi ise sıra, siyasi partilere kayyum atamaya geldi.

CHP’nin başına saraya hizmet etmek üzere atanan Kemal Kılıçdaroğlu, dün Başkancı Rejimin inşasında aynı rolü oynamıştı. 2015-16’ AKP'ye karşı demokrasi mücadelesinin öncüsü olarak öne çıkan Demirtaş – Yüksekdağ HDP’sinin ezilmesi için, “Anayasaya aykırı ama evet” demişti. AİHM kararıyla tescillidir: 4 Kasım 2016’ HDP milletvekillerinin şekilde tutuklanması, Nisan 2017 referandumuna siyasi müdahale amaçlıydı referandum sonuçlarını etkilenmiştir. Erdoğan’ın emri, Davutoğlu’nun icadı, Kılıçdaroğlu’nun desteği Meclis’ten geçirilen geçici anayasa maddesi, partili savcılar eliyle Meclis’e yollanan yüzlerce fezleke için milletvekili dokunulmazlıklarını tek hamlede kaldırdı, tutuklamaları mümkün kıldı. Partili cumhurbaşkanlığı fiiliyatı böylece Başkancı Rejimine dönüştürüldü.

Aynı Kılıçdaroğlu, 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde toplumda birikmiş değişim talebini boşa düşürmekte başrolü oyadı. Ancak kez istisnai gelişme yaşandı CHP kurultayında Kılıçdaroğlu yenildi. Kılıçdaroğlu kurultayı kazanmış olsaydı, muhtemelen 31 Mart yerel seçimlerinde AKP büyük başarı elde edecekti. Ancak tam tersi. 31 Mart’ta AKP ikinci parti konumuna düştü. CHP’nin yükselişi esasen belediyelere dayanıyordu. kez partili yargının hedefine belediyeler oturdu. 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla, milyonların katıldığı demokratik protesto hareketi yaşandı. İBB’ye kayyum atanmasını kitle hareketi engelledi. Özgür Özel’in İstanbul’un ilçelerinde, Anadolu illerinde düzenlediği mitinglerde CHP, saray rejiminin keyfiliğine itiraz eden milyonları buluşturdu. CHP’nin meydanlara inmesi dengeleri değiştirdi.

Şimdi ‘butlan’ kararı saray, son 3 yılı yok hükmünde ilan etmeye çalışıyor. On milyonlarca insanın aktif siyasi katılımıyla yaşanan yılları yaşanmamış sayıp, filmi geriye sarmaya çalışıyor. Deyim yerindeyse, butlan kararı ülkeyi 3 yıl öncesine ışınlamaya çabalıyorlar! çaba nafiledir. Hiçbir güç, yaşanmışı silemez, milyonların bilincinde gerçekleşmiş değişimleri mahkeme kararı yok edemez.

yüzden sarayın mutlak butlanı, daha ilk haftasında patlak butlana dönüştü. Bayram tatilinde kimsenin karara ses çıkartamayacağını hesaplamış olmalılar. Ama yanıldılar. 19-23 Mart’ın adeta yenilenmesini yaşıyoruz. Yüzbinler, sokaklarda aktif mücadele saray darbesini reddediyor. yandan, Meclis Grubu üzerinde hakimiyet kuramayan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’yi mahkeme kararıyla ne denli yönetebilecek? CHP kitlesinin, il-ilçe örgütlerinin, belediyelerinin, Meclis Grubu’nun neredeyse tamamı kayyuma karşıyken, parti genel merkezine parti maliyesine çökmüş olması, Kılıçdaroğlu’nu genel başkan yapar ? sorular sonuçlar, daha bayram tatili bitmeden kesinleşmişti. Herhâlde Özgür Özel tarafının dilekçe verebileceği, resmi işlemler yapabileceği Haziran günlerinde Kayyum Kılıçdaroğlu’nun işi daha zorlaşacaktır. Zira bayram tatilinde, Kılıçdaroğlu’nun her dilekçesi anında işleme konulurken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in başvuru hakkı ise tanınmıyordu.

CHP’ iki genel başkan yoktur. Kayyum Kılıçdaroğlu Genel Başkan Özgür Özel arasında CHP kurumsal kimliği üzerinde mücadele vardır. mücadele arka planda sarayla CHP arasındadır. Özgür Özel’in artan popülerliğinin sebebi saraya karşı dik duruşudur. Kılıçdaroğlu’nun milyonların nefretini kazanması tabanda hiçbir destek bulamaması ise saray rejiminin eriyişinin açık göstergesidir.

Kılıçdaroğlu kez saray kayyumluğunu kabul etmekte, geri dönüşsüz yola girmiştir. Polis zoruyla girdiği genel merkezin icra yoluyla gasp ettiği parti maliyesinin başında oturabilmesi, saraya en aktif biçimde hizmet etmesiyle mümkündür. İyi niyetli çağrıların hükmü yoktur. Demokratik muhalefete düşen, yasadışı korsan mahkeme kararına karşı durmak, kayyumları reddetmek siyasi partileri ancak seçilmişlerin yönetebileceğini savunmaktır. Siyasi partiler kanununa, YSK’nın kesinleşmiş kararına rağmen verilen butlan kararı atanan kayyum heyeti yok hükmündedir. Ya Demokratik Cumhuriyete doğru ilerlenecek, ya Sultanlığa doğru geriye gidilecektir. saflaşmada kimse tarafsız kalamaz.