Phil, dostum… Kimya dehasısın, elementleri eğip büküyorsun, yerçekimini ağlatıyorsun ama ürün yönetimi iletişim konusunda sınıfta kalmışsın.

Evcil Hayvanı Laboratuvara Hapsettin: Elinde resmen kendi bilinci olan, dans eden, şebeklik yapan jöle kıvamında mucizevi canlı. Sen ne yaptın? Adama saksı muamelesi yaptın! Keşke onunla biraz daha Tamagotchi gibi ilgilenseydin, iki kelime şey öğretseydin, aranızda duygusal bağ kursaydın. Flubber senin laboratuvardaki kölen değil, evladın gibi olmalıydı okulda hava atmak için niye kullandın.

İcat Değil, Kurtarıcı Muamelesi: Flubber’ı bulur bulmaz aklına ilk gelen şey ne oldu? “Aman arabaya süreyim uçsun, aman ayakkabıya süreyim bizim okulun basket takımı rezil olmaktan kurtulsun.” Sen koca profesörsün; elindeki kozmik mucizeyi resmen mahalle turnuvasında hile yapmak için kullandın! Yuh be.

Weebo’yu Fazla Şımarttın Ne?

Burada biraz iğneyi kendine batırman lazım. Flubber gibi canlıyı köşede mambo dansı yapmaya mahkum ederken, uçan sarı robotun Weebo’ya kadar çok yapay zeka yüklemişsin ki, kız sana resmen aşık olmuş.
yanda sana platonik aşk besleyen, kıskançlıktan düğününü unutturan metal robot; yanda sadece etrafta zıplayıp ilgi bekleyen yeşil jöle… Laboratuvardaki dengeyi hiç kuramamışsın. Neyse ki Weebo fedakar çıktı kıymetini sonradan anladın.

Tabii Ki… Düğün Meselesi!

Phil, üç kere düğün unutulur Allah aşkına? Sara seni laboratuvardan sağ çıkardıysa yat kalk dua. Flubber’ın moleküler yapısını ezbere biliyorsun ama takvime çarpı atmayı beceremiyorsun. Flubber’ı biraz daha “evcil hayvan” gibi hayatına dahil etseydin, belki sana yüzüğü getirmeyi falan hatırlar, seni dertten kurtarırdı.

Tamam yeter kadar makara biraz gerçek inceleme laga luga.

1997 yapımı Flubber, sinema tarihinin en sempatik dehalarından Robin Williams’ın enerjisiyle büyüyen, pazar sineması nostaljisini sonuna kadar yaşatan yapım. Ancak filmi bugün, biraz daha sinematik gözle izlediğimizde, ortada çok net “kaçırılmış fırsat” anlatısal eksiklik göze çarpıyor. elindeki en büyük kozu karakter olarak işlemek yerine, yalnızca olay örgüsü aracı olarak kullanmayı seçiyor.

Yeşil Sülüğün Potansiyeli “Tamagotchicilik” Eksikliği

Filmin temel sorunu, adını aldığı yeşil sülükümsü yaratıkla, yaratıcısı Profesör Philip Brainard arasında derin bağ kuramaması. Karşımızda kendi iradesi olan, elementlerin ötesinde, adeta evcil hayvan gibi davranabilen kozmik mucize. Gönül isterdi ki senaryo noktada biraz daha “Tamagotchicilik” oynasın.
Philip’in canlıya şeyler öğretmeye çalışmasını, aralarındaki saf bağı, Flubber’ın evdeki eşyalarla gizli gizli etkileşime girerek kendi karakterini yaratmasını izlemek filme bambaşka duygusal derinlik katabilirdi. nevi Pokemon ya E.T. formülü işletilebilecekken; film, Flubber’ı sadece profesörün sorunlarını çözen, arabayı uçuran, ayakkabıya sürülüp basketbol maçında hile yapılmasını sağlayan “teknolojik yakıt” seviyesine indirgiyor.

Weebo Flubber Çelişkisi

Filmdeki garip anlatı tercihi ise duygusal yatırımın yanlış yere yapılması. Elde tamamen organik, canlılık belirtisi gösteren yeşil jöle varken; yönetmen nedense karakter geliştirme mesaisini metal robota, Weebo’ya harcamayı seçiyor.
Weebo’nun profesöre aşık olması, kıskançlık krizleri dramatik feda sahneleri kendi içinde tatlı olsa insan ister istemez soruyu soruyor: ekran süresi karakter derinliği neden filmin asıl yıldızı olan Flubber’a verilmedi? Flubber, mutfaktaki mambo dansı sahnesi hariç, sadece etrafta zıplayıp görsel şov yapan efekt hilesi olarak kalıyor.

Nostalji Kuşağında Pazar Sineması

Bütün yapısal eksikliklerine rağmen Flubber, 90’ların temiz, kötü niyet barındırmayan Disney formülünü başarıyla uyguluyor. Kötü adamların karikatürize salaklıkları, Robin Williams’ın laboratuvarda tek başına teklese bile filmi sırtlayan çocuksu neşesi, yapımı keyifli çerezlik haline getiriyor.
Sonuç olarak Flubber, sinema tarihini kökten değiştiren başyapıt değil; ancak potansiyeli biraz harcanmış olsa pazar akşamları retro eğlence arayanlar için hala yüz güldürmeyi başaran samimi deney.

Profesör Brainard İçin Karn
  • Deha Çılgınlık: 10/6(Yeşil sülüğü yaratmak her yiğidin harcı değil)
  • Evcil Hayvan / Tamagotchi Bakımı: 4/10 (Flubber’la daha çok oynamalıydın)
  • Romantik İlişki Yönetimi: 2/10 (Sara’ya sabır diliyoruz)
    Yine eline sağlık Profesör. Bize 90’ların en eğlenceli, en zıpır icatlarından birini verdin. Şimdi dürüst ol: basketbol maçında ayakkabılara Flubber sürerken hiç vicdanın sızlamadı, yoksa “Aman okulun borcu ödensin” diye gözün döndü mü?