Nicolas Rouviére

1965’ten sonra Asteriks hayranlığı gerçek toplumsal olgu haline gelir başarının anahtarlarını sorgulayan eleştirmenler, yapıtın politik okuması üstünde yoğunlaşırlar. Eylül 1966’ kapağını “Asteriks olayı”na ayıran L’Express‘te Jean-Noël Gurgand, bunun General Gaulle’ün işgalcilere karşı direniş hareketinin parodisi olduğunu düşünür. 

1969’ Barraud Sède, ölümsüz Fransa’nın ulusal değerlerini yücelten “Sezarcı” ideolojiden söz ederler. (1) Pierre Verdaguer‘ye göre Çinhindi felaketi Cezayir Savaşı’nın gündem olduğu dönemde dizi, okuyucuda tarihten rövanş alma duygusu yaratarak “Fransız kültür ideoloji ortamının öteki ülkelere üstünlüğünü” vurgulamalıdır. (2)

Yazarlar haklı olarak her zaman Asteriks’in dışarıdaki başarısının ulusçuluk söylemlerinden gelmediğini dile getirmişlerdir; onlara göre sadece kendilerinin Yahudi İtalyan kökenli olmaları şovenizmle sürekli alay etmeleri bile gözlemleri doğrular. Ayrıca Goscinny Uderzo kesinlikle siyasal mesajlar verme niyetinde olmadıklarını sürekli olarak yinelemişlerdir. 1959’ Galya dünyasını karikatürize ederlerken akıllarında sadece çocukluklarından kalma okul imajları vardır yapıtlarının taraflı okumasının yapılabileceğini düşünmezler.

Öte yandan Galya miti,. yüzyılda yeniden yaratılmasından sonra ideolojik yansımalar açısından oldukça doludur. temayla ilgili öteki resimli romanlar; sözgelimi Jacques Martin‘in Alix‘i ya Marcello Mora’nın Taranis‘i eleştirel açıdan ciddi deneyimlerden geçmişlerdir. durumda, ele aldıkları konunun siyasal içeriği olduğunun bilincine varan Asteriks yazarlarının tek anlamlı yorumları engelleyebilmek için izleri yok etmeye çalıştıkları söylenebilir. Sonuç olarak tuhaf taklit biçimlerinin her türlü siyasal okumayı geçersiz kıldığını söylemek mümkün müdür? Dizinin modelin ciddi yeniden okumasına olanak tanımadığını iddia eden tarihçi Christian Amalvi eleştirmen André Stoll böyle düşünüyorlar. nedenle bütün yapıtların, tarihsel dönemle içinde yer aldıkları toplumla belli ilişkisi vardır.

Öte yandan her yapıt, genel değerler, normlar kolektif düşünceler sisteminin kesinlikle vektörüdür. bağlamda, dizide geniş anlamda “ideoloji” oluşturabilecek şeyi ortaya çıkarmaya çalışmak boş çaba değildir.

L’Express dergisi, Eylül 1966’ Asterix’in Britanya’daki gösterimi öncesinde “yenilmez Galyalıların” en ünlüsünün başarısını özel sayıyla masaya yatırdı.
Galya miti, Fransız devrimi’nden kurtuluşa

Galya kökenleri miti. yüzyıl başında, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’na inanılmadığı tek siyasal gücün devlet oluşturabilmiş ulusların elinde toplandığı ortamda yaratılmıştır. Fransız hukukçuları “gens gallica”nın “ilk evlat olduğunu” kanıtlamak amacıyla Galya krallarının soyağaçlarını Eski Ahit’teki Avrupa halklarının ortak atası Nuh’a kadar götürürler. Mit; ülkeyi oluşturan etnileri birbirlerine bağlamayı, aynı atalardan geldiklerini iddia edemeyen komşulardan farklılaşmayı Valois ulusçu taleplerini desteklemeyi sağlar.

XVIII. yüzyılda Boulainvilliers Kontu, monarşi iktidarına karşı feodal iktidarı meşrulaştırmak için, köleliğe düşürülmüş Galya-Roma halkının mirasçısı olan orta tabakaya karşı Fransız soylularının Frank kökeni tezini ortaya atmıştır. 1789’dan sonra teori, halkın zorbalardan intikam almak istemesini haklı göstermek amacıyla tersine çevrilmiştir.

Dolayısıyla bütün. yüzyıl boyunca “Galya” sözcüğü; “soylu”, “aristokrat”, “ayrıcalıklı” karşıtı olarak “halk” “yurttaş” sözcükleriyle eş anlamlı tutulmuştur. Galya miti yeni iktidara bundan böyle hanedanla ilişkili olmayan ulusal, halkçı ilerici alternatif sunar. Böylece Napolyon 1804’te Kelt Akademisi’nin kuruluşunu destekler; akademi 1815’ten sonra lağvedilir. Özellikle liberal tarihçiler mite el atarlar ona demokratik özellikli anlam yüklerler. Vercingetorix figürü yeniden ön plana çıkarılır Galyalı şef 1848’den başlayarak ilkokul tarih kitaplarında hiç eksik olmaz. İkinci İmparatorluk, halk çocuklarına kaybolmuş hanedanları değil, bazı örnek büyük insanlar aracılığıyla ulusun tarihini öğretmek ister. Cumhuriyet, Galyalıların şeflerinin imajına açıkça demokratik nitelik ekleyerek imajı güçlendirir. Henri Martin, 1875’te yayımlanan Histoire France populaire adlı yapıtında Galya toplumunu ısmarlama demokrasi şeklinde takdim eder: 

Senatolar ya uluslar konseyleri çeşitli kantonların temsilcilerinden oluşmuştu: Dolayısıyla temsili denen hükümet biçiminin kökeni Galyalılara kadar gider. (3) 

1878-1889 döneminin belirgin özelliği Cumhuriyet’in güçlü laikleşme yaşamasıdır mit, büyücüler referansı aracılığıyla neredeyse masonik hoşgörü akıl dininin ön plana çıkarılmasını sağlar ama. Cumhuriyet ideolojisi sadece cumhuriyetçi değildir; aynı zamanda intikamcıdır. 1870 bozgunundan doğan rejim, Fransa’yı ayağa kaldırmak için yurtsever amaçlarla meydanlara Galya heykelleri dikilmesini araç olarak kullanır bunu istismar. ulusal coşku döneminde yurtsever cumhuriyetçiler milliyetçiler arasında güçlü rekabet vardır. Galya mitine önce düşman olan milliyetçi sağ, daha sonra yavaş yavaş miti tekeline alacaktır. Irkçı ideoloji burada kendisini ifade edebileceği uygun alan bulur. 

XIX. yüzyılın ilk yarısından başlayarak Amédée Thierry‘nin çalışmalarının sonucunda Fransızlar Galya kanı taşıyan ulus olmuştur. Boulanger macerasından sonra Dreyfus olayı Katolik sağını milliyetçiliğe yöneltir yüzyılın ilk yıllarında Action Française (Fransız Hareketi) Galyalıları referans. Birinci Dünya Savaşı mitteki milliyetçi kaymayı yoğunlaştırır. 1918’den sonra değerli kitaplarda Vercingetorix, 1880’li yılların demokratik söyleminden uzaktır; artık Fransa’nın partizanca çıkarların tehdit ettiği birliğini yeniden oluşturması için ihtiyaç duyduğu otoriter şef olmuştur.

1940’tan başlayarak Vercingetorix, Vichy rejiminin onun “ulusal devrim”inin savaşçısı. 30 Ağustos 1942’ Clermont-Ferrand’ Galyalı şefin heykelinin önünde toplanan 30 bin lejyoner, devlet başkanına sadakat yeminini yineler. Clermont Akademisi Başkanı René Giscard d’Estaing söylevinde Vercingetorix‘i Pétain‘le özdeşleştirir: 

kaderini ülkenin kaderiyle birleştirmiştir sesi Vercingetorix’in sesinin yankısıdır: Kendimi Fransa’ya bağışlıyorum. (4) 

Çok fazla cumhuriyetçi olduğu söylenen birçok anıt Vichy rejimince yıkılmıştır; sözgelimi Bordeaux’daki Mouly Saint-Denis’deki Benin. öykünün ışığında Galya temasının resimli roman biçiminde yinelenmesi siyasal okumayı esinlemiştir. Ayrıca Asteriks’in başka çağdaş dizileri bağlamda söz konusudur.

Asteriks, çağımızın nabzını tutmak için geri döndü!
Alix sorunu

Jacques Martin‘in yarattığı Alix dizisi ilk kez 16 Eylül 1948’ haftalık yayın organı Tintin‘ yayımlanır. Kahraman; Küçük Asya’ Romalıların ele geçirdiği Khorsabad kentinde ortaya çıkar. kahraman, kökenlerini bilmeyen köledir. Birçok maceradan sonra Roma valisi kendisini evlat edinir vali, onun gerçek babasının Galyalı şef Astorix olduğunu söyler. Böylece kendisini Roma yurttaşı olarak tanıtmaktan hoşlanan Galya kökenli olduğunu öğrenmeden asimile edilen birinin kimliği sorunu ortaya çıkar. Jacques Martin klasik “uygarlaştırıcı Roma” “ilkel barbar Galya” karşıtı entegre olmuş Galya-Roma vizyonu sunmasaydı, anlatı seçimi kuşkusuz polemiklere yol açmayacaktı. Kayıp Lejyonlar, Büyük Ioriks Vercingetoriks albümlerinde insanların kurban edilmesi Galyalıların kıyımlarıyla birlikte, özgün uygarlığın ışıklı geleceğini temsil eden Galya-Roma kentleri görülür.

III. Cumhuriyet döneminde mitin “romanist” versiyonu sömürgeci ideolojiye hizmet ediyordu. Daha sonra, sözgelimi 1942’ yayımlanan Jalabert elkitabı gibi Pétainci okul kitapları Roma fethini, Galyalılara öğretilen askeri düzen disiplin aracılığıyla doğrulamışlardır. Örtük söylem çok açıktı: Roma, Galya’yı kalkındırmıştır, aynı şekilde Alman düzeni Fransa’ya yararlıydı.

Yeni sömürgeden kurtulma bağlamı anıları canlandırır Alix‘in aşırı sağ ideolojinin taşıyıcısı olduğundan kuşkulanmak için daha fazla kanıt gerekmez. Böylece Casterman 1965’te Kara Pençe albümünü yeniden bastığında, Fransa’ başlık “nefret şiddete teşvik” suçlamasıyla yasaklanmıştır. Cezayir Savaşı bittikten üç yıl sonra bazı çevreler; Kartaca yakınlarında Ikara kentindeki şiddet olaylarının sorumlusu beş Romalı görevli Fransız generalleri Bigeard, Massu, Trinquier Erulin arasında benzerlik kuruyorlardı. 

Büyücü Rafa’nın komplosunun Gizli Ordu Örgütü‘nün (OAS), hatta 1935’te dağıtılan aşırı sağcıların terörist eylemlerine gönderme yaptığı düşünülüyordu. Sonuçta Goscinny sayesinde sansür kaldırılmıştır. Gerçekten kendisi bizzat içişleri bakanıyla görüşüp saçma yasaklamayı protesto etmiştir. olay, 1965’ten başlayarak Asteriks’in senaristinin Galya temasına uygulanan ideolojik okumalara duyarlı olduğunun işaretiydi. Uderzo birçok sapkın yorumla karşılaşıyorlardı bunlar arasında Asteriks’in Gaulle’cü yapıt gibi okunması vardı.

Direnişçi Antiemperyalist tematik

General Charles Gaulle, 1958’ yeniden iktidara geldiğinde ulusal birliği yeniden oluşturma iş birliği dolayısıyla ortaya çıkmış nefret duygularını yatıştırma kaygısıyla yeni rejimi, hafızalarda olan konunun, “Direniş” konusunun oluşturulmasına dayandırır. Gerçek Fransa esas olarak direniş Fransa’sıdır çeşitli partilerin veya yeraltı hareketlerinin, hayal edilen ulusal düşüncenin kurucu soyutlaması karşısında önemli olmadıkları düşünülür.

Asteriks tematiği zamanın özlemleri 1950’li yılların ortalarından sonra ortaya çıkan kolektif hafızayla atbaşı gider; dönemin sinema ürünleri konuda örnek gösterilebilir. Cumhuriyet döneminde sinemanın en önemli getirisi, karanlık savaş ortamında günlük yaşamın Fransızların çoğunun yaşadıklarının hakkını teslim etmiş olmasıdır. anlamda Claude Autant-Lara‘nın La Traversée Paris ( Uçtan Uca Paris) [1956] adlı filmi türün doruklarından biridir işgal altındaki Paris modasını başlatmıştır. Buna karşılık 1959-1966 arasında Direniş, daha “Londravari” ya daha askeri özellikler almıştır: Sözgelimi, Christian-Jaque‘ın Babette s’en va-t-en guerre‘i (Babet Harbe Gidiyor) [1959], Dréville’in Normandie-Niémen‘i (1960), Denys La Patellière‘in Un taxi pour Tobrouk‘u (Tobruk’a Taksi) [1961] René Clément‘ın Paris brûle-t-il? (Paris Yanıyor ?) [1961]. 

dönemde işgal savaş yavaş yavaş sıradanlaşır; sayıları gittikçe artan sıradan komedilere konu oluştururlar: Sözgelimi Jean-Paul Rappeneau‘nun La Vie château‘su (Şato Yaşamı) [1966] özellikle Fransız sinemasının büyük olayı, Gérard Oury‘nin La Grande Vadrouille‘u (1966). Direniş; filmlerde, romanlarda bilimsel yapıtlarda başarılı biçimde anlatılmıştır.

Çizgi roman efsaneleri Asteriks Oburiks’in “babası” Fransız karikatürist Albert Uderzo, Angoulême Çizgi Roman Müzesi’nde karakterlerinin arasında duruyor.

İlk Asteriks albümleri genel özleme cevap verirler başarının kesinlikle ihmal edilmemesi gereken anahtarıdır. Galya köyü sakinleri, Gaulle’cü direnişçiliğe uygun biçimde gerçek ülkenin, baskıya her halükarda direnen ülkenin temsilcileridir. Herkesin kendisini bulabileceği gerçek Galya, köydür. köy işgalciye karşı direnişini sürdürdüğüne göre vatanın onuru kurtulmuştur. Hatta ülkenin geri kalan bölümünde kurtuluş savaşı sürdürmeye bile gerek yoktur. Bütün ulusla özdeşleşmiş olan soyut Özgürlük Bağımsızlık düşüncesinin temsil edilmeye devam etmesi için az sayıda isyancının direnmesi yeterlidir.

Yazarlar yakın tarihle paralellikler kurmaktan geri durmazlar. Galya Kulesi‘nde Asteriks Obeliks’e Lugdunum kentinin gizli şefi yardımcı. Yazarlar böylece işgal altında direnişin merkezi olarak Jean Moulin‘in kentini yüceltirler. Şefler Savaşı‘nda Galya-Romalı Aplusbegaliks, tersine işbirlikçi figürünü temsil. Tam anlamıyla savaşçılığa özgü selamı, tuhaf biçimde Nazi selamını hatırlatır. 

Asteriks Britanya’ albümünde Galyalıların dayanışması, İkinci Dünya Savaşı sırasında Britanyalıların Fransız direnişçilere yardımlarını karakterize eder; Asteriks kaş göz işaretiyle durumu biçimlendirir. 

“İntikam koşuluyla!” Asteriks Korsika’ macerasında ise Asteriks, sürekli birbirleriyle kavga eden klanları barıştırmak için modern proje, gerçekleştirilecek evrensel düşünce sunar: Özgürlüklerin korunması için baskıya karşı direnme. Soyut düşünce, kolektif kimliği tanımladığı varsayılan değer sistemidir. Bununla birlikte, çok sayıda eleştirmenin söylediği gibi Asteriks’in Gaulle’cü ideolojinin etkisinde olduğunu söylemek hiçbir biçimde mümkün değildir. Resimli roman sadece Fransız kolektif belleğinin gelişmesiyle direniş zihniyetinde aranması gereken özlemlerle özdeşleşmiştir.

Fransa’nın damarlarından fışkıran ‘şarabi’ yolculuk

Soğuk Savaş döneminde aceleye getirilerek ulusal bağımsızlığın Gaulle’cü üslupla savunulmasıyla ilişkilendirilen antiemperyalist tematik için aynı şeyi söylemek mümkündür. Gerçekten Roma emperyalizmiyle ABD’nin kuşatıcı gücünü özdeşleştiren birçok anıştırma söz konusudur. Sözgelimi Galya Kulesi‘nde Amerikan federal kartalı, Gesocribate (Brest) koyunda demir atmış Roma savaş gemisinin büyük yelkeninde görülür. Şefler Savaşı‘nda Galya-Roma şefi, İngiliz-Amerikan modelini hatırlatan kültür modeli ithal. 

Salonun duvarlarında “Rome sweet Rome” yazısı okunur köyünde “Profesör Berliks’in yaşayan diller okulu”nun reklamını yapar. Çok yaygın öğretim yöntemlerine referans olarak Latin dili, Amerikan ekonomisinin etkisiyle uluslararası ticaret alışveriş dili olan modern İngilizceyi hatırlatır. Birçok eleştirmen; NATO karargahını ulusal sınırların dışına çıkaran “Anglosaksonlar”a Montreal Mexico’ meydan okuyan General Gaulle tarafından yürütülen bağımsızlık siyasetiyle paralellik kurmak için adeta birbirleriyle yarışmışlardır.

Doğrusunu söylemek gerekirse Pilote‘un yaratılmasında belli yurtseverlik düşüncesi vardır düşünce Asteriks’in bulunmasını dolaylı biçimde etkilemiştir. (5) Söz konusu yayın organı ilk başta, gençliğe yönelik yayınlarla ilgili 1949 yasasının can alıcı noktasını oluşturduğu “çizgi romanın Amerikansızlaştırılması” hareketi içinde yer almıştır. (6) Böylece Jean-Michel Charlier Tanguy Laverdure dizisini yaratır, Fransız havacılığının başarılarını yüceltir; Goscinny Uderzo ise Fransız folklorunu yeniden ziyaret etme arzusuyla öncelikle Roman Renart‘ı (Tilkinin Romanı) uyarlayıp, daha sonra Galya miti parodisiyle ilgilenmek istemişlerdir. Asteriks baştan beri Amerikan çizgi romanlarının (comics) anti-süper starı, anti-süper kahramanıdır. Asteriks kısacık boyu belirsiz yaşıyla “bazı Galyalılar”ı araya getiren bölgenin temsilcilerinden sadece biridir. 

Anti-elitist eşitlik temeline dayanan kahramanlık modelidir. Goscinny Uderzo Amerikan resimli romanından beslenmişlerdir ama her şey; Galyalı küçük kahraman onlara, resimli basının istediği egemen modele göre yaratıcı bağımsızlıklarını ifade etmelerini sağlıyormuş gibi olup biter. Amerikan egemenliği anıştırmalarının anlamda yorumlanması burada Gaulle’cü ideolojinin apriori kanıtının görülmemesi doğru. Söz konusu olan daha çok, dünyaya ekonomik kültürel açıdan egemen olan süper güç ABD konusundaki basmakalıp düşünceye göz kırpmadır.

Eleştirmenler ayrıca sömürgecilik karşıtı Asteriks tematiği General Gaulle’ün son eseri arasındaki çakışmayı göstermekten geri durmamışlardır. Fransız mitolojisi yarım yüzyıl boyunca büyük ölçüde emperyal olmuştur: Coğrafya bağlamında “denizaşırı Fransa”; Afrika Kıtası’nın dörtte birine, tüm Kuzeybatı Afrika’ya, tüm Çinhindi yarımadasına, Madagaskar, Suriye Lübnan’a yayılıyordu. Böylelikle tarih, güzel portreler galerisine sahip oluyordu: Abd el-Kader’in hakkından gelen Bugeaud, kaşif Francis Garnier, köleleri kurtaran Brazza, kentler inşa eden Lyautey. Oysa mitolojinin Evian Antlaşmaları’ndan sonra sancısız uygulanması, hatta acı duymadan anılması mümkün değildi. Tarihçi Maurice Agulhon‘a göre Asteriks, Fransız yurtseverliğine efsaneyi değiştirme olanağı sağlamış, böylelikle sömürge karşıtlığının kabullenilmesini kolaylaştırmıştır:

antiemperyal mitoloji gelir; rahatsız eden, reddeden, direnen (işgallere ya saldırılara değil, en azından ilhaklara karşı) Fransa mitolojisi. […] Hipotezimiz doğruysa eğer, Asteriks’in başarısı, Fransızların zihninde Fransız düşüncesinin bölümünün, hatta en büyük bölümünün Galyacı-üçüncü dünyacı denebilecek yeni yurtseverliğe katılımının işaretidir. (7)

analiz resimli romanın tarihsel algılaması açısından inandırıcıdır ama bunun yaratılmasının Gaulle’cü dış siyaset anlayışından kaynaklandığını gösteren hiçbir işaret yoktur.

Asteriks kesinlikle çok kutuplu dünya ilkesini savunur uluslar halklarla ilgili derin gerçekliği kabul. bağlamda, sıradan yabancı kültürlerin gözden geçirilmesine vesile olan Britanya, İsviçre İberya seyahatleri örnek gösterilebilir. egemenlik düşüncesi ne saldırgan ne kendine yeterlidir; Gaulle’cü “Uluslar Avrupası” anlayışıyla özdeşleşir. anlayışa göre devletin başka devletle entegrasyonunu kesinlikle dışlayan tam bağımsızlık, halklar arasında dostluk siyasetine hiçbir biçimde engel değildir. Bununla birlikte resimli roman, Gaulle’cü görüşten iki noktada ayrılır. Öncelikle, Asteriks’in Avrupası’nı oluşturan ülkelerin başında dost ülke İngiltere vardır. bağlamda, Anglosakson edebiyatına tutkun olan İngiliz demokratik modeline saygı duyan René Goscinny‘nin İngilizseverliğini özellikle belirtmek gerekir. İngilizseverlik Asteriks Britanya’ macerasında açık seçik biçimde görülür; dış kültürel referanslar açısından en zengin albüm budur.

Öte yandan General Gaulle’ün dış siyaseti, Asteriks etiğine bütünüyle yabancı büyüklük güç idealine dayanır. İkinci Dünya Savaşı’nda Fransız direnişini başlatan Gaulle, dünyayı evrensel kültürüyle aydınlatan kahraman cömert ulus düşleri besler. Hristiyan hümanizması etkilerinin görüldüğü özgeci özlemlerin arkasında daha somut kaygı vardır: Fransa’nın yeniden büyük güç olması büyük uluslar topluluğu içinde gerçek varlığını hissettirmesi. Böylece Gaulle’cü gerçekçilik, devletlere sadece iştah veren çıkar duygusu aşılayan Reelpolitik‘e açılır; uluslararası ilişkileri güç kurnazlığa dayandırır. (8) Asteriks fedakar halk savaşçısıdır ama Galya’nın içinde belli güç amacı beslemesine engel değildir. Burada söz konusu olan daha çok Sezar’ın düşüdür. işte Gaulle’cülük “Roma tarafına”; sadece devletin gücünü, dünya çapında büyüklüğünü düşünen, yenilmesi gereken Sezarvari düşman tarafına geçmiştir.

Aşağıda, gönderdiğin metnin orijinal içeriğine sadık kalarak; OCR (karakter tanıma) hatalarını giderdiğim, yazım noktalama yanlışlarını düzelttiğim cümle yapılarını Türkçenin akışına uygun hale getirdiğim profesyonel son okuma (redaksiyon) çalışması yer almaktadır.

Kapitalizmin eleştirisi

Asteriks yazarları birçok defa kapitalizmin açık eleştirisini yapmışlardır; ama eleştiri tek anlamlı ideolojik okumaya indirgenemez. Asteriks Gladyatör‘ Fenikeli gemici Epidemais, kendisini şubeleri olan ticari şirketin “genel yöneticisi” olarak tanıtır. Aslında bütün mürettebatı kürekçidir; çünkü insanlar imzaladıkları sözleşmeyi iyi okumamışlardır.

Yazarlar böylece herkesin, yanında çalışanları sömüren patron yararına kürek çektiği işletmenin eşitsizlikçi mantığını eleştirirler. Galya Kalkanı‘nda Coquelus tekerlek fabrikası aracılığıyla büyük sanayi dünyası hedef alınmıştır. İşçiler atölyelerde mermer yontarlarken “konferansta olduğu” sanılan patron, bürosunda rahat sakin şekilde. Yazarlar, yönetimin gerçek etkinliklerinden hiçbir şeyin sızmadığı, şeffaf olmayan sisteme işaret ederler. Sezar’ın Tacı‘nda ise ulusal çıkarlarla hiç ilgisi olmayan sadece kâr peşinde koşan kapitalizmi eleştirirler.

Toptanmiks’in (Abrarakursiks) kayınbiraderi Homeopatiks, bütün Galya’ şubeler açan ağını sürekli genişleten Lutetia’lı zengin tüccardır Galya köyünün direniş eylemini açıkça küçümser. tür antipatik kişiliğin tasarlanması, bencil vatana ihanet içindeki kapitalizmin Gaulle’cü eleştirisiyle tutulabilir ?

‘Karanlığın Yüreği’ üzerine iki yaklaşım

Bilindiği gibi Gaulle, işgal döneminde patronların tavrını hiçbir zaman kabul etmemiştir. Buna karşılık patronlar iş çevreleri General Gaulle’ün ekonomi siyasetine hiçbir zaman sempatiyle bakmamışlardır. Özünde Jakoben merkeziyetçi olan Gaulle’cü sistemin mantığı, onların hırslarıyla pek uyuşmuyordu. Gaulle’cüler serbest girişime saygılı olan ama yandan planlanmış düzenli yönetim isteyen ekonomi aracılığıyla; liberal kapitalizm kolektivizm arasında formülasyon için çaba harcıyorlardı. 

Ayrıca çalışanların yönetime sürekli katılımı ilgisi aracılığıyla emek-sermaye birlikteliği düşüncesini işliyorlar; toplumsal uzlaşma araştırmalarıyla patronları geleneksel otorite üslubundan vazgeçmeye zorluyorlardı. Patronlar generalin siyasetini desteklemişlerse bunun nedeni, hesaplı yarar sağlama amacından çok mecburiyet olmuştur. Jean-Christian Petitfils‘e göre Aralık 1965’te Jean Lecanuet‘yi ona tercih ettiler; 1969’ oyların çoğu Gaulle’cü geleneğin temsilcisinden çok liberal Avrupalı aday Alain Poher‘e gitti. 1974’te aynı çevreler Valéry Giscard d’Estaing‘i seçtiler. 

Bunlar Gaulle’cülüğü eleştirirlerken eğilimin, kolektivite gücünü ekonomik yarar araştırmalarından daha önemli gördüğünü söylüyorlardı.

Sezar’ın ekonomi siyaseti General Gaulle’ünküyle benzerlikler göstermeseydi, Asteriks’in Gaulle’cü duyarlıkla örtüştüğü söylenebilirdi. Sezarcı devletin temelinde saygınlık güç ekonomisi, aynı zamanda gerçek tüketim ekonomisi bulunur. Sezar’ın Tanrıların Mülkü‘nde mimar Anglegus tarafından yapılan modern hamamları drug-store’ların kökenini oluşturan “potio-tabernae”leri övdüğü doğrudur; ama bütün bunların Roma tekniğinin yarattığı harikaları sergileme amacına yönelik büyüklük stratejisi içinde yer aldıklarını göz ardı etmemek gerekir. Drive-in’in öncüsü olan; özel giriş yerleri sıralar sayesinde yurttaşlara gladyatörlerin dövüşlerini arabalarından izleme olanağı veren mimari düzenleme için aynı şey söylenebilir.

Tarih içinde Roma devletinin aurası, imparator için halkın yaşam kalitesi kadar önemlidir. Sezar’ın kolektif büyüklük iradesini genel gelişme faktörü gibi kavramış olduğunu söylemek mümkündür. uygarlık anlayışının gereği olarak Mısır uygarlığını, görkemli anıtsal hiçbir şey yapmadığı gerekçesiyle “geri uygarlık” olarak niteler. Burada General Gaulle’ün siyasetinin bazı özellikleri yok mudur? Gaulle’cü büyüklük stratejisi, pazar ekonomisinde bilinen ölçütler olan rantabilite kârı ön plana çıkarmaktan çok Fransız tekniğinin harikalarını göstermeye yönelir: Concorde, Calcul, SECAM yöntemi ya Fransız atom enerjisi. General, gelişmiş ekonomilerle rekabet amacıyla korumacılıktan vazgeçerek ülkeyi kesinlikle ekonomik modernleşmeye sokmuştur; ancak bazı pahalı siyasetleri tercih ettiğinden dolayı eleştirilmiştir bütün bunların karşılığı, prestijli olduğu kabul edilen siyaset konusunda tatmin sağlamak olmuştur.

Obeliks Arkadaşları‘nda eski devletçilik anlayışı liberalizme dönüşür yazarlar aynı başarısızlık iflas tespitiyle iki siyaset felsefesini reddederler. Her şeyin kökeninde Yeni Azat Edilmişler Okulu’ndan gelen Saugrenus’nün tavrını görmek mümkündür: Ona göre Galyalıları bölmek için, ekonomik anlamda bireysel çıkarlarıyla uğraşmalarını sağlamak gerekir. Projesi, zenginliğe doymuş imparatorluk ileri gelenlerinin kuşkuculuğuyla çelişir. Uderzo; ihramlı, şişman etkili oligarkları anlatma konusunda büyük ustalık gösterir. Dolayısıyla iki modelin karşılaştırılması söz konusudur: Atıl gücüyle devletçi sistem temelinde kâr biriktirmeye dayanan liberal sistem. Saugrenus’ye göre liberal sistem, gücü artırmak için daha etkili yoldur. Amacına ulaşmak için Sezar’dan büyük krediler sağlar paralar doğrudan doğruya Roma hazinesinden çıkar.

Saugrenus Galya’ya gider gitmez Obeliks’i menhir üretimini artırma konusunda ikna eder yapay biçimde talebin artırılmasına çalışır. Tek amacı kapitalist girişimin gelişmesini başlatmaktır. Obeliks hemen işçiler bulur amaçlar ayrılır; patronun kişisel zenginleşmesi, herkesi menhirler aracılığıyla zenginleşmeye teşvik. Muzip büyücü iksir dağıtır iksir içenler işe koyulurlar. Sezar kısa süre içinde parası hazineden çıkan menhirlere boğulur bütün amaç, kasaların doldurulması için menhirlerin satılmasıdır artık. Ancak Roma’ çok sayıda zanaatkâr ucuz fiyatlarla menhir üretmeye başlar durum devletle tehlikeli rekabete dönüşür. Sezar özel sektörü yasaklamak ister ama üreticilerin gösterileri nedeniyle serbest rekabeti kabullenmek zorunda kalır. Saugrenus “saldırgan fiyatlar” kampanyası başlatmasına rağmen Mısır, Yunan Fenike menhir rekabetine dayanamaz fiyatlar. Saugrenus’nün, fiyatlarını sürekli yükselttiği menhirlerin Galyalılardan alınmaya devam edilmesi emrini vermesiyle Roma hazinesi iyice boşalır. Maceranın sonunda Roma parası sestertius görülmemiş biçimde değer kaybeder. Hazinenin bütçe açığını kapatmak için para bastığı bunun sonucunda paranın hızla değer yitirdiği anlaşılır.

albümde liberalizme yeni devlet kapitalizmine yöneltilen çifte eleştiriyi iyice anlayabilmek için şunu belirtmek gerekir ki; sürekli zararına yabancı mal ithaline dayalı ekonomik siyaset yoktur. Özellikle mallar gereksizse… mali titizliği dengeli bütçeyi öngören klasik liberalizmle uyuşmaz. tersine; dış satımı artırmaya, doların gücünü sarsmak amacıyla altın döviz biriktirmeye yönelik General Gaulle’ün siyasetiyle hiç ilgisi yoktur bunun. Bununla birlikte Fransız siyasal yaşamı, genç başbakan Jacques Chirac‘ın karikatürü olan Saugrenus aracılığıyla açık seçik biçimde hedef alınmıştır. 1975’te René Goscinny, Journal du Dimanche‘ “Eğer kazıkçı olsaydım…” adlı Iznogoud macerası yayınlamıştır; burada genç başbakan, Bağdat hükümdarına renkli televizyon sistemini pazarlamak ister onunla ticari anlaşmalar yapmaya çalışır.

‘Hiç kimseye güvenilemeyen dünyada, yaşanmışlık yüksek değer kazanmış durumda’

Senarist ayrıca 1977’ Record adlı yayın organına verdiği röportajda, komik unsurun siyaset adamı açısından getirdiği eleştirilerden söz. René Goscinny‘nin Jacques Chirac karikatürünü kullanmasının amacı ad hominem (kişiye yönelik) taraflı eleştiriyi geliştirmek değildir; ona göre siyaset adamı okuyucuların gözünde artık ülkeyi yöneten genç kuşağı simgeler. 1976’ Jacques Chirac, Gaulle’cülüğün liberal dönemecini temsil eder zamanlar generalin tarif etmiş olduğu karma ekonomi esnek planlama projesi tercihinden örtük biçimde vazgeçer. dönemece aslında 1968’ Louis Vallon gibi solcu Gaulle’cünün başlattığı emek-sermaye reformu projesini gömen Başkan Pompidou döneminde girilmiştir. 1974’te Valéry Giscard d’Estaing‘in cumhurbaşkanlığına seçilmesi, daha sonra Jacques Chaban-Delmas‘ya düşman Gaulle’cülerin liderinin başbakanlığa getirilmesi; geçici denge görünümü altında yönetimin liberalizmin ekonomik ölçütlerine dönüşmesini simgeliyordu. Obeliks Arkadaşları‘nda doğrulanan evrimdir. Yazarlar hem Gaulle’cü devletçiliği hem liberalizmin “genç kurtlar” kuşağını reddederler.

albümde bütün bunlara tüketim toplumu eleştirisi eklenir. Gerçekten toplum her zaman reklam pazarlamasının etkisindedir onun tarafından yönlendirilir. Yazarlar böylece farkında olmadan 1976’ yoğun biçimde gündeme gelen reklamın toplumsal etkileri tartışmasına katılırlar. Fransız patronlarının sendikası CNPF, reklamın ihtiyaçlarını gösterdiği toplumun basit aynası olduğu düşüncesini desteklemek amacıyla cüretli savunma yayınlar: Reklam Meselesi. Buna karşılık aynı yıl yayımlanan Dejouer la publicite (Reklamı Etkisiz Kılmak) adlı yapıtta François Holz Bonneau, reklamın sanayi sisteminin ihtiyaç duyduğu insan tipini yarattığını iddia eder: Malın egemenliği altında, “obje kültü” varlıktır varlığın amacı “verebileceği hizmetler değil, tüketiciye kendi imajını vermesini sağlamaktır”.

Asteriks yazarları yapay gereksinimler yaratan reklamın gücünü hicvederler. Tüketimin mantığının, tek amacının kâr biriktirmeye dayalı ekonomiyi desteklemek olduğu düşüncesiyle yapay olarak yaratılmış olduğu söylenebilir. Buna göre Asteriks’in siyasal duyarlılığı sosyalist sol eğilimli midir?

Yazarlar toplumsal ağırlıklı eleştiri geliştirmiş gözüküyorlar. Sözgelimi Tanrıların Mülkü, Parly II’nin parodisidir: Paris’in batısında, 1968-1978 arasında inşa edilmiş muazzam, lüks Yeni kentin adı Paris 2 olacaktı ancak başkent adlandırmaya karşı çıkmıştır. Aynı şekilde Sezar mülke Roma II adını vermeyi reddeder; çünkü “ tek Roma vardır”. Yazarlar çağdaş şehirciliğin ütopist söylemleriyle, ama aynı zamanda toplumun üst sınıflarına yönelik sınıf söylemiyle alay ederler. 

İktidar, uyruklarının bölümüne çok rahat yaşamı çekici gösterir karşılığında sadakat içinde çalışmasını ister. Ama aslında her şey egemenlik mantığının yeniden üretilmesine dayanır: bağlamda mülk sahiplerini, yöneticileri düzeyinde “tanrılar” olabileceklerine ikna etmek söz konusudur. Bunlar çocuklarının öğretmenlerini cezalandırabilirler ya istedikleri gibi hizmetkârlar edinebilirler. Varlıklı sınıflara sunulmuş olan standart yaşam biçimi, kadar avantajlı olmayan koşullarla toplumun başka kesimlerinde yeniden üretilmeye adanmıştır. Açıkça ilan edilen amaç, köyü “amforakent” yapmaktır. durum, 1970’lerin başlarında kentlerin çevrelerinde oluşmuş insanların sadece geceleri yatmaya geldikleri uydu kentleriyle gelişen kentleşme siyasetini akla getiriyor.

Galyalıların geliştirdikleri model daha çok toplumsal karmaşıklık modelidir. Sözgelimi Obeliks Londra’ , 1930’lu yıllarda küçük burjuvalar için inşa edilen “mock Tudor” stili banliyö konutlarıyla alay. Tıpatıp aynı konutların yan yana bulunduğu cadde boyunca küçük mülk sahiplerinin araya gelmesi Galyalılara göre kesinlikle eşitlikle eş anlamlı değildir.

Tanrıların Mülkü‘nde Galyalılar, köy çevresindeki orman açma şantiyesinde çalışan Romalı kölelerin şefi Duplicata’nın yardımına koşarlar. Efendilerine karşı başkaldıran şef, “arkadaşlarıyla” yeni çalışma koşullarını tartışmak ister. Üslubu, solcu işçi sendikasının temsilcisinin taklididir. protesto hareketi hemen okuyucunun sempatisini kazanır. Kölelerin anakronik talepleri, bazı sözcük oyunlarının desteğiyle çağdaş iş hukukunu hatırlatır. 

Bununla birlikte yazarların toplumsal sorun konusundaki duyarlılıkları; aynı albümde köylüleri taklit etmek askerlik yaşamının koşullarında reformlar yapmak isteyen Romalılar bağlamında, karşıt örnek aracılığıyla yumuşamıştır. Kendilerine avantajlar sağlamak amacıyla greve giderler kısa süre sonra centurio’larına itaat etmeyi reddederler.

Yazarlar, görüşmeleri olumsuz etkileyen türlü çözülemeyen anlaşmazlıkları alaya alırlar. Muhalif lejyonerler galeyana gelirler, birbirlerinin sözünü keserler bireysel taleplerinin sonu gelmez. Büyük düzensizlik karmaşa egemen. Her görüşmenin sonunda, alnında ibrikle kendisini sakinleştirmeye rahatlatmaya çalışan centurio’nun müthiş yorgunluğu çok komiktir. bağlamda, doğrudan doğruya kendi içinde otorite ilkesine karşı çıkılırken geliştirilen kavram; sendikalizmle anarşik özyönetim sapkınlığıyla alay etmek değildir. sendikal devrimin bedelini ödeyenin en fazla hiyerarşize olmuş en otoriter kurum olmasıyla komik unsur daha güçlenir. 

Okuyucu, temsilcilerin öfkesi karşısında centurio’ya. Çizgi romanda görülebilecek sol duyarlılığı yumuşatan başka veri daha vardır: Vergi ilişkisindeki karmaşıklık. Asteriks Çorba Kazanı‘nda tahsildar son derece antipatik biri gibi gözükür. Kel kafası soluk yüzüyle formalite düşkünü ruhsuz bürokrattır. Konuşma üslubu, matbaa harfleriyle yazılmış vergi bildirimi formüllerinin taklididir. 

Mevzuat gayretkeşliğini, kendisini soyanlardan makbuz istemeye kadar götürür. karikatür, bireyler üstünde baskı oluşturduğu söylenen vergi sisteminin liberal eleştirisine denk düşer. mirastan devlete hesap vermek zorunda kalmadan özgürce yararlanma hakkını savunur. Böylece Galya köyü, ziyarete gelen tek tahsildarı gönderdikten sonra yönetim tarafından sömürülmeden özgürce gelişir. vizyonun, geleneksel olarak solun kökeninde bulunan dağıtım ımla ilgili siyasal fikirlere denk düştüğü söylenemez.

Dipnotlar

1). Bernard, Sede. ( ), 1969,. 37. 

2). Verdaguer, 1988,. 611. 

3). Ehrad Viallaneix, 1982,. 231. 

4). 314. 

5). Gaumer, 1996,. 38.

6). Crespin Groensteen, 1999.

7) Ethnologie française, xxvııı 3, 1998,. 300. 

8).-C. Petitfils, 1994,. S-l l 31-321.2 

9) DBD,. 16, 2002,. 48. 

10).; Bremond, La publicire, Paris, Haıier “Profil Dossier”,. 507, 1977. 5. bölümde l976’ yayımlanan iki yapıtran alınıılarla ranışmanın önemli unsurlan özetlenmiştir. 

yazı, İmge Kitabevi’nden çıkan, Nicolas Rouviere’nin kaleme aldığı İsmail Yerguz’un Fransızca’dan çevirdiği “Asreriks ya Uygarlığın Işıkları” kitabından alıntılanmıştır. (2010; s:191-206)