Bloqe Arquitectura tarafından Mexico City’deki malikanelerden esinlenilerek tasarlanan Mariano Azuela 194 apartman bloğu, tonozlu mekanlardan oluşuyor.

Fotoğraflar: Andrés Cedillo

Mexico City manzarasına açılan çatı bahçeleriyle ilişki kuran tonozlu mekanlardan oluşan dört bölmeli Mariano Azuela 194, Bloqe Arquitectura tarafından tasarlanmış.

Mariano Azuela 194 olarak adlandırılan yapı, 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başı mimarisiyle karakterize edilen mahallede bulunuyor.

Bloqe Arquitectura, çevrede yer alan büyük malikanelerin mimari özelliklerinin projeye ilham verdiğini ifade ediyor. Açıklıkların oranları cephelerde kullanılan kanopiler, çevreyle uyum kuran nötr zamansız mimari eleman geliştirilmesini sağlamış.

Bununla birlikte, projenin dizi avlu aracılığıyla iç mekanlara doğru ilerleyen sessiz içe dönük mekansal atmosfer oluşturması amaçlanmış. Dar sokağa bakan cephe, dikey pencereler koyu renkli garaj kapısı tanımlanırken, üst katlardaki balkonlar kum tonlarında kaplanmış büyük beton bölmelerin arkasına yerleştirilmiş.

Cephe arkasında gelişen dört katlı yapı, üç ara avlu birbirinden ayrılan sokağa paralel uzanan beşik tonozlu dört kompakt bloktan oluşuyor.

İki adet yuvarlak merdiven, birinci dördüncü bölmeler arasında konumlandırılmış kafesli dikey sirkülasyon sistemi aracılığıyla dairelere erişim sağlanıyor. Kemerli mekanlardan birinde, yeşil metalden üretilmiş spiral merdiven yer almakta merdiven aşağıdaki daireye doğru kademeli biçimde iniyor.

Yerel kaynaklı malzemeler zanaatkâr üretim teknikleriyle gerçekleştirilen projede doğal tonlardan oluşan malzeme paleti tercih edilmiş. Toprak kaplamalı duvar yüzeyleri, el yapımı tuğlalar yerel mermerler yaklaşımın temel bileşenlerini oluşturuyor.

Mimarlık ofisi tarafından kullanılan malzemelerin geleneksel Meksika mimarisinin karakteri zenginliğiyle uyum içinde olduğu ifade ediliyor. Projenin inşaat sürecinde en büyük zorluğun tonozların yapımı olduğu olmuş. Her tonozun ince beton kabuğunu oluşturabilmek için özel olarak üretilmiş kemer formunda kalıpların kullanılması gerekmiş.

Her tonozlu mekanın tarafı küçük banyoyu gizleyen ahşap depolama duvarı sonlandırılırken, tarafı kemerli cam duvar aracılığıyla geniş kare planlı terasa açılıyor. Çatı terasları kentsel atmosfer içinde şehir manzarasına açılırken, zemin kattaki ara avlular daha sakin mahrem mekânlar olarak kurgulanmış.

Bloqe Arquitectura, doğal malzemelerin gün ışığının kullanımının mimari yaklaşımın temel unsurlarından biri olduğunu vurguluyor. Kafes ekranlar, avlular, el yapımı tuğlalar hassas geometriler gibi geleneksel unsurlar aracılığıyla zamansız mimari dil oluşturulmasının önemli olduğu ifade ediliyor.

Bloqe Arquitectura’nın tasarımında kullanılan toprak tonları, gömülü bahçe stratejileri kıvrımlı merdivenler, Mexico City’ yakın dönemde tamamlanan apartman projelerinde görülüyor.