SOUR, Cunda Adası’nda yer alan kayıt stüdyosu butik otel olan Pür Records projesini tamamladı.

“Her şey, kayıt yaptığınız ortamın nihayetinde son ürünü etkilediği fikriyle başladı. Sadece stüdyo mekanı değil; oradaki insanlar yerin tarihi buna dahil.

Kayıtlarımızı dinlediğimde, deneyime dair her şeyi hatırlıyorum; sanki hatıraları duyuyorum. Eğer herkes kayıtların yapıldığı yerler oradaki insanlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olsaydı, müziğe daha derinden bağlanırlarmış gibi hissediyorum.” – David Grohl, Foo Fighters, Sonic Highways, 2014

Egenin Kıyısında Konaklamalı Kayıt Stüdyosu

Pür, Tarihi doku yerel zanaat dünya standartlarındaki kayıt ortamını birlikte var etmek üzere, uluslararası yerel müzisyenlerle birlikte ortak yaratım süreciyle tasarlanan; butik otel kayıt stüdyosunu birleştiren özgün

Ege’nin kalbi Cunda adasında butik otel kayıt stüdyosu olarak tamamlanan Pür aslında basit ama kadar hayati inancı temsil ediyor: Müzik bizi birleştirir; bunu yaparken farklılıkları onurlandır, bireyselliği mümkün kılar.

bağlamda Pür, aslında etkileşim altyapısı; müzik üretme eyleminin, farklı kültürler bağlamlar arasında topluluk inşa etme pratiğiyle iç içe geçtiği durak.

Projenin mimarı İnanç Eray sureci “Pür; mevcut dokuya saygılı yaklaşan yerel değerleri yücelten, aynı zamanda mekânsal hisleri yaşam kalitesi konusundaki uluslararası tasarım uzmanlığımızı uygulama imkân bulduğumuz harika yolculuk oldu,” diyerek anlatıyor.

“Karşıtlıkları hizalama deneyi”

Proje, mimarinin temel sorunsalına odaklanıyor: yapı; denizin, zeytin ağaçlarının, rüzgârın kuşların oluşturduğu tabiatında var olan karakteri onurlandırırken, profesyonel müzik üretimi için gereken kusursuz akustik deneyimi nasıl sunabilir?

Yerelin ruhuna saygı duyup onunla bütünleşirken, en son teknoloji yeni destinasyon yaratmak mümkün mudur? Küresel yerel dinamiklerin birbirine rakip değil, aksine birbirini güçlendiren unsurlar olabilir ? çerçevede Pür, tam karşıtlıkların birbirine alıştırıldığı deney olarak kurgulandı.

Pür, karşıtlıklardan doğan gerilimi mekânsal yolculuğa dönüştürüyor. Yapı; Cunda’nın mimari mirasına sadık kalan, ancak tektonik dilini çağdaş teknikler rafine eden yalın, iki katlı yığma ahşap strüktür olarak yükseliyor.

İç mekânda ise deneyim bütünüyle evriliyor. İç mekânlar; değişken tavan yükseklikleri, farklı genişlik derinlikler titizlikle kalibre edilmiş yansıtıcı/yutucu yüzeylerden oluşan ses peyzajı sekansı olarak kurgulanarak, her mekân; hacmi, formu malzemesiyle ayrılmaz bütün oluşturarak, eğitimli kulağın hemen ayırt edebileceği özgün mekân deneyimi sunuyor.

Cam elyaf takviyeli beton kabuk, dönüşümü tek hamleyle dışa vuruyor: Kullanıcıyı, Cunda’nın geleneksel sükûnetinden alıp yüksek performanslı ses evrenine taşıyan eşik; müziğin zaman, kültürler insanlar arasındaki akışkanlığını simgeleyen ses peyzajı işlevi görüyor.

Doğal Işıkla Beslenen “Mağara”

mekânsal geçiş, kullanıcıları zemin kattan -10m kotunda yer alan Müzisyen Fuayesi ’ne yönlendiriyor. iniş, müzik üretimine odaklanmayı kolaylaştıran yeraltı mağara atmosferini çağrıştırırken; doğal ışık, tasarımın ana omurgası olmayı sürdürüyor.

Kot farkına rağmen fuaye; restoran üst teraslarla kurduğu güçlü görsel bağ sayesinde ferahlığını koruyor. akışkan mekânsal kurgu, mahremiyet konfor dengesini gözeterek; kullanıcıda “bodrum katı” hissinden ziyade, gerçek “ev” deneyimi yaratıyor.

Canlı kayıt odaları, kontrol odası, vokal perküsyon odaları, eko odaları, montaj süitleri, mastering süiti Dolby Atmos sinemasından oluşan stüdyo kompleksi, akustik yalıtım performans için kutu içinde kutu sistemiyle inşa edildi. 75 kişilik orkestrayı ağırlayabilecek ölçekteki ana kayıt odası; hareketli duvar panelleri yüksekliği ayarlanabilir tavan sistemi sayesinde tıpkı enstrüman gibi “akort edilebiliyor.”

Stüdyonun akustik tasarımını gerçekleştiren Chris Walls (Level Acoustic Design) “ stüdyoyu benzersiz kılan şey; yüksekliği ayarlanabilir hareketli tavan panelleri değişken duvar panellerinin birleşimidir. sistem, stüdyonun çınlama süresini erken yansıma modellerini her türlü kayda uygun hale getirmemizi sağlıyor. özellik, iki eko odasıyla birleştiğinde Pür’e inanılmaz derecede çeşitli özgün sonik palet kazandırıyor.” diye ekliyor.

Ortak Yaratım Süreci

Tasarım, SOUR’un katılımcı tasarım metotları çerçevesinde uluslararası yerel müzisyenlerle birlikte belirlediği temel ilkelere dayanıyor: Doğayla temas, “glokal” tavır, aktif yaratıcılık alanları kişisel kaçış noktaları. Bunlar sadece soyut kavramlar değil; her mekânsal kararı doğrudan şekillendiren gerçek ihtiyaçlar.

Sonuçta ortaya çıkan yapı; mimarinin iş birliğinin, içinde üretecek ona can verecek olanların sesiyle hayat bulan kültürel üretim merkezi olduğunun kanıtı.

“Henüz yolun başındayız ancak Fazıl Say gibi stüdyomuzu kullanan ilk sanatçılarımız, Pür Cunda’nın yaratıcılığın önündeki tüm engelleri kaldırdığını dile getirdiler. Buradaki zaman, özgürlük, huzur ilham; yaratıcı fikirlerin doğal akışla ‘yaratıcı kaos’ hissiyle filizlenip gelişmesine imkân tanıyor.”
Pieter Snapper, Pür Cunda Müzik Direktörü