Beyaz Saray’ın Güney Bahçesine Amerikan siyasi tarihinin en şatafatlı balo salonlarından biri inşa edilirken; taraftan havai fişeklerin ışıltısı, Washington semaları Başkan Donald Trump’ın doğum günü kutlamaları için aydınlatıla dursun, ABD İran arasındaki savaşı sonlandıracak anlaşmaya varıldığı apar topar duyuruldu.
ABD Başkanı Donald Trump, pazar akşamı kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı ımda, “Herkesi tebrik ederim!” ifadelerine yer verdi. Trump, açıklamanın ardından doğum günü münasebetiyle Beyaz Saray’ın Güney Bahçesi’nde organize ettiği şatafatlı halk gösterisini izlemeye koyuldu. Ne var ki, Amerika Birleşik Devletleri’nin kutlanacak pek şeyi yok: Zira Trump ekibi, askeri açıdan vasat düzeyde seyreden ancak yine son derece tehlikeli olan düşmana karşı rekor denebilecek kadar kısa sürede savaşı kaybetti.
İran’a saldırmanın stratejik akılsızlığı28 Şubat tarihinde Amerika İsrail’in İran’ın dini liderini hedef alan saldırılarıyla başlayan savaş, askeri açıdan “vasat” olarak tanımlanan ancak stratejik derinliğini koruyan rakibe karşı, rekor sürede geri çekilme sonuçlanmıştı. Trump, doğum günü pastasının mumlarını üflerken, Amerika sadece savaşı kaybetmekle kalmayıp, teslimiyetini kutlama paketiyle taçlandırmış.
Anlaşmanın detayları henüz netleşmemiş olsa Başkan, Trump yönetimi zaten kontrol altında olan veya var olmayan tehditleri “bertaraf ettiğini” iddia ederek başarı hikâyesi olarak pazarlamaya dünden razı (Trump anlaşmayı tam doğum gününde imzalamak için oldukça aceleci davrandı; ancak görünüşe bakılırsa tüm sürecin dizginlerini artık eline almış olan İranlılar, bunun yerine cuma günü İsviçre’ gerçekleşecek toplantıya sadece elçi göndereceklerini belirtmekle yetindiler).
Fakat henüz anlaşmanın detaylarına vakıf olmadan dahi, Trump’ın kendi tercihiyle girdiği savaşta belirlediği hedeflerin hiçbirine ulaşamadığı açıkça ortada. Dahası, Trump sıralar Amerika’nın teslimiyetini an önce resmiyete döküp süreci nihayete erdirmekte oldukça kararlı görünüyor.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif Katarlı arabulucuların 15 saatlik yoğun mesaileriyle şekillenen anlaşma, İsviçre’ imzalanacağı güne kadar geçen sürede Tahran’ın süreci kontrol eden tek taraf olduğunu gösterdi. Dilerseniz, Beyaz Saray’ın ilan ettiği parıltılı zaferin altındaki karşıt bulguları, stratejik kayıpları bölgesel müttefiklerin nasıl sistematik şekilde saf dışı bırakıldığına yakından göz atalım.
Ya rıza, ya kaos: Venezuela operasyonu imparatorluğun sonbaharı‘ABD İsrail’in teslimiyeti kabul etmekten başka seçeneği kalmadı’
ABD-İran savaşının nasıl sonlanacağına dair elimizdeki mevcut bilgileri gözden geçirmekte fayda. İran’ın; ABD İsrail’in düzenlediği askeri operasyonlardan ciddi hasarlar aldığı gerçek. Ancak en başından beri pek çok uzmanın belirttiği gibi yalnızca insanları öldürmek yerleri bombalamak tek başına zafer getirmiyor.
Savaşın ilk günlerinde Trump yönetiminin retoriği, İran halkını “teokratik tiranlardan” kurtarma söylemi üzerine kuruluydu. Trump, “kayıtsız şartsız teslimiyet” dışında hiçbir seçeneği masaya koymayacağını defalarca vurgulamıştı. Stratejik hedef netti: Tahran rejiminin tamamen çökertilmesi Devrim Muhafızları’nın tasfiyesi. Ancak varılan nokta, “stratejik başarısızlık” kavramının ders kitaplarına girecek nitelikteki örneği yaşanmış.
Amerika’nın devasa askeri bombardımanına rağmen, Tahran yönetimi sadece hayatta kalmakla kalmamış, aynı zamanda bölgedeki nüfuzunu operasyonel kabiliyetini korumuş. Savaşın sonunda rejimin yerinde kalması Devrim Muhafızları’nın kontrolü elinde tutması, Amerika’nın hiçbir ana hedefine ulaşamadığının en net kanıtıdır. Aslına bakılırsa, ABD için tablo “hiçbir şey kazanamamış olmaktan” çok daha vahim gerçekliğin dışa vurumudur. Geçici süreliğine zayıflamış gibi görünse İran, Ortadoğu’ çok daha güçlü siyasi aktör konumuna geldi. Tahran rejimi devasa Amerikan saldırılarına karşı göğüs gerdi, ayakta kalmayı başardı akabinde Trump’ın başlattığı savaşa destek vermelerinin cezası olarak Körfez’deki çeşitli devletlere ağır bedeller ödetti.
Monroe Doktrini’nin gölgesinde: Amerikan emperyalizminin maskesiz haliBununla birlikte, Tahran yönetimi süper gücün doğrudan saldırısı karşısında ayakta kalarak en temel stratejik hedefi olan “rejimin bekası” söylemini güçlendirmiş. Öte yandan Amerika, savaşın maliyetini üstlenirken, İran’ın bölgedeki Körfez ülkelerine yönelik “cezalandırma” saldırılarına Hürmüz Boğazı üzerindeki tehdidine karşı kalıcı çözüm üretilemedi. İran’ın en üst askeri komuta kademesi olan Hatem-ül Enbiya Karargahı’nın, “ABD İsrail’in yenilgi teslimiyeti kabul etmekten başka seçeneği kalmadığına” dair yaptığı açıklama, sahadaki güç dengesinin Tahran lehine nasıl evrildiğini göstermesi açısından önemli.
tablo, Amerika’nın bölgedeki caydırıcılık asimetrisini kaybettiğinin açık ilanı. Trump, ara seçimler öncesi iç kamuoyuna “savaşı bitiren lider” portresi çizmeye çalışırken, aslında Amerika’nın küresel liderlik iddiasının sonlandığını somut olarak gösterdi.
İran için nükleer serbestlik dönemi başladı
Savaşın adeta “sevk idaresini” üstlenen İsrail cephesine baktığımızda ise savaşın sonunda tamamen paralize olmuş güç görmekteyiz. Öyle ki, ABD’nin yenilgisinde büyük pay sahibi olan İsrail sürecin geldiği noktada, dışlandı ortada bırakıldı.
Trump’ı düşüncesizce İran’a saldırmaya teşvik eden Başbakan Binyamin Netanyahu için oturup gözyaşı dökmeye vakti kalır bilinmez. Çünkü bı yıkımın en büyük faturası hiç şüphesiz kendisine çıkacak.
İranlılar, Netanyahu’nun Lübnan’ Hizbullah’a karşı yürüttüğü savaşı oldukça kurnaz hamleyle Trump’ın Körfez’deki savaşıyla ilişkilendirmeyi başardı. Nitekim Trump, ABD’nin çatışma sarmalından çıkmasını zorlaştırdığı gerekçesiyle anda Netanyahu’ya hayli öfkeli. Öyle ki haziran ayı başlarında Netanyahu Beyrut’a yönelik geniş çaplı saldırılar planladığında, Trump onu telefonla arayarak küfürler savurmuş “Ben olmasaydım şimdi hapisteydin!” ifadelerini kullanmış.
Sömürgeciliğin master planları ‘demokrat’ dalkavuklarNihai ateşkes ilanı haberiyle birlikte İran, Lübnan dâhil olmak üzere bölgedeki tüm çatışmaların sonlandırılmasını şart koşuyor. Pazar günü İsrail cephesinden, Hizbullah’ın İsrail topraklarına yönelik silahlı saldırılar düzenlediği açıklaması geldi. Ancak Trump, İranlılara kendi vekil güçlerini dizginleme çağrısı yapmak yerine yine sosyal medyaya sarılarak İsraillilere sakin olmaları yönünde telkinde bulundu. Mesajında ise söz konusu saldırının “oldukça küçük anlamsız olduğunu, kimsenin yara almadığını ya hayatını kaybetmediğini önemli süreci sekteye uğratmaması gerektiğini” vurguladı.
Trump yönetiminin anlaşmayı meşrulaştırmak için kullandığı en baskın argüman, nükleer silahlardan arındırılmış İran tablosu yarattıkları yönünde olacak. Ancak iddia hem abesle iştigal hem oldukça yersizdi. İran, on yıl önceki Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) zaten nükleer silah edinmeyeceğini taahhüt etmişti. Trump ilk başkanlık döneminde anlaşmayı tek taraflı olarak çöpe atmadan önce, JCPOA tıkır tıkır işliyordu. Daha çarpıcı olanı ki, Trump savaş kararı aldığında İran nükleer bomba üretmenin yakınından bile geçmiyordu kesinlikle Trump’ın iddia ettiği gibi silaha kavuşmasına haftalar falan kalmamıştı. Dolayısıyla savaşın İran’ın nükleer emellerini ezip geçtiğini iddia etmek; aslında yönetimin en başından beri asıl gayesi olan “rejim değişikliği” hedefine ulaşamamış olmasının üzerini örtme dikkatleri başka yöne çekme çabasından ibaretti.
Savunma Bakanı Pete Hegseth’in “birden fazla planımız var” şeklindeki sözleri dönem çaresizliğin en somut göstergesiydi. Amerika, Tahran’ın rızası olmadan bölgelere girmesinin imkansız olduğunu bilmesine rağmen, halka “silahsızlandırma başarısı” sunmaya çalıştı.
Sonuç olarak, İran gelinen noktada ikili anlaşmaların yırtıldığı tabloda (özellikle JCPOA’nun) nükleer enerji konusundaki şeffaflığını sonlandırabilir. Öyle ki, İran’a nükleer hedeflerine gizlice ilerleme konusunda daha geniş alan açılmış. Gelinen noktada, “nükleer silah” retoriği, aslında rejim değişikliği konusundaki mutlak başarısızlığı örtbas etmek için kullanılan perdeye dönüştü.
Trumpçılar Trump’a karşı!İran, savaş tazminatını söke söke alacak
Şayet anlaşma cuma günü gerçekten imzalanırsa, iki ay sürecek yeni müzakere süreci başlayacak Trump süreçte masadan zaferle kazanacağını iddia edebilir. Fakatr açıkçası pek mümkün görünmüyor.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı’nın “açılacağı” söyleniyor; oysa boğaz zaten İran’ın geçişine izin verdiği ülkeler için. Trump’ın yayımladığı mesajda “Hürmüz Boğazı’nın ücretsiz geçişlere açılmasına tam yetki veriyorum” ifadesi, ABD’nin yönetim erkinin gerçeklikten nasıl kopuk olduğunu kağıttan kayıkları yüzdürmekle ne kadar meşgul olduğunu gösteriyor.
Trump ayrıca ABD Donanması’nın İran limanlarına uyguladığı ablukanın sona erdiğini duyurdu. kuşkusuz onun yetkisi dâhilinde hamle; ancak İran yerinde kalırken Amerika’nın bölgeden geri çekileceği anlamından başka şey taşımıyor. Bununla birlikte, ABD donanmasının abluka esnasında yaşadığı yıkım pek dile getirilmiyor.
Gelelim asıl kritik başlığa; İran anlaşma gereği savaş tazminatı konusunda oldukça kararlı. İran savaş tazminatının ilk taksidi olarak yaklaşık peşin 12 milyar dolar alacak. 60 gün içinde 12 milyar dolar daha kasasına koyacak. İran yönetimi, ilerleyen süreçte ülkenin yeniden inşa çalışmaları için 300 milyar dolarlık fon alacaklarını öne sürüyor. ABD’li yetkililer ise gazetecilere verdikleri demeçlerde fon serbestisinin “performansa dayalı” olacağı konusunu sıklıkla dile getirse sürecin İran lehine çetin geçeceği düşünülüyor. Öyle ki, Amerikalıların parayı ödemeye yanaşmaması halinde ABD içinde bulunduğu bataklığa daha fazla batacak.
İran’ rejim değişikliği stratejik serap!Partinin başlamasını bekleyen endişeli başkan
Velhasılı, Trump’ın Beyaz Saray bahçesinde görkemli doğum günü partileri düzenleye dursun, analizler sızan belgeler gösteriyor ki, Amerika süreçten askeri stokları tükenmiş, müttefikleriyle köprüleri atmış İran’ın rejim bekasını tescil etmiş şekilde ayrılıyor. İran’ı ise hırpalanmış ama her zamankinden daha güçlü elinde devasa nakit gücüyle savaştan galip ayrılıyor.
Buna rağmen Trump, pazar günü yaptığı açıklamalarda ayrıca İranlıların işbirliğine yanaşmaması halinde çatışmaları yeniden başlatmaya dünden razı olduğunu iddia. Fakat Tahran’ın; Trump’ın ara seçimlere sadece haftalar kala Amerikan birliklerini bölgeye yığıp ikinci savaşı tetikleme ihtimaline bıyık altından güldüğü es geçilmemeli. Amerikan halkı başta olmak üzere uluslararası piyasalar çatışma sarmalından yaka silker hale geldi.
Trump’ın iç politikadaki popülaritesini artırmak piyasaları rahatlatmak adına attığı adımların yakın gelecekte çok daha büyük sonuçları olacağı konuşuluyor. Son olarak, gelinen noktada Amerika Birleşik Devletleri yenilgiye uğradı pazar akşamı Trump, Beyaz Saray’ın çimlerinde partisinin başlayabilmesi için yağmurun dinmesini endişeli şekilde beklerken kameralara yansıdı.