Artı Gerçek - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’ düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına 12 gün sürecek Muharrem Orucu başlayan Bakırhan, " vesileyle oruç tutan tüm canların lokmalarının ibadetlerinin kabul olmasını diliyor; Muharrem Ayı’nın toplumsal barışa, kardeşliğe birlikte yaşam umuduna vesile olmasını temenni ediyorum".

ABD-İsrail İran arasındaki varılan anlaşmaya değinen Bakırhan, anlaşmayı 'olumlu karşıladıklarını belirterek, "Anlaşmanın kalıcı olmasını yapıcı gelişmelerle devam etmesini umut ediyoruz. Dışarıda silahları susturan devlet, içeride kendi halklarıyla savaş halinde kaldığı sürece gerçek anlamda barışa ulaşmış sayılmaz. nedenle bizim için en güçlü barış, toplumsal barıştır".

Konuşmasının devamında İran'a seslenen Bakırhan, "İran; Kürtlerin, Belucilerin, Azerilerin en başta kadınların doğal, meşru demokratik taleplerini karşılamalıdır. Kürtlere muhaliflere yönelik idamlara derhal son vermelidir" çağrısı yaptı.

Bakırhan'ın açıklamalarının devamından satır başları şöyle:

"Bugün kürsüde, gündelik siyasetin sığ çekişmelerinden anlık hesapların gürültüsünden biraz uzaklaşarak konuşmak istiyorum.

Türkiye’nin yaşadığı krizler yalnızca bugünün krizleri değildir. ülkenin sorunları yüzyıldır katman katman birikti. Üstü örtülen her mesele, gün geldi daha ağır fatura olarak toplumun karşısına çıktı. Bugün ödediğimiz fatura, adeta yüzyılın birikmiş faizidir.

fatura bazen ekonomik kriz olarak geldi. Bazen adaletsizlik, bazen şiddet, bazen yoksulluk, bazen siyasal meşruiyet sorunu olarak karşımıza çıktı.

Bizler yıllardır ülkede aynı filmi farklı aktörlerle izliyoruz. Muktedir olan kendi hukukunu kuruyor, kendi ötekisini yaratıyor. Ötekine düşmanlık üzerinden iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor.

86 milyon devri sabıklardan bıktı, usandı. Artık zaman devri sabıkların değil, adaleti, eşitliği demokratik yaşamı sağlamanın zamanıdır.

Türkiye’nin siyasi tarihine bakın. Darbeler, muhtıralar, parti kapatmalar, siyaset yasakları, cezaevine konulan seçilmişler, görevden alınan belediye başkanları, kayyımlar yargı eliyle siyasete verilen ayarlarla dolu tarih görüyoruz. Her dönemin dili farklıydı ama refleksi aynıydı.

ülkede Kürtler, Aleviler sosyalistler hep tehdit sayıldı. Ermeniler, Rumlar, farklı inançlar kimlikler tehdit sayıldı. dönem muhafazakârlar, başka dönem milliyetçiler dahi tehdit olarak görüldü. Öyle dönemler oldu ki vatan millet diyenler devrimcilerle birlikte aynı işkencelerden geçti.

Kürt siyasi hareketinin partileri birbiri ardına kapatıldı. HDP’ye yönelik kapatma davası ise hâlâ sürüyor. Ama her kapatmanın ardından halk yeniden sözünü söyledi, yeniden örgütlendi yeniden siyaset sahnesine çıktı.

'BUGÜN MUHATAP CHP OLABİLİR AMA REFLEKS TANIDIK'

Bugün CHP’ye yönelik mutlak butlan kararıyla karşı karşıyayız. Bugün muhatap CHP olabilir ama refleks tanıdıktır.

Biz kararı partinin iç meselesi olarak okumadık. karar, siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni halkasıdır.

Dün halkaya Kürtler kayyımlarla dahil edildi, bugün ana muhalefet yargı müdahalesiyle dahil ediliyor. Yarın halkaya kimin ekleneceği belli değildir.

Biz gün söyledik: Hukuku sopaya çevirmeyin; yanlış gün herkesi sarar.

Bugün yine söylüyoruz: Yargı, siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları, halk iradesinin yerine geçirilemez.

Hukuk eğilip bükülemez. Adalet Kürt’e muhalife başka, iktidara başka işleyemez.

Dünya değişiyor, ülke değişiyor, iktidarlar değişiyor; fakat birçok temel sorun olduğu yerde duruyor.

Peki tablonun arkasında nasıl mantık var?

Türkiye’yi hale getiren üç tarz-ı siyaset var: Korku siyaseti, erteleme siyaseti tekrar siyaseti.

Topluma sürekli tehdit anlatıldı, sürekli beka meselesi sunuldu sürekli yeni düşmanlar üretildi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında parçalanma korkusuyla, Soğuk Savaş boyunca komünizm tehdidiyle, 1990’larda Kürt meselesiyle toplum baskı altında tutuldu."

'ÇATI DEMOKRATİK CUMHURİYET ORTAK AD TÜRKİYELİLİK'

Bakırhan konuşmasının devamında Kürt sorunun çözümü kapsamında başlatılan sürece değindi. Türkiye’nin “gerçek çoğulculuğa demokratik düzene” ihtiyaç duyduğunu belirten Bakırhan, DEM Parti’nin çözüm önerisini “demokratik cumhuriyet” olduğunu söyledi.

Bakırhan, “Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir” ifadelerini kullandı.

Kürt sorunun demokratik çözümünün Türkiye’deki tüm sorunların çözümünün kilidi olduğunu belirten Bakırhan, sorun çözülmeden Türkiye’nin demokrasisinin, ekonomisinin dış politikasının kalıcı istikrara kavuşamayacağını vurguladı. Bakırhan, meselenin yalnızca Kürtlerin değil, “Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanma meselesi” olduğunu söyledi.

Devam eden süreçle ilgili açıklamalarda bulunan Bakırhan, çözüm için çerçeve yasası çağrısı yaptı. Bakırhan, “ sürecin artık somut hukuki demokratik zemine kavuşması gerekmektedir. Bunun yolu çerçeve yasadır”.

ÇERÇEVE YASA ARTIK ERTELENEMEZ

Bakırhan, şöyle devam etti:

“Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp, siyaset hukuk zeminine taşıyacak çerçeve yasa artık ertelenemez.

Türkiye’ 4 temel düzenlemeyi zorunlu görüyoruz. Kalıcı çözüm için çerçeve yasa, demokratik bütünleşme ilkelerini güvenceye alacak demokratik toplum yasası, yerel demokrasiyi, sivil toplumu siyasi katılımı güçlendirecek genişletilmiş yerel demokrasi yasası özgür yurttaş yasası. adımlar taviz değildir. Bunlar eşit yurttaşlığın gereğidir.

Çağrımız açık nettir: Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan adımlar artık atılmalıdır. Çünkü barış geciktikçe güvensizlik büyüyor.

Meclis önümüzdeki günlerde çerçeve yasayı çıkartarak tarih yazmalıdır. İkinci yüzyıla güçlü damga vurmalıdır.” (POLİTİKA SERVİSİ)