YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Köprüçay, iki ilin sınırlarında binlerce yıldır akışını sürdüren nehir. 1800 yıl önce, nehrin kaynağında Aspendoslu Attalos, nehri tanrısı Eurymedon’a adanmış heykel yaptırdı. heykel, 1977’ kanal inşaatı sırasında ortaya çıkmıştı. Şimdi ise nehrin denizle buluştuğu bölgede yer alan Aspendos’ta aynı nehir tanrısına ait mozaik bulundu. Suyun hafızası yaşamı fısıldıyor. Serikliler halen nehrin kaynağını ziyaret etmeyi sürdürüyor…
Su, yaşamın kaynağı olmasının yanında Anadolu coğrafyasının hafızasını taşıyan en güçlü araçlardan. Nehirler ise hafızanın nabzının attığı kılcal damarlar gibi işleve sahip. topraklarda suyun aziz bilinmesinin kökleri çok eski tarihlere kadar uzanıyor. Hititler su için anıtsal yapılar inşa etti, su kenarlarına tanrılarının krallarının rölyeflerini kazıdı. Güneşi, rüzgârı, toprağı, suyu havayı tanrısal birer varlık gibi gördüler. Antik çağ Anadolu’sunda ise nehirlerin birer tanrısı vardı. nehirlerin kıyısında inşa edilen kentlerde, nehir tanrıları adına anıtsal çeşmeler inşa edildi, yaşamın kaynağı olan su nehirler kutsandı.
GÜZEL AKIŞLI SUYUN KIYISINDAKİ KENT
kentlerden biri Aspendos’tu. Günümüzde Antalya’nın Serik ilçesinde yer alan Aspendos, antik çağda tüm Akdeniz’in önemli kentlerinden biriydi. Köprüçay’ın kıyısında kurulan kent, MÖ 5. yüzyılda dönemde bölgeye hâkim olan Persler Atina önderliğindeki Delos Birliği güçleri arasında Eurymedon Savaşı adıyla anılan deniz savaşına ev sahipliği yaptı. Eurymedon, Aspendos’un hemen kıyısından geçerek Akdeniz’e dökülen Köprüçay nehrinin zamanki adıydı. Yaklaşık MÖ 469’ yapıldığı belirtilen Erymedon Savaşı, Atinalı Kimon’un zaferiyle sonuçlandı.
İÇİNDE DONANMA SAVAŞI YAPILAN NEHİR
Greko-Pers savaşlarının, yarattığı sonuçlar açısından önemli aşamalarından biri olan Erymedon Savaşı, Aspendos’un kıyısında, denizden nehir yoluyla karaya doğru ilerleyen gemilerin kullanıldığı savaş olarak biliniyor. başka deyişle, günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce Köprüçay, üzerinde savaş gemilerinin yüzebileceği nehirdi diyebiliriz.
EURYMEDON SAVAŞININ YAPILDIĞI BÖLGE TESCİL EDİLMELİ
Antalya’nın tarihin akışını değiştiren savaşlardan birine ev sahipliği yapması savaşın birçok kaynakta yer alması bölgeyi günümüzde önemi giderek artan savaş arkeolojisi açısından önemli kılıyor. Geçtiğimiz günlerde, başka nehir savaşının yapıldığı yer olan Çanakkale’deki Biga Çayının olduğu bölge sit alanı ilan edilmişti. Büyük İskender’in Doğu seferi sırasında Anadolu’ Perslerle yaptığı ilk savaş olarak bilinen MÖ 334’ yapılan Granikos Nehri Savaşı’nın geçtiği bölge tescil edilerek koruma altına alındı. Truva yakınlarında yapılan savaşı, Büyük İskender’in ordusu kazanmıştı.
ASPENDOS’TA NEHİR TANRISI EURYMEDON MOZAİĞİ BULUNDU
Anadolu nehirleri, birer tarihi hafıza mekânı olmalarıyla ayrıca ele alınmayı hak ediyor. Ancak yazıda değinmek istediğim asıl konu, Aspendos’ta Köprüçay’ın tanrısı Eurymedon’a ait yeni ortaya çıkarılan mozaik. Kültür Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kamuoyuna duyurduğu yeni bulguyla ilgili gelen ilk bilgiler şöyle:
GENÇ EURYMEDON MOZAİĞİ MS.’A TARİHLENİYOR
Aspendos’ta yürütülen kazı çalışmalarında, mozaik sanatında oldukça sınırlı sayıda örneğine rastlanan nehir tanrısı betimlemesi gün yüzüne çıkarıldı. Milattan sonra 3. yüzyıla ait olan, Tiyatro Caddesi’nde ortaya çıkarılan Eurymedon Nehri’ni simgeleyen “Genç Eurymedon” mozaiği; yüksek işçilik kalitesi, ayrıntı zenginliği nadir ikonografisiyle dikkat çekti. Aspendos Akropolisi tiyatroyu birbirine bağlayan Tiyatro Caddesi’nin Doğu Meydanı’nda ortaya çıkarılan mozaik, sahip olduğu ikonografik özellikleri işçilik kalitesiyle Roma Dönemi Anadolu mozaik sanatına ilişkin dikkat çekici veriler sunuyor.
MOZAİKTE NEHİR TANRISINA AİT BETİMLEMELER YER ALIYOR
İlk değerlendirmelere göre yapının milattan sonra 3’üncü yüzyıl başlarında havuz olarak inşa edildiği, şimdiye kadar kazısı tamamlanan yaklaşık 6 x 7,50 metrelik bölümde açığa çıkarılan mozaik döşemenin ise henüz kazılmamış alanlarda devam ettiği anlaşıldı. Yapının, milattan sonra 262 depreminin ardından iç duvarlarla bölünerek farklı mekânlara ayrıldığı değerlendiriliyor. Mozaiğin merkezinde, Aspendos’a hayat veren Köprüçay’ın nehir tanrısı Genç Eurymedon’a ait betimleme yer alıyor.
SAZ YAPRAKLARI, AMPHORADAN DÖKÜLEN SU BALIKLAR
Aspendos’ta bulunan mozaikte, Köprüçay tanrısı Eurymedon’un elinde başında sazlık bitkisine ait yapraklar yer alıyor. Doğanın bereketini suyun yaşam veren gücünü simgeleyecek şekilde içinden su dökülen amphoraya yaslanmış pozisyonda tasvir edilen genç nehir tanrısı figürüne, nehrin içinde yüzen balıklar eşlik ediyor. Balık figürleri, mozaiği canlı tabloya dönüştürürken, suyun yaşam veren zenginliğine işaret ediyor. Mozaiğin sanatsal kültürel yönü bölge için yeni sayfa açıyor elbette. Ancak motiflerin bugün için bize ilettiği en önemli mesajlardan biri, Anadolu’nun kültürel tarihsel hafızasında coğrafyanın kullanımı algılanışına yönelik yaşamsal pratikler.
BAŞPINAR’DAN BOĞAZKENT’E COĞRAFYANIN HAFIZASI BİR NEHİR
Köprüçay’ın klasik antik dönemdeki adı olan Erymedon, nehir tanrısının adıydı. Bugün ticarileşen, kirletilen, hor kullanılan su, geçmişte tanrısal varlık olarak kutsanıyordu. Ana kaynaklarını Isparta’nın Aksu ilçesindeki Başpınar bölgesinden alan Köprüçay, Dedegöl, Kartoz Dumanlı dağlarının kaynaklarını toplaya toplaya güneye doğru dev kayaları vadileri aşarak Aspendos yakınından geçip, Serik-Boğazkent’ten Akdeniz’e ulaşıyor. Beşkonak Köprülü bölgelerinden çıkarak nehri çoğaltan kaynaklar karstik coğrafya olan bölgenin kuzeyinden yeraltına inen sularla besleniyor. Nehrin adını aldığı Roma dönemine tarihlenen ünlü Oluk Köprü, Selgelilerden günümüze kadar bölge halkının ulaşım için halen kullandığı tarihi su yapısı.
GÖKBALIK, ALABALIK, KARABALIK, KIRMIZI BALIK
Güneyden kuzeye doğru; Serik, Manavgat Sütçüler (Isparta) ilçelerine bağlı kırsal yerleşimlerin hafızasında nehrin önemli yeri. Aspendos’ta bulunan nehir tanrısı mozaiğinde görünen sazlıklar balıklar binlerce yıldır kesintisiz olarak nehir havzasında yaşayan insanların yaşamlarında yer eden birer simge niteliğinde. Manavgat Değirmenözü köylülerinin yılın belirli dönemlerinde yaptığı ‘gök balık’ buluşmaları, Yukarı Köprüçay Havzası köylerindeki ‘alabalık’ kültürü, coğrafyanın hafızasındaki sürekliliğin işareti. Eskilerin ‘karabalık’ dediği türler bugün pek görülmese kırmızı benekli alabalıklar halen muarın gözlerinde varlığını sürdürüyor.
NEHİR TANRISININ BAŞTACI SAZLIKLAR MASALLARDA YAŞIYOR
Güzel akışlı suyun kıyısındaki köylerde, neredeyse her evin önünde yetiştirilen kamışlar, kırsal yaşamın pratiği içinde çok yönlü işleve sahip olmalarının yanında, aynı zamanda masalların kahramanları için mucizevi dönüşümün simgesiydi. Aspendos’ bulunan nehir tanrısı Eurymedon’un baş tacı ettiği sazlık, yani kamış bitkisi, Köprüçay’ın masallarında geçen evin en küçük hor görülen oğlunun kurtarıcısıdır. Çoğu masalda şablon haline gelen Keloğlan onun kardeşleri arasında geçen olaylarda, büyük kardeşleri çoğunlukla kendilerine yüklenen görevleri yerine getiremezler ancak hor görülüp alay edilen Keloğlan’a sıra geldiğinde, evinin önündeki kamışlar birer mızrağa (kargı) dönüşür, eşeği küheylan olur, azığını bağladığı sopası ise keskin kılıç halini alır masalın sonunda hor görülen evin küçük oğlunu kahramana dönüştürür.
TAŞLAR, SULAR SAZLILAR SESLENİR: KORKMA, GEÇER!
mucizevi dönüşümlerle sürüp giden anlatılar, binlerce yıldır nehir vadilerinde yaşayan insanların yaşama tutunma, ruhlarını besleme aracı gibi olmuştur. Her türlü güçlüğün sonunda, kurnazlığa, ayak oyunlarına harisliğe karşı saf iyiliğin mutlaka galip geleceğine olan inancı besler. Taşlar, ağaçlar, kuşlar, sular, balıklar sazlıklar; “korkma!” der, yaşamı tığı insana: “Korkma, geçer!”
SUYUN HAFIZASINDA SİMGELER KAYBOLMAZ, SADECE BİÇİM DEĞİŞTİRİR
yüzden insanın içinde yaşadığı coğrafya kurduğu bağ, bugün sanılandan çok daha derin köklüdür. Üstelik bağ, iklim, su havanın döngüsüyle doğrudan ilintilidir. Hâkimiyetler, inançlar çağlar değişir ama derin bağlar sessizce gösterişsiz biçimde varlığını sürdürür. Simgeler biçim değiştirse kaybolmaz; hep başka surette zamanın ırmağında akar durur.
SUYUN KAYNAĞINDA 1977’ BULUNAN NEHİR TANRISI HEYKELİ
Bugün Köprüçay’ın denizle buluştuğu bölgenin yakınında, Aspendos’ta bulunan mozaik, bizi yaklaşık 2 bin yıl öncesine Roma çağına daha gerisine götürüyor. 1977 yılında, nehrin ana kaynağının doğduğu bölgede nehir tanrısı heykeli bulunmuştu. Isparta’nın Aksu ilçesindeki Zindan Mağarası’nın önünde kanal inşaatı sırasında ortaya çıkan Nehir Tanrısı Eurymedon heykeli tıpkı Aspendos mozaiğinde olduğu gibi yaşamın kaynağı olan suyun kutsallığını anlatıyordu. Nehir tanrısı heykelinin ayaklarından birinde, içinden su dökülen amphora, diğerinde ise balık figürü vardı. Tıpkı Aspendos mozaiğinde olduğu.
ASPENDOSLU ATTALOS’UN NEHİR TANRISINA ADADIĞI HEYKEL
Isparta Müzesi’nin envanterinde bulunan Nehir Tanrısı Eurymedon heykelinin ayağında eski Yunanca yazılmış yazıt vardı. yazıtda ne yazdığını anlamak için 2012 yılında eski çağ dilleri uzmanı. Sencer Şahin’den çevirisini rica etmiştim. Akdeniz Üniversitesi Eski Çağ Dilleri Kültürleri Bölümünün kurucusu olan, Ekim 2014’ yitirdiğimiz. Sencer Şahin, MS. yüzyıla tarihlenebileceğini belirttiği nehir tanrısı heykelindeki yazıtı şöyle çevirmişti: “Yeryüzüne zuhur eden tanrı Eurymedon’a kutsal heykeli kent kendi kasasından harcama yaparak adadı. Attalos oğlu üçüncü Attalos heykelin dikimini sağladı.”
SULARIN AKIŞINA KET VURULUNCA…
Antik çağ Anadolu’sunda nehirlerin tanrısal güçleri olduğuna inanıldığını dile getiren Şahin, bunun suyun insan için önemine işaret ettiğini vurgulayarak, antik Anadolu insanının akarsuya ne büyük saygısı olduğunu gösterdiğini kaydetmişti. Şahin, akarsuların olur olmaz bölgelerinde uygulanan HES projeleriyle önünün kesilerek göle dönüştürülmesinin doğaya saygısızlık olduğunu sözlerine eklemişti. yıllarda Eurymedon’un güzel akışlı suyu Köprüçay’ın üzerinde baraj HES projeleri yer alıyordu.
SERİK OVASI HALKI 2 BİN YILDIR SUYUN KAYNAĞINA KOŞUYOR
Yaklaşık 180 kilometrelik uzunluğa sahip olan Köprüçay’ın kaynağının çıktığı bölgede 1977 yılında bulunan nehir tanrısı heykelinin üzerinden yaklaşık yarım asır geçtikten sonra kez nehrin denize döküldüğü bölgede yeni nehir tanrısı mozaiği ortaya çıkarıldı. Zindan Mağarası önünde bulunan nehir tanrısı heykelinin Aspendoslu yönetici tarafından yaptırıldığı belirlendi. Bugün Aspendos Zindan Mağarası arasındaki mesafe 150 kilometre civarında. İki nokta, iki ayrı ilin sınırları içinde yer alıyor. Ancak suların toprağın hafızası idari siyasi sınırlardan çok daha eskilere ait sırları taşıyor. Bugün Aspendos’ta ortaya çıkarılan nehir tanrısı mozaiğinin kim tarafından yaptırıldığı henüz bilinmiyor. Ancak bugün bildiğimiz açık yaşayan gerçek. Aspendos’un bulunduğu bölgede yaşayan Serikliler için, nehrin kaynağının çıktığı bölge adeta kutsal alan gibi her yaz gidilen coğrafya.
YAYLAYA GİTMEYEN SERİKLİ İÇİN YIL ZOR GEÇER
Aksu, Başpınar, Sorgun Yaylası, Serik ovasında yaşayan halk için kimliğinin yaşamının parçası. Mesafelerin önemi. Sanlı Belini aşıp, her yaz en az kez suyun kaynağına gitmezse kendini huzursuz hisseden insanlardan söz ediyoruz. Bugün Köprüçay Aksu çayı arasında yaşayan Serik halkından kime sorsanız, 1800 yıl önce Roma vatandaşı Aspendoslu Attalos’un nehir tanrısına adanan heykeli yaptırdığı Zindan Mağarasının olduğu yaylaları en az birkaç kez görmüş, en azından büyüklerinden dinlemiştir. Kimisi için yaz yaylaya gitmemek, sohbet konularında geçen sulardan, ormanlardan dillere destan balıklardan söz açıldığında dışlanma nedeni sayılır.
YARIN İÇİN YOL AYRIMI: YAŞAMI KUTSAMAK YIKICILIK ?
Aspendoslu Attalos oğlu üçüncü Attalos’un 1800 yıl önce suyun kaynağında yaptırdığı nehir tanrısı heykelinin yakınlarında, bugünün Seriklilerinin yaptırdığı hayrat çeşmeleri, köşkleri, çardakları, mescitleri görmek mümkündür. Suyun hafızası kültürel sürekliliği, zamanı aşarak insanla birlikte evriliyor. topraklar, kendi dilini anlayan en akılcı biçimde kullanan kültürlerle buluştuğunda kutsanan coğrafyanın somutlaşmış anıtlarını koynunda saklıyor. dili unutup, hoyratlığın esiri olduğunda ise yıkıcılığın öykülerini kuşaktan kuşağa aktarıyor. Bugün hangi dili tercih edeceğimiz, coğrafyanın hafızasında saklı olan hangi anlatılara kulak vereceğimiz, yarını belirleyecek yol haritası olacak.
yazıya emoji tepki ver
😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberMeloni’den ‘fotoğraf için yalvardı’ diyen Trump’a sert yanıt