Prof. Mustafa Durmuş – Bugün “Dünya Yerelleş(tir)me Günü”. Bugün vesilesiyle yerelleştirme faaliyetleri, her yıl ay boyunca dünyanın birçok ülkesinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. etkinliklerde dünyanın her yerinden insanlar yerelleştirmenin önemini gücünü keşfetmek, doğa toplumsal ihtiyaçlarla uyumlu ekonomileri, gelişen toplulukları sağlıklı yerel gıda sistemlerini destekleyen eski yeni birçok kolektif girişimi tanıtmak için araya geliyor.
Yerelleştirme: çoklu çözüm!
Yerelleştirme, özellikle kırsal ekonomileri canlandırarak sadece ucuz güvenli gıdaya erişim (dolayısıyla yoksulluk açlık) sorununu çözmekle kalmıyor, aynı zamanda kırdan kente göçü zorlayan sistemik baskıları azaltarak köylüleri yerli toplulukları koruyabiliyor. şekilde kentlerde işsizliğin artmasına engel olarak, işçi sınıfını güçlendirebiliyor.
Aynı zamanda, küresel tarım işletmelerinin, büyük sermayenin güdümündeki teknolojilerin finans kapitalin otoriter iktidarların insanların hayatlarına, geçim kaynaklarına kültürlerine yönelik saldırılarını durdurabiliyor.
Aşırı merkeziyetçi sistemlerin bazı açmazları
Buna karşılık, yerelleştirmenin yereli güçlendirmenin tam aksine, siyasette olduğu gibi ekonomik faaliyetlerin merkezileştirildiği, tek elden yönetildiği, nedenle başta tarım olmak üzere, birçok alanın yok olma tehlikesi karşı karşıya olduğu süreçten geçiyoruz. İklim krizi, aşırı sıcaklıklar, seller yangınlar, mahsul biyolojik çeşitlilik kayıplarına, altyapının hasar görmesine tahrip olmasına, konut insanların geçim kaynaklarının kaybına neden oluyor.
Gıda, su, elektrik, sanitasyon, ulaşım gibi neredeyse tüm hayati hizmetlerimiz, hızlanan iklim dalgalanmalarından kaynaklanan aksaklık veya arızalara karşı savunmasız olan son derece merkezi sistemler tarafından sağlanıyor. Örneğin, endüstriyel tarım, hızlanan iklim dalgalanmaları karşısında gıda stokları oluşturma konusunda yetersiz kalıyor.
Ulus ötesi tedarik zincirleri kesintiye uğradığında tek kültürlü ithalat ürünleri başarısız olduğunda, durum daha kötüleşiyor. Yerel koşullara uyarlanmış çok kültürlü gıda üretim sistemlerinin oluşturulması gerekiyor.
Alternatif paradigmanın yeni ilkesi olmalı
Aşırı merkeziyetçiliğe karşı alternatifin temel ilkesi demokratik yerelleştirmedir. Çünkü yerelleştirme bazlı, topluluk dayanışma temelli ekonomiler daha güvenli, istikrarlı, üretken yenilikçidir. Emeği doğayı gözeten kolektif mülkiyete ait yerel işletme, hizmet ettiği toplumu daha iyi tanıdığı için, toplumun çıkarlarına çok daha iyi hizmet. Böyle paradigma altında, kapitalist özel mülkiyetin yerini müşterek/kolektif/komünal mülkiyet biçimleri.
Müşterekler, tüm sonuçları faydalarıyla herkese ait olması gereken şeylerdir denizler, ormanlar, nehirler, göller, madenler gibi fiziki yapılarla sınırlandırılamazlar. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, alt yapı, ulaştırma, barınma, bakım işleri, bilim bilimsel bilgi, iletişim, internet gibi kamusal nitelikli hizmetler müşterekler kapsamında değerlendirilmelidir. Müştereklerin mülkiyeti daima kolektiftir.
Demokratik yerelleştirme, kapitalist küreselleşmenin panzehri olabilir
Yerelleştirme, aynı zamanda, kapitalist küreselleşme neo-liberalizme tepki olarak, ortaya çıkan toplumsal harekettir. Kapitalizmin yol açtığı kişiliksizleştirmeye zararlara karşı mücadele eder uygun teknoloji, döngüsel ekonomi, yerel para birimi, karşılıklı yardımlaşma, yerel gıda, halk meclisleri. yoluyla özgüven kendi kendine yeterliliği teşvik. Yerel ekolojiye dayanan yerelleştirme, yerel kaynakların kullanımını teşvik eder, daha az enerji gerektirir.
Ekonomiyi eve getirmek”
Ekonomik faaliyeti daha yerel düzeye indirgemek, daha az sermaye gerektirir hem insanların hem gezegenin gerçek ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde çalışır. “ekonomiyi eve getirme” sürecidir.
Ayrıca, yerelleştirme “izolasyon veya milliyetçilik” anlamına gelmez. Aksine uluslararası iş birliğini zorunlu kılar. Tabanda, topluluklar arasında, ulus devletler içinde uluslararası düzeyde olmak üzere, her düzeyde bilgi ımını iş birliğini gerektirir.
Yani demokratik yerelleştirme, topluluklar halklar arasındaki bölgesel küresel bağların sonu, parçalanma izolasyon demek değildir. Aksine, küresel sermayenin hegemonyasına ona hizmet eden ulus devletin gücünü kısıtlamaktır.
Yerelleştirme “yerinden demokrasi” demektir
Yerel ekonomiler aracılığıyla; küresel pazarlara olan bağımlılık büyük ölçüde azaltılabilir. gıda, enerji, barınma, sanitasyon takas gibi hayati konularda ekonomik özerklik sağlanabilir. Yerel meclislerin (kırsal veya kentsel) karar alma sürecine aktif katılımı sağlanarak, yerinden demokrasi hayata geçirilebilir. Farklı dillerin, kültürlerin kimliklerin yaşatılması mümkün kılınabilir.
Demokratik yerelleştirme altında, insan doğanın ihtiyaçları, karar alma sürecinin merkezine konulur. örneğin, iklim krizine karşı hayati yanıt niteliğindedir. Zira ulaştırma mesafeleri fosil yakıt kullanımı önemli ölçüde azaltılır.
Yerelleştirme otoriterliğe karşı çözüm olabilir
Otoriterleşmenin panzehri, yerinden/radikal demokrasi gibi uygulamalar olabilir. Bunun için, öncelikle, çoğulcu-katılımcı demokrasiyi aşağıdan yukarıya, halkın işçi sınıfının gücüne dayanarak inşa etmek gerekir. Böyle demokratikleşmenin en önemli ayaklarından biri her türden karar alma mekanizmasını yerele doğru kaydıran yerelleştirmedir. hem politik hem ekonomik kararlar için geçerlidir.
Yerel örgütlenmeler, dirençli ağlar kurarak, yerel düzeyde örgütlenerek, demokratik kurumları destekleyerek amaç birliğini koruyarak, otoriter rejimlere karşı güç olarak işlev görebilir. nedenle yerelleştirmenin stratejik hedef haline getirilmesi gerekir. Çünkü otoriter rejimler yerel yönetimleri kıskaç altına almak isterler.
Hodge: “Yerelleştirme maliyet etkin süreçtir”
Yerelleştirme fikriyatını hareketini anlatırken yazar film yapımcısı Helena Norberg-Hodge’ye ayrı sayfa açmak gerekir. Kendisi küresel ekonomideki gelişmelerin yerel topluluklar, yerel ekonomiler kimlikler üzerindeki etkisi konusunda araştırmalar yapan saygın analist etkilere karşı koymanın yolu olarak geliştirilen “yerelleştirme” fikrinin hareketinin önde gelen savunucularından birisidir. 40 yıldır konunda yazıyor, dünya çapında halka açık konferanslar veriyor. (1)
Ona göre, “yerelleştirme, toplulukların, bölgelerin ulusların kendi işleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmalarını sağlayan ekonomik süreçtir. Ancak her topluluğu tamamen kendine güvenmeye teşvik etmek anlamına gelmez, aslında mümkün olan her yerde üreticiler tüketiciler arasındaki mesafeyi kısaltmak yerel pazarlar tekellerin hâkim olduğu küresel pazar arasında daha sağlıklı denge kurmak anlamına gelir. Yerelleştirme, soğuk iklimlerdeki insanların portakal veya avokadodan mahrum bırakılacağı anlamına gelmez. Ancak buğday, pirinç veya sütlerini- kısacası temel gıda ihtiyaçlarını- elli millik yarıçap içinde üretilebildiklerinde, binlerce mil seyahat etmek zorunda kalmayacakları anlamına gelir. Yerelleştirmeye yönelik adımlar hem topluluklar hem ulusal düzeyde ekonomileri güçlendirip çeşitlendirirken gereksiz nakliye maliyetini azaltır”. (2)
Kısaca yerelleştirme, sadece kapitalist büyük sermaye düzeninin onun tüketici monokültürünün derin geniş eleştirisi değil, aynı zamanda ona karşı gerçek alternatifler kalıcı çözümler sunan gezegen çapında harekettir.
Yerelleştirme biçimlerinden biri olarak (yeniden) “beledileştirme”
Dünyanın birçok bölgesinde; dayanışma, eşitlik, sürdürülebilirlik radikal demokrasiye dayanan kamu odaklı gelecek inşa edilmeye çalışılıyor. yeni kamu odaklı geleceğin merkezinde kentler kasabalar yer alıyor. 2000 2019 yılları arasında, küresel olarak 1400’den fazla yeni “beledileştirme” veya “yeniden beledileştirme” vakası yaşandı. Bunlar; yerel yönetimler tarafından yönetilen yeni kamu işletmelerinin kurulması veya özelleştirilmiş hizmetlerin belediye tarafından geri alınması vakaları. eğilim, 58 ülkedeki 2400 yerleşim yerinde görüldü. “yeni belediyecilik”, kentlerle sınırlı kalmaksızın çeşitli ölçeklerde uygulanmaya çalışılan ekonomik demokrasi gündeminin geniş parçası olarak ortaya çıktı. (3)
“Yeniden beledileştirme”, daha önce özel olan veya özelleştirilmiş hizmetlerin yerel düzeyde kamu mülkiyeti denetimi altına alınması sürecini, “beledileştirme” ise yeni kamu hizmetlerinin oluşturulmasını ifade.
Konu ilgili araştırma raporunun temel bulguları şöyle özetlenebilir: Yerelleştirme, demokratik kamu mülkiyetinin oluşturulmasında öncüdür. konut, ucuz enerji, çocuklara günlük ücretsiz öğün temini atık yönetimi yapmaktadır. Halk sağlığı, genel sağlık, çocuk yaşlı bakımı, uyuşturucu mücadele hizmetleri sunmaktadır. İnsan hakları sosyal hakların korunup geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. İşçi hakları sendikaların geliştirilmesine katkı vermektedir. İstihdam yaratırken, güvencesiz istihdamı ortadan kaldırmaktadır. İklim değişikliklerine doğal felaketlere karşı mücadele alanlarından biridir. Feminist bakış açısıyla kamusal hizmetleri yeniden düzenlemekte toplumsal cinsiyete dayalı bütçelemeye izin vermektedir. (4)
(Yeniden) beledileştirme emek ilgili kazanımlar
Kamu hizmetleri sunan emekçiler kilit öneme sahiptir çalışma koşulları, kaçınılmaz olarak kaliteli hizmet sunma kabiliyetlerini yansıtır. İncelenen tüm (yeniden)belediyeye devretme süreçleri boyunca, genel istihdam koşulları korunduğu görülüyor. 158 vakada, özellikle savunmasız durumdaki çalışanlar söz konusu olduğunda, koşulların daha iyileştirilmesi veya belirgin şekilde geliştirilmesi muhtemeldir.
Sendikaların katılımı ise sonuçların elde edilmesinde kritik öneme sahiptir. İşçi sendikaları çok sayıda özelleştirmenin geri alınması, güvenli istihdam sağlayarak yeni iş araştırma merkezlerini çekerek yerel ekonomiler üzerinde olumlu etki yaratıyor.
İşçi hakları neden önemli?
İşçilerin haklarını koruyan, ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini sağlayan örgütlenme çabalarını destekleyen politikalar uygulamalar, sağlıklı, gelişen eşitlikçi topluluklar oluşturmanın temelini oluşturur. bağlamda, yerel yönetimler, işçi haklarını genişletme uygulama çabalarında hayati öneme sahip olan temel aktörlerdir. aktörler, sakinlerine yakındır ortaya çıkan ihtiyaçlara yanıt verirken genellikle hızlı hareket ederler.
Son yıllarda dünyada yerel yönetimlerin işçiler adına attığı en dikkat çekici adımlardan bazıları şunlardır (5):
- İşçi haklarına ait yasalarını uygulayan özel yerel çalışma standartları ofisleri kurmak (kent yönetimi bünyesinde işçi sorunlarına odaklanan özel departman, ofis veya alt kurumun kurulması).
- Kalıcı işçi kurulları veya işçi meclisleri oluşturmak.
- Yerel işçi koruma yasalarını kabul etmek aktif olarak uygulamak.
- Asgari ücret, ücretli hastalık izni adil çalışma saatleri ilgili yönetmelikler; ihlal oranlarının yüksek olduğu veya özel kırılganlığa sahip sektörler (ev işçiliği, geçici iş, otelcilik, perakende, hazır gıda serbest meslek sektörleri gibi) için sektöre özgü korumalar; daha geniş kapsamlı ayrımcılıkla mücadele önlemleri Covid-19 pandemisine yönelik özel yasalar dahil olmak üzere, yerel işçi koruma yasalarını çıkarmak.
- Belediyelere iş yapan müteahhitler için iş kalitesi standartları belirlemek.
- Belediye izin veya ruhsatı başvurusunda bulunanların işgücü ihlallerine ilişkin hukuki sonuçlar belirlemek.
- Belediye çalışanlarına karşı dürüst adil istihdam ilkelerini uygulamak.
- Toplumu bilgilendirmek, raporlar yayınlamak işçilerin ihtiyaçlarını mevcut kaynakları vurgulamak için “etkili platformlar” dahil olmak üzere demokratik güçleri kullanmak.
Sonuç olarak
Otoriterleşmenin panzehri, yerinden-doğrudan demokrasidir. Öncelikli olarak çoğulcu, yerinden demokrasiyi aşağıdan yukarıya, halkın işçi sınıfının gücüne dayanarak inşa etmek gerekir.
Böyle demokratikleşmenin en önemli ayaklarından biri her türden karar alma mekanizmasını yerele doğru kaydıran yerelleştirmedir. hem politik hem ekonomik kararlar için geçerli durumdur. Böyle yerelleştirme daha fazla otoriterleşmenin önünü kesebilecek barış demokrasiyi inşa edebilme gücüne sahip yapısal direnci örebilecek önemli araç olarak işlev görebilir.
Yerel örgütlenmeler, dirençli ağlar kurarak, yerel düzeyde örgütlenerek, demokratik kurumları destekleyerek amaç birliğini koruyarak, otoriter eğilimlere karşı güç olarak hizmet edebilir. nedenle yerelleştirmenin stratejik hedef haline getirilmesi gerekir.
Nitekim yerel örgütlenmeler yerel güçler (büyük sermaye hemhal olan siyasal iktidar için ciddi risk oluşturduğundan), bugünlerde İktidar Bloku tarafından, muhalefetin kontrolündeki yerel yönetimler etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. tür antidemokratik girişimleri boşa çıkarmak demokratikleşme barışın inşası açısından son derece önemlidir.
___________________
Dip notlar:
yazıya emoji tepki ver
😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberZaman