Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin adalet nöbeti üçüncü haftasında, 28 Haziran Pazar günü Gebze Meydanı’nda devam. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı 25 Haziran’ yeni bilirkişi raporunu esas alarak 8 belediye görevlisi hakkında işlem başlatmıştı. Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı, eski İmar Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, eski Yapı Kontrol Müdürleri Cihan Sorgucu Selim San, görevdeki Yapı Kontrol Müdürü Muammer Telli eski Zabıta Müdür Vekili Cengiz Taşdemir’in bulunduğu 7 kişi, nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.
Gebze Meydanı'ndaki adalet nöbetinin üçüncü haftasında konuşan ailelerin avukatı Saruhan Efe Kadaifçi, Dilovası'ndaki Ravive Kozmetik yangınında hayatını kaybeden işçilerin hesabını sormak için meydanlarda olmaya devam edeceklerini vurguladı. Soruşturmanın usulsüzlüklerle, oyalamalarla deliller tam toplanmadan binanın alelacele yıkılmasıyla karartılmaya çalışıldığını ifade eden Kadaifçi, belediye başkan yardımcıları zabıtalara yönelik yapılan tutuklamaların tek başına yeterli olmadığını belirtti. İhmal zincirinin en tepesindeki büyük patronların, Çalışma Bakanlığı yetkililerinin, Dilovası Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlarının hesap vermesi gerektiğini söyleyen Kadaifçi, Hendek'teki cezasızlığın dün Niğde'deki havai fişek fabrikasında yeni işçi katliamına yol açtığını hatırlatarak, "Sorumlular en ağır cezayı alana kadar davanın peşini bırakmayacağız. İşçiler artık çalışırken ölmek istemiyor" sözleriyle adalet çağrısını yineledi.
"Daha çocukken küle çevirdiler"
Dilovası yangınında can verenlerin aileleri nöbeti sürdürüyorYangında hayatını kaybeden 15 yaşındaki Nisa Taşdemir'in annesi Makbule Taşdemir ise konuşmasında şunları söyledi: “Evlatlarımız ölmeyi hak etmedi, sırf birileri daha çok kâr etsin diye onları diri diri yaktılar. Çocuklarımızın can havliyle koşacağı merdiven bile yoktu; kapılar kilitliydi, seslerini kimseye duyuramadılar. Onların gelinlik, damatlık giyme hayallerini çalıp daha çocukken kara toprağa, küle çevirdiler."
Yangında eşi Esma Gikan’ı kaybeden Aytekin Gikan, kaçak binanın yapımından kiralanmasına satışına kadar göz yuman mülk sahiplerinin belediye yetkililerinin sorumluluktan kaçamayacağını vurguladı. "Paraları cebe indirirken kimse bina kaçak demedi, mahkemede ise herkes suçu birbirine atıyor". Adalet yerini bulana başka canlar yanmayana dek 21 Temmuz’daki duruşma dahil olmak üzere pazar nöbetlerini sürdüreceklerini belirten Gikan, "Dün yine patlamada işçimizi kaybettik. ülkede neden hep garibanlar, hep işçiler ölüyor? Neden patrona, zenginin çocuğuna hiçbir şey olmuyor? Çünkü onları koruyan var ama garibana sahip çıkan yok" sözleriyle cezasızlığa duyarsızlığa sert tepki gösterdi.
3. celse 21 Temmuz'
Adalet nöbetine katılan Kocaeli Barosu Başkanı. Kadir Caner Karakadılar, mahkemenin müdahillik taleplerini reddetmesine rağmen davanın peşini bırakmayacaklarını vurguladı. Hayatını kaybeden işçilerin güvencesiz, sigortasız hiçbir yangın önlemi alınmayan feci şartlarda çalıştırıldığını belirten Karakadılar, " nöbet Gebze' Dilovası'nda tüm Türkiye' işçiler daha canından olmasın diyedir. Kocaeli Barosu Kocaeli Akademik Odalar Birliği olarak ailelerin yanında durmaya, 21 Temmuz'daki üçüncü celse dahil davanın tüm hukuki sürecini eksiksiz meye devam edeceğiz".
TMMOB (Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği) Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Ali Elma ise yaşananların kaza değil, engellenebilir "iş cinayetleri" olduğunu vurguladı. İliç Hendek'teki faciaların ardından dün Niğde'deki havai fişek fabrikasında işçinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Elma, "Her iş cinayetinin arkasında ihmal, denetimsizlik iş güvenliğinin maliyet olarak görülmesi yatıyor. Göz göre göre gelen cinayetlere engel olmamak suça ortak olmaktır. Kentin mühendisleri, mimarları şehir plancıları olarak, 8 Kasım 2025'te yaşanan karanlık günün unutturulmaması adaletin tesisi için Kocaeli Akademik Odalar Birliği birlikte davanın ailelerin sonuna kadar takipçisi olacağız" diyerek kamuoyuna duyarlılık dayanışma çağrısında bulundu.
"Mücadeleye devam"
Depo, Liman, Tersane Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar, iş güvenliği önlemlerinin maliyet olarak görülerek alınmamasının faturasını işçilerin canıyla ödediğini vurguladı. 2014’te Çapa Devlet Hastanesi’nde temizlik personeli olarak çalışırken kendisine logar temizlettirilen Zafer Açıkgöz’ün ölümünden birkaç gün önce yazmış olduğu yazıyı okuyan Acar, "Zafer'in davasında müdürün 'pişmanım' demesiyle 2 yıl hapis cezası 12 bin lira para cezasına çevrildi dava kapatıldı. Sanki Zafer hiç yaşamamış, şartlar yüzünden ölmemiş gibi davranıldı" diyerek yargılama süreçlerindeki cezasızlığa tepki gösterdi.
Dilovası işçi katliamının duruşmasına çağrı yapıldıBirleşik Metal-İş Gebze 1 Nolu Şube’ye bağlı Copreci Fabrikası Baştemsilcisi Emine Karaduman, Dilovası’nda yaşanan facianın ne ilk ne son iş cinayeti olduğunu belirterek adalet sağlanana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Olay günü kendisinin vardiyaya giderken acı haberi aldığını tüm uyarılara rağmen hayatın hiçbir şey olmamış gibi devam etmesini derin üzüntüyle sorguladığını ifade eden Karaduman, " katliamda hayatını kaybedenlerin sigortasız, güvencesiz en temel iş kıyafetlerinden bile mahrum şekilde çalıştırılması, özellikle aralarında kadınların çocukların bulunması asla tesadüf değildir". İSİG (İşçi Sağlığı İşçi Güvenliği) Meclisi verilerine göre bölgenin iş cinayetlerinde kritik noktada olduğunu hatırlatan Karaduman, bazı kamu görevlilerinin tutuklanmasının tek başına yeterli olmadığını; en üst düzey bürokratlardan bakanlara kadar tüm sorumlular yargılanana işçi sağlığını merkez alan köklü yapısal adımlar atılana dek davanın peşini bırakmayacaklarını ilan.
"Duruşma halktan kaçırılıyor"
Adalet nöbetinin üçüncü hafta basın açıklamasını yangında hayatını kaybeden Hanım Gülek'in kızı Tuba Gülek Laç okudu. Açıklamada ifadeler yer aldı: “Ailemize, sevdiklerimize mal olan katliamın yaşanmasında sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlileri için aynı kararlar verilinceye kadar geri adım atmayacağız. Verilen tutukluluk kararı hala yeterli değil. Serbest bırakılan sanıkların tekrardan tutuklanması, haklarında hala yargılama yapılmayan kamu görevlilerinin soruşturmaya dahil edilmesi gerekmektedir. Yargı süreçleri özensiz, yavaş kötü niyetli şekilde yürütülüyor, duruşma kamuoyundan halktan kaçırılarak Kandıra'ya götürülüyor. Çeşitli kanallardan bize ulaşarak helalleşmek istediklerini dile getiriyorlar. Siyasi parti yöneticileri, farklı farklı partilerden belediye başkanları, sanık yakınları üzerinden örtük şekilde adalet mücadelemizden vazgeçmemiz isteniyor. Daha önce dediğimiz gibi; bizim acımız kederimiz satılık değil, olmayacak. Adalet arıyoruz. Bunu yaparken yalnızca halkımıza, bizler kaybettiğimiz yakınlarımız aynı yazgıyı an emekçilere güveniyoruz. sebeple adalet nöbetimizi başlatarak sürdürüyoruz.”
Yapılan açıklamaların ardından adalet nöbetinin üçüncü haftasının sonuna gelindi. 21 Temmuz’a kadar sürecek nöbetin dördüncüsü 5 Temmuz Pazar günü gerçekleşecek.