Furkan Şanlı, Bilge Kardelen Bekiroğlu, Sude Çetinkaya, Elçin Nur Türeli, Nagihan Damgacı Büşra Mungan'ın Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması için tasarladığı proje mansiyon ödülü kazandı.
Yaban Çiçeklerinin Açtığı YerTrabzon’ sanayi alanlarının yıkılarak on binlerce insanın yaşayacağı yeni yerleşime dönüştürülmesi fikri, bizim için yalnızca program tarifinden ibaret değildi. öneri, kentin doğasıyla, geçmişte alınmış kararlarla gelecekte karşılaşacağı risklerle birlikte düşünülmesi gereken eşikti. Çünkü Karadeniz coğrafyasında her büyük müdahale, yalnızca mekânı değil; suyu, toprağı yaşamı etkiler.
hassasiyet, geçmiş deneyimlerle sabittir. Karadeniz Sahil Yolu başlayan, ardından dere ıslahları, dolgular altyapı müdahaleleriyle devam eden süreç; iyi niyetli olsa dahi, çoğu zaman kentin doğal engeleriyle çatışan sonuçlar üretmiştir. Bugün artık kararların etkilerini onarmaya çalışırken, benzer ölçekte yeni dönüşümü aynı reflekslerle ele almanın risklerini göz ardı edemeyiz.
Üstelik önümüzde, yalnızca yerel değil küresel ölçekte kabul edilmiş gerçeklik vardır. 2050’ye yaklaşırken iklim krizi; özellikle kıyı kentleri için taşkın, aşırı yağış ekolojik kırılganlıkları kaçınılmaz kılmaktadır. koşullar altında, sanayi karakteriyle şekillenmiş alanı tamamen silip yeniden kurmak yerine, daha az yıkan, daha az tüketen daha dikkatli dönüşüm mümkün müdür sorusunu sormak gerektiğine inanıyoruz.
Prolog: Zaman TopoğrafyaKentsel mekânsal projeler, yalnızca içinde yer aldıkları alanlara değil; aynı zamanda zamana, belleğe geleceğe yanıt verir. kentin topoğrafyası kadar, tarihsel kırılmaları geleceğe dair kırılganlıkları tasarımın asli belirleyicileridir. Bugün içinde bulunduğumuz an, birbiriyle kesişen iki temel aciliyet tarafından şekillenmektedir: gezegensel kriz yerel dönüşüm eşiği.
Küresel ölçekte iklim krizi; kentleri, artık yalnızca yapılaşmış alanlar olarak değil, su, toprak, hava, hareket yaşam döngülerinin iç içe geçtiği dirençli ekosistemler olarak yeniden düşünmeyi zorunlu kılmaktadır. 2050’ye doğru ilerlerken aşırı yağışlar, taşkınlar, ısı adaları ekolojik kırılmalar; özellikle kıyı kentleri için hayati riskler barındırmaktadır. bağlamda kentlerin geleceği, sert altyapı çözümlerinden çok, doğa birlikte çalışan mekânsal sistemler geliştirme becerisine bağlıdır.
Yerel ölçekte ise Trabzon, uzun yıllardır biriken başka kırılmanın içindedir. Kıyı dolguları, sanayi alanları, dere ıslahları karayolu altyapıları; kenti denizden, sudan kendi topoğrafyasından giderek uzaklaştırmıştır. 1970’lerden itibaren hızlanan müdahaleler, Trabzon’un doğal eşiklerini bastırmış; kentsel yaşamı parçalı, kopuk erişimi sınırlı hâle getirmiştir. Bugün Değirmendere boyunca uzanan alanlar, kopuşun en görünür mekânsal izlerini taşımaktadır.
Oysa Trabzon’un asıl gücü; topografyasında, suyla kurduğu tarihsel ilişkide doğal peyzajının sürekliliğinde saklıdır. Kentin alanlarında, yoğun müdahalelere rağmen hâlâ kendiliğinden filizlenen bitkiler, dere kıyılarında tutunan yeşil dokular boşluklarda beliren yaşam izleri vardır. Yaban çiçekleri, tam bastırılmış alanlarda, çatlaklardan aralıklardan çıkarak kentin direncini hatırlatır.
proje, Trabzon için “yeni merkez” ya “ikonik yapı” önermek yerine; kent doğa arasındaki kopmuş ilişkileri onarmayı, suyu, toprağı kamusal yaşamı yeniden görünür kılmayı hedefler. Yapı üretmekten çok, mekânsal iyileşme süreci tanımlar. Sanayi altyapı baskısıyla parçalanmış alanları; yaya odaklı, ekolojik kamusal omurga üzerinden yeniden örgütler.
2050 perspektifinde yaklaşım, yalnızca bugünün sorunlarına değil; geleceğin belirsizliklerine yanıt üretmeyi amaçlar. Taşkınlara alan tanıyan, iklimsel değişkenlere uyum sağlayan, sert sınırlar yerine geçirgen mekânsal eşikler kuran kent parçası tarif. Böylece Trabzon’ doğanın bastırıldığı değil; yeniden nefes aldığı kentsel senaryo mümkün hâle gelir.
Yaban Çiçeklerinin Açtığı Yer, tam nedenle sonuç değil; başlangıçtır.
Kentin unuttuğu ilişkileri hatırlatan, bastırılmış olanı görünür kılan geleceğe doğru sessiz ama dirençli dönüşümü işaret eden başlangıç.