Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Halguin’in Kıbrıs çözümsüzlüğünü aşma konusundaki son girişimleri belli ki “çözümsüzlük çözümdür” tezinin savunucularını oldukça telaşlandırdı.
Umutsuzluk tacirleri sosyal medyada Halgün’e veryansın etmekte. Herkes uzman kesilmiş, temsilcinin sunduğu plânın analizini yapıyor. Halguin görevini yapıyor. Sunulan plân elbette taslak. Plan yakında garantörlerin BM’nin katılacağı genişletilmiş 5’li toplantıda görüşülecek. Kabul görür veya görmez, ancak zaman belli olacak. zamana kadar tüm siyasetçilerin (Sayın Erhürman lütfen dikkat) gereksiz mesajlar verip ortamı germeleri çözümsüzlük yanlılarına koz vermiş.
Halguin’in izlediği yöntemde yeni yaklaşım var ki biraz olsun umutlanmamız için neden yaratıyor. BM Özel Temsilcisi temasları çerçevesinde sadece politikacılarla konuşmakla yetinmedi. Onların yanısıra akademisyenleri, özel sektör temsilcilerini sivil toplum örgütlerini dinledi.
Halguin medyada konu ilgili çıkan yayınların “varsayımlar yaratıcılık açısından zengin” olduğunu söyleyip, ardından kendi söylediklerinden tek kelime dahi yazılmadığı için sitem.
Kıbrıs’ta yıllardan beri taraflar arasında güvenin sağlanmasının mümkün olamadığını, tarihin yükünün ağır olduğunu, yüzden konunun bilgelik, empati cömertlikle ele alınması gerektiğini belirten Halguin çözümün tüm adaya güven refah getireceğini vurguladı.
Bana göre işin en olumsuz tarafı Avrupa Birliği’nin sürece dahil edilmesi olacak. Çünkü AB Kıbrıs’ın çözümsüzlüğünde en büyük rol oynayanlardandır. Kıbrıs’ın çözüm olmadan AB’ye alınmasına elbette Kıbrıs Türk tarafı Türkiye’nin becerisizliği neden oldu, ama zamandan sonra AB’nin tek yanlı tutumu iki taraf arasındaki uçurumun büyümesine neden olan unsurlardandır.
AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in son Kıbrıs ziyaretinde Kıbrıs Türk tarafına geçmeyi reddedip barikattaki deliklerden Lefkoşa’nın Türk tarafını seyretmesi bardağı taşıran son damla olmuştur. yüzden Kıbrıslı Türklerin AB’ye güvenmesi beklenemez.
Tabii bütün bunları söyledikten sonra AB’nin Kıbrıs’ta çözüm konusunda rolü olmadığını söylemenin aptallık olduğunu kabul etmeliyim. Özellikle Türkiye’nin AB Gümrük Birliği anlaşması sağlama girişimleri sürecinde. Ama güven artırıcı önlemlerden bahsederken önce kurumların liderlik göstermesi gerekmez ?
Değerli okurlar, Kıbrıs’ta ne olduğunu, ne olacağını ne Kıbrıslı Türkler ne Kıbrıslı Rumlar kontrol edebilir. Kıbrıs stratejik konumu yüzünden büyük güçlerin savaş gemisi konumundadır. İran savaşı sırasında, geçmiş Ortadoğu savaşları sürecinde bunu açıkça gördük, görmeye devam edeceğiz. Kıbrıs’ı Nato’ya katma çabalarının nedeni budur.
Kıbrıslı Türkler açısından çözüm varoluş, çözümsüzlük ise yok oluş eş anlamlıdır. yüzden Halguin inisiyatifine dört elle sarılmalıyız.
Birçokları statükocuların, yani çözümü istemeyenlerin, mevcut durumdan nemalanan kesim olduğunu savunuyor. Ben şahsen bunu kabul etmiyorum. Böyle kesim elbette vardır. Ama Kıbrıs gibi savaşlar yaşamış ülkelerde, yakınlarını kaybetmiş, büyük acılar yaşamış insanların affetmesi, uzlaşması kadar kolay değil. Ancak gelecek nesiller için uzlaşmamız gerekmektedir.
Geçmişi unutmayalım ama çocuklarımız, torunlarımız, gelecek nesillerimiz için Halguin’in tavsiyesine uyarak zor geçmişin esiri olmayalım.
yazıya emoji tepki ver
😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haber‘NATO’ya dikensiz gül bahçesi’ operasyonları sürüyor: Çok sayıda ilde onlarca gözaltı