TMMOB Mimarlar Odası Şanlıurfa Şubesi tarafından düzenlenen Urfa Mimarlık Festivali, 16-17 Ekim tarihleri arasında Urfa' Reji Kilisesi Ellisekiz Meydanı'nda gerçekleşecek.
Tema: VaroluşMimarlık, kadim tarihi boyunca yeryüzünde sessiz ama ısrarcı varlık taşır: burada olmanın, yapmanın dolayısıyla var olmanın izidir. Ne kibirli iddia ne mutlak egemenlik ilanı — yalnızca insanın, daha mikro ölçekte mimarın, evrendeki büyük boşluğa bıraktığı ilk poetik izdir. Çünkü insan, anlamsızlığın ortasına fırlatılmış varlık olarak hem içinde hem dışında kendine yer açmak zorunda kalmıştır. İçinde: zamanın akışını, ölümlülüğünü, anlamsızlık kaygısını yine anlam arama ısrarını taşıyarak. Dışında: sınır çizerek, çatı kurarak, eşik belirleyerek. iki hareket birbirinden ayrı değildir, insan zihninin derinliklerinde biçimlenen varoluş sorusu, maddeyle kurduğu ilişkide görünür somut hale gelir. Varoluş yüzden ne yalnızca içsel bilinç hali ne yalnızca maddi üretimdir; ikisi arasındaki gerilimli, kırılgan geçişte, düşüncenin taşa, kaygının duvara, anlam arayışının mekâna dönüştüğü anda, kendini var.
nedenle inşa etmek hiçbir zaman yalnızca teknik eylem olmamıştır. Yeryüzünü incitmeden ona tutunmayı, yerde kalıcı olmayı ilan. Bedenimizi mekânda konumlandırmak boşluğu sınırlandırarak onu var ederken, sınır aynı zamanda bedeni bilinci tanımlar vücuda getirir. Varoluş tam karşılıklı etkileşimde açığa çıkar; geçip gitmenin sessiz kaygısında, kalıcı olma özleminde, anlamsızlık karşısında yine anlam kurma ısrarında. İnsan mekân kurarken yalnızca taşı değil, kendi kırılganlığını örer duvarlara.
Bugün ise yeryüzündeki mevcudiyetimiz sanki gölgeyi kovalar gibi uçucu. Mimarlığın varoluşla kurduğu köklü ilişki gerilerde yerde sessizce bırakılmış; mekânlar bedenin ölçüsünden bağımsız yüzeylerde var olurken atmosferin varoluşsal derinliği ağırlığını yitiriyor. Zaman algımız parçalanmış, anlam arayışımız görünmez kılınmış, kaygımız ise yönetilmesi gereken rahatsızlığa indirgenmiş durumda. Oysa insan olmaya dair en kırılgan hallerimizi mekânın en hakiki, dokunsal niteliklerini hatırlamak, kendi zihnimizin mimarlığı neden ürettiğini, bunun bizi neden var ettiğini neden teselli ettiğini hatırlamak, varoluşu hatırlamaktır. İşte yüzden, sakin ama sarsıcı sorguya ihtiyaç var:
Bugünün mimarlığını her şeyden arındırdığımızda elimizde ne kalıyor?
Mimarlığı varlığımızı en saf kökenleri bağlamında, kaygısıyla, kırılganlığıyla, anlam arayışıyla, bugün nasıl açıklarız?
iki sorunun peşine düşmek, mekânı üreten bizler için hem gereklilik hem derin istek olarak kendi özüne bakmaktır.
Bilinçle biçimlendirdiğimiz çevremiz zihnimiz arasındaki soyut somut ilişkileri düşünmeyi, güncel değerlerin ötesinde varlığımızı besleyen şiirsel, maddesiz dünyayı ifade edebilmeyi içeriyor. İnsan olmanın ne anlama geldiğini, zamanın yok oluşun içinde yer tutmanın nasıl şey olduğunu mimarlık üzerinden sormak, sade, şiirsel dürüst sorguyu gerektirir.
Mimarlar Odası Urfa Şubesi, anlam arayan, kaybeden yeniden bulan insanoğlunun başlangıç toprağı Urfa’ya; tüm mimarları, tasarımcıları sorguya ortak olmak isteyen herkesi davet ediyor. Urfa yalnızca tarihsel veri değil, hâlâ soru soran, hâlâ arayan ısrardır. davet, geçmişe sığınan melankolik nostaljinin değil; bilginin derinliğiyle donanmış poetik kavrayışın sesi olacak. Kendimize, mesleğimize mekânın poetikasına yeniden dönerek — geçiciliğimizi, kırılganlığımızı anlam arayışımızı yanımıza alarak — varoluşsal kökenlerimizi birlikte anlayalım.
Festival Koordinatörü/Küratör
Murat SÖNMEZ