“Ne dinlesek?” diye soranlara, haziran ayından yerli – yabancı karışık 50 albüm. Sıralama kronolojik.

5 HAZİRAN: Vince Staples – Cry Baby
(Section Eight Arthouse / Loma Vista)

Önceki uzunçaları Dark Times’ (2024) kendisinden hiç duymadığımız kırılganlıkla kişisel geçmişine dair işlediklerine sefer toplumsal mercekten yaklaşarak ırkçılık, emperyalizm, otorite polis şiddeti gibi olguları doğrudan topa tutuyor Vince Staples. SOPHIE’li Big Fish Theory’den(2017) beri yaptığı pekâlâ en yüksek sesli iş olabilecek Cry Baby süresince yüksek tempolu, özellikle bas gitar odaklı pratikte resmen rock albümü. Türe özgü başkaldırı öfke dizelerindeki analitik isyanla genel söz sakınmamacılığıyla hizalanan Staples tepki, tiye alma melankoli arasında gidip geldiği mizaçta. ABD’nin politik yozlaşması eksende ele aldıkları hâlen ne kadar güncelse, Staples’ın ifade üslubuna mahsus nihilizm hâlâ kadar geçerli. Z.N.G.

5 HAZİRAN: Lee “Scratch” Perry & Mouse on Mars – Spatial, No Problem.(Domino)

2021’ 85 yaşında aramızdan ayrılan dub reggae efsanesi Lee “Scratch” Perry’den hâlâ şeyler duymak çok güzel. Kariyerinde kolektif işlere her dem zaman ayırmış; Bill Laswell, Youth, The Orb, Mad Professor gibi isimlerle sağlam ortak albümler yayımlamış müzisyeni son projesinde, kez Alman elektronik müzik ustaları Mouse on Mars 2019’ Berlin’ Paraverse Studio’ üç günlük süreçte kaydettikleri şarkılarla anıyoruz. Ama albümden reggae / elektronik müzik karışımı tat beklemeyin. Güçlü üflemelilerin katkılarıyla caz havaları taşıyan krautrock işi aslında. Mouse on Mars’ın stüdyo ustalığı, Perry’nin tecrübesiyle birleşince çok güçlü albüm çıkmış ortaya. Yılın âna kadarki en doyurucu kolektif işlerinden. Perry’nin son çalışmasında bile hâlâ ne kadar yaratıcı kafaya sahip olduğuna şahit olmak büyük. U.Ç.

5 HAZİRAN: Suzanne Ciani & Metropole Orkest – CIANI/ORKEST(AKP Recordings)

Dürüst olmak gerekirse, “efsanevi elektronik müzik öncüsü + büyük orkestra” formülü kulağa biraz tehlikeli geliyor. Çünkü böyle projeler bazen müzikal fikirden çok kariyer kutlamasına dönüşebiliyor. CIANI/ORKEST‘ın güzel tarafı, buna hiç benzememesi. Suzanne Ciani bugün 80 yaşına yaklaşmış durumda elektronik müziğin yaşayan tarih kitaplarından biri sayılıyor. Hollandalı maceracı orkestra eşliğinde yapılan kayıtlarda “usta sanatçı kariyerini gözden geçiriyor” hissinden ziyade yıllardır aynı soruyla uğraşan birinin yeni cevap arayışı belirginleşiyor. Orkestranın kompozisyonlara yerleştirdiği fikirler birbirinden rol çalmıyor. Bazı bölümlerde hâlâ seslerin ne yapabileceğini keşfetmeye çalışan genç besteci duyuyorsun. albümü özel yapan şey C.K.

5 HAZİRAN: Fatoumata Diawara – Massa(Nø Førmat!)

Malili müzisyen aktivist Fatoumata Diawara, yeni koleksiyonunda oldukça kişisel yerden gelip toplumsala değen meseleleri, Afropop folk tınılarıyla harmanladığı manzara çiziyor. Ataerkil gelenek içerisinde kadın olma deneyimlerini, kesişimsel şekilde ele alarak eleştiri çemberini adaletsizliklere doğru genişleten Diawara, sakin sayılabilecek vokal üslubuyla, rahatsız edici konuları, ilk olarak içe kendi köklerine dönüp bulduktan sonra sana, bana, bize ulaştırıyor.Ş.Ö.

5 HAZİRAN: Seahaven – Seahaven(Pure Noise Records)

Altı yıllık aranın ardından yayımlanan Seahaven, grubun bugüne kadar yaptığı her şeyden izler taşıyan geri dönüş albümü. Halo of Hurt ‘ün deneysel yönlerinden miktar uzaklaşsa Seahaven’ın yıllar içinde şekillendirdiği melankolik sesin en saf hâlini sunuyor. Gösterişe kaçmadan ilerleyen albüm, Seahaven’ın hâlâ en iyi yaptığı şeyi yapıyor; yani içten, duygusal köklerinden kopmayan emo anlatısı kuruyor. Grammy ödüllü prodüktör Will Yip’in dokunuşlarıyla şekillenen albüm, grubun önceki işlerine göre daha olgun, daha kendinden emin daha derli toplu. P.Y.

5 HAZİRAN: Osees – OFF COURSE
(DEATHGOD CORP)

Son yılda farklı iş birlikleri yeni projeler aracılığıyla peş peşe albüm EP’ler yayımlayan John Dwyer, her zamanki yoğun üretim temposunu sürdürdü. Esas grubunun tam 30. çalarında ise Dwyer ekiple bayadır yapmadıklarını söylediği şeyi döküyor uygulamaya: Birlikte aldıkları ton doğaçlama kaydı evine götürüp, aradan diği desenleri seçip, bunları temize çekip Stu Stu Studio’ya götürüyor albüm kaydediliyor. Dwyer vokalleri serdikten sonra Face Stabber’dan (2019) beri ilk kez saflara geri dönen Brigid Dawson grubun vazgeçilmez Tom Dolas ise albümün rötuşlarını yapıyor. Kısalı uzunlu beş parçasıyla renkli oyunlu jamler bütünü olan OFF COURSE, grubun kelimenin tam anlamıyla “yolun dışına” çıkıp fabrika ayarlarına geri dönerek enerjiyi rahat, groove’uysa en sarmallı anlarında bile sımsıkı tuttuğu albüm. Z.N.G.

5 HAZİRAN: Bedouine – Neon Summer Skin(Thirsty Tigers)

Aslında hiçbir şeyin ters gitmediği, gündelik hayatın kendi rutini içerisinde akıp geçtiği zamanlarda, yavaştan gün batarken dünya yavaşlar yerden salına salına hüzünler dolanır. Böyle duygusal derinliklere doğru aniden adım atarken bulursunuz kendinizi. Los Angeles merkezli, Suriye doğumlu müzisyen Bedouine’nin çeşit kişisel mektup olabilecek yeni koleksiyonu duyguya bugünden uzaklaşarak, zarif folk sesleriyle bakıyor. Neon Summer Skin; çocukluk, göç, aile gibi konuları cömertçe aktarırken tüm enstrümanlar ona düşünceli hafifçe eşlik ediyor. Siz Ş.Ö.

5 HAZİRAN: Zoh Amba – Eyes Full
(Matador Records)

New York’ta saksafoncu olarak ünlenen Zoh Amba, çıkış albümünde Tennessee kökenlerine öğrendiği ilk enstrüman olan gitara geri dönüyor. Reddedilemez folk enerjisiyle hayat bulan koleksiyon, müzisyenin beste söz yazarlığındaki ustalığını gün yüzüne çıkarıyor. Amba’nın janrı üstesinden ustaca gelirken müziğinin kişiselliğini haylazlığını elden bırakmıyor. Eyes Full tematik olarak görme görülme konularına eğiliyor. Şarkılar, özellikle işçi sınıfı gibi marjinalize edilmiş dolayısıyla büyük kitleler tarafından görülmeyen veya göz ardı edilen kesimi merceğe alıyor. Zoh Amba, albümle birilerini görme kafamızı çevirmeme, yabancıyla karşılaşıp gözlerimizi kaçırmamaya davet ediyor. E.Ö. 

5 HAZİRAN: Palmiyeler – VI
(Ortaçağ)

Palmiyeler’in yeni albümü, yine sıcak hava dalgasıyla birlikte geldi. Grubun altıncı albümü VI, Mertcan Mertbilek’in söz yazımı basit duyguların içindeki anlamı ağırlaşan duyguların ne kadar anlamsız olabileceğini dinleyicinin içinde yeniden yoklayan yapıya sahip. 36 dakikaya yayılan 10 şarkı boyunca albüm, Palmiyeler’in alışıldık salaş estetiğini kez daha rafine yerden yeniden kuruyor; kapanışta ise saksafon melodileriyle örülü lo-fi enstrümantal “Palmiyeler VI”, grubun külliyatına yenilik ekliyor. Yaz akşamlarının hüznünü eğlencesini aynı anda çağıran albümün prodüksiyon tarafında ise Mertcan Mertbilek Luca Fritz birlikte yer almakta. 

5 HAZİRAN: Slippers – Slippers 08(perennial)

Slippers, ikinci albümünde Madeline Babuka Black’in elinin değmediği neredeyse hiçbir şey bırakmıyor. Daha önce Yucky Duster Le Pain gibi gruplarda davul çalan BB, projede görsel tasarımdan enstrümanların hepsini (“Wasted Tonight” hariç) tek başına üstlenmiş. Animasyon alanında yüksek lisans yaptığı dönemde şekillenmeye başlayan albüm, daha ilk bakışta -tıpkı kapağındaki renkli karalamalar gibi- pastel boyalarla çizilmiş çocuk resmini anımsatıyor. Jangle pop, twee power pop arasında gezinen 11 kısa şarkı; güneşli melodilerin altına ayrılıkları, kararsızlıkları gündelik hayatın küçük kayboluşlarını yerleştirirken mutlu gitar melodileri ilk dinleyişte zihne kazınan nakaratlara sahip. Slippers 08, her biri farklı aromalara sahip küçük sürpriz şekerlemelerden oluşan koleksiyon. Albümü dinledikten sonra ise Madeline BB’nin zengin yaratıcı dünyasına düşmemek imkânsız. T.Ö.

5 HAZİRAN: Widowspeak – Roses 
(Captured Tracks)

Yedinci Widowspeak albümü gösteriş şaşadan uzakta; grubun artık kendini kanıtlama gibi derdi olmadığı aşikâr. yalın tutumun sonucu olarak uzunçalar oldukça içe dönük, dürüst nüanslı. İkilinin aşk sevgi üzerine uzun uzun kafa yorduğu Roses’ (Güller) aşkın büyük jestlerdense küçük aksiyonlarda, alışılmış rutinlerde mükemmeliyetten uzakta yerde var olduğuna varıyoruz. Genel hatlarıyla albüm en içten kırılgan duygularımızın günlük hayata hangi şekilde hareketlerde yansıdığı, duyguların yer yer çok kafa karıştırıcı zorlayıcı olabileceklerine dair gözlem defteri görevi görüyor. E.Ö.

5 HAZİRAN: Death Cab for Cutie – I Built You A Tower
(ANTI-)

2000’lerin indie rock soundunu tanımlayan gruplardan biri olan Death Cab for Cutie, neredeyse 30 yıla yaklaşan kariyeri boyunca istikrarını hiç kaybetmedi. önceki albüm Asphalt Meadows’ta olduğu gibi I Built You a Tower’ prodüktör koltuğunda John Congleton oturuyor. Görünen ki grup içindeki sihri hâlâ koruyor Congleton bunu en iyi şekilde ortaya çıkarabilecek isimlerden. Sihir gibi çünkü Ben Gibbard’ın söz yazımı bazen gerçekten insanı hazırlıksız yakalıyor. Onun kaleminden çıktığı ilk andan belli olan, başka biri tarafından yazılması imkânsız gibi duran şarkılar, daha ilk dinleyişte birer klasik hissi yaratabiliyor. Gibbard’ın vokalleri belki hiç olmadığı kadar pürüzsüz rahat duyuluyor. Müzikal tarafta ise grubun her üyesi görevini kusursuzca yerine getiriyor; yüksek sesli anlardan daha sakin bölümlere yapılan geçişler kadar doğal ki albüm boyunca kendinizi kontrollü serbest düşüşün içinde hissediyorsunuz. 20 yılı aşkın süren büyük şirket dönemini geride bırakıp bağımsız plak şirketi ANTI- bünyesine geçmelerinin ardından gelen 11. stüdyo albümü, aynı zamanda grup için yeni başlangıç niteliğinde. T.Ö.

5 HAZİRAN: PT Musik – Consumação (Principe)

Lizbon’un batida sahnesinin karakteristik ritmik DNA’sını Principe kataloğunun geri kalanından ayrıksı şekilde kompozisyonlarına sızdıran PT Musik’in yeni albümü. Bilgisayar erişimi olmadan, tablet telefon üzerinden geliştirmiş olması, kayıtların organizasyon mantığını açıklayan unsur. Parçalar dans pistine dönük coşku yerine iç konuşmalar etrafında filizleniyor. Omuz silken havası var; kötü şeyler olmuş, olmaya devam ediyor ama ritim yine akıyor. C.K. 

5 HAZİRAN: Modest Mouse – An Eraser and a Maze(Glacial Pace)

ABD menşeli indie rock’ın başat isimlerinden Modest Mouse genelde ince eleyip sık dokuyan grup. Son 20 yıldaki sadece dördüncü albümleri beklediğimizden hızlı, sadece beş yıl (!) aradan sonra bizlerle. Grubun kurucu isimlerinden, davulcu Jeremiah Green’in 2022’deki son derece zamansız kaybı albümün üzerinde yas havasını hissettiriyor. Modest Mouse eskisi gibi oyunbaz, cüretkâr veya enerjik tınlamıyor. Ama daha olgun, daha kendine güvenli. grubun kariyer sürecinde normal durum. Şarkılar grubun zirve dönemlerindeki, 20 yıl öncesi diyebiliriz, kadar güçlü maceracı değil belki ama “Absolutely Necessary Never”, “Remember Yourself”, “Life’s a Dream” gibi şarkılar kariyerlerinin best of’una rahatlıkla girecek kalitede. Onlarla beraber yaşlanan hayranları kesinlikle tatmin olacaktır.  U.Ç.

12 HAZİRAN: Selen Gülün – Haze Walker(iKi Muzik)

albümün tamamen doğaçlama şekilde kaydedildiğini okuduğumdan beri içimi merak dalgası sarmıştı zaten. Açıkçası ne kadar birkaç albümünü bilsem tarz olarak normalde çok dinlediğim caz müzisyeni değildi kendisi. Sadece işinde çok iyi olduğunu bildiğim saygı duyduğum biri oldu hep uzaktan. albümü dinledikten sonra utanıp bütün diskografisini dinlemeye karar verdim. “Ya buna benzer şeyler yaptıysa albümlerinde kaçırdıysam” hissine kapıldım. Oldukça kişisel özel olduğunu daha başında anlasanız albüm sizi hemen içine almayabiliyor. Sık sık burnunuza tatlı tatlı caz kokuları gelse albüm tüm bunların çok ötesine geçiyor sizi içine alınca zaten asla bırakmıyor. Az vokal var ama olduğu zaman genelde tadından yenmiyor. Gerçekten büyüleyici, piyano dolu yolculuğa hazırsanız hemen dinlemeye başlayın. K.A.

12 HAZİRAN: Horse Lords – Demand to Be Taken Alive!
(RVNG.)

Baltimore çıkışlı ekibin yeni uzunçalarının hipnotik tekrara yaslanan temeli olsa albümün her saniyesinde dinlediğiniz şeyin güzelliğini tekrar tekrar fark ediyorsunuz. Enstrümantal müzik bazen dinleyiciyi alıp başka yerlere götürmeyi hedefler ama Horse Lords aslında bizi ayaklarımızdan âna zemine bağlamayı kafaya takmış. İsmini Rus şair Mayakovski’nin dizesinden alan albümle ilgili “ hayatta, yani sonrakinde değil, hayatta daha yüce değerlere cennete ulaşmanın tekrarlı doğası uğruna zamanın algının düzleştirilmesi girişimidir.” diyor grup üyeleri. Kayıtta Horse Lords’un çekirdek dörtlüsüne katılan bas klarinetçi Madison Greenstone (TAK Ensemble), trombonist Weston Olencki (Nate Wooley, RAGE Thormbones) vokalistler Nina Guo (Departure Duo) Evelyn Saylor’ın (Holly Herndon, Caterina Barbieri) bahsini geçirmiş olalım. E.Ö.

12 HAZİRAN: Ruth Garbus – Profound
(Orindal Records)

Garbus’un albümü başlar başlamaz, kendinin farkında sarkastik duruşun kokuları gelmeye başlıyor. Albüme biraz daha yakından baktığımızda, müzisyenin yumuşak sesinden rüzgâr gibi tene değen piyanodan tık daha fazlası. Vokalleri kapatırsak aslında deneysel caz kaydı gibi tınlayabilecek besteler, Garbus’un dürüst provoke eden sözleriyle birleşince kendine yepyeni kategori oluşturuyor âdeta. tezatlık sayesinde oldukça ânın ruhuna uygun, hem “ciddiyet” kavramıyla oynayan hem hâlâ içe dönük ne yaptığını bilen iş çıkmış ortaya. E.Ö.

12 HAZİRAN: YHWH Nailgun –  Magazine
(4AD)

Geçen yılki ilk albüm 45 Pounds’la yeraltı / DIY mecrasında tür karıştırmanın bambaşka meallerini keşfederek, “form” denince akıllarda her ne çağrışıyorsa olabilecek en öte noktasına geçen New Yorklu dörtlü YHWH Nailgun ikinci çıkartmasıyla karşımızda. Magazine, ekibin birlikte olduğu altı yıl içinde yarattığı ayrıksı tınının esansını aktarmakta öncekinden çok daha ısrarcı; zira süresi toplamda sadece 11 dakika 9 saniye eden çalışmada poliritim silsileleri dev disonanstan oluşan ses banyosuna batıp batıp geri çıkıyorlar. Vokal Zack Barzone şekilden şekle giriyor, Sam Pickard rototomlarla farklı ritim perdeler arasında kayıp duruyor. Jack Tobias synthesizer aksanlarıyla ritmik atmosferik katkılarda bulunurken gitarist Saguiv Rosenstock ise sıkça faydalandığı pedal coşkulu riffleriyle sinapsları zımparalıyor. Dakikalık şarkılara karmakarışık desenler, geniş geniş sesler sığdıran Magazine’in cazibesine karşı koymak hiç kolay değil.Z.N.G.

12 HAZİRAN: Kelsey Lu – So Help Me God(Dirty Hit)

So Help Me God, insanın ruhunu tırmalayan acıyı biliyor, yumuşatmak için kendi başını okşamayı iyileşmeye inanmayı. Büyüleyici sinematik dünyasında tüm sesler enstrümanlar birbirine temas ettiği albümün hüzünlü çellosu duygusal olarak yoğun melodi yaratırken; baş döndüren saksafonu ayakları yerden kesiyor tüm bunlara Lu’nun genişleyen vokali eklemleniyor. Dolayısıyla sesler, melodik olarak tek yere toplanmak yerine, birçok yere ulaşmaktan çekinmiyor. dinleme yolculuğunu oldukça zengin kılmış. Kayıplar zorluklar altında dünya var Kelsey Lu, birbirimize temas ederek sevgi, şüphe, korku, inanç duygularını gün yüzüne çıkararak bağlılıklarımızı gösteriyor. Ayrıca albümde Kamasi Washington, Kim Gordon Jack Antonoff gibi isimlerin katkılarına denk gelmek mümkün. Ş.Ö.

12 HAZİRAN: Ambrose Akinmusire & Mary Halvorson – Slo-Mo Neon Luminate Hoverings(Nonesuch Records)

Ustalıklı avangart cazla kulaklarınız pasını silmek isterseniz hafta adresiniz belli. 2009’dan beri yer yer beraber performans veren gitarist Mary Halvorson trompetçi Ambrose Akinmusire sonunda Ocak 2025’te resmî kayıt yapma imkânı buldu. Albümdeki 9 şarkı; dörder kendi besteleri ortak beste olarak ayrılmış. Trompet albümün genelinde dominant olsa her iki müzisyen birbirine alan bırakmayı iyi becermiş. Virtüöziteden çok atmosfer yaratma peşinde oldukları açık ki albümle aynı ismi taşıyan etkileyici kapanış şarkısı buna çok güzel örnek. İçine girmek için illa caz sever olmanızın gerek olmadığı ruh yükseltici güzellik. U.Ç.

12 HAZİRAN: Gilb’R – L’École La Nuit
(Versatile Records)

Brezilya’dan karnaval etkili perküsyonlar, shoegaze gitarları, ambient geçişler, space disco groove’ları, elektronik eskizler neredeyse şanson geleneklerine yaklaşan anlar arada. yıl 30. yaşını kutlayan Versatile Records’ın kurucusu olarak her daim dans müziğinin türlü stilleri arasında dolaşan Gilb’r, L’Ecole La Nuit adını verdiği dolu vokalistle yaptığı kayıtları araya getirdiği yeni uzunçalarını aslında albüm formatına dair manifesto olarak kurgulamış. Tür / janr fikrinin tamamen unutulduğu, rengârenk maceraya atılmak isteyenleri bekliyor. C.K. 

12 HAZİRAN: BIG|BRAVE – in grief or in hope(Thrill Jockey)

BIG|BRAVE albümlerini dinlemek çoğu zaman şarkıları mekten çok atmosferin içine girmek gibi dokulu kapsayıcı. Onuncu albümü in grief or in hope grup ilk andan itibaren dinleyicisini böyle sisli alana davet ediyor. Gürültünün içinden yükselen melodik vokaller, ambient uğultular türlü çözülmeyen gerilimler, ritmin var olmadığı dünyada yas umut arasında gidip gelen duygusal salınım yaratmış. T.Ö.

BIG|BRAVE üyeleriyle röportajımızı buradan okuyabilirsiniz.

12 HAZİRAN: Paycheque – Paycheque(Mansions and Millions)

TOPS Drugdealer’dan tanıdığımız Jackson MacIntosh yönetmen / müzisyen Allison Goldfarb’ın projesi Paycheque’in ilk albümü. İkilinin pandemi döneminde başlayan ortaklığı, jangle gitarlar, drum machine analog synthlerle örülü 11 şarkılık albüme dönüşmüş. Prodüksiyonunda gösterişli tercihlerden çok şarkıların akışını öne çıkaran sade yaklaşım dikkat çekiyor. İlk albüm olmasına rağmen kendi karakterini oturtmuş devamı merak uyandıran çıkış. Pet Shop Boys, New Musik OMD çizgisinden beslenen kayıt, yandan kusursuz pop melodileri kurarken yandan günümüz Los Angeles’ının güvencesizliklerini yalnızlıklarını arka plana yerleştiriyor. Özellikle “Heatwave”, “Generic Actress” “It’s So Obvious” albümün öne çıkan anları arasında. P.Y.

12 HAZİRAN: Joan As Police Woman – Real Life Evolution(Reveal Records)

Müzisyenlerin eski işlerini aradan yıllar geçtikten sonra tekrar ziyaret etmeleri olağan durum. Ama ziyaretin, müzisyenin kendi evrimini, gelişmesini hakkıyla yansıtan sonuç vermesi genelde çok rastlamadığımız durum. 20 yıl önce yayımladığı ilk solo albümü Real Life’tan beri on tane kalitesi yüksek çalışma karşımıza çıktı kendine iyi kariyer oluşturdu Joan Wasser. Şimdi 20 yıl önceye bakmak için doğru zaman ki albüm ilk albümündeki şarkıların yeni versiyonlarından oluşmakta. Gerçekten “evrimi” çok net şekilde görebiliyorsunuz. Nostaljik yaklaşımdan çok daha fazlası. Keşke başka müzisyenler daha sık deneyimlere kalkışsalar, hakkı verildiğinde hiç fena fikir değil aslında. Albüme Iggy Pop’un konuk olduğunu, dört şarkının İstanbul’ Hayyam Stüdyoları’nda kaydedildiğini ekleyelim.  U.Ç.

12 HAZİRAN: Robert Aiki Aubrey Lowe – Manifestations in the Shadow of an Uncertain Land
(Kou Records)

Robert Aiki Aubrey Lowe’un müziği uzun zamandır belirli kategoriye sığmıyor. Ambient demek eksik; deneysel elektronik demek fazla genel kalıyor. Manifestations in the Shadow of an Uncertain Land belirsizlikten güç alan albüm. Lowe’un sesi, modüler synthleri elektroakustik kompozisyonları; aynı organizmanın farklı uzuvları gibi çalışıyor. Üç uzun parçadan oluşan albüm; Chris Marker, Kafka’nın Ceza Sömürgesi öyküsü Peter Watkins’in 1971 tarihli belgesel drama filmi Punishment Park gibi referanslarla örülmüş. M.T.

12 HAZİRAN: La Sécurité – Bingo! (Bella Union)

Montréal çıkışlı La Sécurité’nin yeni albümü, tam olarak ne yapmak istediğini bilen ama bunu çok ciddiye almayan kayıt. yandan post-punk’tan çıkıyor, yandan no wave’e, shoegaze’e uğruyor, sonra dönüp üç dakikalık pop şarkısı bırakıyor önüne. Şarkılar epey eğlenceli; yerde ruh sağlığı, yerde kötü ilişkiler, yerde ketçap konuşuluyor. Bütün dağınıklığın içinde albümün enerjisi hiç düşmüyor. Neyse ki bütün karmaşa grubun lehine çalışıyor. Dans ettirirken hafif hafif sinirlerinize dokunmayı seven grup arıyorsanız, La Sécurité iyi başlangıç noktası. P.Y.

12 HAZİRAN: Shabason & Krgovich – Four Days In June(Idee Fixe Records)

Öncelikle albümün kapağında sizleri gülümseyen içleri ısıtacağınızdan emin olduğunuz sarı tatlı güneş karşılıyor. Hâliyle, Four Days In June, önüne aydınlık anları alarak, gündelik hayatın tüm zarifliklerinin farkına vardığı yerden huzur yaymaya başlıyor. Koleksiyonda Joseph Shabason Nicholas Krgovich ikilisi, sıcak günlerde, pencereleri aralayarak perdelerin hafifçe uçuşmasına içeriye tatlı esintilerin girmesine izin verirken hem pencereye konan kuşu hem sokaktan gelen gülüşleri davet ediyor. Minimalist düzenlemeleriyle yaşamın kenarında köşesinde kalmış güzelliklere odaklanan albüm, hafiflemenin tadını çıkarıyor. Ş.Ö.

19 HAZİRAN: Tierra Whack – WHACK’S MUSEUM(Interscope Records)

Tierra Whack’in albüm / miksteyp pratiği uzun zamandır şarkı koleksiyonundan çok, kendi kurallarına sahip evren gibi çalışıyor. WHACK’S MUSEUM yaklaşımın doğal uzantısı. Akış boyunca rap, R&B, alternatif pop deneysel prodüksiyonlar arasında sürekli kapılar açılıyor ama hiçbir durakta uzun süre kalmıyor. Tierra Whack dinleyiciyi belirli anlatının peşinden sürüklemek yerine, farklı karakterlerin, fikirlerin ruh hâllerinin sergilendiği alanın içinde dolaştırıyor. Albümün en etkileyici yanı çeşitliliği dağınıklığa dönüştürmemesi. M.T.

19 HAZİRAN: Graham Coxon – Castle Park(Transgressive)

Blur gitaristi Graham Coxon’ın 2011’ kaydettiği rafa kaldırdığı mitik albümü Castle Park sonunda bizlerle. Açıkçası neden kadar geç kalındığını sorabiliriz. Blur dışında hatırı sayılır ama orta şekerli solo kariyeri olan Coxon’ın en iyi albümlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hâlihazırda kendine özgü stili olan Britanya’dan çıkmış en belirleyici gitaristlerden diyebileceğimiz müzisyenin işçiliği albümde harika. Şarkılar indie rock’tan 60’lara, garage rock’tan folk’a geniş yelpazede. Hepsinin hakkını veriyor. Daha önce Depeche Mode, Blur, Elbow gibi isimlerle çalışan prodüktör Ben Hillier gereken atmosferi sağlamış. Kesinlikle kulak kabartmalı. U.Ç.

19 HAZİRAN: Cheap Genes – FFFFFelaket
(Bağımsız)

Cheap Genes, gereğinden fazla açıklama yapma tuzağına düşmeyen hikâyecilik üslubuyla şarkılar yapıyor. Süresi üç dakikayı aşan tek şarkının bulunduğu akış, steril ya kusursuz olmaktan ziyade arada çalan bundan son derece keyif alan grubun enerjisini muhafaza etmeyi önceliklendiriyor. Şarkılar sanki birbirine omuz atarak ilerliyor. Her birimizin elini verip kolunu kaptırdığı kargaşaların, klasik anlamda yetişkin ol(ama)manın, sapılan yanlış yolların izini sürse asla karamsarlığa düşmüyor; tökezlemenin hikâyenin ta kendisi olduğu kabulünü geceyi biraz daha uzatma arzusuyla çarpıştırıyor. C.K.

Cheap Genes üyeleriyle röportajımıza buradan ulaşabilirsiniz.

19 HAZİRAN: Sam Barsh, Keyon Harrold, & Mark Guiliana – Straight08
(La Reserve Records)

Sam Barsh, Mark Guiliana Keyon Harrold üçlüsü ne mutlu ki virtüözlük yarışına girmiyor. Tam tersine, kayıt boyunca birbirlerine alan açmaya özen gösterdikleri hissediliyor. parçanın en iyi ânı bazen Harrold’ın trompet melodisi oluyor, bazen Guiliana’nın tek hi-hat hamlesi, bazen Barsh’ın küçük synth dokusu. Şimdiden “2026’nın en iyi yeni caz grubu” yakıştırmaları yapılan üçlünün stüdyo seanslarına kafa uzatmak isteyenleri buraya alalım. C.K.

19 HAZİRAN: Warning – Rituals of Shame
(Relapse Records)

2025 yılında duyurulduğundan beri albümü bekliyordum. 20 sene sonra bile mükemmel şey yapacaklarından emin olduğum ender gruplardan biridir herhalde nitekim hiç yanıltmadılar. Ne kadar doom metal grubu olarak geçseler müzik kadar basit şekilde tek janr ismine sığacak şey değil bence. Mesela Low ya Codeine gibi şeyler seven insanların bile dinleyip rahatça sevebileceği şey sanırım Warning. Patrick Walker metal dünyasında clean vokal yapan en mükemmel isim diyebilirim, pek bağırmaz hiç böğürmez. Saten gibi sesi muazzam şarkı sözleri hatta inanılmaz vokal melodileriyle üstünüzden geçer. Üstüne muazzam besteleri çalan gitarlar davullar eklenince, kendinizi bazen sadece dünyadaki güzel müzikleri dinlemek için bile hayatın yaşamaya değer olduğunu düşünürken bulursunuz. sene dinlediğim en dokunaklı epik albümlerden biri, kaçırmayın derim. K.A.

19 HAZİRAN: Styrofoam Winos – Any River
(Dear Life Records)

Nashville çıkışlı Styrofoam Winos, üçüncü albümü Any River boyunca memleketlerinin folk country geleneklerine çeşitli dokunuşlar ekliyor. Büyük bölümü doğaçlamalardan şekillenen albüm, rahat oyunbaz yaklaşımını şarkıların tamamına yayarken; grup farklı tarzlar arasında dolaşıp hiçbirine bütünüyle yerleşmiyor. Üç müzisyenin vokal yaptığı konserlerde sık sık enstrüman değiştirdiği dinamik yapı, albümü dinlerken canlı performansa tanıklık ediyor gibi his yaratmış. Su metaforlarının sıkça karşımıza çıktığı Any River; gündelik gözlemler, küçük espriler pastoral imgeler etrafında şekillenen akışkan anlatıya sahip.T.Ö.

19 HAZİRAN: Pond – Terrestrials
(Mangovision)

Dile kolay 11. stüdyo albümünde Pond üyeleri kendi kendilerine meydan okuyup, artık imzaya dönüşen fuzz pedalı kullanmamaya balad kıvamında parça yapmamaya karar vermiş. Sonuçta gerçekten çok dinamik, kompakt dinleyicisinden daha az sabır talep eden albüm çıkmış. Fakat bizce küçük değişiklikler grubun kendini yeniden keşfetmesine, ses dünyalarını yeni yere taşımasına tam anlamıyla yardımcı olmamış. Grubun Avustralyalı kimliklerine, kurumsal dünyanın açgözlülüğüne çevre sorunlarına, oldukça lokal spesifik detaylarla değinen Terrestrials maalesef herhangi psych-rock albümü tadında. E.Ö.

19 HAZİRAN: Daniel Lanois – Belladonna Nocturne
(Red Floor Records)

Açılış parçası “Cap Negre” fizikselliği aşındırarak, rüyamsı ses macerasına atıyor adımlarını koleksiyon. Müzisyenin 2005 yılında çıkardığı Belladonna’nın tematik devamı olan Belladonna Nocturne, hipnotik havaya sahip hâlini albüm boyunca korurken; tekinsiz huzurlu, nazik ürpertici gibi tüm zıtlıkları bünyesinde toplayarak gölge gibi peşinizden ayrılmıyor. Süresi belirli olmayan yürüyüşlere güzel eşlikçi. Ş.Ö.

19 HAZİRAN: Alex Zhang Hungtai – Orion/Mother(American Dreams Records)

Alex Zhang Hungtai’nin adı hâlâ çoğu kişi için Dirty Beaches özdeş. 2010’ların başında rock’n’roll, dub, lo-fi kayıtlar Lynchvari atmosferleri araya getiren karanlık şarkılarla tanındı. Ancak son yıllarda üretiminin ağırlık merkezi giderek doğaçlama müziğe, saksafona, film müziklerine deneysel kompozisyonlara kaydı. 10 parçadan oluşan Orion/Mother dönüşümün belki en kapsamlı örneklerinden. Ambient pasajlar, doğaçlamalar, elektronik dokular daha melodik bölümleri belirgin sakinlik hissiyle bütünleştiren albümün tamamlanmasını sağlayan en önemli şeyin “şüpheyi ortadan kaldırmak” olduğunu söylüyor Zhang Hungtai. C.K.

26 HAZİRAN: Chanel Beads – Your Day Will Come
(Jagjaguwar)

Hafızanız sizi yanıltmıyor; ilk Chanel Beads albümünün adı Your Day Will Come’dı. Oluşumun esas kişisi Shane Lavers aslında şaka olarak doğan aynı ismi yeniden kullanma fikrini, müzisyenlerin bütün işlerini tüketime uygun hâle getirmesine direniş olarak hayata geçirmiş. Ama yandan albümün adının vadettiği “senin günün gelecek” sözünün tekrar karşımıza çıkması belki kendisinin vaate biraz daha şans tanıdığını gösteriyordur. En azından hamlenin semantik boyutunu düşündüğünden emin gibiyiz. Koleksiyonun sonik dünyası ise kelime şakası kadar akıllı yaratıcı. Örneğin “Outside Your Life”ta yaratmaya çalıştığı atmosfer için aradığı sesi gitar melodisinde değil ağlama sample’ında bulup şarkının ortasında yerleştirmesi. Üç kişilik ekip albümde tek düşünceden ziyade mod yaratmaya yardımcı birçok belirsiz şey söylüyor. Lavers’in hem bestelerinde hem sözlerinde yere varmaktansa oraya giderken çıkardığı seslere kafa yorduğu belli. E.Ö.

26 HAZİRAN: Beth Orton – The Ground Above(Partisan)

2022’deki Weather Alive 30 seneyi aşan kariyerinde ikinci baharın müjdesini veren İngiliz müzisyen besteci Beth Orton şimdi yeni albümüyle baharın geçici olmadığını kanıtlıyor. Şarkılar komplike değil; hatta oldukça genel geçer melodilere yapılara sahip ancak Orton’ın ekibiyle yarattığı atmosfer kadar ustalıklı orijinal ki bunu dert etmiyorsunuz. Evet Orton’ın vokali eski zamanlarını bilenler için belki biraz fazla katartik tınlayabiliyor ama bunun özellikle davulların trompetçi Christos Styliandes’ın yarattığı huzur ortamında yarattığı tezata sanki ihtiyaç duyuyor şarkılar. Beth Orton’ın ustalık dönemi şahane, kaçırmayın.U.Ç.

26 HAZİRAN: SML – Spontaneous Music Live(International Anthem)

Geçtiğimiz yılın sonunda yayımladıkları How You Been gönlümüzü fetheden Los Angeles’lı caz beşlisi SML; Aralık 2025’te yine Los Angeles’daki Zebulon isimli mekândaki performanslarının direkt analog teybe kaydedilmiş hâllerini dinleyiciyle ıyor. “Roundabouts” “The Drums” adında 25 dakikalık iki şarkıdan oluşan canlı kayıtlar, ekibin müthiş enerjisini yansıtmakta hiç zorluk çekmiyor. Grubun yarattığı homojen sound kadar “sıkı” ki yer yer canlı çalındığına ikna olmakta zorlanabiliyor insan. SML an kanımızca enstrümantal müziğin en “hot” grubu. Nüfuz etmeye devam. U.Ç.

26 HAZİRAN: Helen Svoboda – Headwater
(Room40)

Finlandiya doğumlu, Avustralya merkezli müzisyen besteci Helen Svoboda’nın 2024 Melbourne Fringe Festival kapsamında sahne performansı olarak geliştirilen projesi Headwater, artık albüm formuna büründü. Kontrbasçı vokalist Svoboda’ya kimi  anlarda Jacques Emery, Selma Savolainen Tilman Robinson’ın eşlik ettiği 16 parçalık hayli yoğun akış, insana yer yer sorular sorduracak boşluklarıyla nefes alıyor. Svoboda’nın kompozisyonlarında sessizlik anlarının belirleyici unsurlar arasında olduğunun altını çizmekte fayda. Sindirmesi pek kolay olmayan iş ama çağdaş klasik müzik meraklılarının ya gerilimi işitsel yolla deneyimlemek isteyenlerin sık sık dönmek isteyeceği albüm olacağını tahmin etmek güç değil. C.K.

Helen Svoboda’nın Gizli Mixtape serimize konuk olduğu söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz.

26 HAZİRAN: DJ Strawberry – Personal Jazz
(Juke Bounce Werk)

Berlin’ yaşayan son yıllarda daimi üretim – yayın pratiği benimseyen prodüktör DJ Strawberry, footwork breakbeat eksenindeki keşif serüveninde Personal Jazz yeni sayfa açıyor. Denkleme kez caz kayıtlarından aldığı sample’lar yol gösterici olarak eklemlenmiş. Albümün adı duyacaklarınıza dair ipucu veriyor elbet. Ani kırılmalarla örülü omurgayı eğip bükerken ritmik yapısal sınırsızlık hissi dinleyiciye bulaşıyor. Sınırları bulanıklaştırmaktan ziyade yok sayan; sinir uçlarınızla deneyimleyebileceğiniz albüm Personal Jazz. Keyifli dalışlar. C.K.

26 HAZİRAN: Cécile McLorin Salvant & Metropole Orkest – With Every Breath I Take(Nonesuch Records)

Cécile McLorin Salvant, müzikle kadar güzel oynuyor sizi oyuna kadar güzel dâhil ediyor ki edilgenliğe yer olmayan dinlemeye deneyimi sağlıyor. Dahası gücündeki yaratıcılığın ucunu yalnızca bireye değil; aksine kolektif hikâyelere dayandırıyor. blues, barok seslerin çeşitli temalarla bağlandığı, çeşit müzikal tiyatro olabilecek müzisyenin Jules Buckley’nin yönettiği Metropole Orkest eşliğindeki üretiminden çıkan With Every Breath I Take, Darcy James Argue’nin aranjmanı, sinematik vokalleriyle insanı başka yere taşıyan işitsel deneyim yaşatıyor. Ş.Ö.

26 HAZİRAN: Temples – BLISS
(V2 Records)

Temples beşinci stüdyo albümlerinde kendini yeni sulara bırakıyor. Gitarlardan synthlere doğru kayan ama temelini kaybetmeyen ekip 90’lar kokan dans müziği albümüne imza atmış. yazla ilgili planlarınızı bilmiyoruz ama albümü kere çevirdikten sonra kendini kulüp gecesinde bulmanız çok muhtemel. coşku sevinç taşkınlığı yaşatan kaydın retro hissi insanı yaşamadığı geceler için bile nostaljik yapıyor. E.Ö.

26 HAZİRAN: Some Velvet Sidewalk – Critters Encore(perennial)

Olympia lo-fi sahnesinin kült gruplarından Some Velvet Sidewalk, neredeyse 30 yıl sonra ilk albümü Critters Encore geri döndü. 1990’larda lo-fi, noise-pop punk’ı birbirine çarpıştıran dağınık ama kendine has sesleriyle iz bırakan grup, yeni albümünde estetiği olduğu gibi bugüne taşıyor. Yeniden araya geldikleri turne boyunca parça parça kaydedilen Critters Encore, kusursuzluktan özellikle uzak duran albüm. En az gitarları kadar kafası karışık sözler, huzursuzlukla kırılganlık arasında gezinen vokaller sıradan olanın içindeki tuhaflığı kurcalayan şarkılarla Some Velvet Sidewalk, yıllar sonra kendi deyimleriyle “love-rock” evrenini genişletmeyi sürdürüyor.T.Ö.

26 HAZİRAN: Minyo Crusaders – From Japan With Love
(Blue Note Records)

10 kişiden oluşan Minyo Crusaders, Karayip ritimleri geleneksel Japonya müzikleri arasında groove dolgulu tüneller kazıyor. Neşelendiren, şarj eden ya rutininizle aranıza mesafe koyabilen şeyler dinlemeye ihtiyacınız varsa, Minyo Crusaders’ın yeni albümünü reçetenize sabah – öğle – akşam tüketmek üzere yazıyoruz. Çok sesli coşkulu düzenlemelerin yanı sıra vokalist Fready Tsukamoto’nun harika performansını minimal ama hayli sinematik atmosferle buluşturan “Shimotsui Bushi”nin altını çizmek isteriz. C.K.

Grup hakkındaki Bring Minyo Back belgeselinin yönetmeni Yuji Moriwaki yaptığımız röportaja Bant Voyaj üzerinden ulaşabilirsiniz.

26 HAZİRAN: DJ Plead – Please
(Smalltown Supersound) 

Jared Beeler ikinci albümünde gerektiğinde hafif ama kadar özenli; yeri gelince cüretli, kararlı havada. elektronik, techno, house pratiklerini Lübnan’a uzanan kökleri Arap geleneklerinden unsurlarla inceliklendirdiği eklektik stilini Please’ rüyalarından, belki sadece gökyüzüne dalgın kadrajdan aktarıyor. Manzaraya nostaljik fakat olduğumuz yere çok daha yakın yerlerden bakan prodüktör, çıkış albümü Relentless Trills’te (2021) ön planda olan temponun yerini kez ambient meskenlere değişmiş. Akustik gitar, piyano, perküsif synthlere uyarladığı makamlarla ördüğü beatler, mikrotonal aranjmanlar daha minimal. Melteminin esintisinden giden yol çiziyor.Z.N.G. 

26 HAZİRAN: Ibeyi – Offering(AWAL Recordings)

Fransız ikizler Lisa-Kaindé Naomi Diaz, Offering koleksiyonunda, geçmiş yaşam deneyimleriyle paralel anlatıları, görselleri, sesleri hisleri, derinden gelen meleksi vokalleriyle çevreleyerek, kadim iş yaratmış. R&B ortamında pişen, mistik endüstriyel melodiler, baş döndürmeyi başararak, ayakları derinliğin içerisine doğru, kendileriyle beraber kaydırıyor. Tespit etmesi güç karakteriyle uzunçalar; akıcı, kıvrımlı tüyler ürpertici olduğu kadar cesur tınlıyor. Ş.Ö.

26 HAZİRAN: Gold Panda – TON UP(Studio Barnhus)

2022 çıkışlı son albümü The Work’ü City Slang aracılığıyla yayımlayan Gold Panda, sonraki dönemde yaptığı kayıtları bağımsız olarak dijital mecralarda erişime açmıştı. Yeni albüm TON UP ise Stockholm merkezli oluşum Studio Barnhus etiketi taşıyor. Plak şirketi albüm hakkında “Tam dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu zamanda ortaya çıkan; hem işlevini yerine getiren hem neşeli hem beklenmedik ölçüde duygusal kulüp müziği” tanımını yapmış. Biz buradaki sıfatlara “hipnotik”, “kışkırtıcı” “cazibeli” eklemek isteriz. Kâğıt üstünde ilişkileri olmasa bile “Ed Banger” elektronik müzik dinleyicileri için güzel anahtar kelime olabilir aslında. M.T.

26 HAZİRAN:. Geddes Gengras – Guest List

(Hausu Mountain)

Los Angeles deneysel müzik sahnesinin öngörülemez figürlerinden. Geddes Gengras, bugüne kadar solo işlerinden Sun Araw, Robedoor Pocahaunted gibi projelerle kurduğu ilişkiler üzerinden sürekli biçim değiştiren kariyer inşa. Yeni albümü Guest List’te farklı müzisyenlere yalnızca temel malzeme minimum yönlendirme sunuyor; geri kalanını ise karşılaşmalara, tesadüflere sezgilere bırakıyor. Six Organs of Admittance projesiyle tanınan Ben Chasny’nin gitarıyla eşlik ettiği “Laplace/Montagne” Greg Fox’un davulun başına geçtiği çıldırtıcı “Little Tonshi” ilk tavsiyelerimiz. C.K.

26 HAZİRAN: Rizomagic – Cumbión Planetario (Soundway Records)

Dubstep’ten acid’e türlü elektronik müzik stilleri psikedelik cumbianın kesişiminde üretimlerini sürdüren Kolombiyalı ikili Rizomagic, İsviçre Alpleri’ndeki rezidans programında kaydettiği yeni albümüyle onlar için neden “tropikal fütüristler” yakıştırmasının yapıldığını gözler önüne seriyor. Ülkelerinin geleneksel müziği cumbiayı korunacak mirastansa hâlâ mutasyona açık organizma olarak ele alan Rizomagic, koleksiyondaki parçaları İsviçreli fizikçi Hans Cousto’nun Dünya’nın dönüş frekansını temel alarak geliştirdiği planetary tuning sistemindeki saf aralıklara göre bestelemiş. M.T.

Rizomagic üyelerinin Gizli Mixtape serimize konuk olduğu söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz.