Artı Gerçek - Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasında Meclis'te çıkması beklenen çerçeve yasaya değinen Hatimoğulları, hem iktidara hem muhalefete seslendi.

Yasanın önce çıkması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, DEM Parti olarak ertelenemeyecek dört temel başlık belirlediklerini söyledi, ilk sıraya kapsayıcı "kök yasa" çıkarılmasını koydu.

"Barışın hukuku, tarafların iradesini muhataplığını tanıyan zeminde kurulmalıdır" diyen Hatimoğulları, " gelir, gelmez tartışması olmamalı. Kategoriler olmamalı. Barışın kapısından herkes tereddüt etmeden rahatlıkla geçebilmeli" ifadelerini kullandı.

İkinci başlık olarak kayyım uygulamalarının sona ermesini isteyen Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmasını seçilmiş iradenin güvence altına alınmasını talep.

Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Adliye koridorlarıyla, cezaevleriyle değil, siyasetle konuşan Türkiye'ye dönüşülmeli".

Hatimoğulları, dördüncü başlık olarak ise PKK lideri Abdullah Öcalan'ın iletişim çalışma koşullarının "demokratik çözümün ihtiyaçlarına uygun, özgür biçimde düzenlenmesi" gerektiğini söyledi.

'11 TEMMUZ' SİLAHLAR YAKILDI'

Hatimoğulları'nın konuşmasından satır başları şöyle:

"Güvenlik tartışmalarının böylesine silaha kilitlendiği haftada Türkiye, kendi yakın tarihinin en ağır yüzleşme günlerini art arda yaşadı. Dün Zilan Katliamı'nın 96. yılıydı. Bugün 14 Temmuz; Amed Zindanı Direnişi'nin yıl dönümü. Geçen hafta ise PKK'nin silahları yaktığı 11 Temmuz'un 1. yılını geride bıraktık. tarihler birbirlerinden bağımsız değil. Hepsi aynı meseleye işaret ediyor. İnkâr demokrasiyi, çatışmayla barış arasındaki yüzyıllık mücadeleyi anlatıyor.

Ben buradan Zilan' yitirdiklerimizi, 14 Temmuz' direnerek hayatını kaybeden bütün devrimcileri yurtseverleri saygıyla, minnetle anıyorum.

Değerli Türkiye yurttaşları, 11 Temmuz' Süleymaniye' silahlar yakıldı. Türkiye' kalıcı barışı konuşmak için gerçekten tarihî fırsat doğdu. ateş, siyasetin, diyaloğun, demokratik çözüm iradesinin önünü aydınlattı. Tarih bazen kareye sığar. İşte karelerden birine biz Süleymaniye' geçtiğimiz sene 11 Temmuz' tanıklık ettik. şimdi sıra süreci hukuka, Meclis iradesine, kalıcı barışın güvencesi olacak yasal zemine dönüştürmekte. Defalarca söyledik; barış tek başına silahların susması değildir. Hukuku kurdukça barış gerçekten barış. 22 Ekim girişiminde 27 Şubat'taki tarihî çağrıdan yana söylenen temel söz hiç değişmedi: Hukuk. Kalıcı çözümün zemini hukuk olmalı teminatı yasa olmalı.

'KİMSE İZLEYİCİ POZİSYONUNDA OLMAMALI'

yüzden kamuoyunun büyük merakla beklediği çerçeve yasa artık çıkmalı. Yüzyıllık meseleyi tek yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız. Ama ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız.

yaz mevsimini heba etmeyelim. Temmuz' çerçeve yasayı çıkaralım. 1 Ekim' Meclis açıldığında kök yasayı güçlendirecek, demokratik özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri hayata geçirelim. Farklı düşündüğümüz noktalar olabilir. Bunları müzakereyle ortak akılla pekâlâ çözebiliriz. Kimse kendi sorumluluğundan kaçmamalı, kimse izleyici pozisyonunda olmamalı.

'4 TEMEL BAŞLIK' ÖNERİSİ

DEM Parti olarak dört temel başlığın artık ertelenemeyeceğini düşünüyoruz. başlıklarımız sırasıyla şöyle:

Birincisi, kapsayıcı kök. Barışın hukuku, tarafların iradesini muhataplığını tanıyan zeminde kurulmalıdır. " gelir, gelmez" tartışması olmamalı. Kategoriler olmamalı. Barışın kapısından herkes tereddüt etmeden rahatlıkla geçebilmeli. İkincisi, Meclis Komisyonu'nun raporlarında yer aldığı gibi kayyım anlayışı son bulmalı. AİHM AYM kararları uygulanmalı seçilmiş irade tam anlamıyla güvence altına alınmalı. Üçüncüsü, demokratik siyasetin önündeki engeller kaldırılmalı. Adliye koridorlarıyla, cezaevleriyle değil, siyasetle konuşan Türkiye'ye dönüşülmeli. İnsanın varlığı barış içindeki ortak yaşam gerçekten son derece önemli görülmeli bunu merkezimize alarak çalışmaları yürütmeliyiz. Dördüncüsü, Sayın Abdullah Öcalan'ın iletişim çalışma koşullarının demokratik çözümün ihtiyaçlarına uygun, özgür biçimde düzenlenmesi.

İKTİDARA MUHALEFETE ÇAĞRI

Sayın Öcalan, Türkiye çözümünden yaraları iyileştirmekten yanadır. Ortak yaşamdan yanadır özgür çalışabilirse yaraları sarma konusunda çok önemli rol üstlenecektir.

sürecin muhataplarına sesleniyorum. Hiçbir çözüm sürecinde yüzde 100 mutabakat olmaz. Olmasını bekleyemeyiz zaten. Ama hepimizin üzerinde birleşmesi gereken tek ilke. Sorunlar konuşularak, diyalogla, müzakereyle buna uygun olarak atılacak somut adımlarla pratikle çözülür. Ekranlarda, kürsülerde, siyasetin kendi dilinde hâlâ ötekileştirici, hâlâ kışkırtıcı üslup. Hakir gören, çözümsüzlüğü dayatan dil. barış üretmez.

buradan iktidara sesleniyoruz. PKK'nin aldığı tarihî kararların sonuçlarını hayata geçirecek hukuk için elinizi çabuk tutun. Barışın gerektirdiği siyasi cesareti gösterin, yasayı daraltmayın, daha fazla ertelemeyin özel düzenlemeyi oldu bittiye getirmeyin. Buradan yine muhalefete sesleniyoruz. Barış hiçbir partinin mülkü değildir. Demokrasiye inanan herkesin ama herkesin ortak sorumluluğudur. mesele başka bahara ertelendikçe Kürt meselesi büyümüyor; Türkiye'nin demokrasi sorunu derinleşiyor, büyüyor demokrasi açığı daha artıyor.

'SİLAHLAR YAKILDI, ATEŞTEN GERİYE SADECE KÜL KALMASIN'

11 Temmuz' silahlar yakıldı. ateşten geriye sadece kül kalmasın. ateşten hukuk doğsun, kardeşlik doğsun, barış doğsun, ortak yaşam doğsun. Kürt halkı, Türk halkı, Araplar, Ezidiler, Ermeniler, Hristiyanlar, Sünniler, Aleviler, Müslümanlar; ez cümle burada sayamadığım bütün farklı halklar inançlar olarak 86 milyon yurttaşımızın kendini özgürce, gururla büyük mutlulukla ülkede yaşayabileceği atmosferi hep beraber oluşturalım. Bunun koşulları hazır. koşulların ilerletilmesi, bunun için adım atılması lazım. Gelin, aşamada sürecin hukuki zemine kavuşmasının gecikmesine son verelim.

'ÇERÇEVE YASA PARLAMENTOYA GELMELİ'

Bakın, süreçte yaşanabilecek gecikmelerden kaynaklanan tıkanıklıklar karşısında, ' yasayı başka bahara bırakırsak şey olmaz.' diyen anlayış iktidar, ortaya çıkabilecek siyasi sorumluluğu halka anlatmak zorundadır. İktidar, atamadığı her adımın gerekçesini topluma açıklamakla yükümlüdür. DEM Parti olarak dün olduğu gibi bugün barışın toplumsallaşması için daha fazla çalışacağız. Büyük sabırla, kararlılıkla dirayetle, barış etrafında kenetlenerek yolda yürümeye devam edeceğiz. Çünkü biz barışa yürekten inanıyoruz.

Daha çok kan akmasın. Daha fazla anneler ağlamasın. Daha fazla topraklara kan karışmasın. Orta Doğu coğrafyası, sahip olduğu petrol zenginliklerinden çok daha fazla insan kanına tanıklık. Artık yeter. Artık yeter. Barışı tesis etmek için ortada engel. Artık sözden niyetten çıkıp pratik adımlar atılmalı. Meclis dönemde kapanmadan mutlaka mutlaka, saat dahi beklemeksizin, üzerinde mutabık kalınacak çerçeve yasa parlamentoya gelmeli." (POLİTİKA SERVİSİ)