Suzan SAKA

Haberi duyduğum ilk andan itibaren gözyaşlarım kirpiklerimin ucunda takılı kalıyor. Yokluyor, yutkunuyorum; kocaman yumruk oturuyor boğazıma. Çığlık atsam geçer diye düşünüyorum. Beceremiyorum.
Çığlıklarım içimde, yüreğimin tam ortasında duvarlara takılı kalıyor.
Sonra kafamı kaldırıyorum. Çevremde onlarca minik çocuk. Kimisi sarışın, kimisi kumral, kimisi mavi gözlü, kimisi çekik gözlü. birden işte olduğumu idrak ediyorum.
Çocuklar masum; kimliksiz, uyruksuz, dinsiz, cinsiyetsizler onlar.
Evet, masumlar. Tıpkı Suruç'ta katledilen güzel gülüşlü çocuklar.
İşte tam anda güzel yürekli devrimciler gözümün önüne geliyor gözyaşlarım tekrar kirpik ucumda tetikte bekliyor.
Ah çocuklar. İdealleri uğruna yaşamlarını ölümsüzleştiren çocuklar.
Sonra kendimi düşünüyorum; zamanlar öğrenciliğimi, ideallerimi, kavgalarımı.
Sonra bakıyorum ki buradayım. Tam yolun ortasında, orta yaşımdayım.
Ne zaman geldim ben yaşa?
Ne zaman anne oldum?
Belki ben şimdi Suruç'taki çocuk olacaktım!
Sonra İngilizce soruyla tekrar dönüyorum gerçeğe.
Çocuklar dışarıdayken, odayı toplarken meslektaşım soruyor:
"Are you alright?"
Diyorum ki ona:
"I am not alright!"
Sonra. Sonra başlıyorum bildiğim tüm kelimeleri kullanarak Suruç'taki katliamı ona anlatmaya, dilim döndüğünce.
Öfkeleniyorum, üzülüyorum.
Beni dinliyor ama anlayamıyor vahşeti insan canının kadar ucuz olmasını.
Anlatıyorum.
Gözleri açılıyor.
"Why?" diyor.
ben diyorum ki:
"Ortadoğu' yaşaman lazım bunları anlamak."
"Haklısın" diyor.
"Üzülme" diyor.
"Çok acı" diyor.
Başka söz bulamıyor.
Sonra böyle.
Tam böyle modern ülkede, sıcak arabalarına binerek işlerine giden, büyük evlerde oturan, spor salonlarında kilo vermeye çalışırken yarın ne giymeliyim, ne yemeliyim diye düşünen, sosyal ortamlarda yaşayan Batılı insan yığınlarını düşünüyorum.
Nasıl böyle ilgisiz olunur, diyorum.
kez ben anlamıyorum.
Ama bakıyorum ki ben onlardan biri olmuşum.
Sonra insanlığımdan utanıyorum.
utancın içinde böyle kıvranarak çıkış yolu arıyorum.
Hıncımı, öfkemi an-la-ta- -yo-rum!.
Yarın eyleme gidilecek, sloganlar atılacak.
Sonra hepimiz güvenli evlerimize döneceğiz.

süre sonra güzel gülüşlü çocuklar usumuzdan silinmeye başlayacak.
Ta ki yeni ölüm haberleri gelene kadar.
Sonra bakacağız ki gün kimse kalmamış sıra bize gelmiş.