Mehmet Erdönmez, Ayça Bel, Aslıhan Sücüllü Batuhan Kumru'nun "Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması" için tasarladığı proje, eşdeğer mansiyon ödülü kazandı.

Proje Raporu: HAFIZA AĞI

Bodrum’un Katmanlı Belleği Üzerinden Değirmenburnu’nu Yeniden Okumak

“Bodrum’ insan denizle rüzgârla birlikte yaşar.” Halikarnas Balıkçısı

Yerin ruhu yalnızca korunması gereken fiziksel öğelerde değil, öğeleri var eden doğal, kültürel yaşamsal ilişkiler bütününde saklıdır. nedenle Değirmenburnu’nu anlamak yalnızca tepedeki yel değirmenlerini okumakla sınırlı değildir; Bodrum’un rüzgarını, suyunu, topoğrafyasını, üretim kültürünü gündelik yaşamını birlikte değerlendirmeyi gerektirir.

Bodrum’un tarihsel gelişiminde yel değirmenleri sarnıçlar, iklim koşullarına verilen yaşamsal cevaplar olarak ortaya çıkmıştır. Rüzgarı üretime, suyu yaşama dönüştüren yapılar yalnızca teknik çözümler değil; kentin kolektif belleğini oluşturan temel mekansal referanslardır. Günümüzde ise yapılar varlıklarını sürdürmelerine rağmen birbirleriyle kent yaşamıyla kurdukları ilişkiyi büyük ölçüde kaybetmiştir.

Proje, kopuşu yalnızca fiziksel yapıların yıpranması olarak değil; Bodrum’un hafızasını oluşturan ilişkiler ağının görünmez hale gelmesi olarak ele almaktadır. nedenle tasarımın çıkış noktası tekil yapıların korunması değil, yapıları var eden sistemin yeniden okunmasıdır. Rüzgar, su, topoğrafya üretim biçimleri birlikte değerlendirildiğinde, Bodrum geneline yayılan yel değirmenleri sarnıçların aynı yaşamsal sistemin mekansal karşılıkları olduğu görülmektedir. Proje, okumayı Hafıza Ağı kavramı üzerinden yeniden kurmaktadır.

Hafıza Ağı, Bodrum ölçeğinde önerilen yaya shuttle rotasıyla kentin parçalanmış hafıza katmanlarını yeniden birbirine bağlamaktadır. Ancak önerilen rota yalnızca ulaşımı kolaylaştıran dolaşım sistemi değildir; kullanıcıyı Bodrum’un farklı dönemlerine, üretim biçimlerine kültürel katmanlarına temas ettiren mekansal omurgadır. Rota boyunca karşılaşılan yel değirmenleri, sarnıçlar ihtiyaç doğrultusunda önerilen kamusal pavyonlar aynı hafıza ağının birbirini tamamlayan düğümleri olarak çalışmaktadır. Geçmişte üretim gündelik yaşamı birbirine bağlayan düğümler, günümüzde yeniden kamusal yaşamın parçaları haline gelirken; tekrar eden dairesel pavyon dili kullanıcıya yalnızca yönlenme sağlamamakta, aynı zamanda ağın sürekliliğini okunabilir kılan ortak mekansal kimlik oluşturmaktadır.

Kamusal pavyonlar, ağın eksik halkalarını tamamlayan yeni düğümler olarak kurgulanmıştır. Kimi noktada gölgelik dinlenme alanı, kimi noktada küçük kafe, bilgilendirme birimi ya kamusal buluşma mekanı olarak çalışırken, rotanın gün boyu kullanılabilirliğini destekleyen temel kamusal altyapıyı oluşturmaktadır. Böylece hafıza yalnızca geçmişe ait anlatı olmaktan çıkmaktata; gündelik yaşamın içerisinde yeniden üretilen, durulan, karşılaşılan sürekli deneyimlenen yaşayan kamusal sisteme dönüşmektedir. sistem, yıl boyunca önerilen yelken, süngercilik, gastronomi açık hava etkinlikleriyle desteklenerek yalnızca fiziksel değil, sosyal anlamda süreklilik kazanmaktadır.

Masterplan ölçeğinde kurulan Hafıza Ağı, Değirmenburnu’nda mekansal karşılığını bulmaktadır. Geçmişte rüzgarın üretimi yönlendirdiği yarımada, bugün Bodrum’un doğal, tarihsel kültürel katmanlarının yeniden araya geldiği kamusal deneyim alanına dönüşmektedir. Önerilen rota kullanıcıyı yalnızca yel değirmenlerine ulaştırmakla kalmaz; yarımadanın farklı mekânsal karakterlerini ardışık deneyimlere dönüştürür. Doğal yapısı korunarak yeniden işlevlendirilen antik taş ocağı festival, açık hava gösterileri kültürel etkinlikler için kamusal boşluk olarak değerlendirilirken; topoğrafyaya yerleşen seyir durakları dinlenme platformları yarımadanın güçlü siluetini panoramik manzarasını deneyimin ayrılmaz parçası haline getirir. Kıyıda önerilen yüzen iskele ise Değirmenburnu’nun denizle kurduğu tarihsel ilişkiyi yeniden güçlendirerek deniz ulaşımı yelken süngercilik etkinlikleri için yeni uğrak noktası oluşturur. Böylece rota yalnızca yarımadayı dolaştıran güzergah olmaktan çıkar; Bodrum’un farklı hafıza katmanlarını ardışık olarak deneyimleten kamusal sekansa dönüşür.

kamusal sistemin sürdürülebilirliği yalnızca fiziksel müdahalelerle değil, önerilen yönetim modeliyle desteklenmektedir.

Değirmenburnu’ndaki parçalı mülkiyet yapısı, proje kapsamında korumanın önündeki engel olarak değil, sürdürülebilir ortak yönetim modelinin temelini oluşturan potansiyel olarak ele alınmıştır. Önerilen model, mülkiyet haklarını korurken tarihi yel değirmenleri yakın çevresinin belirli kullanım protokolleri aracılığıyla kamusal yaşama kazandırılmasını amaçlamaktadır.

Böylece alan yalnızca fiziksel olarak korunan miras alanı değil; bakım, kullanım, gelir üretimi kamusal erişimin birlikte yönetildiği yaşayan kültürel peyzaja dönüşmektedir.

yaklaşım doğrultusunda Bodrum Belediyesi koordinasyonunda oluşturulacak Alan Yönetim Birimi; restorasyon süreçlerinin takibi, peyzaj bakımı, ziyaretçi yönetimi, kültürel programlama gelir ımından sorumlu olacaktır. Gelir modeli ise rehberli kültür rotaları, geçici sergiler, atölyeler, küçük ölçekli servis birimleri dönemsel etkinliklerden elde edilen kaynakların bakım koruma fonuna aktarılması esasına dayanmaktadır. Böylece kamusal kullanım korumanın sürekliliği aynı sistem içerisinde desteklenmektedir.

Model etaplı olarak geliştirilmiştir. İlk aşamada alanın güvenli hale getirilmesi geçici dolaşım sistemlerinin kurulması, ikinci aşamada değirmenlerin öncelikli iyileştirmesi kontrollü kamusal kullanımın başlaması, son aşamada ise ortak işletme modeli sürdürülebilir bakım fonunun işler hale gelmesi hedeflenmektedir. Böylece proje, mülkiyet yapısını değiştirmeden kamusal kullanımı güçlendiren, gelir üretimini korumanın sürekliliği için kullanan Değirmenburnu’nu yaşayan kültürel peyzaj olarak geleceğe taşımayı amaçlayan bütüncül yönetim modeli önermektedir. yönetim yaklaşımı, proje alanındaki tüm fiziksel müdahalelerde benimsenen yaklaşımı destekler.

Proje alanındaki tüm müdahaleler minimum müdahale ilkesi doğrultusunda geliştirilmiştir. Yeni yapılar, mevcut topoğrafyaya hükmeden mimari objeler olarak değil; alanın doğal karakterini tamamlayan kamusal eşikler olarak ele alınmıştır. Girişte konumlanan ziyaretçi merkezi yaklaşımın ilk karşılığıdır. mevcut ağaç dokusunun oluşturduğu doğal açıklık içerisinde konumlandırılarak peyzajın sürekliliğini kesmeden ziyaretçiyi karşılayan ilk gölgeli mekanı oluşturur. Bilgilendirme, atölye, kafe, wc hediyelik eşya gibi işlevleri bünyesinde barındıran yapı, yalnızca giriş birimi değil; hafıza yolculuğunu başlatan ilk kamusal eşik olarak çalışır.

Peyzaj tasarımı aynı koruma yaklaşımıyla şekillenmiştir. Alanın dolaşım sistemi yeni akslar tarif edilerek oluşturulmamış; yıllar boyunca kullanıcıların yürüyerek oluşturduğu doğal patikalar tasarımın başlangıç verisi olarak kabul edilmiştir. İnsan hareketinin zaman içerisinde oluşturduğu izler okunmuş, üst üste çakıştırılmış yeni dolaşım sistemi izlerin sürekliliği üzerinden geliştirilmiştir. Böylece önerilen yollar tasarımcının alana dayattığı yeni güzergâhlar değil; alanın kendi kullanım hafızasının devamı olarak ele alınmıştır. Yerel endemik bitki türleriyle güçlendirilen peyzaj ise mevsimsel değişimlerle birlikte sürekli dönüşen canlı ekolojik katman oluşturarak doğal sürekliliği desteklemektedir.

peyzaj kurgusu, kullanıcıyı Değirmenburnu’nun en önemli tanıkları olan yel değirmenlerine ulaştırır. Alanın merkezinde bulunan tek sağlam yel değirmeni korunarak üretim mekanizmasının deneyimlenebildiği yapı olarak değerlendirilmiştir. Kısmen ayakta kalan değirmenlerde ise korunabilen taş duvarlar onarılmış, mevcut duvar sisteminin içine bağımsız ahşap strüktürler yerleştirilmiştir. Böylece tarihî duvarlara herhangi yük aktarılmadan koruma kullanım birlikte ele alınmıştır. Yeni ahşap strüktür, mevcut duvar sistemine yük vermeyen tarihî yapıyı koruyan bağımsız taşıyıcı sistem olarak tasarlanmıştır.

Korunan her değirmen, Bodrum’u biçimlendiren farklı dinamiğin anlatı mekanı olarak yeniden yorumlanmıştır. Su, İz, Yeryüzü, Habitat, Üretim, Halikarnas Silüet gibi temalar yalnızca bilgi panolarıyla aktarılmamış; mekansal yerleştirmeler, ışık, ses hareket aracılığıyla deneyimlenebilir anlatılara dönüştürülmüştür. Böylece ziyaretçi tarihî yapının içine girmekten öte, Bodrum’un oluşumuna yön veren doğal kültürel katmanları adım adım deneyimlediği ardışık mekansal sekansın parçası haline gelir.

Geçmişte rüzgarı mekanik enerjiye dönüştürerek tahıl üreten yapılar, bugün aynı rüzgarı yeniden yakalamaktadır. Ancak artık üretilen şey tahıl değil; ses, atmosfer deneyimdir. Yeni ahşap strüktüre yerleştirilen akustik borular, rüzgârı yapının içine taşıyarak görünmeyen doğal hareketi işitsel deneyime dönüştürmektedir. Böylece üretim işlevini kaybetmiş tarihi yapılar, rüzgarla yeniden ilişki kuran yaşayan deneyim mekanlarına dönüşmektedir.

Rotanın sonunda yer alan son değirmen, geçmişte gözlem amacıyla kullanıldığına ilişkin rivayetlerden hareketle yeniden yorumlanmıştır. Bulunduğu konum sayesinde Bodrum’u, kıyı siluetini yarımadanın topoğrafyasını geniş açıyla okuyabilen nokta, hafıza yolculuğunun son bakışını oluşturur. bakışın ardından topoğrafyanın içinden yükselen Hafıza Pavyonu ziyaretçiyi karşılar. Kent ölçeğinde başlayan hafıza yolculuğu, Bodrum’un izlerini yeniden araya getiren son mekânda tamamlanır. Dairesel saçak altında kurgulanan yerleştirme, kent boyunca izleri sürülen hafıza katmanlarını yeniden görünür kılarken; panoramik manzara anlatının son sahnesini oluşturur.

Yolculuk, girişte ziyaretçiyi karşılayan gölgelikli ziyaretçi merkeziyle başlar; peyzaj, değirmenler anlatılar boyunca ilerleyerek yine gölge altında tanımlanan Hafıza Pavyonu’nda son bulur. Başlangıçta kullanıcıyı karşılayan gölge, yolculuğun sonunda yeniden karşısına çıkar; ancak artık yalnızca dinlenme mekanı değil, kent boyunca okuduğu hafıza katmanlarının birleştiği son eşiktir. Hafızayı aramak için çıkılan yolculuk, yeniden hafızanın kendisine ulaşarak tamamlanır.

“Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin…” diyen Halikarnas Balıkçısı’nın sözlerinde tarif edilen şey yalnızca manzara değildir; insanın kentle kurduğu kalıcı bağdır. Proje bağı yeniden kurmayı amaçlar. Yeni mimari objeler üretmekten çok Bodrum’un zaten var olan ilişkilerini görünür kılan öneri; rüzgârı, suyu, topoğrafyayı gündelik yaşamı aynı sistem içerisinde yeniden okumayı önermektedir. Hafıza, projede korunması gereken geçmiş değil; yeniden yürünerek, rüzgarı dinleyerek kamusal yaşamın içinde deneyimlenerek geleceğe taşınan yaşayan değere dönüşmektedir.