Melike Ekin Saraçgil Ateş, Serkan Ateş, Kemal İlker Aldemir, Mehmet Öztürk Semih Ok tarafından tasarlanan proje Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması'nda eşdeğer mansiyon ödülü kazandı.
Eşikte YapıTasarım; bağlamın, işlevin sınırın yeniden yorumlanması üzerine kuruludur.
Proje alanı,. Plan Bölgesi içerisinde yer almasına rağmen. Bölge yapılaşma koşulları çerçevesinde değerlendirilir. durum, tasarım için çelişkiden çok, bulunduğu yerin farklı katmanlarını görünür kılan başlangıç noktasıdır.
Proje alanı kesişim noktasındadır. yanda Kurşunlu Camii, Atatürk İlkokulu Konak Eski Şehir Kulübü gibi kent belleğinde karşılığı bulunan yapılar; yanda nitelikleri taşımayan, günümüz kent dokusunun sıradan örnekleri bulunur. Tasarım, karşılaşmayı eski yeni, değerli alelade, geleneksel kimliksiz arasında tercih yaparak çözmez.
Kendini tam karşılaşmanın içinde, eşikte konumlandırır.
nedenle geleneksel olanı olduğu gibi tekrar etmek kadar, yeni olanı geçmişten bağımsız nesne olarak üretmek tasarımın yaklaşımı değildir. Geleneksel yapım yöntemlerinin zaman içerisinde olgunlaşmış mimari çözümlerin bölgenin kimliğini kurmadaki değerini önemsiyor; ancak çağdaş yapım tekniklerinin geçmişteki pek çok zorunluluğu ortadan kaldırdığını kabul ediyoruz.
Buradan hareketle soru, geçmişin biçimlerini tekrar etmek değil;
geçmişten gelen mimari dilin bugün yeniden konuşulup konuşulamayacağıdır.
Pencere, balkon, baca, saçak, kemer, kapı, merdiven cephe gibi elemanlar, zaman içerisinde taşıdıkları işlev anlamlardan koparak yalnızca biçimsel göstergelere dönüşebiliyor. Tasarım, elemanları biçimsel repertuvar olarak yeniden üretmek yerine, onların ardındaki mekânsal ilişkileri anlamları yeniden kurmayı önerir.
Yerellikten gelenekten devşirilen kelimelerle, bugünün ihtiyaçlarına ait yeni cümleler kurulur.
yaklaşım yapının sınırında daha belirginleşir.
Yapı; iç dış, kamusal özel, yapı kent arasında kesin çizgilerle ayrışan kapalı nesne olarak değil, yer yer açılan, açıldığı boşluğu programlayan, yer yer kapanan farklı kullanıcılar için farklı rotalar üreten geçirgen kurgu olarak ele alınır.
Burada sınır, iki şeyi birbirinden ayıran çizgi değil; iki şeyi birbirine bağlayan eşiktir.
Geleneksel yapılaşma koşullarına uyumla biçimlenen cephe, yapıdan kopuk kabuk olarak kalmaz. Yapı cephe arasındaki boşluk, dışarıya doğru genişleyen mekâna dönüşür. boşlukta yükselen merdiven sokağın kotundan yapının kamusal programlarına uzanan açık sofa gibi çalışır.
Dolaşım, böylece yalnızca yere ulaşmanın aracı olmaktan çıkar; karşılaşmanın, durmanın, bakmanın kente karışmanın mekânına dönüşür.
Yapının içindeki kamusal programlar rota boyunca kente doğru taşarken, kent yapının içine doğru çekilir. Cephe erir, yapı meydan arasındaki mesafe azalır. önünde bulunan meydanı yalnızca karşısında duran boşluk olarak değil, kendi programının parçası olarak üretir.
tavır, alanın yakın çevresindeki kamusal alan eksikliğiyle doğrudan ilişkilidir. Kent için eşik niteliği taşıyan noktada yapı, yalnızca kendisine tanımlanan programı karşılayan kamu yapısı olmayı değil, kente yeni kamusal alan bırakmayı amaçlar.
Proje alanının geçmişte tiyatro sahnesine ev sahipliği yapmış olması, yaklaşım için başka kent belleği katmanıdır. iz, geçmişin biçimini yeniden üretmek yerine, toplanma, izleme, karşılaşma birlikte bulunma eylemlerini yeniden mümkün kılmak için değerlendirilir.
Kamusal alan böylece tek programa indirgenmez. Günün farklı saatlerinde, mevsimlerin değişen koşullarında farklı kullanıcıların ihtiyaçlarında dönüşebilen açık sahneye dönüşür.
Program, kendisine yetecek kadar alana sığdırılır; ancak yapının çeperinden geçerken kente bırakılan alan büyür.
İçeride çözülen program dışarı taşar.
Cephe yapıdan ayrışarak arayüze dönüşür.
Merdiven sokağı yapıya bağlar.
Meydan yapının programına katılır.
Sınır, kendisini silerek yeni kullanım olanakları üretir.
Böylece yapı, yalnızca kendisine ayrılan alan içerisinde var olan nesne olmaktan çıkar; kendi sınırlarının ötesinde kamusal hayat üretmeye başlar.
Yapı ne yalnızca eskiye aittir ne yalnızca yenidir.
Ne tamamen içeridedir ne tamamen dışarıda.
Ne yalnızca yapı ne yalnızca meydandır.
Kendini, bütün karşılaşmaların arasında kurar.
Çünkü tasarımın aradığı şey geçmişi yeniden yapmak ya geçmişten kopmak değil; yerelliğin geleneğin dilini bugünün ihtiyaçlarıyla yeniden konuşturmaktır.
yapının yere ait olması, ona benzemesiyle değil; onunla yeni ilişki kurabilmesiyle mümkündür.