Artı Gerçek- Kadın cinayetleri kadına yönelik şiddet vakalarına her gün yenileri ekleniyor.

19-21 Eylül tarihleri arasında 6 kadın, 21-28 Eylül tarihleri arasında ise 7 kadın katledildi. Kadınların 12'si evli olduğu ya ayrıldığı erkekler tarafından katledildi.

Tabloya ilişkin Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İzmir Temsilcisi Şafak Yağmur Karadaş, değerlendirmelerde bulundu.

KCDP İzmir Temsilcisi Şafak Yağmur Karadaş ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİNDEKİ ARTIŞA DİKKAT ÇEKTİ

Kadınların en yakınlarındaki erkekler tarafından çoğu zaman kendi evlerinde öldürüldüğünü nedenle bunları birbirinden bağımsız, münferit olaylar olarak değerlendirmediklerini belirten Şafak Yağmur Karadaş, “ kadar kısa zaman içerisinde peş peşe kadınların öldürülmesi elbette çok çarpıcı ama bizim açımızdan maalesef şaşırtıcı değil. Çünkü biz her ay benzer tabloyla karşılaşıyoruz. Üstelik yalnızca kadın cinayetlerinden değil, giderek artan şüpheli kadın ölümlerinden söz etmek zorundayız. kadın hayatını kaybettiğinde ölümünün hızla 'intihar' ya 'kaza' olarak değerlendirilmesi değil, bütün şüpheler giderilene kadar etkin soruşturma yürütülmesi gerekiyor. Platform olarak uzun süredir şüpheli kadın ölümlerinin arkasında erkek şiddeti olup olmadığının etkin biçimde araştırılması gerektiğini söylüyoruz".

'FAİLLER DEĞİŞİYOR AMA KADINLARI ŞİDDETE AÇIK HALE GETİREN MEKANİZMALAR DEĞİŞMİYOR'

Karadaş, "Mesele yalnızca cinayet gerçekleştikten sonra failin ne kadar ceza aldığı değil. Kadın öldürülmeden önce ne yaşandı? Daha önce şiddet ya tehdit var mıydı? başvuru yapılmış mıydı? Tedbir kararı varsa uygulanmış mıydı? Risk değerlendirmesi yapılmış mıydı? Kadın cinayetlerinin sistematik olduğunu söylerken tam bundan bahsediyoruz: Failler değişiyor ama kadınları şiddete açık hale getiren koşullar mekanizmalar değişmiyor. Özellikle hakkında şiddet nedeniyle tedbir kararı bulunan, daha önce şiddet uyguladığı ya tehdit ettiği bilinen kişilerin silaha erişiminin engellenmesi gerekiyor. Silahın teslim edilmesine ilişkin kararların yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması, gerçekten uygulanıp uygulanmadığının takip edilmesi gerekiyor. Bunun yanında ruhsatsız silahlanmayla mücadele edilmeli silah edinme süreçlerinde çok daha sıkı denetim uygulanmalı. Kadınların yaşam hakkından söz ediyorsak, şiddet riski bulunan kişilerin silaha erişimini mücadelenin temel başlıklarından biri olarak görmek zorundayız” diye konuştu.

'AİLE İÇİNDE GÜVENLİĞİ KONUŞACAKSAK ÖNCE KADINLARIN NEDEN GÜVENDE OLMADIĞINIZI KONUŞMALIYIZ'

“Aile konuşulacaksa önce kadınların neden kendi evlerinde güvende olmadığı konuşulmalı” diyen Şafak Yağmur Karadaş, “Öncelikle şunu sormak gerekiyor: Hangi aileyi korumaktan bahsediyoruz? Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından, kendi evlerinde öldürülüyor. Ayrılmak istediklerinde, boşanmak istediklerinde ya kendi hayatlarına dair karar aldıklarında şiddete maruz kalıyorlar. Dolayısıyla bugün gerçekten aile içinde güvenliği konuşacaksak, önce kadınların neden kendi evlerinde güvende olmadığını konuşmamız gerekiyor. kadın şiddete uğradığında yaptığı başvuru ne kadar ciddiye alınıyor? Koruma uzaklaştırma kararları etkin uygulanıyor ? Şiddet uygulayan erkek gerçekten takip ediliyor ? Kadının yaşamına yönelik risk varsa risk zamanında görülüyor ? Bizim açımızdan asıl güvenlik meselesi burada başlıyor. yandan ‘aileyi koruma’ söylemi kurulurken LGBTİQ+’ların hak savunucularının hedef haline getirilmesini, eşitlik yaşam hakkı açısından ayrıca konuşmak gerekiyor. Aileyi tek biçimde tanımlayan insanların yaşamını kalıba göre değerlendiren yaklaşım ayrımcılığı büyütür” ifadelerini kullandı.

'İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE GERİ DÖNÜLMELİ'

Şiddet karşısında kadınların birbirine ulaşması, dayanışması örgütlenmesinin hayati önemi olduğunu söyleyen Şafak Yağmur Karadaş, her ay hazırladıkları raporlarda sadece verileri madıklarını, aynı zamanda kadınların yaşam hakkının olduğunu vurguladıklarını söyledi.

Şüpheli kadın ölümlerinin soruşturulması gerektiğini sözlerine ekleyen Şafak Yağmur Karadaş, şöyle devam etti:

“Yetkililere söylediğimiz ise çok net: Kadınlar öldürülmeden önce yapılabilecekler. 6284 etkin uygulanmalı; İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli; koruma uzaklaştırma kararlarının uygulanıp uygulanmadığı takip edilmeli; şiddet uygulayanların silaha erişimi engellenmeli; kadınların şikâyetleri ciddiye alınmalı etkin risk değerlendirmeleri yapılmalı. Şüpheli kadın ölümleri üzerlerindeki bütün şüpheler giderilmeden kapatılmamalı. Kadınların şiddete karşı örgütlendiği, birbirine ulaştığı hakları için mücadele ettiği alanların güçlendirilmesi gerekiyor. Şiddetle mücadele edenlerin değil, şiddetin kendisinin karşısında durulmalı. kadın öldürüldükten sonra yalnızca failin nasıl cezalandırılacağını konuşmak yetmiyor. Biz kadınların hiç öldürülmediği, şiddete uğramadığı hayat için mücadele ediyoruz. Mesele cinayetten sonra ne yapıldığı kadar, cinayetin gerçekleşmesini engellemek için öncesinde ne yapıldığıdır.”