hamle, Saddam Hüseyin’i deviren 2003 işgaliyle başlayan yıllarca süren ayaklanma mezhep çatışmalarıyla devam eden askeri varlığın sonu demek.
ABD güçleri 2011’ geri çekilmişti, ancak 2014’te Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) mücadele için geri dönmüştü.
Son geri çekilme, İran’la devam eden gerilimlerin Irak’taki ABD personelini yeniden ateş hattına ittiği dönemde gerçekleşti.
Ancak uzmanlar, askerlerin çekilmesiyle ABD’nin etkisinin ortadan kalkmayacağını söylüyor.
anda neler oluyor neden?ABD liderliğindeki IŞİD’e karşı koalisyon misyonu olan Doğal Kararlılık Harekâtı’nı sona erdirmek için Washington Bağdat arasında 2024 yılında varılan anlaşma resmi olarak geri çekilmenin zeminini hazırlıyor.
Irak Savaşı’nın zirve noktası olan 2007 yılında ülkede 170 binden fazla ABD askeri konuşlandırılmıştı. ABD Merkez Komutanlığı’na göre, çekilme anlaşmasına varılmadan önce, Aralık 2023’te rakam yaklaşık 2 bin 400’e düşmüştü.
zamandan beri, ABD güçleri birliklerini azalttı haberlere göre Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde yalnızca küçük birlik bıraktı.
- Türkiye’nin Irak’taki Başika üssünden çekilmesi ne anlama geliyor?
Washington’daki Atlantik Konseyi’nde Irak Girişimi’nde misafir araştırmacı olan Safwan Al-Amin, “ geri çekilme, IŞİD’e karşı misyonunun Irak’taki amacına ulaşması nedeniyle önceki Irak hükümeti varılan anlaşmaydı” diyor.
adım aynı zamanda Irak içinde uzun süredir devam eden siyasi baskıyı yansıtıyor.
2016 2019 yılları arasında ABD’nin Irak Büyükelçisi olarak görev yapan Douglas Silliman, ardı ardına gelen hükümetlerin, birçok kişinin Irak egemenliğini ihlâl olarak gördüğü ABD askeri varlığına son verilmesi yönünde taleplerle karşı karşıya kaldığını söylüyor.
Washington’daki Arap Körfez Devletleri Enstitüsü’nün başkanı olan Silliman, BBC’ye yaptığı değerlendirmede, “İran yanlısı grupların çoğunluğu Şii olan toplumun bazı kesimlerinin baskısı altında kalan birkaç Irak hükümeti, güçlerin ülkeden ayrılmasını sağlamak için baskı uyguluyor”.
ABD güçleri, Barack Obama’nın başkanlık döneminde, 2011 yılında Irak’tan ayrılmıştı. Ancak IŞİD’in ülkenin büyük bölümünü ele geçirmesinin ardından Bağdat’ın talebi üzerine üç yıl sonra geri döndüler.
zamandan beri görevleri, muharebe operasyonlarından eğitim, danışmanlık istihbarat ımına doğru evrildi.
Ancak analistler, ayki çekilmenin zamanlamasının, IŞİD karşıtı misyonun resmi olarak sona ermesinden ziyade güvenlik endişelerinden kaynaklandığını savunuyor.
İngiliz düşünce kuruluşu RUSI’ kıdemli araştırmacı olan HA Hellyer, “ IŞİD ilgili değil, riskle ilgili; gerekçe yıllar önce geçerliliğini yitirdi” diyor.
Hellyer, İran’ı içeren bölgesel gerilimler sırasında Kuzey Irak’taki ABD tesislerine yönelik son saldırılara işaret ederek, Washington’ın kalan personelini giderek daha savunmasız hedefler olarak gördüğünü söylüyor.
Al-Amin aynı fikirde olduğunu belirten Hellyer, ABD Iraklı yetkililerin daha önce koalisyon misyonu sona erdikten sonra bile küçük Amerikan birliğinin muhafaza edilmesi konusunu görüştüklerini kaydetti.
Araştırmacı Hellyer, “Asker sayılarının azlığı güç gösterme kabiliyetlerinin sınırlı olması göz önüne alındığında, İran savaşı varlıklarının avantajdan ziyade zaaf olduğunu gösterdi” diyor.
ABD Irak’ta nasıl hatırlanacak?İşgalin üzerinden yirmi yıldan fazla süre geçmesine rağmen, ABD ordusunun Irak’taki mirasına ilişkin değerlendirmeler hâlâ büyük ölçüde farklılık gösteriyor.
Al-Amin bunu “karışık durum” olarak tanımlıyor.
“ABD’nin işgali hedeflerine ulaşamadı, rejim değişikliği Iraklıların istikrarlı müreffeh ülke özlemlerini karşılamadı” diyen uzman, işgalin bölgeyi istikrarsızlaştırdığını İran’ın nüfuzunu genişletmesine olanak sağladığını savunuyor.
Silliman, geçiş sürecinin çalkantılı olduğunu kabul ediyor ama yıllar içinde birçok Iraklının kendisine Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ardından gelen siyasi değişimi benimsediklerini söylediğini belirtiyor.
“Irak’ın temsili demokrasi yönetilmesi gerektiği” fikri kök salmış durumda, ancak “daha önce bunu hiç deneyimlememiş toplumda demokrasi geleneklerini oturtmak zaman alacak” diyor.
Washington’daki Amerikan Üniversitesi’nde Küresel Kürt Barış Girişimi Direktörü Yerevan Saeed olumlu düşünüyor. “Eski rejimin devrilmesi gerçekten büyük olaydı” diyor eleştirel yaklaşanların durumun sona erdirdiği vahşeti göz ardı ettiğini savunuyor.
Süregelen yolsuzluğa rağmen, Irak’ın 2003 öncesine kıyasla daha fazla siyasi özgürlüğe çoğulculuğa sahip olduğuna inanıyor özellikle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni örnek gösteriyor.
Hellyer, ABD’nin Irak’taki kalıcı etkisini demokrasi çerçevesinde ele almayı reddediyor.
“İnsanlar ‘ABD demokrasi kurdu ?’ sorusunu sormayı bırakmalı. Hayır, nokta” diyor.
Ona göre ABD’nin etkisi bölgesel oldu:
“Saddam’ın devrilmesi, sonunda İran’a bağlı ağların devletin içine yerleşmesine Washington’ın ortadan kaldırdığı denge unsurunu kendi bünyelerine katmalarına yol.”
Ancak dört uzmanın tamamı, Irak’ın ABD’li siyasetçilerin 2003’te öngördüğü istikrarlı demokrasiden hâlâ çok uzak olduğu konusunda hemfikir.
Uzmanlar, yolsuzluğun yaygın olduğunu silahlı grupların, özellikle Bağdat’ın tamamen devlet kontrolü altına almaya çalıştığı, çoğunluğu Şii milislerden oluşan Irak Halk Seferberlik Güçleri (PMF) içindeki radikal grupların, resmi devletin yanında hâlâ güç sahibi olduğunu söylüyor.
Bundan sonra ne olacak?Al-Amin, çekilmeyi ABD’nin Irak’taki etkisinin sonu olarak görmüyor.
“Irak’ın ABD doları cinsinden petrol satışlarına bağımlılığı nedeniyle ABD hâlâ büyük nüfuza sahip. Irak silah satın almak için ABD’ye bağımlı bölgesel komşularıyla karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için ABD’nin diplomatik desteğine ihtiyaç duyuyor.”
Saeed’e göre, nüfuzun kısmı Washington’ın ülkedeki diplomatik varlığından kaynaklanıyor.
“Bağdat’ta dünyanın en büyük ABD büyükelçiliği, Erbil’ ise dünyanın en büyük ABD konsolosluğu var” diyor her iki tesisin asker çekilmesinden sonra güvenliklerinin sağlanması gerekeceğini belirtiyor.
HABERİN DEVAMINI, KAYNAĞI BBC TÜRKÇE‘DEN OKUMAK İÇİN LÜTFEN LİNKİ TIKLAYINIZ
habere emoji tepki ver
😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmaz Önceki haberTürk-İş: Eylül’ daha yoksullaştıkSonraki haberİşsizlik verilerinde dikkat çeken tablo: Atıl işgücü yüzde 31’e yükseldi