Hrant Dink Vakfı’nın “Ermeni Vakıf Arşivlerinin Dijitalleştirilmesi” projeleri paralel olarak üzerinde çalışmaya başladığım “Arşiv Belgelerinde Ermeni Kurumları” yazı dizisinin ilk kısmını, geniş kapsamı tarihsel önemiyle bize çok değerli hazine sunan Balat Yetimhanesi’ne ayırmıştım.

Balat Yetimhanesi’nin Aralık 1918’ten Aralık 1922’ye uzanan dört yıllık dönemini kapsayan arşivi, Mütareke Dönemi olarak bilinen, Ermeni toplumu açısından ise yaralarını sarma yeniden ayağa kalkma çabalarıyla damgalanmış olan dönemin ruhunu ete kemiğe büründürmesi açısından son derece önemliydi. Ben geçtiğimiz sekiz yazıda pek çok kurumsal kişisel hikaye eşliğinde dönemi anlamaya anlatmaya çalıştım. Arşiv belgelerinin sunduğu bilgi hazineleri sonsuz. nedenle farklı kurumlara farklı hikayelere geçmeden önce Balat Yetimhanesi’nin derli toplu hikayesini tekrar sunmak istiyorum. Başka kurumları anlatırken eminim yolumuz yine Balat’a düşecektir.

Önce kızlar, sonra erkekler

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi beraber, Kasım 1918’ Balat semti ileri gelenlerinin “Gücümüz yettiği kadar birkaç yetime sahip çıkalım” diyerek çıktıkları yolculuk, takip eden dört yıl boyunca 350’den fazla yetimin hayatına dokunan mücadeleye dönüşür. Kişisel çekişmeler, kurumlararası anlaşmazlıklar, yetki mücadeleleri tartışmalar eksik olmasa dört yıl boyunca yetimlerin en iyi şekilde himaye edilmesi için gösterilen gayreti takdir etmemek imkansız. Aralık 1918’ 10 yetim kızın Khorenyan Okulu’nun odasında himaye edilmesiyle başlayan süreç, yetimhanenin Haziran 1919’ Ulusal Bakım Yardım Organizasyonu’na bağlanmasıyla yeni boyut kazanır. Yetimhanenin masrafları bundan böyle organizasyonun merkezi yönetimi tarafından karşılanacak, yetimler merkez tarafından gönderilecek okulda kalacaklardır. Okul mutfağı yemek pişirmeye uygun olmadığı için yine semt sakinlerinin desteğiyle gerekli düzenlemeler yapılır. 2 Haziran’a kadar 105 yetimin daha gönderilmesiyle yetim sayısı 115’i bulur. İlk başta sadece kız yetimler için yer düşünülürken, Anadolu’dan yığınlar halinde gelen yetimlerin oluşturduğu kargaşa ortamı ayrıma dönemde izin vermeyecektir. 10 Ekim’ yetim sayısı, 42’si erkek 123’si kız olmak üzere 165’e çıkar.

Zorluklar değişen yönetimler

Yetimhanenin yönetimi, Balat Yetimleri Himaye Heyeti tarafından üstlenilir. Heyet başkanlığını kuruluş safhasında Arşag Doğramacıyan üstlenirken, Şubat 1919’ yine semtin önde gelen isimlerinden Viçen Kevorkyan başkan seçilir. Kevorkyan yetimhanenin Ulusal Bakım Yardım Organizasyonu’na bağlanması sonrasında görevi sürdürür. Balat Yetimhanesi’nin açılış töreni 6 Eylül 1919 Pazar günü Patrik Zaven Der Yeğyayan’ın katılımıyla yapılır. Ancak arşiv yazışmalarından anladığımız kadarıyla yetimlerin yığınlar halinde Balat’a gönderilmeleri yetimhane şartların elverişsizliği, Viçen Kevorkyan’ı görevinden istifaya yöneltir. 7 Eylül tarihli istifa mektubuna Merkez’den gelen yanıtta başkanın istifa nedenlerinin, Patrik'in pazar günkü düzenlemesiyle ortadan kalkacağı umudu ifade edilir. Düzenlemeye göre okulun tüm üst katının yetim kızlara yatma bölümü olarak ayrılacağı böylece onlara yeterli alan sağlanmış olacağı belirtilir başkandan yararlı çalışmalarına devam etmesi rica edilir. Ancak Kevorkyan’ın kararı kesindir Ekim ayında yapılan toplantı Balat Yetimleri Himaye Heyeti, Hayg Hagopyan’ı başkan seçer. Hagopyan yıla yakın süre görevi yürüttükten sonra yerini Telemak Kazancıyan’a bırakacak, Kazancıyan yetimhanenin kapandığı Aralık 1922’ye kadar görevini sürdürecektir.

Tarihe kazınan müdürler

Yetimhane müdürlüğü, süreçte sancılı görev olarak karşımıza çıkıyor. Yetim sayısının anda 100’ün üzerinde çıktığı 1919 yazında görevi Kalfayan Yetimhanesi’nde 23 yıl görev yapan Hımayag Şişmanyan geçici olarak üstlenir, ancak okul döneminin başlamasıyla Şişmanyan kendi esas görevine geri döner. Yetimhane süre müdürsüz olarak gözetmen anne Azniv Çamçigyan’ın idaresinde devam. Ancak Hayg Hagopyan, Ekim 1919’ Yetimleri Himaye Heyeti Başkanı seçilmesini takiben müdür ihtiyacını görerek, Anahid Boğosyan’ı göreve getirir. Boğosyan, Amerika’ya göç edeceği Kasım 1920’ye kadar görevini yürütür. Sonrasında yetimhane muhasip sekreteri Nevdon Melikyan göreve atanır ancak takip eden zorlu iki yıl pek çok müdür değişimini beraberinde getirecektir. Nisan 1921’ Gadarine Eskanaz, onun Arnavutköy Yetimhanesi’ne müdür olarak atanmasıyla Ağustos 1921’ Nıvart Şirinyan, Aralık 1921’ Galipse Khosdikyan, Haziran 1922’ ise Rahibe Aveduhi Derunyan görevi üstlenir. Rahibe Derunyan yetimhanenin son müdürü olacak, Edirneli hayırseverlerden topladığı yardımlarla yetimler için diktirdiği paltolar özellikle takdir toplayacaktır. Arşiv yazışmalarından tanık olduğumuz üzere Azniv Çamçigyan Anahid Boğosyan, Anahid Boğosyan okul müdürü Kevork Simkeşyan, gözetmen anne Maritsa Çakıryan Nevdon Melikyan arasındaki çekişmeler sürece sansasyonel içerik katsa yetimhane belgelerinin verdiği duygu yükü aslında, daha önceki yazılarda çokça değindiğim gibi, çok farklı boyutta.

Yetimlerin fiziksel duygusal ihtiyaçları

1919 yazında topluca gelmiş olan yetimlerin düzenli hayata alışmaları, Ermenice’yi Ermeni kimliklerini yeniden hatırlamaları, okulda eğitim alabilecek seviyeye getirilmeleri işlerinin semtin gönüllü kadınları tarafından üstlenilen sorumluluk olduğunu görüyoruz. Yetim çocukların, Himaye Heyeti üyelerine yetimhane çalışanlarına “Mayrig”,  “Hayrig” (anne, baba) şeklinde hitapları duygusal boyutun en önemli kanıtlarından. 1919 kışı gelirken çocukların tek kat giysileri olması nedeniyle bunların yıkanmasının mümkün olmadığı, yılbaşı bağışlarından yeterince para toplanabilirse ikinci kat kıyafet hazırlanması, bunun için 250 liralık bütçe gerektiğini okuyoruz. 1920 yılının yılbaşı kutlamalarının yetimhanenin ilk yılbaşısı olarak semt sakinlerinin katılımıyla olabildiğince neşeli şekilde geçmesi sağlanıyor.

Gelenler gidenler

Yetimhane yaşamındaki en büyük değişikliklerden biri ise Nisan 1920’ gerçekleşiyor. Merkezi yönetimin kız erkek yetimhanelerini ayırma kararıyla birlikte, 10 Nisan 1920 tarihinde gönderilen yazıyla yetimhanede kalan erkek yetimlerin nihai olarak Beşiktaş Yetimhanesi’ne nakledilecekleri bildiriliyor çocukların kıyafet, çamaşır çok önemli ihtiyaç kalemi olan battaniyeleriyle beraber gönderilmeleri isteniyor. Yazıda haberin çocuklara an önce verilmesinin onların yeni durumu kabullenmesi açısından önemi vurgulanıyor. Çocuklar 13 Nisan günü Beşiktaş’a nakledilirler. Ancak 13 yaşındaki Bafralı Hovannes Muradyan hemen aynı gün kaçarak Balat’a geri dönecektir. Küçük Hovannes kendi başına Beşiktaş’tan Balat’a nasıl gelir, aklında ya kalbinde ne sırlar vardır bilmiyoruz ama maalesef çabası sonuç vermez yakasından tutulup Beşiktaş’a geri götürülür. Bundan sonra Balat Yetimhanesi’nin adı çoğunlukla Balat Kızlar Yetimhanesi olarak geçecektir.

Yetimhaneye yetim geliş gidişleri hep devam. Temmuz 1921’ bilemediğimiz nedenle Kumkapı Yerusağemadun Atölye-Yetimhanesi’nden 48 kız Balat’a nakledilir. 9 Ocak 1922 tarihli belgede ise Kilikya’daki “son talihsiz olaylar” nedeniyle 150 yetim kızın İstanbul’a getirildiğini, bunların 10’unun Balat’a yerleştirileceğini okuyoruz.

Yetimhane yazışmaları 1919-1922 arasındaki dört yıllık süreçte yolu Balat Yetimhanesi’ne düşen 350’den fazla yetimin kısmen olsa kimlik bilgilerini hayat hikayelerini bize sunuyor. Tüm yazışmalarda dikkatimi çeken ortak yön ise yetimlerin mutlak iyiliğinin her zaman en öncelikli konu olması. Çok zor şartlardan gelen belki nedenle hırçınlaşmış olan yetimlerin sevgi şefkatle geri kazanılması, kısa süre için dahi olsa annelerinin veya akrabalarının yanında kalabilecek olanlara mümkün olduğunca izin verilmesi, semt sakinlerinin yetimlerle ilgilenmeleri onlara sahip çıkmalarının sağlanması, öte yandan çocukların hizmetçi olarak çalıştırılması gibi art niyetli yaklaşımlara kesinlikle engel olunması, çocuklarınn sağlığı eğitimi pek çok yazışmanın ortak paydası.

Ermeni yetimler Yunanistan yolunda.

Son liste: “Yunanistan’a giden Balat yetimleri”

Yetimler için yerlerden kurtarılıp getirilmeler, hastalanıp hasteneye yatırılmalar, iyileşip dönmeler, bazen ise dönememeler, yetimhaneden kaçmalar, evlat edinilmeler, evlat edinildiği evde barınamayıp ertesi gün geri dönmeler, akrabalarına verilmeler, evlendirilmeler, atölyelere meslek öğrenmeye gönderilmeler, bazen başka yetimhanelere nakiller, küçük kavgalar küçük mutluluklar geçen dört yılın sonunda ise 4 Aralık 1922’ merkezi yönetim kararıyla yetimhane mevcudu 119 kızın Yunanistan’a gönderilmesiyle hikaye son buluyor. Yüzyıl öncesinden 2.000’in üzerinde belge sayesinde tanık olduğumuz yaşamlar “Yunanistan’a giden Balat yetimleri” son listede maalesef sonrası meçhul birer satıra dönüşüyorlar.

Kızların ayrılmasından önceki akşam verilen yemeğe tüm yetimler, Yetimleri Himaye Heyeti üyeleri, yetimhane çalışanları semt sakinleri katılır. Herkes ağlamaklıdır. Başkan Telemak Kazancıyan hazırladığı konuşmayı üzüntüsünden okuyamayacak Nevdon Melikyan’dan okumasını rica edecektir (1). Yetimleri Himaye Heyeti’nin 10 Aralık’ta yetimhanenin kapatılmış olması dolayısıyla yaptığı olağanüstü son oturumda yetim kızların gidişi nedeniyle, elde kalmış olan bütçenin okul binasının tadilatı için Balat Mütevelli Heyeti’ne teslim edilmesi böylece üç yıldır yetimhane olarak kullanılan tamirata ihtiyaç duyan okul binasının tadilatına katkıda bulunulması, yetimhane işleri ilgili son raporun Ulusal Bakım Yardım Organizasyonu’na sunulması, mevcut yönetim döneminde yapılmış olan nakdi işlemlerin dökümünün hazırlanarak semt sakinlerinin inceleyebilmesi için kilise avlusuna asılması kararları alınır başkan tüm üyelere çalışmaları için teşekkürlerini sunar.

Eyüp Surp Yeğya Kilisesi Vakfı ise 8 Aralık 1922 tarihli mektubunda yetimhanenin kullanımına tahsis etmiş olduğu yemek kazanlarını “artık ihtiyacınız kalmadığını öğrenmiş bulunuyoruz” diyerek geri ister. kazanlar kilisede yerde duruyorlar mıdır acaba?

* yazıda yararlanılan arşiv belgeleri Hrant Dink Vakfı Arşivi (HDVA), Balat Surp Hreşdagabed Kilisesi Khorenyan Okulu Koleksiyonu’na aittir.

(1) Երեքդարեան Պատմութիւն Սուրբ Հրեշտակապետ Եկեղեցւոյ Պալաթու (1627 – 1931)