1854’te Londra’ dünyanın ilk gerçek boyutlu dinozor modelleri halka açıldığında, paleontoloji henüz çok genç bilim dalıydı. Sanatçı doğa tarihi ressamı Benjamin Waterhouse Hawkins tarafından tasarlanan heykeller, soyu tükenmiş canlıların nasıl göründüğüne dair ilk üç boyutlu tasvirlerdi. Eldeki fosiller dönemin bilimsel bilgisiyle şekillendirildikleri için bugün bildiğimiz dinozorlara pek benzemeyen yaratıklar, 19. yüzyıl paleontolojisinin dinozorlara dair bildiklerini yanıldıklarını gözler önüne seriyor.
Tal Amiran’ın kısa belgeseli Back to Life – The Crystal Palace Dinosaurs tarihî modellerin 2016-2017 kışında geçirdiği restorasyon sürecini izliyor. Friends of Crystal Palace Dinosaurs tarafından hazırlatılan filmde konservatörlerin çalışmalarını yakından takip ederken, açık havada 160 yılı aşkın zaman geçirmiş heykellerin çatlakları, aşınmış yüzeyleri onlara yeniden müdahale etmenin güçlükleri anlatının parçası oluyor. Amiran’ın yönetmenliğin yanı sıra görüntü yönetmenliği kurguyu üstlendiği filmin ses tasarımı Rick Blything’e, müzikleri ise Oli Harrison’a.
Crystal Palace dinozorlarını ilginç kılan şeylerden biri bilimsel açıdan bugün “yanlış” olduklarının bilinmesi. Parktaki 30 tarih öncesi canlı heykelinden yalnızca dördü gerçek anlamda dinozor; Hawkins’in Iguanodon Megalosaurus gibi türlere verdiği biçimler sonraki keşiflerle büyük ölçüde geçerliliğini yitirdi. Fakat heykeller, insanların 1850’lerde dinozorları nasıl düşündüğünü gösteriyor. Back to Life böylece restorasyon hikâyesinin yanında, bilginin zamanla değişmesinin izlerini taşıyan garip kıymetli yaratıkların neden korunmaya değer olduğuna bakıyor.