Geçtiğimiz günlerde 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali‘nde En İyi Belgesel Ödülü kazanan Stella 8 Mart filmi hakkında yazmak için masa başına oturduğumda zihnimde mesafeli, soğuk dosdoğru eleştiri yazısı fikri vardı. Ama türlü elim gitmedi birinci çoğul şahsın öznelliği suni kalabalık içinde saklayan, anlamda koruma altına alan ifadeleriyle başlamaya. Formun kusursuzluğunu ikinci plana itmeyi başarmanın, katışık politik sinema diliyle fark yaratan belgesele layık üslubun yolunu açacağına ikna ettim kendimi. Ya en azından yazı içerisinde, filmin izleğine paralel biçimde ben‘den hareketle biz‘e ulaşmam gerektiğini düşündüm.
Kendisi üzerine düşünen filmleri her zaman çok sevmişimdir. Yönetmen Aylin Kuryel anlatı formu olarak belgeselin sınırlarını imkânlarını sorgulayan, ancak özdüşünümsel bakışı ele aldığı konuları gölgelemeyecek biçimde dengede tutan yaklaşım benimsemiş filminde. yaklaşımının en çarpıcı niteliklerinden biri ise seyirciye belgeselinin üzerine düşündüğü bileşenlerini son derece berrak sade biçimde görünür kılması: Zaman, mekân, özne, anlatı teknik. Ki filmin isminde bileşenler saklı. Mevzubahis Stella, hem Yazko Somut dergisi bünyesinde yazdığı yazılarla hem feminist örgütlenme içerisindeki eylemleriyle 80 sonrası feminist hareketin şekillenmesinde kilit oynamış Stella Ovadia’dan başkası değil. Kuryel yazı formunun önceki cümlede görebileceğiniz homojenleştirici sentezleyici yapısının aksine, sinema düzleminde parçalı, dağınık, tamamlanmamış portre sunma imkânına sahip; filminde imkânı sonuna kadar kullanmış.
Belki birileri gün Stella Ovadia’yla ilgili çocukluğundan başlayıp günümüze ulaşan, onun tüm başarılarını, başarısızlıklarını, fikirlerini hayallerini kapsamaya niyetlenecek kronolojik belgesel çekecek ama belgesel, belgesel değil. Büyük çoğunluğu Kuryel’in 8 Mart 2023 günü, sokaklarda 21. Feminist Gece Yürüyüşü hazırlıkları devam ederken gerçekleştirdiği sohbetlerden oluşan Stella 8 Mart‘a Stella’nın canlı, kıvrak yerinde duramayan hafızası Kuryel’in yönlendirmeleriyle sezdirdiği kavramsal, politik toplumsal konular yön veriyor. Kuryel’in bizzat belgesel öznesi olarak yer aldığı film; Yahudilik deneyiminden, sosyalist hareket içerisinde feminizme yönelik önyargılara, Christine Delphy’den 4. Sayfa’ya birçok konu başlığına sahip. başlıkların altının ne kadar dolduğu ise Kuryel Ovadia’nın sohbetinin spontane biçimde evrildiği noktalara, Ovadia’nın polislerle çevrili sokağının ötesinde eyleme çağıran kadınların coşkulu sesine, Ovadia’nın an salonda gördüğü kitabın veya fotoğrafın yaptığı çağrışımlara bağlı olarak değişiklik gösteriyor. konuşmalara paralel olarak Kuryel filmin zamanını 8 Mart’ın dışına taşıyarak görüntüleri Ovadia’ya izlettiği üzerine yorum yaptığı “şerh düzlemi” ekleyerek kurguyu zenginleştiriyor. Dolayısıyla Kuryel, belgesel devam ederken belgeselin formu içeriği üzerine düşünmeye başlıyor sürece Ovadia’yı dâhil ederek müşterek eleştirel analitik düşünce egzersizi ortaya koyuyor. egzersizde Kuryel’in yorumları daha tamamlayıcı nitelikte Ovadia’nın sözleri belki hedeflediği eleştirel verimi elde edemiyor ama düşünsel süreçte girilen çıkmaz sokaklar sürecin parçası filmde görünür kılınmaları belgeselin değerini daha artırıyor.
Nasıl ki Ovadia’nın yaşamı yazınsal üretim politik eylem etrafında şekillendiyse Kuryel’in belgeseli benzer gerilimlerden besleniyor. İçerisi dışarısı, teori pratik, geçmiş şimdi, daha sınırlı düzeyde olsa ikinci dalga post-queer feminizm arasındaki gerilimler filmin anlatısını tetikte canlı tutuyor. Kurgu, filmin toparlayıcı, biçim veren unsuruyken Kuryel ikiliklerin arasındaki dinamikleri kontrol etmek için özel çaba harcamıyor. Zira içinde bulundukları, bulunduğumuz politik iklimin doğası gereği zaten etkileşim çatışma hâlinde olan meseleler bunlar. Akış içerisinde “oluveren” şeyler, belgeselin şüphesiz en çok akılda kalan anlarını oluşturuyor: Gökyüzünün mor rengi, güneş batışına yakın pencereden görünen gökkuşağı, Kuryel’in kamerasının şarjının bitmesi Ovadia beraber sokağa çıktıklarında telefonun kamerasına geçmek zorunda kalması tüm tasarlanan öngörülen düzen karşısında gerçekleşen sonrasında onun parçası hâline gelen tesadüfler… Film bittiğinde Ovadia’dan ona dair öğrenilecek daha çok şey kalıyor belki ama eyleme geçmenin beraberinde getirdiği tüm sürprizler, politik enerji dayanışma hissi, uzun süre boyunca yanımızdan ayrılmıyor.