Ana SayfaTÜRKİYESiyasi partilerden Mekke Anlaşması'na tepki: ‘ ülkenin emekçileri Saray için kan dökmesin’TÜRKİYESiyasi partilerden Mekke Anlaşması’na tepki: ‘ ülkenin emekçileri Saray için kan dökmesin’
Elif Ekin Saltık / EVRENSEL –  ‘Mekke Anlaşması’nın ‘kısa sürede’ Meclise getirileceği açıklandı. Siyasi partilerin temsilcileri, anlaşmanın Suudilere askeri destek kararının ülkeyi emperyalist çıkarlar uğruna bölgesel savaşa çekeceği uyarısında bulundu.
Yemen’in büyük çoğunluğunu kontrol eden Husi yönetimine karşı Suudi destekli güçlerin geniş çaplı saldırı başlattığı 5 Ekim günü Riyad’ olağanüstü toplanan Mekke İttifakı Komitesi, “Suudi Arabistan’a üzerinde uzlaşılan askeri kuvvet kabiliyetlerin sağlanması hızla konuşlandırılması” kararı. Toplantıda yer alan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim’ kararı, “Mekke Anlaşması’na taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman, savunması için yanında olursunuz. Türkiye başka ülke toprağına asker gönderip orada saldırı yapmayacak” sözleriyle savundu. Anlaşmanın kısa sürede TBMM’ye getirileceğini söyleyen Fidan, “Cumhurbaşkanımıza konuda nihai arzımızı yaptık”.
İktidarın, içeriği dahi ılmadan sahada fiili adımlar attığı anlaşmaya birçok siyasi parti ise kapıları kapattı. Siyasi parti temsilcileri, Evrensel’e yaptıkları değerlendirmelerde iktidarın savaş politikalarına Meclis iradesinin yok sayılmasına tepki gösterdi.
“ABD emperyalizmine bastonluk”
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ‘Mekke İttifakı’nın ABD emperyalizminin bölgedeki yeni ım planlarının parçası olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Peşin peşin söyleyeyim ki anlaşmaya Emek Partisi olarak hayır diyeceğiz. Umuyorum ki meseleden rahatsız olan milletvekili çıkar ittifak kararı Meclisten geçmez. Mekke İttifakı, ABD emperyalizminin Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya uzanan hattaki yeniden ımı bölgede İsrail’e karşı olan güçlerin tasfiyesi ezilmesine yönelik boyuta sahip. Böyle şeye evet demek, ABD emperyalizminin bastonu olacak yeni hamleye evet demek anlamına gelecektir. Cumhur İttifakı yöneticileri bunu ‘Abraham Anlaşmalarına alternatif’ olarak pazarlamaya çalışıyorlar. halk kitlelerini aldatmak üzere yürütülen propagandadır. Çünkü Abraham Anlaşmalarına karşı değil, ABD’nin anlaşmadaki öbür ayağı pozisyonunda iş birlikçi mihraktır. İşçiler, emekçiler böylesi sahtekarlığa kanmamalı.”
İktidarın savaştan rant elde etme hesabı yaptığını vurgulayan Bayhan, “ ayağı, Suudi Arabistan’la yakınlaşarak silah asker ticaretiyle para kazanma, savaş rantı elde etme hesabıdır. Anlaşma Meclisten geçmiş gibi çalışmalar sürdürülüyor. durum, Saray rejiminin meclisi kendi kararnameleri için onay mercisi olarak gördüğünün kanıtıdır. Türkiye bugüne kadar Kore Irak dahil, sınır ötesi ittifaklara dair pratiklerinde coğrafyanın halklarına acı çektiren sonuçlardan başkasını elde etmemiştir. Elde edilen tek sonuç, ülkenin gençlerinin başkalarının çıkarları için feda edilmesidir. Emperyalistlerin içerideki sermayedarların çıkarları için kan dökülmüştür. Yeter artık! ülkenin işçileri, emekçileri, emperyalistlerin onların iş birlikçilerinin, sermayedarların çıkarları için, Saray için kan dökmesin” ifadelerini kullandı.
“Filistin halkının geleceğine ihanet”
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ise anlaşmanın her yönüyle Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olduğuna işaret ederek değerlendirmede bulundu:
“Anlaşma her yönüyle riskli, ülkemiz çıkarlarına aykırı anlaşmadır. Detayları Meclis kamuoyuyla ılmamış olan anlaşma, iktidarın aktardığına göre üç ülkenin saldırıya uğraması durumunda ortak savunmayı üstlenmesi esasına dayanıyor. Birinci risk tam bununla ilgilidir: Halihazırda Yemen doğrudan, İran dolaylı harp halinde olan Suudi Arabistan’ın kurulduğu 1947 yılından beri düzenli aralıklarla Hindistan sıcak savaş yaşayan Pakistan’ın savunmasını üstlenmek, gençlerimizi ülkelerin savaşına kurban etmek demektir. Bile bile gençlerimizi, askerimizi ateşe göndermeye evet dememiz düşünülemez. İkinci olarak, anlaşmanın Trump’ın yeni Ortadoğu düzeninde emperyalizme İsrail’in siyonizmine hizmet edecek şekilde, özel olarak İran’a karşı olası yeni savaşta Türkiye’yi ortak etmesi olasıdır ki hükümetin sabah akşam dilinden düşürmediği Filistin halkının geleceğine ihanettir.”
“İttifak anlaşmaları barış zamanında yapılır”
Yeni Parti Dış İlişkiler Koordinatörü İlhan Uzgel ise iktidarın barış yerine savaşın parçası olmayı seçtiğini belirterek şunları kaydetti:
“AK Parti, dış politikamızı milli çıkarlarla belirlemeyi bırakmıştır. Dış politikadaki keyfilikler milletimize çok pahalıya mal olmuştur. Erdoğan, birçok konuda olduğu gibi Suudi Arabistan ilişkilerde tutarsız davranmıştır. 2019’ ‘Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen’i hale kim getirdi’ demiş, Suudileri on binlerce insanın ölümünden sorumlu tutmuştu. Şimdi ise Arabistan Yemen’e harekat planlarken onlarla birlik. Biz bölgesel istikrarı savunuyoruz ama dengeli ilişkiler kurmak askeri ittifak kurmak başkadır. İttifak anlaşmaları savaş zamanında değil, barış zamanında yapılır. ‘Birine yapılan saldırı hepimize yapılır’ hükmü içeren anlaşma yaparsanız, devam eden savaşa taraf olmak anlamına gelir. Mecliste onaylanmayan anlaşma yok hükmündedir. Riyad’ fiili durum yaratarak asker konuşlandırma kararı alındı. AKP hükümeti, Trump’ın Ortadoğu düzeninin parçası olmayı kabul etmiştir. dış politikanın taşeronlaşması sürecidir. Hükümet Türkiye’yi Yemen savaşına sokmaya çalışmaktadır. savaşın bize faydası yoktur, Türkiye yeni maceracılığın içine sokulmamalıdır.”
“Taraf haline getirecek yükümlülük sağlıklı değil”
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Türkiye’nin ara bulucu konumda kalmasını savunduklarını vurguladı:
“Kapalı devre, henüz daha Meclisin onayından geçmemiş anlaşmanın arazide uygulanıyor olması veya belli sözler veriliyor olması bizim sistematiğimiz açısından doğru şey değil. Önce Mecliste onaylanması, sonra ilgili sözlerin verilmesi gerekiyor. İkincisi; biz Türkiye’nin bölgede aktif taraf olmaktan öte, aktif ara bulucu dost ülke olmasını, herkesle eşit şekilde diplomatik ilişkiler geliştirmesini doğru buluyoruz. Türkiye’yi taraf haline getirecek veya çatışmaya müdahil olmak mecburiyetinde bırakacak uluslararası yükümlülüğü sağlıklı bulmuyoruz.”
“Desteklenebilecek yönü yok”
İYİP Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmet Kamil Erozan ise ortada yazılı anlaşma metni olduğuna dahi şüpheyle yaklaştıklarını belirterek, iktidarı şeffaf olmamakla eleştirdi: “Meclise anlaşma getirebileceklerini hiç sanmıyorum. Varsa anlaşmanın metnini, yok tezkere varsa tezkerenin metnini görmemiz lazım. Anlaşmanın içeriği mahiyeti konusunda metin ortaya çıkaramıyor olmaları ciddi soru işaretleri yaratıyor. Görmeden paçaları sıvamak istemiyoruz ama bugünkü haliyle dahi bunun desteklenebilecek yönü yok bizce.”
‘Ortak savunma’ iddiasını eleştiren Erozan, akıbeti meçhul olan anlaşmanın arkasında yatan asıl hedeflere dair sorular yöneltti. Erozan, adımın ekonomik kriz içindeki iktidarın Suudi sermayesine duyduğu ihtiyaçtan, ABD İsrail’in İran politikasına destek vermeye veya Suudi Veliaht Prensi’ni korumaya kadar uzanan farklı ‘gizli ajandalar’ barındırabileceğini söyledi.
“Çatışmaları derinleştirir, yeni bloklar yaratır”
DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Berdan Öztürk ise Ortadoğu’daki gerilime dikkat çekerek, Türkiye’nin askeri çatışma süreçlerine taraf olmasına net şekilde karşı olduklarını ifade etti:
“Ortadoğu coğrafyasında çatışmalar gerilim halihazırda had safhada. Dolayısıyla tür askeri ittifaklar, bölgedeki sorunların çözümüne katkı sunmaktan ziyade mevcut çatışmaları daha derinleştirecektir. Anlaşmanın başka ülkelere açık tutulması yapının genişlemesi, yeni blokların ortaya çıkma riskini beraberinde getiriyor. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta; güvenlik amacıyla atıldığı söylenen adımların, ülkelerde yeni tehdit algıları karşı hamleler yaratacak olmasıdır. Anlaşmanın içeriğini henüz detaylı olarak bilmiyoruz ancak takip edebildiğimiz kadarıyla riskleri barındırdığı ortada. Partimizin konudaki tutumu geçmişten bugüne açık nettir: Biz tür askeri çatışmalı süreçlere taraf olunmasına karşı net duruş sergiliyoruz.”
“Meclis onayı olmadan uygulanamaz”
CHP Dış Politika Kurulu geçtiğimiz geçtiğimiz cuma günü yayımladığı raporda Mekke Anlaşması Yemen’deki çatışmalara dair tutumunu açıkladı. Anlaşma taslağının iki aylık gecikmeyle TBMM’ye getirileceği belirtilen açıklamada, iktidara Anayasa hatırlatması yapıldı. Anayasa’nın 90’ıncı (Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma) 92’nci (Silahlı kuvvet kullanılmasına izin verme) maddelerine dikkat çekilen değerlendirmede, “Ancak Türkiye imzacıların onay süreçlerinin tamamlanmasından sonra uygulanabilir hale getirilebileceği dikkatlerden uzak tutulmamalıdır” uyarısı yapıldı.

habere emoji tepki ver

😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberSeçim anketi: Fon vurgununun ardından AKP’ dikkat çeken düşüş

En Son Haberler

Seçim anketi: Fon vurgununun ardından AKP’ dikkat çeken düşüş78 yıllık model yeniden üretilecek, 1 milyon liraya satılacakAnkara’nın ormanları içme suyu havzaları tehlikede!“Güven aşındıran eylemler” Londra yansıtılmaları 1Yaşlı kiracının sokağa atılışı İspanya’yı nasıl erken seçime götürdü?