Akademik hayatım boyunca birçok konferansa katıldım. Bunlar, akademisyenin yılda en az üç dört kez katıldığı buluşmalardır. vesileyle birbirimizin çalışmalarından haberdar olmak, fikirleri mak tartışmanın içinde kalmayı sürdürmek mümkün. 2009’ Boğos Silahlı Hoca’nın Samandağ’ düzenlediği Samandağ Felsefe Günleri, benim için unutulmaz etkinliklerden biridir. Boğos Hoca aslen Samandağlıydı. Bizi doğup büyüdüğü yere götürmek konferansa ev sahipliği yapmak istemişti. İoanna Kuçuradi’nin kurduğu uzun yıllar başkanlığını yürüttüğü Türkiye Felsefe Kurumu, organizasyonda lise öğretmenlerini, felsefe kulüpleri platformunda aktif olarak çalışan felsefe öğretmenlerini akademisyenleri araya getirmişti. Boğos Hoca, Gülşen Öz, Nuran Direk, Melisa Kara İrem Abacı etkinliğe lise öğretmenleri olarak felsefi katkıda bulunurken programın akademik tarafında Uluğ Nutku, Ferda Keskin gibi isimlerle ben yer alıyordum. Dahası Boğos Hoca, konumuz “Doğa İnsan” olduğu için ziraat tıp fakültelerinden dekanları profesörleri programa dâhil ederek gerçekten disiplinler arası etkinlik düzenlemişti. Türkiye Felsefe Kurumu’nun çatısı altında gerçekleşen sıra dışı felsefi buluşmaydı. Programın afişini İrfan Sayar hazırlamıştı; kendisi,. Zihni Sinir’in yaratıcısı olarak katkıda bulunanlar arasındaydı.
Birlikte düşünme fırsatı
Türkiye Felsefe Kurumu’nun Kuçuradi’nin felsefe olimpiyatları aracılığıyla çocuklar için felsefeye sağladığı kurumsal desteği, Hoca’nın cenaze töreninde yapılan konuşmalarda anılmadığı için burada hatırlatmak gerekir. Boğos Hoca, afişte kendisini “İstanbul Felsefe Kulüpleri Platformu Üyesi” olarak tanıtmıştı. Boğos Hoca’yı, emekli olmadan önce beni davet ettiği kulüp etkinliklerinde tanımıştım. platform çok önemliydi. Çünkü azınlık okullarındaki felsefe öğretmenleri öğrencileriyle kolejlerdeki liselerdeki öğretmenleri öğrencileri araya getiriyor, birlikte düşünme tartışma ortamı yaratıyordu. Bugün ne yazık ki okulların felsefe kulüplerinin platform çatısı altında eskisi gibi araya gelmesine izin verilmiyor. 2009, daha özgür olduğumuz, daha az sınırlandığımız yıldı.
İoanna Kuçuradi’nin Türkiye Felsefe Kurumu’nun çabaları sayesinde ne kadar çok şey başarılmıştı! Ayrı yaşamlar kesişmiş, içine kapalı topluluklar birbirine açılmış, insanlar birbirlerinden öğrendikleriyle Türkiye’yi daha iyi anlamıştı. Samandağ’ı görme fırsatına eriştik. Doğasıyla, kumuyla, deniziyle, havasıyla temas ettik. İnsanlarıyla tanıştık: Oradaki Türk, Arap, Rum Ermeni toplumlarının nasıl birlikte yaşadıklarını gördük. Samandağ’daki Vakıflı köyde misafir edildik. Yemeklerini yedik, kiliselerini gezdik, mutfaklarını tanıdık. Unutamayacağımız konukseverlik deneyimi yaşadık. Boğos Hoca’nın günlerde bütün yorgunluğuna rağmen çok mutlu olduğunu hatırlıyorum.
Biri Rum, biri Ermeni
yazı hem Boğos Hoca’yla hem İoanna Kuçuradi’yle ilgili. Biri Ermeni, diğeri Rum’du. Ancak felsefi kimlikleri etnik kimliklerinin önünde gelen iki insan, saygınlıklarıyla yarattıkları sevgiyle kendi toplumlarının sınırlarını aşmış, Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen aydınlara yol gösteren birleştirici liderlik sergilemişlerdi. Azize Tekla Kilisesi’nin bahçesinde yemek yediğimiz fotoğrafa baktım. Kilisenin içini gezerken kalabalık yavaş yavaş dışarı çıkmış, içeride misafir olarak İoanna Hoca ben kalmıştık. köşede sessizce kutsal mekânın havasını solurken orta yaşını geçmiş Ermeni adam, Hoca’nın topluluğumuzdaki yerini önemini fark etmiş olacak ki onun kim olduğunu sordu. Kuçuradi’nin ulusal uluslararası kurumsal görevlerinden söz ederek İoanna Hoca’yı kendisine anlatmaya çalıştım. Adam başını şaşkınlıkla salladı “Adı Ioanna Kuçuradi olan biri Türkiye’ mevkilere nasıl gelebildi?” diye kendi kendine sordu. Bana yöneltilmiş sorudan çok, kendisine sorulmuş soru gibiydi. Ancak soru uzun yıllar aklımdan çıkmadı. Hâlâ çıkmıyor.
Yumuşak sert
Bazı insanlarda sihirli aura vardır. Kuçuradi’nin ardından çok şey söylendi. Ancak yumuşaklığı sertliği araya getiren karakteri yeterince vurgulanmadı. Herkese saygılı davranırdı; buna karşılık doğru bildiklerinden taviz vermezdi. İnsanlara kendilerini insan gibi hissedebilecekleri alanlar açmak için sayısız formaliteyle bürokratik engelle titizlikle uğraşmaktan yorulmazdı. Bütün ayrıntıları dikkatle kontrol etmesi hataları mümkün olduğunca azaltmak için gösterdiği çaba, yakınları tarafından çok iyi bilinir. Değerlerinin bilgisiyle yaşayan, kendi değerlendirmesini yaptıktan sonra doğru bulduğu yoldan sapmayan, maddi hiçbir ödülün ya çıkarın yolundan döndüremeyeceği insanın; eğriliğin, yalanın, şiddetin insana saygısızlığın hüküm sürdüğü dünyada saygı uyandırması kaçınılmazdı. İoanna Kuçuradi hayatını tamamladıktan düşüncesi bize miras kaldıktan sonra bunu daha net görebiliyoruz.