Jessica Lind’in ikinci romanı Küçük Canavarlar, ebeveynlik deneyimini güven, korku şüphe üzerinden ele alıyor. Sel Yayıncılık etiketi Anıl Alacaoğlu çevirisiyle Türkçede.

Ne hakkında? Hikâye ne?

Pia Jakob, yedi yaşındaki oğulları Luca’yla birlikte sıradan, mutlu sayılabilecek aile hayatı sürmektedir. Ta ki gün okuldan çağrılana kadar. sınıf arkadaşı kız çocuğuna yönelik son derece rahatsız edici davranışla suçlanmaktadır. Jakob oğlunun böyle şey yapmış olabileceğine inanmazken Pia’nın içine şüphe düşer. Yaşanan olay Pia’nın kendi çocukluğuna, ailesine geçmişinde bıraktığını sandığı travmalara uzanacaktır.

Zaman dilimi mekân

Günümüz Avusturya’sı. Hikâye, Pia’nın ailesiyle sürdürdüğü gündelik hayat çocukluğuna uzanan hatıraları arasında ilerliyor. 

Okumadan önce bilmemiz gerekenler

1988 doğumlu Avusturyalı yazar senarist Jessica Lind’in ikinci romanı. Özgün adı Kleine Monster olan kitap 2024’te yayımlandı Avusturya Kitap Ödülü’ne aday gösterildi. 

Viyana Film Akademisi’nde senaryo yazarlığı eğitimi alan Jessica Lind, yönetmen Magdalena Lauritsch Rubikon adlı bilim kurgu filminin senaryosunu yazdı. Jessica Hausner’ın 2019’ Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yapan Little Joe filminin dramaturjisini üstlendi. 2015 yılında Mama adlı öyküsüyle Berlin’ düzenlenen 23. Open Mike yarışmasını kazandı. öykü, aynı adı taşıyan ilk romanının temelini oluşturdu roman 2021’in Almanca yazılan en iyi ilk romanı seçildi.

Kitaba dair en çok neyi sevdin?

Romanın psikolojik gerilim olarak başlayıp giderek aile hikâyesine, oradan geçmişe hafızaya bakma anlatısına dönüşmesini çok sevdim. Başlangıçta Luca’nın gerçekten ne yaptığını öğrenmeye çalışırken noktadan sonra sorunun tek başına kadar önemli olmadığını fark ediyoruz. 

gerilimin dozunu sonuna kadar korumasını çok sevdim. Roman ilerledikçe gizem çözülmek yerine biçim değiştiriyor. Başlangıçta çocuktan şüphelenirken sonunda hafızadan, aileden, hatta insanın kendi yargılarından şüphelenmeye başlıyoruz.

En az neyi sevdin?

Finalde daha büyük yumruk bekledim. Lind roman boyunca gerilimi öyle iyi biriktiriyor, okuru öyle güçlü beklentiye sokuyor ki sonunda daha sarsıcı karşılık aradım. Hikâyenin vardığı noktayı yanlış bulduğumdan değil; yalnızca âna kadar kurulan gerilimin biraz daha etkileyici finali hak ettiğini düşündüm.

Yazıma dair neler söyleyebilirsin?

Jessica Lind’in dili oldukça sade ama atmosfer yaratma becerisi çok güçlü. Özellikle gündelik hayatın sıradan ayrıntılarını yavaş yavaş tehditkâr hâle getirmesini sevdim. Başlangıçta olağan görünen davranış, Pia’nın şüpheleri büyüdükçe bambaşka anlam kazanabiliyor.

Romanın başka başarısı bilgiyi kullanma biçimi. Lind okurdan bazı şeyleri saklıyor ama bunu yalnızca sürpriz yaratmak için yapmıyor. Pia’nın geçmişi hatırlama bugünü yorumlama biçimini eksik bilgiler üzerinden kuruyor. Böylece anlatının kendisi karakterin zihinsel durumunun parçasına dönüşüyor.

Kısa sürede sürüklenerek okudun? Yoksa biraz sürünerek ?

Kesinlikle sürüklenerek. Zaten kısa roman ama asıl başarısı sürekli merak ettirmesi. Üstelik merak ettiğiniz şey roman boyunca değişiyor. Başta ne olduğunu öğrenmek isterken sonlara doğru karakterlerin neden böyle davrandığını anlamaya çalışıyorsunuz.

Çok etkilendiğin / dönüp tekrar okuduğun bölüm(ler) oldu ?

Pia’nın geçmişine döndüğümüz bölümleri özellikle sevdim. Başlangıçta ana hikâyeden uzaklaşıyormuşuz gibi görünen bölümler giderek romanın merkezine yerleşiyor hikâyenin bütününü başka türlü okumamızı sağlıyor.

Kitap modunu nasıl etkiledi?

En çok meraklandırdı sonra düşündürdü. 

Roman boyunca şeylerin ortaya çıkmasını beklerken sonunda kendi şüphelerimden şüphelenmeye başladım. Lind’in becerisi burada saklı: Okuru yalnızca karakterlerin değil; kendi yargılarının güvenilirliğini sorgulamaya zorluyor.

Kitabın ismi hakkında ne düşünüyorsun?

Çok. Başlangıçta “küçük canavarın” kim olduğunu bildiğimizi düşünüyoruz ama roman ilerledikçe tanımın kime, hatta neye karşılık geldiği değişiyor. Çocukların içindeki kötülük mü, yetişkinlerin korkuları yoksa geçmişten bugüne taşıdığımız şeyler ? Başlığın bütün ihtimallere açık olmasını sevdim.

kitabı seven…

Lionel Shriver’ın Kevin Hakkında Konuşmalıyız  Doris Lessing’in Beşinci Çocuk romanlarını sevenlerin Küçük Canavarlar’ı seveceğini düşünüyorum. Her üç romanda annelik, aile içindeki korkular çocukların masumiyetine duyulan güven sorgulanıyor. 

romanı sevenlere -bence yılın albümü olan- Boards of Canada’nın Inferno albümünü öneririm. Albümün tekinsiz, zaman zaman neredeyse huzur verici ama her an karanlık yere sapabilecek atmosferi, romanın geçmişle bugün arasında gidip gelen huzursuzluğuna çok yakışıyor. Sanki unutulduğu sanılan şey, yıllar sonra yeniden yüzeye çıkıyormuş.

Yazara soru soracak olsan soru ne olurdu?

En çok neden korkuyorsunuz?