Türk Hükümeti'nin geçen hafta Avrupa başkentini ziyaret eden üç mücahit bakanının, "Terörsüz Türkiye" adı altında yürütülen sürece rağmen, Belçika'yı başta PKK olmak üzere Türkiye kökenli örgütlerin yurt dışındaki varlığına son verici önlemler almamakla suçlamasının ardından, Brüksel' Kürt Ulusu'nun haklı mücadelesini belgeleyen önemli eserin tanıtımı yapıldı.*
Yıllarca Belçika'daki Med TV Roj TV dahil Kürt medyasına önemli katkılarda bulunduğu gibi, Türkiye, Irak Suriye'deki Kürt direnişi üzerine röportajlar yapmış, nedenle Türkiye'ye girişi yasaklanmış olan gazeteci Chris Den Hond antropolog Mehmet Ali Doğan'ın Paroles Kurdes (Kürtler Konuşuyor) adlı eserde, Hamit Bozarslan'ın sunuş yazısıyla birlikte 22 tanıklık yer alıyor:
Hozane Ehmed, Doğan Özgüden, Helin Gül, Ragıp Zarakolu, Doğan Amed, Fidan Yıldırım, Rıza Altun, Mehmet Ali Doğan, Nuray Şen, Akın Birdal, Eren Keskin, Remzi Kartal, Ferda Çetin, Gültan Kışanak, Feleknas Uca, Berivan Aslan, Derwich Ferho, Cüneyt Yılmaz, Tuncay Doğan, Seydi Firat, Can Dündar.
Mezopotamya Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıda Chris Den Hond'un sunuş konuşmasından kitapta tanıklıkları yer alan Rojava'nın Belçika'daki temsilcisi Hozane Ehmed Brüksel Kürt Enstitüsü Başkanı Derwich Ferho'nun açıklamalarından sonra yaptığım konuşmanın tam metnini ıyorum:
Değerli dostlar,
Öncelikle, Kürt ulusunun özgürlüğü için mücadelede yer almış beş Türk'ün tanıklıklarına yer verdikleri için kitabın yazarları Chris Mehmet Ali'ye teşekkür etmek istiyorum.
Elbette, sadece biz değil, Türkiye'den olduğu gibi Ermeni, Asuri, Yunan, Yahudi Türk diasporalarından birçok önde gelen isim Kürt davasını savunmak için çok ağır bedeller ödemiş bulunuyor.
Makedonya kökenli ailenin çocuğu olarak doğdum. Kürtlerle ilk karşılaşmam, İkinci Dünya Savaşı sırasında, yedi veya sekiz yaşındayken olmuştu. Demiryolcu babamın görev yaptığı Kayseri'nin küçük tren istasyonu yakınındaki mühimmat deposunu korumakla görevli askerler arasında Kürtler vardı. Kürdistan'daki köylerinde gidecek ilkokul olmadığından Türkçe okuma yazma bilmiyorlardı. Türkçe alfabeyi sökmelerinde onlara yardımcı olmuştum.
Gençliğimin ilk yıllarında, babam Ankara' görevliyken, Diyarbakır'dan gelmiş büyük Kürt ailesiyle komşuyduk. Onların yaşıtım olan çocuklarından Diyarbakır' Kürt halkına uygulanan jandarma zulmü hakkında çok şey öğrenmiştim.
Üniversite yıllarımda gazetecilik yaşamımda çok Kürt arkadaşım. Kürt halkının haklarını savunmaya aktif katılımım, 1962 yılında Türkiye'nin ilk yasal sosyalist partisi olan Türkiye İşçi Partisi'nin İzmir'deki yöneticilerinden biri olduğumda başladı.
Kürt üyelerinin militanca çalışmaları sayesinde partimiz, 1964 yılında yapılan seçimde İzmir'in işçi mahallesi Gültepe' Türkiye'nin ilk sosyalist belediye başkanını seçmeyi başardı.
İstanbul'daki parti genel merkezinde 1963 yılında sorumluluk üstlendiğimde, Enver Aytekin, Selahattin Hilav, Musa Anter Sait Kırmızıtoprak gibi birçok önde gelen Kürt şahsiyetini tanımam mümkün. Dahası, Türkiye İşçi Partisi'nin dönemdeki gençlik kollarının genel başkanı Kürt arkadaşım Ali Yaşar'dı.
Aynı yıl partimiz Kürt illerinde örgütlenmeye başlamıştı. Reşit Güçkıran, Galip Ataç, Tarık Ziya Ekinci, Canip Yıldırım, Naci Kutlay, Hasan Akkuş, Edip Karahan, Mehmet Ali Aslan, Tahsin Ekinci Kemal Burkay gibi Kürt önderler sayesinde Kürt halkının sorunları istemleri Türkiye'nin siyasi gündemine girmeye başladı.
1964'ten 1966'ya kadar, ülkenin en eski günlük gazetesi Akşam'ın genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştim.… İnci Tuğsavul tüm yazı işleri kadromuzla birlikte, gazeteyi Türkiye İşçi Partisi'nin Kürt halkının taleplerinin savunucusu haline getirdik.
1965 seçimlerinden sonra 15 milletvekiliyle Meclis'e giren Türkiye İşçi Partisi, sosyalist anti-emperyalist mücadeleyi parlamento gündemine taşırken, Kürt milletvekillerimiz Tarık Ziya Ekinci, Adil Kurtel Ali Karcı Kürt halkının eleştirilerini istemlerini Meclis kürsüsünden dile getiriyorlardı.
Kapitalistlerin Demirel hükümetinin baskıları sonucunda Akşam gazetesindeki sol ekibimizin tasfiye edilmesinin ardından, Kürt yazar Yaşar Kemal sosyalist yazarların katkılarıyla 1967 yılında sosyalist dergi Ant'ı yayınlamaya başladık. Ant Kürt taleplerinin savunulduğu sayılı platformlardan biri.
TİP'in Kürt illerinde başlattığı siyasi uyanış, 1967' Silvan, Diyarbakır, Siverek, Batman, Dersim, Ağrı Erzurum' düzenlenen "Doğu Mitingleri" ivme kazanırken biz Ant'ta Tarık Ziya Ekinci'nin "Doğu Kalkınması Edebiyatı'nın İçyüzü" mükemmel makalesini yayınladık.
1968' birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Türkiye' büyük gençlik direnişi başladığında tarihi direnişin başını çeken, Deniz Gezmiş arkadaşlarının yanı sıra, genç Kürt vardı: Kemal Bingöllü…
1969' süregelen "Doğu Mitingleri", Kürdistan' Ankara' İstanbul' Doğu Devrimci Kültür Merkezlerinin (DDKO) kurulmasıyla sonuçlandı. Kürt siyasi tarihinde önemli dönüm noktasıydı. İstanbul'daki DDKO'nun örgütlenmesi, büyük ölçüde, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Diyarbakır hapishanesinde işkenceyle katledilen Kürt dostumuz Necmettin Büyükkaya'nın eseriydi.
Türkiye İşçi Partisi 1970'teki 4. büyük kongresinde Kürt halkının hak talepleri üzerine önemli karar tasarısını onaylamıştı. Ancak 12 Mart 1971 darbesinden sonra, cuntacıların dayatmasıyla partinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının nedeni olacaktı.
12 Mart darbesinin öncesinde Kürt halkının taleplerini yansıtan birçok yazı belge yayınlamıştık. Ant dergisinin yöneticileri yazarları aleyhine açılan davaların çoğu, Kürt istemlerini dile getiren ya çağrıştıran her türlü yayını suç sayan Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesini ihlal iddiasıyla açılmıştı.
Örneğin, İsmail Beşikçi'nin Doğu Anadolu'nun geri kalmışlığının nedenlerini açıklayan makalesini yayınladığımız için ikimiz 12 Mart darbesinden sonra Diyarbakır' sıkıyönetim mahkemesinde yargılanacaktık.
Ocak ayında İsveç'te kaybettiğimiz dostumuz Mehmet Emin Bozarslan'ın yazıları çevirileri hakkında İstanbul' birçok dava açıldı. 1967'deki ilk duruşmasında Kürt alfabesi yazmış olduğu için yargılandı. Sonraki yıllarda Bozarslan'ın yazdığı veya çevirdiği "Hilafet İslamcılık Sorunu", "Filistin Orta Doğu' Halk Savaşı", "Sosyal Devrimler Milli Savaşlar" "Şerefname - Kürt Tarihi" adlı kitaplardan dolayı çeşitli davalar açıldı.
12 Mart darbesinden önce, jandarma komando birliklerinin Diyarbakır, Mardin Siirt illerinde Kürt halkına karşı başlattığı korkunç operasyonun ayrıntılarını Nisan 1970 tarihli Ant'ta " Utanç Raporu" başlığı altında yayınladık.
1971 darbesinden sonra, yüzlerce yıl hapis cezası tehdidi altında, İnci birlikte ülkeyi illlegal olarak terk etmek zorunda kaldık. Kürt ulusunun haklarını savunma mücadelemiz sürgünde önce Demokratik Direniş örgütü içinde, son 52 yıldır ise İnfo-Türk devam.
Sürgünümüzün başından beri Avrupa'daki tüm Kürt girişimleriyle yakın ilişki güçbirliği içinde olduk. 1970'lerin başlarında, Kemal Burkay tarafından yayınlanan Ronahi dergisiyle temas halindeydik. Daha sonra, Almanya merkezli Kürdistan Sosyalist Partisi'ne bağlı Kürt örgütleri KOM-KAR KKDK dayanışma içinde olduk.
Kürt diasporasının Avrupa'daki kitlesel varlığını ön plana çıkaran ilk büyük olay, 9 Aralık 1979' Brüksel' Amerikan Sovyet füzelerine karşı düzenlenen gösteriydi. Almanya'dan gelen KOM-KAR üyeleri yürüyüşe geleneksel giysileriyle katılmış davulları, Avrupa Birliği NATO'nun merkezinde tüm yürüyüş güzergahında yankılanmıştı.
Brüksel'deki PKK ilk temasımız ise 1986 yılında Kürt avukat Hüseyin Yıldırım meslektaşları tarafından Abdullah Öcalan'ın mesajıyla kurulmuştu.
1990'larda, sürgündeki Kürt milletvekilleri Yaşar Kaya, Remzi Kartal, Zübeyir Aydar, Nizamettin Toğuç, Ali Yiğit Mahmut Kılınç'ın Belçika' Kürt Sürgün Parlamentosu'nu Kürdistan Ulusal Kongresi'ni kurmasının yanı sıra, Kürt televizyon kanalları Med TV Roj TV'nin yayına başlaması Kürt ulusunun hakları için verilen mücadeleyi yeni uluslararası boyuta taşımıştı.
vesileyle, Belçika'daki Kürt televizyon yayınlarına yaptıkları değerli katkılarından dolayı dostlarım Chris Mehmet Ali'yi kutluyorum.
Asla unutmayacağım. 1 Eylül 1998 Dünya Barış Günü'nden tam üç gün önceydi. Dostum Günay Arslan beni arayarak Öcalan'ın 28 Ağustos'ta canlı yayında barış için önemli çağrı yapacağını duyurmuştu.
Açılış konuşmasında Öcalan, silahlı çatışmanın her iki taraf için kalıcı çözüm sağlayamayacağını vurgulayarak Türk devletiyle her türlü barışçıl çözüm için müzakereye ateşkes imzalamaya hazır olduğunu açıklamıştı.
Ancak sırada, Türkiye Cumhuriyeti'nin 75. yıldönümü kutlamaları aşırı milliyetçi gösterilere dönüşmüş, bayrağın, milli marşın, onuncu yıl marşının Atatürkçülüğün yüceltilmesi histeri haline gelmişti.
nedenle programda Öcalan'a sormuştum: " ortamda, Türk devletinin Kürt ulusal hareketiyle siyasi çözüme ulaşması beklenebilir ?" Öcalan yanıtında 75. yıldönümünü kutlayan cumhuriyetin kendi varlığı için Kürt sorununa çözüm bulması gerektiğini vurgulamıştı.
Ne var ki, 1 Eylül Uluslararası Barış Günü'nde Milli Güvenlik Kurulu PKK konusunda Suriye'ye baskı yapma kararı alacak, Kara Kuvvetleri Komutanı General Attila Ateş'in Suriye sınırındaki, Cumhurbaşkanı Demirel'in Parlamento'nun açılışındaki tehdit dolu konuşmalarından sonra Öcalan Suriye'den ayrılmak zorunda kalacaktı.
Sürgündeki deneyimimize geri dönüyorum.
Belçika' Brüksel Kürt Enstitüsü, Belçika Demokratik Ermeniler Birliği, Belçika Asuri Enstitüsü, Avrupa-Ermeni Adalet Demokrasi Federasyonu, Brüksel Halkevi Belçika Kürt Toplulukları Demokratik Konseyi (NAV-BEL) aynı mücadeleyi maktan onur duyuyoruz. Avrupa başkentinde Kürt ulusunun sesini yükselten örgütlerle her daim dayanışma içindeyiz.
akşam aramızda bulunan Derwich'in başkanlığındaki Brüksel Kürt Enstitüsü'nden bahsetmeliyim. Brüksel Kürt Enstitüsü, 1970'lerde, Tekoşer adıyla örgütlenmeye başlamıştı. 1980' faşist darbesinden sonra, 14 Şubat 1981' Brüksel' cuntaya karşı düzenlediğimiz kitlesel gösteride Tekoşer, mesajı folklor grubu aracılığıyla Kürt halkının sesini Avrupa kamuoyuna duyurmuştu.
17 Kasım 1998'in korkunç gecesini asla unutmuyorum. Brüksel'in Saint-Josse semtinde bulunan Kürt Enstitüsü'nün binası, Türkeş Bahçeli'nin lideri olduğu ırkçı partinin bayrak flamalarını taşıyan faşistler sürüsünün saldırısına uğrayarak ateşe verilmişti.
Kürdistan Ulusal Kongresi'ndeki arkadaşlarımla ilgili olarak acı anılarım var…
16 yıl önce, Türk devletinin ısrarlı talepleri üzerine, Belçika savcılığı, sürgündeki Kürt milletvekilleri Remzi Kartal Zübeyir Aydar dahil olmak üzere 36 Kürt şahsiyet hakkında "terör örgütüne üye oldukları" suçlamasıyla dava açmıştı. Duruşmalar sürerken Kartal Aydar, haklarında çıkarılan kırmızı bültenler nedeniyle, ziyaret ettikleri Avrupa ülkelerinde tutuklandılar, haftalarca gözaltında kaldılar.
Ancak Belçika mahkemeleri, PKK'nın silahlı faaliyetlerinin "Türkiye içindeki iç çatışmadan" kaynaklandığına karar vererek savcılığın suçlamalarını asılsız buldu 36 Kürt arkadaşımızı beraat ettirdi.
Onların kurmuş olduğu Kürdistan Ulusal Kongresi'nin Birleşmiş Milletler' Kürt ulusunun temsili için verdikleri mücadeleyi memnuniyetle izliyor destekliyorum.
Ne var ki, Türkiye' büyük umut bağlanan "Terörsüz Türkiye" sürecine rağmen, Türk Hükümeti'nin üç mücahit bakanı, geçen hafta Brüksel'e geldiklerinde, PKK başta olmak üzere Türkiye kökenli muhalif örgütlerin Avrupa başkentindeki varlığına son vermek için gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle Belçika'yı suçladılar.
Tüm bunlara rağmen, Kürt ulusunun Türkiye demokratik güçlerinin tarihi direnişinin, Erdoğan-Bahçeli liderliğindeki islamcı-ırkçı iktidarının manipüle ettiği "Terörsüz Türkiye" sürecinin tuzaklarına düşmeden zaferle sonuçlanması dileğimizdir.
Umarım ki, yaşamımızın son döneminde, tüm tuzaklara ihanetlere rağmen, ülkemizin tüm halkları arasında kardeşliğin, eşitliğin dayanışmanın zafere ulaştığına gün şahit oluruz.
Sözlerime, kitap aracılığıyla hepimizin tığı hayalin gerçekleşmesine yaptıkları katkıdan dolayı Chris Mehmet Ali'yi tebrik ederek son veriyorum.
*Mehmet Ali Doğan - Chris Den Hond, Paroles des Kurdes (Une histoire du mouvement kurde, Editions du Croquant - France. İsteme adresi: chris den hond <[email protected]>