“Dzo babat egav!” (Lan baban geldi), diye bağırdı öğrencilerden. panikle, bi refleks yeni yaktığım sigarayı fırlatıp kaçacak delik aramaya başladım. Boşa çırpındığımı anlamam çok sürmedi. perde. Sahnede, tüm okulun gözleri önündeydim. Panik halimle gülünç duruma düşmüştüm. Öğretmenler dahil herkes gülmekten kırılıyordu. Arkamı döndüm. Kim eşek şakasını yapan diye aranırken gözlerim Dikran'ı seçti. Okulda olur olmaz haylazlıklarıyla nam salmış biriydi. Serseri Diko'ydu lakabı. Yaptığıyla gurur duyar halde gözlerime bakarak sırıtıyordu. Sanki madalya takılacak!

Yepremian Okulu'nda ikinci yılımdı, üçüncü sınıftaydım. Baronyan'dan eser sahneleyecektik. Ben ana karakterdim, eve sarhoş gelen, aynanın önünde dikilip yaşlılığıyla yüzleşen, sonra sigara yakan durduğu yerde monologlar eşliğinde kendi haline acıyan Ermeni beyefendi. Çok çalışmıştık. Vakti geldiğine, okulun “sanat kültür” saatinde (her cumartesi, eve gitmeden önceki öğle arası) oyunu sergileyecektik.

Sigarayı yakmamla uyarı almam Babamın beni halde yakaladığını dü ̈nün, sesini hayal. İşin komik yanı, babam sırada Kamışlı'daydı. Sık sık giderdi zaten. Ama gençtim daha mantıklı dü ̈nmek, panik yönetimi gibi karamlara yabancıydı beynim. panikle sigarayı sahne arkasına attım işte ben. Hemen sonra bunun şaka olduğunu anlayınca, utana sıkıla gülenlere katıldım. “Şimdi elime düştün Diko ağa” diye geçirdim içimden. İntikam alacaktım. Tabii önce, gösteri devam etmeliydi! Oyundan yana içim rahattı. Çok emek dökmüştük. Hakkını verdik doğrusu.

Sigara ilgili çok anım var böyle. İlk sigaramı beş yaşında içtim. Asi kuzenim Dzovig, annemin çantasından sigara çalalım dedi gün. Sigarayı aldığımız gibi kimseler görmeden tuvalete girdik. Yasak oyundu bizim. Gergin gergin sigaradan hızlı nefesler çekiyorduk. Sigarayı tık ama kadar hızlı içtik ki midem altüst. Kusacak gibiydim, başıma ağrılar girmişti. Vücut ısımın yükseldiğini hissediyordum. Dzovig benden halliceydi. Berbat gelmişti zaman. Sigaranın tadından nefret etmiştim. gün yakalanmadık ama daha asla sigara içmemeye karar vermiştim.

Gelin görün ki kırk yılı aşkın süredir sigara içiyorum! Doğrusu hala zevkle içiyorum ama keşke hiç başlamasaydım dediğim oluyor tabii. Ya keşke uzun zaman önce bırakacak kadar güçlü olsaydım diyorum. Çok kez denedim ama istikrarı gösteremedim. İlk kez sigara içmekten zevk aldığımda ise 14 yaşındaydım. çatıdaydık. Orada olanlardan sorumlu tutulacak biri varsa, arkadaşlarım Vicken, Vahe, Şahe Onnig olmalıdır. Akran baskısından bahsedelim! İyi arkadaştık aynı topluluk kulü ̈nün üyeleri olarak, gece mahallemizde Ermeni adayların seçim afişlerini asıyorduk. Birkaç saat sonra, arkadaşlarım sigara molası vermek için çatıya çıkmaya karar verdiler. Ben sigara içmiyordum henüz. Aralarındaki tek sigara içmeyen olarak dalga geçilmesine alışmıştım. Ama gel gelelim gece, özellikle yüklendiler. Sigara içtiklerinde hep ayrı oturduğum için oyun bozan ilan edildim. Grubu bozuyormuşum, iyi arkdaş değilmişim.

Konuştukça konuştular ama direnmeyi bırakmadım. En son içlerinden biri bana korkak deyip damarıma basana kadar istikrarım bozmadım. lafla pes ettim. Vicken'den dal istedim. Tezahüratlar eşliğinde sigarayı yaktı, bana uzattı. İlk nefesi çektim. Unutulmaz andı! “Kent”ti markası. Tadı çok hoşuma gitmişti.

Çevremde sigara içenleri aklıma getirdim. Film sahneleri, babam. Onları taklit etmeye çalıştım. Dumanı ciğerlerime, sonra bulun deliklerimden dışarı yol. Zordu. Ama kesik kesik öksürük krizlerinin dışında her şey iyi gidiyordu, tadını sevmiştim. süre sonra toy ciğerlerime dolan duman başımı döndürmeye başladı. Sarhoş etmişti. Yine Dzovig'leyken olduğu gibi midem bulanmamıştı. İşte kadar! geceden sonra aylarca, içtiğim her sigara bende sarhoşluk hissi yarattı. Başımı döndürdü. yavaş avaş bağımlı hale geldim. Her ne olursa olsun, keşke gece kararlı duruşumu sürdürseymişim diyorum!