Geçen hafta park sorunumuz vardı. Kendimize ait olmayan park yeri için rezalet çıkarmaya hakkımız. Tapumuzun dışında kalan alan bize ait değil, kabul etmeyi başarmalıyız. Müsait yere park ettiysek burası bizim evimizin önüyse, arabamızı oradan çekince içine beton döküp üstüne demir diktiğimiz iki tenekeyi kimse park etmesin diye arabamızın yerine koyup gidiyoruz! Sinir bozukluğundan buna gülünür bence.
‘Ben gidiyorum, burası tapusuz olmasına rağmen buraya park etmeyin, her an gelebilirim, sıkıyorsa park edin bakalım’ demek gibi durum bence. Park sadece arabası olanlar için sorun değil, oyun parkı olmayan çocuklar. Sizin imal ettiğiniz, kimse park yapmasın diye uğraşıp didinip yerinize siz yokken bile sahip çıkacak dubalar var ya, el emeği göz nuru olan dubalar. Biri üstüne düşse resmen cinayet silahı bile olabilir! Ama yaratıcı çocuklarımız bunları kale direği olarak kullanıyorlar.
class='medyanet-inline-adv'>Geçen haftaki olaydan sonra eve girince “Bak çocuğum, olanları örnek al ama yapmaman gereken şeyler sınıfında kalsın” deyip tatsız konuyu kapatmıştım. halk şekilde kavgaya tutuşmuşken, hatta kavgasını kendi orada değilken bile sürdürürken, kendine ait olmayan yerler için can siperane şekilde mücadele ederken, bizim olan hakları tartışmaya gelince neden herkes pencereyi kapatıyor içeri giriyor?
Haberlerimizi Google’ Takip EdinEn güncel haberlere son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’ tercih edilenolarak ekleyin
Ertesi sabah saat 7.50. ( olayla karşılaşınca polis gibi saat tarih notu alıyorum artık). yaşlı ses pencereyi açıp arabasına binen komşumuza şöyle dedi: “Evladım, arabanı buraya koyma Oğlum gelecek. Gece geç geliyor, arabaya yer bulamıyor.” süre pencereye baktığını tahmin ettiğim genç, sanırım içinden kendisiyle konuşup “Sabah hiç bulaşmayayım” deyip “Olur teyze” dedi arabasına bindi, gitti. Burası ara sokak. merkezlerde neler oluyor acaba?
Herkes az çok biliyor; trafik şubesi var her şehirde. ne iş yapıyor? Yani iş tanımına göre sadece hareket halindeki arabaları düzenliyor ya kim hangi arabaya sahip çetelesini tutuyor? Kim vergisini ödüyor, sigortasını yaptırıyor ya yaptırmıyor. Bunlarla uğraşıyor? Bence çok işleri vardır, başlarını bile kaşıyamıyorlardır ama hep trafik var, sorun türlü çözülmüyor. Bütün arabaları kaldırıma park etsek acaba, belki yollar açılır! Yayalar ne olacak? Aman canım, yayalar gider şekilde yerden. Sonuçta arabası olan, giderken park yaparken öncelikli.
class='medyanet-inline-adv'>‘Kim yapacak işi?’
Yanlış yere park ederseniz cezası var trafik kurallarına. Üstelik her sene zam yapıyorlar. Ama unuttukları şey var; cezayı kesmiyorlar. Ancak devlet dairesinin önünde durursanız ya hastanızı hastane önünde indirmek isterseniz zaman çekici dibinizde biter. arka sokakta ne yaparsanız yapın, belediyenin trafiğin umurunda olmazsınız.
Peki, uyulmayan yasalara kim sahip çıkacak? Zam yapılan cezaları kim kesecek, ben ? Kusura bakmayın, ben görmüyorum. Çarptığım arabalara ceza kesme yetkim. Sadece şikâyet ediyorum plakayı telefonuma okutup. Siz görmezlikten gelirseniz kim yapacak işi? Trafik polisi ? Yok artık, onların çok işi. Yapmayın Allah’ınızı severseniz, biraz yardım edin lütfen. Yoksa hiçbir yere gidemeyeceğiz hep birlikte.