Primavera Sound’un 2026 Barcelona edisyonu, 3-7 Haziran tarihleri arasında uçsuz bucaksız Parc del Fòrum şehrin çeşitli konser salonlarına yayılan geniş programıyla gerçekleşti. Favoriler, ıskalananlar, olanlar olamayanlarıyla; festivali Bant. adına yerinde takip eden Undomondo‘nun (Mehmet.) notlarına buyrunuz.
Fotoğraf: Clara OrozcoPrimavera ilk tanışmam yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılı olmalı. Üç sene üst üste gittikten sonra ben neden her sene Barcelona’ya geliyorum diyerek uzun ara vermiştim. 2018’ Amerikalıların ortaklığıyla daha pop yere savrulan festivale tekrar gelişim 2022’ pandemiden sonraki efsane geri dönüş. Maalesef güzel festival her sene benim için daha pop hâle gelse Barcelona’ya taşınmış olmanın kolaylığı tüm dünyada festivallerin poplaşması nedeniyle her sene katılmaya devam ettim.
festivale gitmeden önce kendi adıma en heyecanlı olduğum program perşembe günündeydi, 2010’ların VICE, ATP Pitchfork desteğiyle derlenen daha maceracı, daha az mainstream pop sanatçı içeren Primaveralarını anımsatan gün olduğu. Uzun zamandır ilk kez world music (Brighde Chaimbeul), metal (Agriculture, Melt-Banana), caz / soul (Blood Orange), indie (Geese), üstüne gece sonu Ben UFO, Yousuke, Overmono gibi elektronik müzik arada dinleyip ana sahneleri tamamen bypass ederek yaşayabileceğim gün uzun zamandır olmamıştı. Fakat tabii ki tamamen Tanrıların gazabına uğradık. gün öncesinden sarı alarm yağmur haberleri geldiğinde, yanıma yağmurluğumu alırım giderim, Barcelona’nın havası değişkendir şey olmaz diye düşünmüştüm. Maalesef 40 knot esen rüzgârı hesaba katmamışım.
Festivalin perşembe açılışını son albümlerine bayıldığım, kalıplara uymayan (çello keman içeriyor, davulcu ayakta, dörtlü vokal kanonları var) İngiliz folk post-punk dörtlüsü The New Eves yaptım. Maalesef sahne performansları albümlerindeki kadar etkileyici değildi. Biraz daha tecrübe kazanmaları gerek. Buradan, cumartesi Skrillex’in kürasyonuyla 6’dan itibaren kuyruk olan, Arca Four Tet’in gizli konuk olacağı her zaman girmek için uzun sıralar beklenen Cupra Pulsa (eski Boiler Room alanı) sahnesine “hazır kalabalık yok, Ürdünlü DJTonno’ya göz atalım” demişken, setin ortasında yağmur alarmı verilip müziği ekipmanı kapatıp içerideki insanları kapıdan dışarı eskort ettiler. Hemen Occident Stage’ (eskiden bilenler için uzun süre Amazon Music olan yer) Geese‘e geçecekken hâlâ her şey yolundaydı. Yarım saat kadar sahneye karşıdan vuran rüzgârla grup elemanları şekilde çalmaya devam ettiler. Yağmur dayanılmaz kıvama gelip, sırılsıklam edince kafamızı çatının altına sokup konseri dinlemeye devam ettik ama onlar konseri tamamlayamadı.
The New EvesFotoğraf: Gisela Jane Geese
Fotoğraf: Christian Bertrand
Bundan sonrası saatlik afet ânı, hareketsiz bekleyiş kaos. Rüzgâr yağmurla birlikte hışırdayan poşet yağmurluklar, birbirini arayan insanlar, sefalet çaresizlik anda, “Buradan nasıl gideceğiz, içecek nasıl alacağız, karnım acıkıyor, çok esiyor kafamıza yıkılmaz inşallah” tarzı fikirleri ortaya çıkardı. süre sonra “korkunun ecele faydası yok” diyerek en korunaklı sahnelerden olan Cupra’dan gelen müziğe doğru gittik. Bizden önce gelen uyanıklar nedeniyle şey göremesek yağmurun durmasıyla rahatlayan havada Oklou baya iyi çalıyordu.
OklouFotoğraf: Sharon Lopez
saat sonra çok daha hızlı yağmurun başlayıp bizi donumuza kadar ıslatmasıyla birlikte, maalesef Melt-Banana Agriculture hayallerinden vazgeçip binlerce kişiyle birlikte çıkışa yöneldik. Üzülerek söyleyeyim ki Melt-Banana Agriculture sahneye çıkmış. Böyle yağmurlu günlerde yakalanan konserlerin ikoniklik seviyesinin yüzde 200 artması sebebiyle ertesi gün biraz daha dayansaydım diye düşünsem 45 yaşında sefalete katlanılmıyor artık arkadaşlar. Kendilerini sene Le Guess Who?’ yakalarım diye umuyorum.
İkinci gün, ailevi nedenlerden Slowdive Einstürzende Neubauten’ı kaçırdım ama izleyen dostlarımdan gördüğüm kadarıyla Slowdive erken saat olmasına karşın açık havada, Einstürzende Neubauten ise Auditori’ gerekeni yapmış (videoları izledim ne yapayım).
Ben dans sahnelerine Call Super giriş yaptığımda, ondan hemen önce çıkan JaponDJ prodüktör Powder bizim grubun favori keşiflerinden olmuştu. Call Super sonrası insanlara uyup The Cure‘a yöneldim. Maalesef The Cure maksimum her normal vatandaşın bildiği kadar alakalı olduğumdan, 15. dakikada bileklerimi kesmemek için dans sahnesine döndüm, zira süre sonra Roza Terenzi çıkacaktı. Roza’yı daha önce dinlediğim çok diğim için en önde saf tuttum, breakli house technolarla yine çok iyiydi. Arkasından Aurora Halal beklediğimden iyi müzikleriyle bizi burada tuttu. Burası tam parti atmosferine döndüğünde ekibin geri kalanını bulmak için Skrillex‘e savruldum, EDM Brostep aynı hızıyla devam ediyordu. Çok kötü olduğunu söyleyemeyeceğim, festival sahnesinde kaldırılabilir.
Call SuperFotoğraf: Christian Bertrand
Buradan soundda biraz değişiklik yapıp İsveçli punk grubu Viagra Boys‘a uğradık. Viagra Boys vokalisti Sebastian Murphy etkileyici prezansı çok iyiydi ama ufak sahnede daha erken izlemeyi tercih ederdim. Gece 02.30’ punk dinlemek. Kapanışı Detroit Techno efsanesi Underground Resistance yaptık Mad Mike Banksdinleyerek hacı olduk. Electro techno klasikleri güzel live / DJ performans izledik. Kapasitesi problem olup girmek zor olmasa Levi’s Warehouse’ Debit dinlenebilirdi. Cumbia Rebajada, tarza dikkat.
Viagra BoysFotoğraf: Clara Orozco
Cumartesi günü Auditori’ Beverly Glenn Copeland’a gitmek çok isterdim ama gerçekçi olmak gerekirse, festivallerin üçüncü gününde oluşan yorgunlukla erken gitmek Auditori’den yer kapmak çok zordu. Bunu daha önce sadece Lankum Jenny Hval için yapabildim. Big Thief‘in sonlarında ana sahne tarafına vardım, yine Viagra Boys gibi ana sahnedense eski Amazon Music falan gibi sahnede dinlemeyi tercih ederdim; ana sahneler çok büyük olduğundan Big Thief’in akustik folk tınıları sahneyi doldurmuyordu.
Big ThiefFotoğraf: Eric Pamies Garcia
Ardından yanındaki ana sahnede Little Simz gerçek ana sahne şovunun nasıl olacağını gösterdi. Önce grubuyla çıktı, ardından ilginç şekilde DJ’lik yaptı (??), sonra tekrar grubuyla izleyicileri avucunun içine. Maalesef Smerz çakıştığından Smerz’i izleyemedim. Gelemeyenler için ana sahneler ufak sahnelerin arası lojistik olarak uzaklıktan ötürü çok zor, programasyon nedeniyle çoğunlukla tanesini seçmek zorunda kalıyorsunuz. Âdeta köprü trafiği.
Yine ana sahnede çıkan My Bloody Valentine için festivalin en iyi performansı yorumunun yapıldığını çok duydum. Büyük fan olmadığımdan bunu diyemeyeceğim ama sound olarak gerçekten olağanüstüydü. Yarısına kadar izledikten sonra 2024’te Cupra Stage’i kapayan zaman “kim bunlar ya?!” diye birbirimize baktığımız ama setin sonra yeni nesil Latin teknonun anaları olduğunu anladığımız; Tra Tra Trax etiketinin kataloğundan bildiğim Kolombiyalı Verraco‘ya ekürisi Lechuga Zafiro‘ya geçtik. Politik duruş, görseller parça seçimleriyle festivalde en diğimiz DJ actlerinden oldular.
Maalesef bahsettiğim mesafeler bize punkçılar Lambrini Girls’ü dinletmedi. Sonradan baktığım videolarda çok iyi performans sergilediklerini gördüm. Levi’s Warehouse’a ilk girişi tüm weirdoların anneannesi Hollandalı DJ Marcelle yaptım. Herhalde tanıyanı az olduğundan girmesi zor olmadı. Çok zor bulunacak eklektik plaklardan ayin gibi set yaptı. Ardından biraz Shackleton‘ın dubby elektronik soundlarını dinledikten sonra, yeni nesil electro/punk/breakcore grubu Femtanyl‘e arkadaşımızın çocuğuna (!) video çekmek için gittik. İnanılmaz enerjiydi, anlamasam etkilendim diyebilirim.
DJ MarcelleFotoğraf: Sharon Lopez
Kneecap‘e ucundan değerek ekibin geri kalanını yakalayıp Peggy Gou‘ya gittik. İki sene önce çok kötüydü ama geçen zamanda daha kötü olmayı başarmış. insanları DJ yapan karanlığa sövdükten sonra festivalden ayrıldık. Bizden daha başarılı arkadaş grubumuz Warehouse’dan çıkmayarak Japon tekno efsanesi DJ Nobu’yla reset atarak festivalden ayrılmış. Ertesi gün en çok kafama takılan
KneecapFotoğraf: Eric Pamies Garcia
Genel toplamda bakarsak, günü aksaklıklarla geçse festival kadar çeşitli müziği araya getirdiği için tabii ki başarılı. Sahne programlamaları her zaman daha iyi olabilir, biraz daha fazla küresel müzik caz sunulabilir, büyük eksik. Maalesef bazen çok algoritmik kaçıyor seçimler ama ben artık gençleri yakalayamıyor olabilirim.
dahakine kadar!