BABİL’E KADAR UZANIYOR
Rock dünyasının yıldızlarından Kirk Hammett’ın açıklamasında ismi geçen antik Yunan düşünürü Pythagoras ya Türkiye’ kabul gören ismiyle “Sisamlı Pisagor” ses aralıklarını matematiksel oranlarla açıklayan ilk büyük düşünürlerden biri olarak kabul ediliyor. Pythagoras, düşünce sistemini matematiğin sayıların formları üzerine inşa etmiş olsa düşünce tarihinde “müzik teorisini icat eden” kişi olarak kabul edilmiyor. Pythagoras, MÖ 6. yüzyılda deneyler oktav, beşli dörtlü aralıkların matematiksel oranlarını ortaya koyan isim olarak biliniyor. Ancak müzik tarihçileri modern gam armoni sisteminin yalnızca Antik Yunan’a indirgenemeyeceğini vurguluyor. “Cambridge History of Western Music Theory” adlı bilimsel araştırmada MÖ 1800’lere ait Babil kil tabletlerinde erken dönem gam dizilimleri akort sistemleri bulunuyor.
Müzik, Klasik dönem Grek düşünürlerince insan yapımı (technē) gerçeğin taklidi (mimesis) olarak tanımlandı. Ancak, Mimesis kavramı Platon’ olumsuz, Aristoteles’ ise olumlu anlamıyla çerçevelendirildi.PLATON. ARİSTOTELES
Antik Yunan düşüncesinde ise müzik yalnızca estetik değil aynı zamanda etik siyasal mesele olarak değerlendiriliyordu. Klasik dönemin üç büyük düşünürü arasında bulunan Platon Aristoteles müzik hakkında kapsamlı düşünceler ortaya koydular. Platon, başyapıtı kabul edilen “Devlet” (Politeia) “Yasalar” eserlerinde müziği, ruhu doğrudan etkileyen güçlü araç olarak tanımladı eğitim sisteminde çocukluk yaşlarında verilmesi gerektiği kanaatini ileri sürdü. Ancak, yanlış müzik modları aşırı duygusal sanat biçimleri Platon’un “ideal devlet” düzeni açısından aklı karakteri zayıflattığı gerekçesiyle tehlikeli kabul edildi. Devlet eserinde tragedya şairlerini sanatçıları eleştiren Platon, “mimesis” yani taklit kavramını merkeze. Ona göre sanat gerçekliğin (akledilir, değişmez, asıl bilgilerin bulunduğu idealar alemi / Episteme düzeyi) değil, gerçekliğin gölgesinin (duyumsanır, sürekli değişken nesnelerin görünürler dünyası / Sanı-Doxa düzeyi) taklidiydi. nedenle sanatçıların ideal devlette sınırlanması hatta çoğunun kovulması gerektiğini savundu. Platon’un öğrencisi Aristoteles “Politika” “Poetika” eserlerinde müziği ele. Aristoteles’e göre sanat yalnızca taklit değildi; aynı zamanda insanın duygusal düşünsel gelişimine katkı sunan alanlardan biriydi. Klasik dönem düşüncesinin zirvesi kabul edilen Aristoteles eserlerinde müziğin eğitim, karakter oluşumu ruhsal arınma/dönüştürücü ruhsal değişim (katharsis) üzerindeki etkisini vurguladı. Düşünür müziği sanatın belli alanlarını “felsefeye yakın” olarak nitelendirdi. Avrupa Birliği tarafından desteklenen “Aristoteles’in Fragmanları: Kayıp Eserlerinin Yeniden Yapılandırılması” araştırma projesi kapsamında düşünürün yaşamının döneminde müziğe “varlık olmak bakımından müzik” yaklaşımı sergilediği ortaya çıktı. Projeyi yürüten dünyanın en saygın Aristotelesçi geleneğine sahip olan Padua Üniversitesi uzmanları fragmanların devamında müziğe ilişkin bugüne değin yapılmış en kapsamlı düşünsel tanımın çıkabileceği düşüncesindeler. Deli Kasap dergimizde daha önce düşünürün mantık metafiziğine bağlı kalarak varlık olarak müziğin nasıl çerçeve kazanabileceğini tasavvur etmiştik. ( Derleme aşamasında olan projenin sonuçlarının bütünüyle açıklanmasını büyük heyecanla bekliyoruz.
NOTANIN RUHUNA ŞİİR YAZAN İSİM: AUGUSTİNUS
Müzik teorisinin matematiksel, düşünsel toplumsal kökleri Antik Yunan’a dayansa birçok felsefe tarihçisi müzik felsefesinin sistematik biçimde patristik düşüncenin zirvesi kabul edilen Augustinus bütüncül anlama kavuştuğunu kabul ediyor. Özellikle “ Musica” adlı eseri alanda temel metinlerden biri sayılıyor. Augustinus, müziği yalnızca seslerin düzeni olarak değil; zaman, ritim, hafıza insan ruhuyla ilişkili metafizik alan olarak değerlendirdi. Düşünür, müziğe ilişkin pasaj fragmanlarını ise şiirsel dil dokuyarak çok ayrı noktaya yerleşmiş durumda. Stanford Üniversitesi’nin konu hakkında yayımladığı kapsamlı kitaptaki vurgu Augustinus’un yaklaşımı, “müziğin merkezini matematiksel düzenden çekerek insan bilinci içsel deneyim alanına taşıdı.” nedenle bildiğimiz anlamdaki müzik estetiği müzik felsefesinin asırlar içindeki dönüşümünde büyük kırılma çoğu zaman Augustinus’a dayandırılıyor. Augustinus’un ardından Boethius’un “ Institutione Musica” eseri Orta Çağ boyunca Avrupa’daki müzik anlayışını belirleyen temel kaynaklardan biri haline geldi.
Müziğin bildiğimiz anlamıyla estetik aşkın tanımı, ezgileri evrensel gerçeğe ulaşmada yol kabul eden Augustinus hayat buldu. Augustinus’un tanrı merkezli hakikat yapısını (Veritas) şiddetle eleştirsek “kendi başına müzik” sınırında ele aldığı saf müzik ruhu tanımını bundan ayırıyor küresel ölçekte olduğu gibi büyük saygı duyuyoruz.TONAL SİSTEMİN ZİRVESİ BACH
Rock müzik tarihi genel müzik tarihi kitaplarında ise sistematik tonal bütünlüğün özellikle Johann Sebastian Bach tam anlamıyla olgunluğa eriştiği görüşü öne çıkıyor. Bach’ın 1722’ yayımladığı “Das Wohltemperierte Klavier” (İyi Düzenlenmiş Klavye) adlı eseri, majör-minör tonal sistemin, söz konusu dönem içinde pratik teorik zirvesi olarak kabul ediliyor. Müzik tarihçileri Bach’ın eserleriyle birlikte Batı müziğinde armonik merkez fikrinin sistematik hale geldiğinin altını çiziyorlar.
Yalnızca dayatılan kültürün dahil olduğu değil, hiçbir sözde “egemen” üretim ilişkisini “doğal nitelikli” “kendiliğinden” kabul etmeyin! Uyanık, farkında, tabusuz, ahlak normlarını yıkmış özgür bireyler zihinler olarak kalın!
EMRE DOĞULU