İclal Nilgün Bişgin Büşra Nur Kellegöz'ün MDC’26 Öğrenci Mimari Tasarım Fikir Yarışması için tasarladığı proje önerisi.
1. Yer BağlamAnkara Garı çevresi, kentin tarihsel gelişim süreci içerisinde farklı dönemlere ait mekânsal katmanların üst üste geldiği önemli kentsel eşik oluşturmaktadır. Erken Cumhuriyet döneminde Ankara Garı, yalnızca ulaşım yapısı olarak değil, genç Cumhuriyet’in başkente açılan kapısı olarak kurgulanmıştır. trenden inen yolcu için kente dair ilk izlenimi oluştururken, aynı zamanda devletin mekânsal temsiliyetini üstlenen giriş yapısı niteliği taşımıştır.
Ulus yönüne açılan doğrusal aks boyunca Meclis, Gençlik Parkı Ulus Meydanı’na uzanan güzergâh, yalnızca fiziksel ulaşım hattı değil, Cumhuriyet’in ideolojik mekânsal kurgusunun parçası olarak tasarlanmıştır. doğrultuda Ankara Garı, kente açılan eşik olmanın ötesinde, yeni kurulan devletin mekânsal anlatısının başlangıç noktası olarak konumlanmıştır.
Zamanla Ankara’nın büyümesi farklı yönlerde gelişmesi birlikte merkezî konum dönüşüme uğramıştır. tarihsel belleği geleneksel ticaret dokusunu koruyan merkez olarak varlığını sürdürürken, kent yeni akslar boyunca gelişmiş; Maltepe, Sıhhiye Anıtkabir çevresi yeni kentsel merkezler olarak ortaya çıkmıştır. süreçte Ankara Garı, kentin eski yeni merkezleri arasında kalan ara bölgeye dönüşmüştür.
Demiryolu hattı gar kompleksi, dönüşüm sürecinde fiziksel eşik oluşturarak kenti iki farklı karakterde parçaya ayırmıştır. tarafta tarihsel, daha küçük ölçekli katmanlı kent dokusu; tarafta geniş bulvarlar, büyük ölçekli yapılar mode kent kurgusu yer almaktadır. iki farklı karakter, Ankara Garı çevresinde sırt sırta duran kentsel katmanlar olarak okunabilmektedir.
durum yalnızca fiziksel ayrışma yaratmamakta; aynı zamanda sosyal, zamansal mekânsal gerilim üretmektedir. Bölgedeki yapılar, kullanıcı profilleri kamusal alanlar farklı kuşaklara ait mekânsal izler taşımaktadır. kuşaklar, birbirine temas etmeden yan yana var olan kent parçaları olarak Ankara Garı çevresinde yoğunlaşmaktadır.
Eşikte bekleyen yolcu, iki farklı kent karakteri iki farklı zaman dilimi arasında kalmaktadır. bağlamda yalnızca geçiş mekânı değil, geçmiş gelecek arasında askıda kalan karşılaşma alanı olarak tanımlanabilir. Bekleme hali, burada yalnızca ulaşım sürecini değil; kentin farklı katmanları arasında arafta kalmış mekânsal deneyimi temsil etmektedir.
bağlamda Ankara Garı, kentin iki yüzünü aynı anda gösteren, farklı kuşakları farklı kent parçalarını araya getiren çatışma kesişim alanı olarak değerlendirilmektedir.
2. Tasarım Yaklaşımı: NEXUSNEXUS projesi, Ankara Garı çevresindeki parçalı yapıyı yeniden ele alarak birleştirici arayüz kurmayı hedefler. Proje, demiryolunun oluşturduğu sınırı ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, onu bağlayıcı omurga olarak yorumlar. Ulus’un tarihsel dokusu Maltepe’nin mode yapısı arasında kurulan ilişki, Ankara Kalesi Anıtkabir akslarına eklemlenen kentsel omurga üzerinden güçlendirilir. omurga, farklı kotlarda gelişen kamusal alanlar geçiş mekânları sayesinde kentin parçalanmış yapısını yeniden birbirine bağlar.
yaklaşım yalnızca fiziksel süreklilik kurmayı değil, farklı kullanıcı gruplarının araya gelmesini hedefler. Gündelik kent kullanıcısı, gar yolcusu, bölgede çalışan bireyler kente kısa süreli gelen ziyaretçiler, farklı zaman dilimlerinde alanı kullanan temel kullanıcı profillerini oluşturur. çeşitlilik, mekânsal kurgunun esnek çok katmanlı olmasını gerektirir. Bekleme, üretim, dinlenme karşılaşma gibi farklı ihtiyaçlar, omurga üzerinde dağıtılan mekânsal odaklar aracılığıyla karşılanır.
Proje yalnızca fiziksel bağlantı kurmayı amaçlamaz; aynı zamanda farklı kuşakların zamanların araya gelebileceği deneyim üretir. nedenle tasarlanan yapı, ulaşım noktası olmanın ötesine geçerek bekleme, karşılaşma geçiş deneyimlerini yeniden tanımlar. Ankara Garı’nın “arada kalmış” hali burada sorun değil, potansiyel olarak ele alınır. Proje, boşluğu doldurmak yerine, farklı katmanların temas edebileceği geçirgen platform oluşturur. Böylece NEXUS, iki farklı Ankara’yı araya getiren bağ noktası haline gelir.
Tasarım, demiryolu hattı boyunca uzanan kentsel omurga fikri üzerine kuruludur. omurga; farklı kotlardaki platformlar, köprüler yarı açık mekânlar aracılığıyla tanımlanır. Rayların oluşturduğu fiziksel sınır, sistem sayesinde aşılır süreklilik sağlanır.
Kamusal alanlar, bekleme karşılaşma deneyimini destekleyecek şekilde kurgulanmıştır. Açık yarı açık mekânlar, farklı kullanıcıların araya gelebileceği esnek alanlar sunar. alanlar; kısa süreli bekleme alanları, ortak üretim atölyeleri, yarı açık dinlenme mekânları geçiş holleri gibi farklı programlara ayrılarak kullanıcı ihtiyaçlarına doğrudan karşılık verir.
Mekânsal kurgu oluşturulurken Ulus Maltepe’nin farklı kentsel karakterleri referans alınmıştır. Ulus’un daha parçalı, küçük ölçekli yoğun kullanımlı mekânsal yapısı; daha geçirgen, insan ölçeğinde parçalı mekânlar olarak yeniden yorumlanırken, Maltepe’nin geniş açıklıklı, büyük ölçekli kurumsal dili; daha açık, lineer süreklilik gösteren mekânlarda karşılık bulur. iki farklı tipoloji, omurga üzerinde birbirine eklemlenen mekânsal sekanslar olarak kurgulanır.
Ayrıca kurgu, farklı ölçekler arasında geçiş sağlar. Büyük ölçekli mode yapılar daha küçük ölçekli tarihsel doku arasında ara ölçek oluşturarak mekânsal süreklilik kurmayı hedefler.
4. Sürdürülebilirlik YaklaşımıProjede sürdürülebilirlik, sonradan eklenen özellik değil, tasarımın temel parçasıdır. Yapı; enerji üreten, iklime uyum sağlayan zamanla dönüşebilen sistem olarak düşünülmüştür.
Trenlerin hareketiyle oluşan rüzgâr, raylar boyunca yerleştirilen dikey pervaneler aracılığıyla enerjiye dönüştürülür. Böylece ulaşımın kendisinden enerji elde edilen alte atif sistem önerilir.
Çift cidarlı cephe sistemi, doğal havalandırmayı destekleyerek iç mekânın enerji ihtiyacını azaltır. Mevsimlere uyum sağlayan pasif sistem, yapının daha verimli çalışmasına katkı sağlar.
Prefabrik modüler elemanlar sayesinde yapı zaman içinde değiştirilebilir yeniden kurgulanabilir. hem malzeme israfını azaltır hem uzun ömürlü esnek kullanım sunar.
Buna ek olarak, proje sürdürülebilirliği yalnızca enerji üretimi üzerinden değil, kullanım döngüleri üzerinden ele. Gün içinde farklı kullanıcı gruplarının mekânı dönüşümlü olarak kullanması, alanların sürekli aktif kalmasını sağlar. durum, mekânsal verimliliği artırırken kentsel yaşamın sürekliliğini destekler.