MVRDV, Brüksel’ değişen kentsel ihtiyaçlara uyum sağlayan, düşük karbon hedefli karma kullanımlı yaşam çalışma ortamı sunan proje tasarladı.

Görseller: Reverso Studio

MVRDV tarafından Brüksel’ tasarlanan en yüksek noktası 126 metreye ulaşan ikiz kuleler, Tour & Taxis alanındaki en yüksek yapı olarak bölgenin yeni simgesi olmayı hedefliyor.

Toplam 58.000 metrekarelik karma kullanımlı yapı, hibrit taşıyıcı sistem hafif cephe elemanları sayesinde yapı temel betonunu azaltarak karbon ayak izini en düşük seviyeye indirmeyi amaçlayan yaklaşımla tasarlanmış.

Tour & Taxis Towers, tabanda yer alan beş katlı kaide birbirine bağlanan iki kuleden oluşuyor.

Batı kulesi, Proximus için tasarlanan 20 katlı ofis yapısı olarak kurgulanırken, doğu kulesi 35 katlı konut bloğu olarak planlanmış stüdyodan üç yatak odalı dairelere kadar değişen toplam 199 konutu barındırıyor.

İki kuleyi birleştiren kaide, ofisler kamusal kullanımlar için alanlar içeriyor üstünde erişilebilir teras bulunuyor.

Yapının tasarımı, 2,7 metrelik cephe modülasyonu üzerinden kurgulandı sistem sayesinde bina, zaman içinde değişen kullanıcı ihtiyaçlarına göre farklı işlevlere uyarlanabilecek esneklikte tasarlanmış.

Her iki kulede yer alan düzensiz geri çekilmeler, hem ortak hem özel açık alanlar oluşturarak çok sayıda teras kullanımına olanak tanıyor. hareketli kütle kurgusu, aynı zamanda köşe pencerelerini artırarak daha fazla kullanıcıya geniş manzaralar sunuyor.

Geri çekilmelerin konumları, gün ışığı rüzgâr analizleri doğrultusunda belirlenerek çevresel performans gözetilmiş.

Kulelerin çevreyle bütünleşmesi tasarımın önemli parçası olarak ele alınmış. Kaidenin merkezinde, Lake Side bölgesinden uzanan kamusal geçiş aksı yer alıyor aks, üst kotlara kadar yükselen atriyumla desteklenerek iç mekândaki hareketliliği görünür kılıyor.

Konut kulesinin zemin kotunda kamusal hizmet alanlarının yer alması, günün farklı saatlerinde aktif canlı zemin kat kurgusu oluşturmayı hedefliyor.

Özellikle inşaat sürecinde, yüksek yapıların yüksek karbon emisyonlarına neden olduğu bilindiğinden, düşük karbonlu tasarım yaklaşımı projenin temel prensiplerinden biri olarak benimsenmiş.

Proje, erken tasarım aşamalarından itibaren MVRDV’nin geliştirdiği CarbonSpace yazılımı kullanılarak şekillendirilmiş sayede henüz kesin kararlar alınmadan önce gömülü karbon değerleri analiz edilmiş.

doğrultuda, ofis kulesinde beton taşıyıcı sistem çapraz lamine ahşap döşemelerin birlikte kullanıldığı hibrit yapı tercih edilmiş.

karar benzeri optimizasyonlar, yapının toplam ağırlığını azaltırken temel taşıyıcı sistemde kullanılan beton miktarını minimuma indirmiş.

stratejiler sonucunda, yapının karbon ayak izinin benzer ölçekli yapılara kıyasla belirgin ölçüde daha düşük olması öngörülüyor.